Kategori arşivi Sağlık-Blog Yazıları

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

İyileşen Hastalarda Yapılan Testler Yanlış Pozitif

Bildiğiniz gibi Covid-19 salgınında en başarılı ve kısa sürede salgını kontrol etmeyi başaran Güney Kore’dir.

Uzmanlar, iyileşmiş hastalarda yapılan testlerin yeniden enfeksiyon değil yanlış pozitif bulduğunu söylüyor.

Güney Kore’nin bulaşıcı hastalık uzmanları Perşembe günü yaptığı açıklamada, ölü virüs parçalarının burada yeni koronavirüs günlerinde ve hatta tam iyileşmeyi işaretledikten sonraki haftalar için tekrar pozitif test çıkması 260’dan fazla insanda olası neden olduğu söylenmiştir.

Yapılan testler ölü virüsün ribonükleik asidini tespit ettiğini söylemişlerdir.

COVID-19 tanısı için kullanılan PCR testlerinde veya polimeraz zincir reaksiyon testlerinde virüsün ister canlı bir virüsten, ister iyileşmiş hastalardan aylarca sürebilen ölü virüs hücre fragmanlarından olsun genetik materyallerinin test sırasında çoğaldığını saptamışlardır.
PCR testleri virüsün canlı mı yoksa ölü mü olduğunu ayırt edemediğini belirtmişlerdir.

Ulusal Tıp Merkezi, Pazar günü itibariyle, Kore’de 263 kişinin virüssüz ilan edildikten sonra tekrar hastalık için pozitif test ettiğini, bunun 17’sinin küçük veya genç olduğunu söyledi.

Solunum epitel hücresinin yarı ömrü üç aya kadar sürer ve hücredeki RNA virüsü, hücrenin ortadan kaldırılmasından bir ila iki ay sonra PCR testi ile tespit edilebilir.

Komitenin bulguları, Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından, tekrarlanan hastaların bulaşıcılığın çok az olduğu veya hiç olmadığı yönünde daha erken bir değerlendirme olduğunu doğruladı.

Komite, COVID-19’un nüksetme nedeni olarak yeniden etkinleştirilmesini reddetti ve hastaların geliştirdiği antikorlar nedeniyle yeniden enfeksiyon oluşma olasılığının çok az olduğunu veya hiç olmadığını söyledi.

“COVID-19’un yeni bir virüs ürettiği süreç sadece konakçı hücrelerde gerçekleşir ve çekirdeğe sızmaz. Bu kronik enfeksiyona veya nükslere neden olmadığı anlamına geliyor ” şeklinde yorumlanmaktadır.

Yazının orjinal halini okumak için tıklayınız.

 

 

 

 

 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Karantina ve Ramazan Ayı

Covid-19 salgını nedeni ile yaklaşık 1 aydır evlerimizdeyiz. Nedense hep elimiz yiyecek ve içeceğe gidiyor. Ramazan ayının gelmesi ile bu durumda bir düzenleme yapmamız gerekiyor. Çünkü beslenme ve yaşam şeklinin değiştiği bir ay içerisindeyiz.

Özellikle öğün ve beslenme şeklimiz, besin türü (ramazanda sanki daha çok çeşit oluyor), sıvı tüketimi ve en önemlisi de uyku düzenimiz değişiyor. Bağışıklık sistemimiz içinde beslenme, egzersiz ve uyku üç saç ayağı gibi temel unsurlar. Özellikle ramazan ayında bu üç unsurda fazlasıyla etkilenecektir.

Covid-19 salgını gerçeğini de hesaba katarsak bu durum daha da ciddi bir hal almaktadır. Özellikle bu üç temel unsuru yaşam  tarzımız haline getirip herkes kendi şahsi hayatında bunları ritüel haline getirmezse çok başarılı olunabileceğini sanmıyorum.

