ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Temaslı Takibi, Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi ve Filyasyon (14 Eylül 2020)

 SAĞLIK ÇALIŞANLARI HARİCİNDE KALAN TEMASLI TAKİBİ

Kesin veya olası COVID-19 enfeksiyonu olan bir kişi ile damlacık enfeksiyonuna yönelik korunma önlemleri alınmadan yakın temas etmiş olan kişiler, son temaslarından sonraki 14 gün boyunca; özellikle ateş ve solunum semptomları açısından telefon ile sorgulanarak izlenmeli, gerekir ise ev ziyareti yapılmalıdır.

Temaslı takibi İl/İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından organize edilir ve yürütülür.

Temaslı değerlendirilmesi yapılırken, COVID-19 vakasının PCR testi alınmasından veya semptom başlangıcından önceki 7 günden itibaren temaslıları değerlendirmeye alınır.

Kesin COVID-19 tanısı alan kişilerde, enfeksiyon tablosunun iyileşmesini takip eden 3 ay içerisinde gerçekleşen COVID-19 vakası ile temas durumu, riskli temas olarak değerlendirilmez ve temaslı takibi yapılmaz.
Bu kişilerin 3 ay sonrasında gerçekleşen COVID-19 vakası ile temasları değerlendirmeye alınarak temaslı listelerine dahil edilir.

Bilinen bir immün süpresif hastalık tablosu olan ve ya immünsüpresif ilaç kullanan kişiler bu
kapsamda değerlendirilmez ve süreye bakılmaksızın tüm COVID-19 vakası ile temasları değerlendirmeye alınır.

Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan “COVID-19 Temaslı Takibi, Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi ve Filyasyon ve Hasta Yönetimi” güncellemesini okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Temaslı Takibi, Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi ve Filyasyon

SAĞLIK ÇALIŞANLARI HARİCİNDE KALAN TEMASLI TAKİBİ

Kesin veya olası COVID-19 enfeksiyonu olan bir kişi ile damlacık enfeksiyonuna yönelik korunma önlemleri alınmadan yakın temas etmiş olan kişiler, son temaslarından sonraki 14 gün boyunca; özellikle ateş ve solunum semptomları açısından telefon ile sorgulanarak izlenmeli, gerekir ise ev ziyareti yapılmalıdır.

Temaslı takibi İl/İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından organize edilir ve yürütülür.

Temaslı değerlendirilmesi yapılırken, COVID-19 pozitif hastanın semptom başlangıcından önceki 48 saatten itibaren temaslıları değerlendirmeye alınır.

Virüsün kuluçka döneminde ve semptom başlangıcından önceki dönemde atılım
dinamikleri ile ilgili bilgiler bugün için yeterli değildir.

Ancak uluslararası otoritelerin (Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi ve Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Önleme ve Kontrol Önleme Merkezi) önerileri çerçevesinde süre 48 saat olarak belirlenmiştir.

Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan “COVID-19 Temaslı Takibi, Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi ve Filyasyon ve Hasta Yönetimi” güncellemesini okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

COVID-19 İmmün Plazma Rehberi (V3)

 

Coronavirus’lar (CoV), soğuk algınlığı gibi basit hastalıkların yanı sıra Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara neden olabilen geniş bir virüs ailesidir.
Yeni Coronavirus (SARS-CoV-2), ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık 2019’un sonlarında, akut solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hasta üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda, 13 Ocak 2020’de tanımlanmış olan bir virüstür.

SARS- CoV-2 virüsünün etken olduğu bu hastalık, COVID-19 olarak tanımlanmıştır. İnsandan insana bulaşarak Vuhan başta olmak üzere Çin Halk Cumhuriyeti’nin diğer eyaletlerine ve diğer dünya ülkelerine hızla yayılmış olması nedeniyle, 30 Ocak 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durum olarak ilan edilmiştir. Salgın tüm dünya için halk sağlığı tehdidi oluşturmaya devam etmektedir.
Salgının ortaya çıkmasından bu yana COVID-19 enfeksiyonunda ölüm oranı, 2012 MERS-CoV salgınındaki kadar olmamakla beraber, oldukça yüksek seyretmektedir.

Bu durum COVID-19 enfeksiyonunun patogenezinin tüm yönleri ile açıklanamamış olması ve aynı zamanda etkene yönelik antiviral tedavinin henüz geliştirilememiş olması ile ilişkilidir. Güncel tedavi uygulamaları ise sıklıkla destek tedaviler ve ikincil enfeksiyonlar ile komplikasyonları önlemeye yöneliktir.

