Yazar arşivi Uzm. Dr. Sevilay ERİŞ

ileUzm. Dr. Sevilay ERİŞ

İnternet Doktor(cu)luğu !!!

Gerek konu komşudan, gerek kadın programlarından dinleyerek, gerekse de artık günümüzde olduğu gibi, emzik misali elinde zaten sürekli bulunan cep telefonundan internete girivererek, hızlıca okunuveren birkaç yazı ile olunan doktorluk şeklinin hepsine birden topluca  ‘doktorculuk’ diyebiliriz.

Elbette ki eğitim her şekliyle iyidir. Okumak her şekliyle faydalıdır, araştırmak her yönüyle geliştirir insanı.

Lakin birkaç sütun yazı okuyup, internette birkaç web sitesi dolaştıktan sonra eğer kendini  doktorcuk zannediyorsan, bilginin deneyim ile yoğrulduktan sonraki adının artık ‘ilim’ olduğunu bilmiyorsan, komşunun bir cümlesi hekiminin sözlerinden daha kıymetli ve öncelik taşıyorsa, işte o zaman kendine dön ve bir sor bakalım: Ben ne yapıyorum, ne yapmaya çalışıyorum?

Günümüzde sanki birçok kişi yemek yerken, otobüs durağında beklerken vs. cep telefonundan internet  aracılığıyla okuduğu birkaç  sayfa yazı ile birkaç dakika veya daha iyi ihtimalle saat  içerisinde, internet üniversitesinin tıp fakültesinden mezun olmakta gibi…

Hatta birkaç dakika daha okumayı ve araştırmayı sürdürüp üzerine  youtube dan birkaç video falan da izlerse, artık kendini ihtisas da yapmış farzetmekte gibi…

Hele de birkaç yakınına, onlarca gittiği doktorun bir türlü teşhis edemediği tanıları koymaya başlayınca yandı gülüm keten helva.

Artık üst ihtisas mı tamamladığını zanneder, akademik kariyerinin zirvesine tırmandığını mı onu bilemem…Bu da ulu google a sorulabilir:)

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

 

Uzm. Dr. Sevilay ERİŞ

ileUzm. Dr. Sevilay ERİŞ

Bedenin Efendisi; Bilinçaltı

Duygular, tepkiler, düşünceler, sorumluluklar, anılar, alışkanlıklar, hedefler, değerler, inançlar, kalıplar, deneyimler, ağrılar, bağımlılıklar, sezgiler, hastalıklar, bedensel işlevler vs vs gibi milyonlarca verinin depolandığı kutsal alan: Bilinçaltı.

Bilinçaltı dediğimiz, beyinde bir oluşum, bir oda demek değildir. Zihin modelinde, zihin işlevinin %10’u bilinç, %90’ı ise bilinçaltı tarafından yürütülür. Bir buz dağı gibi düşünülürse, daha net anlaşılabilir.

Hani o çok mantıklı davrandığınız anlar var ya, hani çok adil kararlar verdiğiniz zamanlar… Hani o çok iyi işlettiğiniz süreç yönetimi… Gibi gibi gibi birçok durumun biricik yöneticisi ve sorumlusu %90 ihtimalle bilinçaltıdır. Yani buz dağının o meçhul su altındaki kısmı…

Hatıraların depolanma ve düzenlenme yeridir de aynı zamanda. Anıları kaydederken, acı-tatlı olarak ayırırken, bunu duygulara göre yapar.  Duygular, dilidir bilinçaltının. Hatırayı, hayatın herhangi bir döneminde, ama çok daha önce hissettiği aynı duygu ile beraber eşleştirir ve depolar.

Yazının devamını  okumak için tıklayınız.

ileUzm. Dr. Sevilay ERİŞ

Tanışalım mı Şekerim?

Rengarenk şekerlemeler, bisküviler, çikolatalar, tatlılar, kurabiyeler, kekler, dondurmalar, reçel, kola, gazoz, meyve suları, aromalı içecekler, aromalı maden suları, vs vs nin gerçek yüzleri ile tanışalım mı?

Nasıl da sinsi ama masum şekilde hayatımızın orta yerinde vakur bir kraliçe gibi duruvermekteler… Kimisi cancanlı paketleri ile, kimisi iç gıcıklayan reklamlarla, kimisi paketlerinin üzerinde kocaman harflerle ‘katkısızdır’ yazısı ile güven vererekten, kimisi de kola gibi, yıllar önce ilk üretimindeki şişesinin kıvrımlarının bir kadın vücuduna benzetilerek, bilinçaltına subliminal bir mesaj olarak girivererekten…

Yüz yıl önce bir kişi bir yılda ortalama 2.5kg şeker tüketirken, şimdilerde akıllara ziyan bir şekilde 75kg’a yükselmesi pek de hayra alamet görünmüyor.

Bir çakma star gibi adeta. Peşinde milyonları sürüklüyor namert…

Ama bugün ‘tanışma günü’. Yeni tanışan iki insan gibi yapacağız. Karşı tarafı daha yakından tanımak için şöyle bir süzmek yeterli değildir ya hani. Meziyetlerini, marifetlerini, nelerle uğraştığını anlamaya çalışırız yeni tanıştıklarımızın değil mi? Şekerin de özgeçmişi ile birlikte başka ne maharetleri varmış görelim bakalım.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

Uzm. Dr. Sevilay ERİŞ