İlk olarak beslenmeyi ele alırsak; yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az 2 öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahuru yatmadan geç saate yiyerek ve sıvı alarak yatmanın çokta uykunuzun bölünmemesi açısından faydası olmayacaktır. Çünkü iftar sonrası en az ki burada hareketsiz olduğumuzu da hesaba katarsak 4-5 saat gibi bir süre sindirim için gerekmektedir. O yüzden gece 01:00 gibi sahur yapıp yattığınızda yeteri kadar yemek yiyemeyeceğiniz gibi sindirim tamamlanmadığı için ve fazla miktarda alacağınız sıvı için gece uyku kaliteniz düşecek ve sık uyanmalar olacaktır. O yüzden sahuru vakit çıkmadan önce yapmak sağlık açısından daha uygundur. Ayrıca kan şekerinin de uzun açlık döneminde daha fazla düşeceği unutulmamalıdır. Sahura hiç kalkılmadığı durumda ise kan şekerinin regülasyonu tamamen bozulacaktır. Bu da günlük performansınızı çok etkileyecektir. Özellikle yorgunluk, halsizlik ve baş ağrısı ile mücadele etmek durumunda kalabilirsiniz.

Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilebilir. Gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması uygun olacaktır.Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır.

İftar sofraları için hazırlanan yiyecekler ve bunların tüketim miktarları bir diğer konumuz. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Burada ritüel demiştim, çorba içip ara verirseniz sofraya tekrar oturduğunuzda daha az yediğinizi göreceksiniz.

Sıvı tüketimi ise genelde dikkat etmediğimiz bir diğer husus. 

Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir.

Günde ortalama en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda vb. sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir.

Oruç tutanlar için beslenme önerileri

  • Oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.
  • Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklarla ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenin.
  • Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.
  • Sahur öğününüzü atlamayın, mutlaka yapın.
  • Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi yiyeceklerden oluşan hafif bir kahvaltı yapabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edebilirsiniz.
  • İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlayıp 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini dengeli bir şekilde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna vb.) tercih edin.
  • İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edin.
  • Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.
  • Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin.
  • Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden uzak durun.
  • İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olacaktır.
  • Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için sıvı tüketiminize dikkat edin. Ek olarak, yemeklerde lif oranı yüksek yiyecekler (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, hoşaf ve kompostolar, hurma, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edebilirsiniz.

Gelelim Egzersiz kısmına.

Bununla ilgili karantina günlerinde çok fazla alternatifimiz olmadığı için bundan önce sizler için hazırladığımız evde yapılabilecek egzersizlere bir göz atmalısınız.

Son olarak ta uyku düzenimize bir bakalım

Ramazan ayında sahur olduğu için yaklaşık 1 saat uyku bölünmesi meydana gelecektir. Aktif çalışanların sabah mesai kavramını da göz önüne alarak, biraz daha erken saatte uyumaları gerekmektedir. Bu şekilde sahur sonrası da 1-2 saatlik uyuma ile günlük yeterli miktarda uyku alınabilir. Tabi burada yukarıda bahsettiğim iftar ve sahurda çok fazla besine ve sıvı tüketimi uyku kalitesini olumsuz etkileyecektir. Bunun için önce sizler için hazırladığım karantina günlerinde uyku ve uyku hijyeni yazıma bir göz atmalısınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 Testlerinin Tanısal Değeri

Covid-19 Laboratuvar Testleri

Yeni koronavirüs SARS-CoV-2 yeni ortaya çıkan bir virüstür. Enfekte hastada antikor yanıtı büyük ölçüde bilinmemektedir ve antikor testinin klinik değerleri tam olarak kanıtlanmamıştır.

SARS-CoV-2 enfeksiyonu olan toplam 173 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaneye yatış sırasında toplanan seri plazma örnekleri (n = 535), SARS-CoV-2’ye karşı toplam antikorlar (Ab), IgM ve IgG açısından test edildi. Antikorların hastalık ilerlemesi ile dinamikleri analiz edildi.