Bu kapsamda tarihsel deneyim ile desteklenen pasif bağışıklama kavramı tekrar gündeme gelmiştir. İyileşen kişilerden elde edilen plazma, serum veya immünglobulin konsantrelerinin uygulanmasının, COVID-19 enfeksiyonunun önlenmesinde veya tedavisinde etkili olabileceği düşünülmektedir. İmmün plazma kullanımı, 2009-2010 H1N1 influenza virüsü salgını, 2003 SARS-CoV-1 salgını ve 2012 MERS-CoV salgınında başarı ile uygulanmıştır. İmmün plazmaların aktif virüs enfeksiyonu nedeniyle hastanede yatan hastalara terapötik amaçla verilmesi “pasif bağışıklık transferi” olarak tanımlanabilir. Pasif bağışıklık antikorları, hedef organların hasarını azaltabilir ve etkili patojenleri doğ rudan nötralize edebilir.
DSÖ “Kan Mevzuat Düzenleyicileri Sürveyans Ağı” tarafından 28 Ocak 2020 tarihinde yayımlanan Mevcut Durum Bildirgesi’nde, daha önce MERS salgınında uygulandığı gibi, aşı ve/veya etkin anti-viral ilaçlara ulaşılamadığında, immün plazma, serum veya immünglobulin konsantrelerinin SARS-CoV-2 virüsü için de kullanılabileceği belirtilmiştir. Bununla ilgili olarak, yetkili otoritelerin immün plazma veya serumun toplanması için gerekli düzenlemeleri oluşturmaları gerekliliği vurgulanmıştır.
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 24 Mart 2020 tarihinde “COVID-19 Konvansiyonel Plazma Araştırması – Acil Durum” bildirgesi ile bir tavsiye kararı yayımlamıştır. Bu karar metninde, immün plazmanın 2009-2010 H1N1 influenza virüsü salgını, 2003 SARS-CoV-1 salgını ve 2012 MERS-CoV salgını dahil olmak üzere, diğer solunum yolu enfeksiyonları salgınlarında kullanıldığı hatırlatılarak, COVID-19’a karşı antikor içeren immün plazma kullanımının enfeksiyona karşı etkili olabileceği ifade edilmiştir.
COVID-19 pandemisi ortaya çıktığından beri, bu hastalıktan korunmak ya da hastalığın tedavisinde kullanılmak üzere mevcut farmasötik ajanların denenmesi veya yenilerinin geliştirilmesi, aşı çalışmaları ve immün plazma gibi alternatif tedavi yöntemlerinin kullanılması gibi konularda yapılan bilimsel çalışmaların sayısı her geçen gün artmaktadır. İmmün plazmanın kullanımı ile ilgili kısıtlı sayıdaki çalışmada hastaların bu tedaviden yarar gördüğü bildirilmektedir.
Tüm bu bilimsel dayanaklar göz önüne alındığında; Ulusal ve Uluslararası Kan ve Kan Bileşenleri Mevzuatına ve evrensel standartlara uygun koşullarda toplanan ve saklanan immün (anti-SARS COV-2 antikoru içeren) plazmaların, aktif virüs enfeksiyonu nedeniyle hastanede yatan hastalara terapötik amaçla uygulanması konusunda bilimsel temellerin oluştuğu görülmektedir. Bu kılavuz, ülkemizde de etkisini gösteren COVID-19 pandemisinde ihtiyaç duyulan hastalarda kullanmak üzere, anti-SARS COV-2 antikoru içeren immün plazmanın hazırlanmasına ve klinik kullanımına yönelik olarak hazırlanmıştır.

Rehberi okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Küresel Salgında Yeni Normalleşme (Yüksek Öğretim Kurulu)

Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) Salgını, bütün dünyada diğer alanları olduğu gibi yükseköğretimi de etkilemeye devam etmektedir. Küresel ölçekte yaşanmakta olan bu olağanüstü durum karşısında, Yükseköğretim Kurulu olarak hızla harekete geçtik. Konuya ilişkin oluşturulan kurul ve komisyonlarla salgının başından itibaren süreci yakinen takip ettik, etmeye de devam ediyoruz.
Bilindiği üzere 2019-2020 eğitim öğretim yılı bahar döneminde eğitim ve öğretim süreçlerinin
kesintiye uğramaması ve bu sürecin en az hasarla aşılması için çevrimiçi eğitime geçildi.