173 hastadan Ab, IgM ve IgG serokonversiyon oranı sırasıyla% 93.1,% 82.7 ve% 64.7 idi. 12 hastada negatif antikor bulgularının nedeni, hastalığın sonraki aşamasında kan örneklerinin eksikliğinden kaynaklanabilir. Ab, IgM ve daha sonra IgG için medyan serokonversiyon süresi ayrı olarak gün-11, gün-12 ve gün-14 idi.

Antikorların varlığı, başlangıcından itibaren 1 hafta içinde hastalar arasında <% 40 idi ve başlangıçtan sonraki 15. günden bu yana hızla % 100.0 (Ab), % 94.3 (IgM) ve % 79.8’e (IgG) yükseldi.

Buna karşılık, RNA saptanabilirliği, 7. günden önce toplanan numunelerde% 66.7’den (58/87) 15-39. Gün boyunca% 45.5’e (25/55) düştü.

RNA ve antikor bulgularının birleştirilmesi, başlangıçtan beri 1 haftalık erken evrede bile (p = 0.007) COVID-19 için patojenik tanı duyarlılığını önemli ölçüde geliştirdi (p <0.001). Ayrıca, daha yüksek bir Ab titresi bağımsız olarak daha kötü bir klinik sınıflandırma ile ilişkilendirilmiştir (p = 0.006).

 Semptomlar Başladıktan Sonra Tanı Testleri Duyarlılığı
 Semptom başladıktan günler sonra
SARS CoV-2 Testleri1-78-1415-39
RT-PCR ile RNA düzeyi% 67% 54% 45
Total Antikor% 38% 90% 100
Immünglobulin M% 29% 73% 94
Immünglobulin G% 19% 54%80

 

Makalenin orjinal halini okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileArş. Gör. Mesut Ergan

Evde Yapabileceğimiz Egzersizler

COVİD 19’la Mücadelede Evde Egzersizin Önemi

Hepimizin bildiği gibi COVİD-19 pandemisi tüm dünya üzerinde olduğu gibi ülkemizde de etkisini göstermektedir. Henüz bir aşı veya tedavi geliştirilmediği için bu pandemi ile mücadelede en etkili yolun ‘’Korunma’’ olduğu bildirmiştir. Virüsten korunmak ve vücudun savunma mekanizmasını güçlendirmek için;

  • Evde kalmak ve sosyal mesafeyi korumak,
  • Elleri sık sık sabunla yıkamak
  • Sağlıklı beslenmek (sıvı, protein ve vitamin içeren besinlerden zengin),
  • İyi ve kaliteli uyumak
  • Hareketsiz kalmaktan kaçınmak; fiziksel aktivite ve egzersiz yapmak çok önemlidir.

Aktivite azlığı veya hareketsizliğin, tüm yaş grubu bireylerde, özellikle yaşlılarda kronik hastalıkların ortaya çıkmasında en önemli risk faktörlerinden biri olduğu belirtilmiştir. Yapılan araştırmalar, fiziksel aktivite düzeyi ile sağlıklı olma arasında çok yakın ilişki olduğunu göstermiştir. Yaşlılıkta fonksiyonlarda azalma ve yetersizlik meydana geldiği için, yaşam boyu düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz alışkanlığı, sağlıklı yaşlanmanın temelini teşkil eder.

Özellikle evde kaldığımız ve hareket alanımızın daraldığı bu günlerde hem fiziksel, hem mental, hem de psikolojik olarak sağlıklı olmanın yolu, egzersiz yapmaktan geçmektedir.
Egzersizin kas kuvvetini, dayanıklılığını, esnekliğini arttırma, kiloyu azaltma ve koruma yanı sıra kardiyovasküler hastalık ve tromboz riskini azaltma, kan yağ ve glikoz düzeylerini düşürme, psikolojik durumu ve uyku kalitesini düzeltme, kemik mineral yoğunluğunu arttırma, bazı kanser tiplerini ve kronik ağrıyı azaltma gibi birçok olumlu etkileri vardır.