Uzaktan eğitimle ilgili bazı mevzuat değişiklikleri yapıldı. YÖK Dersleri (Yükseköğretim
Kurumları Dersleri) adı verilen bir ara yüzle üniversitelerin dijital ders malzemeleri açık erişime
açıldı.

Uygulamalı eğitimler, stajlar, işyerinde mesleki eğitim gibi konularda da salgının seyrine
göre kararlar alınarak üniversitelere iletildi.

Türk Yükseköğretimi bütün alanlarda mümkün
olan önlemleri alıp, dinamik ve çevik yönetim anlayışıyla süreçleri yöneterek hızlı uyum
kabiliyeti olduğunu da ortaya koydu.
Salgının 2020-2021 eğitim ve öğretim döneminde de devam etmesi ihtimaline karşın yeni
düzenlemeler yapılması ihtiyacı doğdu. Bu bağlamda dünya örnekleri de incelendi.

Amerika ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere salgının bulunduğu ülkelerin yükseköğretim otoriteleri ve üniversitelerin aldıkları kararlar değerlendirildi. Sonuç olarak Yeni Normal süreçte uygulamalara yönelik bu kılavuz hazırlandı.

Kılavuzun taslak hali üniversitelerimizle, ilgili bakanlıklarla, kurum ve kuruluşlarla da paylaşılarak görüşleri alındı. Kılavuzda, Uzaktan Öğretim Uygulamaları, Uygulamalı Eğitimler, Ölçme ve Değerlendirme Uygulamaları, Yabancı Uyruklu Öğrenciler, Toplantılar, Kongreler ve Değişim Programları başlıkları altında çerçeve kararlar ve öneriler yer almaktadır. Salgının dinamik bir süreç olduğu göz önünde bulundurulduğunda, üniversitelerin ilgili kurulları tarafından salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programların farklı uygulamaları özelinde planlama yapılması
gerektiği unutulmamalıdır.

Nitekim salgının kontrol altında olduğu bir ilde yapılacak olan bire bir pilotaj eğitimi ile vaka sayısının artma eğiliminde olduğu bir ilde, COVID-19 hastaları takip eden bir klinikte yapılacak olan staj eğitimleri için alınacak önlemler tabii ki farklı olacaktır.
Hatta eğitim ve öğretim yılının farklı aylarında, yine salgının seyrine göre alınan önlemler  çeşitlenecektir.

Ekim ayında uygulamalı eğitimlere devam eden bir program, salgının yerel seyrine göre Kasım ayında çevrimiçi uygulamaya geçmek zorunda kalabilecektir.

2020-2021 eğitim ve öğretim yılına yönelik planlamaların yapılabilmesi için çeşitli konularda çerçeve kararları içeren Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Rehberi oluşturulduğu bildirilmiştir.

Rehberi okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 Erişkin Hasta Tedavi Rehberi (02 Ağustos 2020)

COVID-19 (SARS-CoV-2 ENFEKSİYONU) ERİŞKİN HASTA TEDAVİSİ

COVID-19 olası vaka tanımına uymayan ve diğer nedenlerle başvurup, sağlık kuruluşlarında değerlendirilen hastalara uygulanacak olan standart protokollerin, Sağlık Bakanlığının önerdiği standart önlemler alınarak rutin şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Bu hastalara uygulanacak olan tanı ve tedavi girişimleri öncesinde acil servisler başta olmak üzere tüm kliniklerde ve yataklı servislerde, COVID-19 olmadığına dair konsültasyon notu veya toraks bilgisayarlı tomografisi talep edilmesi uygun değildir.

Hem asemptomatik taşıyıcılarda hemde hastalarda PCR testinin negatif olabileceği dikkate alındığında, bir kişinin COVID-19 ile enfekte olmadığının kesin olarak söylenebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hasta olmasa bile herkesin COVID-19 bulaştırıcı olabileceği öngörülmelidir.

Bilim Kurulu’nun Kişisel Koruyucu Ekipman Önerileri ve COVID-19 Acil Anestezi Yönetimi rehberleri doğrultusunda önlük, tıbbi maske, gözlük/yüz koruyucu ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipmanlar standart ve bulaş yoluna yönelik önlemler kurallarına uygun olarak kullanılmalı, endikasyonu olan her türlü tıbbi bakım ve müdahale bu hastalara yapılmalıdır.