Egzersizin faydaları yanında bazı riskleri de bulunmaktadır. Yaştan bağımsız olarak tüm yaş gruplarında kişinin aşırı ve ani yüklenmelerle başlayan hızlı, kontrolsüz egzersiz programları sonrasında oluşabilecek yumuşak doku ve eklem yaralanmaları yanında düşük enerjili veya yüksek enerjili kırıklar olabilir. Ancak bunlar önlenebilir.

Egzersizlere basit seviyeden başlayıp alıştıkça ve egzersiz performansınız geliştikçe, egzersizlerin sayılarını yavaş yavaş artırarak devam etmelisiniz.

Başlangıç seviye egzersizleri çok basit egzersizler olduğu için kalp hastalığı, diyabet veya artrit gibi problemleriniz olsa dahi, güvenle yapılabilir ve herhangi bir probleme yol açmaz.

Egzersizin faydalarını görmek için haftada 3 ila 5 gün ve günde 1-3 kez yapılması yeterli olacaktır. Her ne amaçla olursa olsun egzersizler, sağlık için oldukça faydalıdır.

Sağlınızı korumanız için için kısa süre dahi olsa sürekli egzersiz yapmanın yollarını aramalısınız. Linkini verdiğimiz bu egzersiz programını resimli slayt sunumu ile veya video ile takip edebilirsiniz.

Evde Kalın, Sağlıcakla Kalın…

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 İlk Otopsi Sonuçları

Covid-19’da Akciğer ve Kardiyak Patoloji: New Orleans’dan İlk Otopsi Serisi

SARS-CoV-2, Amerika Birleşik Devletleri’nde hızla yayılmıştır ve ciddi morbidite ve mortaliteye neden olmakla birlikte, ciddi hastalık vakalarının histopatolojik temeli henüz ayrıntılı olarak incelenmemiştir.

Geçen yüzyıl boyunca, otopsi çok sayıda hastalık sürecini anlamamıza önemli katkıda bulunmuştur, ancak çeşitli nedenlerden ötürü, SARS CoV-2 ile ilgili ölümleri takiben otopsi raporları şimdiye kadar dünya çapında sınırlı kalmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk otopsi serisindeki ilgili kardiyopulmoner bulguları rapor edilmekte, ölüm nedeni SARS-CoV-2 enfeksiyonu.

Bu vakalar, bu hastalarda ciddi hastalığa ve dekompansasyona potansiyel olarak katkıda bulunan anahtar patolojik durumları tanımlar.

Akciğer ve Kalpte Kaba İnceleme

Otopsi sırasında akciğerlerin kaba incelemesi trakeaların normal kalibreli ve hafif eritemli olduğunu ortaya koydu.

Tüm akciğerler ağırdı, sol 680g ila 1030g arasında değişiyordu, normal (583 +/- 216); sağ 800 g ila 1050 g arasında, normal (663 +/- 239).

Sağ tarafta önceden parsiyel lobektomisi olan bir kişi dışında, olağan loblar ve çatlaklar vardı.

Akciğerlerin her birinin hilumundaki pulmoner arterlerde tromboemboli yoktu.

Akciğerlerin her birinin parankiması ARDS’nin klinik tanısı ile uyumlu olarak yaygın bir şekilde ödemli ve sağlamdı.

Özellikle, fokal sınırlama ile koyu renkli kanama bölgeleri, ölenlerden biri dışındaki tüm akciğerlerde periferik parankim boyunca tanımlanabilir.

Bazı durumlarda, periferik parankim bölümlerinde küçük, sağlam trombüs mevcuttu.

Sadece immünosupresyondaki hastada fokal konsolidasyon vardı – akciğerlerin geri kalanı lober infiltrat, apse veya kesin brüt inflamatuar süreç kanıtı göstermedi.

Kalbin muayenesi,

Kalplerin boyutu 430g ila 550g arasında değişmektedir (normal: 365g +/- 71).

En önemli brüt bulgular kardiyomegali ve sağ ventrikül dilatasyonu idi.