Rehberin tamamını okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 Erişkin Hasta Tedavi Rehberi (31 Temmuz 2020)

COVID-19 (SARS-CoV-2 ENFEKSİYONU) ERİŞKİN HASTA TEDAVİSİ

COVID-19 olası vaka tanımına uymayan ve diğer nedenlerle başvurup, sağlık kuruluşlarında değerlendirilen hastalara uygulanacak olan standart protokollerin, Sağlık Bakanlığının önerdiği standart önlemler alınarak rutin şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Bu hastalara uygulanacak olan tanı ve tedavi girişimleri öncesinde acil servisler başta olmak üzere tüm kliniklerde ve yataklı servislerde, COVID-19 olmadığına dair konsültasyon notu veya toraks bilgisayarlı tomografisi talep edilmesi uygun değildir.

Hem asemptomatik taşıyıcılarda hemde hastalarda PCR testinin negatif olabileceği dikkate alındığında, bir kişinin COVID-19 ile enfekte olmadığının kesin olarak söylenebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hasta olmasa bile herkesin COVID-19 bulaştırıcı olabileceği öngörülmelidir.

Bilim Kurulu’nun Kişisel Koruyucu Ekipman Önerileri ve COVID-19 Acil Anestezi Yönetimi rehberleri doğrultusunda önlük, tıbbi maske, gözlük/yüz koruyucu ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipmanlar standart ve bulaş yoluna yönelik önlemler kurallarına uygun olarak kullanılmalı, endikasyonu olan her türlü tıbbi bakım ve müdahale bu hastalara yapılmalıdır.

Rehberin tamamını okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Seyahat İçin Tavsiyeler!!!

                            Pandemi sürecinde yolculuk araç içinden mola yerine kadar bir dizi önlem gerektiriyor..

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), Covid-19 pandemisi sonrası normalleşme sürecinde karayolu, demiryolu ve deniz yolu kullanımında dikkat edilmesi gerekenler konusunda geniş bir tavsiye listesi hazırladı. Hem araç kullanıcıları hem de yolcuları kapsayan tavsiyeler yolculuğun tüm aşamalarını kapsıyor.

 

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği TÜSAD, bayram için sevdiklerini ziyaret etmeye gidecek vatandaşlar için bir tavsiye listesi hazırladı. Araç kullanıcılarından yolculara, mola yerlerinden yeme-içme alanlarına kadar geniş bir yelpazede sunulan tavsiyeler, koronavirüs salgını ile mücadelede büyük önem taşıyor. TÜSAD Mesleki ve Çevresel Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu’nun hazırladığı dikkat edilecekler listesinde şunlar yer alıyor:

 

ARAÇ İÇERİSİNDE UYULMASI GEREKEN KURALLAR

  • Araç içine Covid-19 ile ilgili uyulması gereken kurallar görünür bir şekilde asılmalı ve aracı kullananlarla yolcuların bu kurallara uyması sağlanmalıdır.
  • Kurallar içerisinde ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı gibi belirtileri ile Covid-19 temaslısı olan ve Covid-19 tanısı alan personel ve yolcuların binmemeleri uyarısı yer almalıdır.
  • Araçlarda giriş kapısının yanına el antiseptiği konulmalıdır.
  • Çalışan personelin Covid-19’un bulaşma yolları ve korunma önlemleri hususunda bilgilenmesi sağlanmalıdır
  • Araçlara biniş, iniş ve yolculuk süresince maske kullanımı sağlanmalıdır.
  • Kulaklık dağıtımı yapılacaksa kişiye özel olmalı ya da yolcular kendilerine ait kulaklıkları getirmelidir
  • Yolculuk süresince ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı belirtileri gelişen çalışanlar diğer personelden ve varsa yolculardan ayrı bir bölümde izolasyona alınmalı ve tıbbi maske takılarak Covid-19 yönünden değerlendirilmek üzere sağlık kurumuna yönlendirilmelidir.

TERMİNALLERDE VE MOLA YERLERİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

  • Terminaller ve araçlarda Covid-19 ile ilgili önlemlere ait anonslar yapılmalıdır.
  • Terminallerde, metro istasyonlarında, peronlarda yolcular, aralarında sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek (en az 1 metre aralıklarla) düzenli sıra oluşturmalıdır. Kalabalık oluşturmamaya özen gösterilmelidir.
  • Yolcular, araca sıra ile sosyal mesafe kurallarına (en az 1 metre) uyarak binmelidir ve araç içerisinde sosyal mesafe kurallarına uymaya özen göstermelidir.
  • Yolcular seyahat boyunca kuralına uygun maske takmalı, maske nemlendikçe ya da kirlendikçe değiştirilmeli, değiştirilmesi öncesinde ve sonrasında el antiseptiği kullanılmalıdır.
  • Yolcular araca bindiklerinde alkol bazlı el antiseptiği veya en az yüzde 70’lik alkol içeren kolonya kullanmalıdır. Çalışanlar ile temasın minimum olmasına özen gösterilmelidir.

YEME-İÇME KONULARINDA ÖNEMLİ UYARILAR

  • Kısa süreli (2 saat) seyahatlerde su dışında bir şey yeme-içme yapılmamalıdır.
  • Uzun seyahatlerde (2 saatin üzerinde) ambalajlı kumanya şeklinde yiyecek, içecek servisi yapılabilir. Su/çay/kahve içilirken, maske çıkarılacağı için mesafe en az 1 metre olacak şekilde (tercihen 2 metre) oturma ve/veya yeme-içme düzenlemesi yapılmalıdır.
  • Yeme-içme öncesi ve sonrası kişisel hijyen kurallarının uygulanmasına imkan veren düzenlemeler yapılmalıdır
  • Baharat, kürdan, tuz, kaşık, çatal, bıçak, bardak vb. malzemelerin tek kullanımlık olacak şekilde sunulması sağlanmalıdır. İkramların dağıtımı sırasında kişisel hijyen kurallarına uyulmalı ve maske takılmalıdır.
  • Yolcular birbirine yiyecek içecek ikramı yapmamalıdır.     

 

Kurban Bayramı içinde TÜSAD tarafından hazırlanan rehberi okumak için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Normalleşme Döneminde Sağlık Kurumlarında Çalışma Rehberi (7 Temmuz 2020))

1. COVID-19 PANDEMİSİNİN HAFİFLEME SÜRECİNDE HASTANELERDE NORMALE DÖNÜŞ PLANI

COVID-19 pandemisinin tam olarak sonlanmaması nedeni ile, virüse özgün etkili bir tedavi ve/veya aşı bulunana kadar risk devam etmektedir. Pandeminin kontrol edildiği bu dönemde diğer sağlık hizmetlerine olan ihtiyaç giderek artmıştır.

Ancak salgın eğrisinin düzleşmesi, toplam vaka sayısını azaltmaz, hastalık yükünü daha uzun bir süreye yayar. Bu nedenle pandeminin devam ettiği dikkate alınarak diğer sağlık hizmetlerinin de başlaması kaçınılmazdır. Bu durum COVID-19 olan ve olmayan hastalara aynı sistem içinde hizmet verilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Salgının hafifleme süreci içerisinde dikkat edilmesi gereken noktalar;

» COVID-19 ile ilişkili önlemlerin ve sağlık bakım hizmetlerinin devam etmesini sağlamak,

» COVID-19 tanısı olan ve olmayan hastalar için hastaneleri güvenli halde tutmak,

» Sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak,

» Tüm hastalara erişim ve güvenlik açısından eşit yaklaşılmasını sağlamak ve

» Personeli ve sağlık hizmetlerini mümkün olduğunca ve kademeli şekilde düzenlemektir.

Bu süreçte tüm hastalar ve refakatçilerde kişisel korunma önlemlerine dikkat edilmelidir. Tüm kurum ve kuruluşlar, birim, alt birim ve kişiler; COVID-19 pandemisi sürecinde kademeli olarak normale dönüş döneminde rollerini ve sorumluluklarını yerine getirmek üzere hazırlık yapmalıdırlar.

SON GÜNCELLEME İLE EKLENENLER
6. COVID-19 KAPSAMINDA E2 VE E3 GRUBU İLÇE DEVLET HASTANELERİNDE
(ENTEGRE HASTANE) ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
7. COVID-19 KAPSAMINDA İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ / TOPLUM SAĞLIĞI
MERKEZLERİ VE BAĞLI KURULUŞLARINDA ALINMASI GEREKEN
ÖNLEMLER
8. COVID-19 KAPSAMINDA SAĞLIKLI HAYAT MERKEZLERİNDE ALINMASI
GEREKEN ÖNLEMLER

 

Rehberi okumak ve indirmek için tıklayınız.

 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

COVID-19 (SARS-CoV-2 Enfeksiyonu) Güncel Rehber

Koronavirüsler (CoV), soğuk algınlığı gibi toplumda yaygın görülen, kendi kendini sınırlayan hafif enfeksiyon tablolarından, Orta Doğu Solunum Sendromu (Middle East Respiratory Syndrome, MERS) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS) gibi daha ciddi enfeksiyon tablolarına neden olabilen
büyük bir virüs ailesidir.