Bir durumda, sağ ventrikül boşluğunun çapı 3.6 cm, sol ventrikül en büyük çapta 3.4 cm ölçüldüğü masif dilatasyon görülebilir.
Miyokardın kesik yüzeyi sağlam, kırmızı-kahverengiydi ve tüm olgularda önemli lezyonlar içermedi ve koroner arterlerde belirgin darlık veya akut trombüs oluşumu görülmedi.

 

Makalenin orjinalini indirmek ve okumak için tıklayınız.

 

ileArş. Gör. Tahir KESKİN

Covid-19’a Karşı Akciğer Kapasitenizi Geliştirin

Akciğer Kapasitenizi Egzersizle Geliştirin

Çin’de ortaya çıkan ve bütün Dünyayı etkisi altına alan korona pandemisinin en büyük zararı akciğerlere verdiğini hepimiz bilmekteyiz. Bu pandemiye karşı korunmanın en önemli yolu sosyal izolasyondur. Ancak herhangi bir sebeple bu virüsle enfekte olan kişilerde akciğerlerin sağlıklı olması, solunum kapasitelerinin yüksek olması büyük önem arz etmektedir. Nitekim uzmanlar sigara kullanıcılarının yani akciğer kapasitesi kötü olanların bu hastalıktan 2-3 kat daha fazla etkilendiklerini belirtmektedir. Bu nedenle hastalanmadan önce bir tedbir olarak; hastalandıktan sonra ise akciğerlerimizin işlevlerini düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için göğüs fizyoterapisi uygulanması gerekmektedir.

Yeni Koronavirüs kaynaklı COVID-19 enfeksiyonunun hastalarda farklı klinik görünümleri bulunmaktadır. Hafif seyreden olgular % 80’ini oluşturmaktadır. Hastaların % 15’inde hastaneye yatışı gerektiren viral pnömoni (zatürre) gelişmektedir. % 5’inde ise ağır viral pnömoni, akut solunum sıkıntısı sendromu, sepsis, septik şok ve çoklu organ yetmezliği nedeni ile yoğun bakıma yatışı, entubasyonu ve mekanik ventilasyon uygulamasını gerektirmektedir. Burada en önemli olan nokta, Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin de önerdiği üzere hafif, orta veya şiddetli COVID-19 enfeksiyonu olan olgularda solunum fizyoterapisi (solunum işini artırdığından ve kan gazlarında bozulmaya neden olduğundan) önerilmemektedir. Bu dönemlerde solunumla ilgili en etkili uygulama hastalara hastalıkla ilgili eğitim ve sigara bırakma eğitimi verilmesi olabilir.

Yukarıda da belirtildiği üzere hastalanmadan önce bir tedbir olarak; hastalandıktan sonra ise akciğerlerimizin işlevlerini düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için göğüs fizyoterapisi ve solunum egzersizleri uygulanmalıdır. Göğüs fizyoterapisinin bu dönemlerdeki amacı; solunum kapasitesini arttırmak, solunum kaslarını güçlendirmek ve akciğerlerde biriken balgamı uzaklaştırarak daha rahat nefes alınmasını sağlamaktır.

Bu bağlamda yapılacak olan egzersizler aşağıda özetlenmiştir;

  1. Diyafram solunumu: otururken ya da ayakta iken (omuz ve boyun kasları gevşetmeli);
  • Bir elinizi göğsünüzün üzerine, diğer elinizi kaburgaların hemen altında, karında tutun.
  • Karnınızın üzerine yerleştirdiğiniz eliniz hafifçe yükselecek şekilde burnunuzdan yavaş ve derin bir nefes alın (göğsünüzün üzerinde yer alan eliniz hareket etmemelidir).
  • Ardından yavaşça ağızdan nefesinizi verin.
  • Bunu 3-4 kez tekrar edin (anormal derin ve hızlı soluk alma yapmayın)
  1. Torakal ekspansiyon egzersizi;
  • Otururken her iki elinizi alt kaburgalarınızın üzerine yerleştirin (sağ ve sol)
  • Diyafram solunumunda anlatıldığı gibi nefesinizi karnınıza doğru alın
  • Hemen nefesinizi vermeyin, kaburgalarınızın yanlara doğru iyice açıldığını hissettikten sonra birkaç saniye bekleyin
  • Ardından yavaşça ağızdan nefesinizi verin.
  1. Aktif solunum teknikleri döngüsü;
  • 20 sn. boyunca Diyafram solunumu yapın (1. madde)
  • 3-4 kez torakal ekspansiyon egzersizi yapın (2. madde)
  • Tekrar 20 sn. boyunca Diyafram solunumu yapın (1. madde)
  • Ardından normal bir nefes alıp ağzınızı mümkün oldukça çok açarak ve hızlı ve zorlu şekilde tek seferde (camı buğulandırmaya çalışıyor gibi) nefes verin (2 defa).
  • Bu 4 madde bir döngüyü oluşturur ve daha sonra tekrar diyafram solunumu ile döngü başlatılır. Bu döngü 10 dakika boyunca uygulanabilir.

 

COVID-19 enfeksiyonu sonrası akciğerlerinde sıvı biriken hastalarda ise bu sıvıları ve balgamı akciğerlerden uzaklaştırmak için bu egzersizlere ek olarak postüral drenaj ve bazı fizyoterapi cihazları da kullanılabilmektedir.

Ayrıca bu hastalara fizyoterapist tarafından aerobik ve dirençli egzersizlerden oluşan egzersiz eğitimi verilmesi gerekmektedir.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Çinden Gelen İlaç (Favipiravir)

AVIGAN (Favipiravir)

 

  • Yeni antiviral ilaç.
  • Oda sıcaklığında saklanabilir
  • Oral uygulamadan sonra iyi emilir.
  • Dokularda yaygın bulunur, özellikle BOS, beyin ve testis dokuları arasında.
  • Viral RNA sentezini inhibe eder. Favipiravir spesifik olarak RNA’yı hedefler.
  • AVIGAN (Favipiravir) Bağımlı RNA Polimeraz (RdRP), fakat konakçı RNA ve DNA polimerazlarına müdahale etmez, yani viral RNA sentezinin seçici bir inhibitörüdür.
  • İnfluenza virüslerine karşı direnç gösteren klinik kanıt yoktur.
  • 1800/800 mg doz favipiravir’in 22 günlük uygulamasının maksimum olarak farmakokinetiği, güvenliği ve tolere edilebilirliği  klinik çalışmada doğrulanmıştır.

Makalenin orjinalini indirmek ve okumak için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 Önleme ve Tedavi El Kitabı (Çin)

Editörün Notu
Bilinmeyen bir virüsle karşılaşıldığında, paylaşma ve işbirliği en iyi çözümdür.
Bu el kitabının yayınlanması, sağlık çalışanlarımızın son iki ay içerisinde gösterdikleri cesaret ve bilgelik sayesinde mümkün olabilmiştir.
Bir taraftan hastaların hayatlarını kurtarırken, diğer taraftan paha biçilmez deneyimlerini dünyanın dört bir yanındaki sağlık meslektaşları ile paylaşarak bu el kitabına katkıda bulunan herkese teşekkürler.
Bize ilham veren motive edici deneyimlerini paylaşan Çin’deki sağlık meslektaşlarına verdikleri destek için teşekkürler.
Bu programı başlattığı için Jack Ma Vakfı’ na ve de salgınla verilen mücadeleye destek olmak adına bu el kitabını mümkün kılan teknik desteği sağlayan AliHealth’ e teşekkürler.
Bu el kitabı herkese ücretsiz olarak sunulmaktadır. Bununla birlikte, sınırlı sürede hazırlanmış olması nedeniyle, bazı hatalar ve kusurlar söz konusu olabilir. İlgili olarak görüş ve önerilerinizi bekliyoruz!