Koronavirüslerin insanlarda bulunan, insandan insana kolaylıkla bulaşabilen çeşitli alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV) bulunmaktadır. İnsanlar arasında dolaşan bu alt türler çoğunlukla soğuk algınlığına sebep olan virüslerdir. Bununla birlikte hayvanlarda saptanan birçok koronavirüs alt türü mevcuttur ve bu virüslerin hayvanlardan insanlara geçerek insanlarda ağır hastalık tablolarına neden olabildiği bilinmektedir.

Detaylı araştırmalar sonucunda, SARSCoV’un misk kedilerinden, MERS-CoV’un ise tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı ortaya çıkmıştır. SARS-CoV, 21. yüzyılın ilk uluslararası sağlık acil durumu olarak 2003 yılında, daha önceden bilinmeyen bir virüs halinde ortaya çıkmış olup yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Yaklaşık 10 yıl sonra koronavirüs ailesinden, daha önce insan ya da hayvanlarda varlığı gösterilmemiş olan MERS-CoV, Eylül 2012’de ilk defa insanlarda Suudi Arabistan’da tanımlanmış; ancak daha sonra aslında ilk vakaların Nisan 2012’de Ürdün Zarqa’daki bir hastanede görüldüğü ortaya çıkmıştır.

31 Aralık 2019’da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Çin Ülke Ofisi, Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir koronavirüs (2019-nCoV) olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 olarak kabul edilmiş, virüs SARS CoV’e yakın benzerliğinden dolayı SARS-CoV-2 olarak isimlendirilmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü, COVID-19 salgınını 30 Ocak’ta “uluslararası boyutta halk sağlığı acil durumu” olarak sınıflandırmış, ilk salgının başladığı Çin dışında 113 ülkede COVID-19 vakalarının görülmesi, virüsün yayılımı ve şiddeti nedeniyle 11 Mart’ta küresel salgın (pandemi) olarak tanımlamıştır. Ülkemizde COVID-19 ile ilgili
çalışmalar 10 Ocak’ta başlamış ve 22 Ocak’ta T.C. Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu ilk toplantısı gerçekleştirilmiş, alınan önlemler ile ilk COVID-19 vakası Avrupa ve İran gibi komşu olduğumuz ülkelerden sonra 11 Mart’ta görülmüştür.

İlk vakanın tespit edilmesinden bu yana geçen süreçte salgın ile ilgili temel stratejimiz, halk sağlığı önlemleri ile vaka görülme hızının düşürülmesi ve salgın eğrisindeki yükselişin yavaşlatılması ile sağlık hizmetine olabilecek yoğun talebin önünegeçmektir. Saha ve klinik işbirliği ile COVID-19’a bağlı tıbbi sonuçların (ağır hastalık, yoğun bakım gereksinimi, ölüm, engellilik vb) ağırlaşmasının önüne geçilmektedir. Ülke olarak yaklaşımımız kademeli olarak salgının zararlarının azaltılması, salgının sınırlandırılması ve baskı altına alınmasıdır.

Bu rehber COVID-19 enfeksiyon zinciri (kaynak, bulaşma yolu, duyarlı kişiler), vaka tanımları ve tanı yöntemleri hakkında bilgi vermek; salgın yönetimi, COVID-19 vakası veya temaslısı ile karşılaşıldığında izlenmesi gereken strateji ve uygulamalar hakkında yol göstermek amacı ile hazırlanmıştır. Rehber ağırlıklı olarak DSÖ önerileri doğrultusunda oluşturulmuştur. COVID-19’a yönelik olarak hazırlanmış olan “COVID-19 (2019-nCoV Hastalığı) Rehberi” güncel DSÖ önerileri ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda güncellenmektedir.

Güncellenen rehber dokümanı ve rehber sunumları, afiş, broşürler ile sık sorulan sorular ve cevapları T.C. SAĞLIK
BAKANLIĞI, YENİ KORONAVİRÜSÜ COVID-19 web sayfasında (https://covid19bilgi.
saglik.gov.tr) düzenli olarak yayımlanmaktadır.

 

Rehberi indirmek ve okumak için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Pandemi Dalgalanma Sürecinde Laboratuvar Tanı Algoritmaları

Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan pandemi dalgalanma sürecinde laboratuvar tanı algoritmalarını okumak ve indirmek için tıklayınız.