Prof. Tingbo LIANG
COVID-19’in Önleme ve Tedavi El Kitabı Baş Editörü
Zhejiang Üniversitesi Tıp Fakültesi

 

 

El kitabının önemi ise, ilk vakaların Çin’de görülmüş olması nedeni ile tanı ve tedavideki tecrübelerinden tüm dünyanın faydalanması istenilmiş. Bilginin evrensel olduğu ve paylaşıldıkça değerinin arttığını ve insanlığa değer kattığını bu sayede tekrar öğrenmiş oluyoruz. Keyifli okumalar dilerim.

 

Zhejiang Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlana ve tüm dünyanın kullanımına sunulan önleme ve tedavi el kitabını buradan indirebilir ve okuyabilirsiniz.

 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Yüz Maskelerinin Etkinliği

Dışarı verilen havada solunum virüsü dökülmesi ve yüz maskelerinin etkinliği

Nature Medicine dergisinde yayımlanan makalede;

Akut solunum yolu hastalığı olan çocuk ve yetişkinlerde nefes verilen havada ve öksürükte mevsimsel insan koronavirüsleri, influenza virüsleri ve rinovirüsleri belirlemişlerdir.

Cerrahi yüz maskeleri, solunum damlacıklarında influenza virüsü RNA’sının ve aerosollerde (hava damlacıklarında) koronavirüs RNA’nın saptanmasını önemli ölçüde azalttı ve solunum damlacıklarında koronavirüs RNA’sının daha az saptanmasına yönelik bir eğilim oluştuğunu ifade etmektedirler.

Araştırmacılar sonuçları cerrahi yüz maskelerinin semptomatik bireylerden insan koronavirüslerinin ve influenza virüslerinin bulaşmasını önleyebileceğini göstermektedir.

Bu yüzden maske kullanımını özellikle toplu alanlara girdiğimizde ihmal etmememiz gerekmektedir.

Makalenin tam metnini indirmek ve okumak için tıklayın.

 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Deneysel Olarak Başarılı Bulunan Bir Tedavi (Covid-19)

Deneysel Olarak Başarı Sağlanan Çalışma

 

Koronavirüsler (CoV’lar) türler arasında sık sık trafiğin yeni hastalık salgınlarına neden olmasını sağlar, en son COVID-19’un etken maddesi olan yeni ortaya çıkan SARS-CoV-2 ‘de bunun en son örneğidir.

Burada, ribonükleozid analog β-D-N4-hidroksisitidinin (NHC, EIDD-1931), SARS-CoV-2, MERS-CoV, SARS-CoV ve ilgili zoonotik grup 2b veya 2c-CoV Bat’a karşı geniş spektrumlu antiviral aktiviteye sahip olduğunu göstermişlerdir ve aynı zamanda nükleosid analog inhibitörü Remdesivire karşı direnç mutasyonları olan bir koronavirüse karşı artan potens vardır.

SARS-CoV veya MERS-CoV ile enfekte olan farelerde, EIDD-2801’in hem profilaktik hem de terapötik uygulaması, oral olarak biyoyararlanabilen bir NHC-ön ilacı (β-D-N4-hidroksisitidin-5′-izopropil esterin), geliştirilmiş akciğer fonksiyonu ve azaltılmış virüs titresi ve vücut ağırlığı kaybı gözlemlenmiştir.

İn vitro ve in vivo azalan MERS-CoV verimleri, CoV’de ölümcül bir mutajenez mekanizmasını destekleyen viral fakat konakçı hücre RNA’sında artmamış geçiş mutasyon sıklığı ile ile ilişkili olduğu gösterilmiş.

NHC / EIDD-2801’in çoklu koronavirüslere ve oral biyoyararlanmaya karşı gücü, SARS-CoV-2’ye ve gelecekteki diğer zoonotik koronavirüslere karşı etkili bir antiviral olarak potansiyel faydasını vurgulamaktadır.

Makalenin orjinal halini indirmek ve okumak için tıklayınız.