Etiket arşivi yaşam

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

İhtiyaçlardan Devam!!!

Günlük Almamız Gereken Olmazsa Olmazlarımız!!!

İnsan makinası öyle mükemmel ve intizamlı yaratılmış ki zerre miktar şaşmadan belli kalıplar çerçevesinde (Genetik Kod) saat gibi çalışıyor.

O zaman bu makinanın kusursuz çalışması için gerekli olan maddelerin hergün eksiksiz temin edilmesi gerekiyor ki çalışsın. İşte burada esansiyel olan yağ asitlerinden bahsedeceğim.

Esansiyel demek vücut makinasının sentezleyemeyip diyetle alması gereken olmazsa olmazları anlamına gelmektedir.

Bunlar ω-6 yağ asidi türevi olan linoleik asit (LA) ve bir omega-3 yağ asidi türevi olan alfa-linolenik asit (ALA) dir. Esansiyel yağ asitleri vitamin benzeri maddelerdendir.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Acaba Beslenebiliyor muyuz?

Acaba Beslenebiliyor muyuz?

Bu başlıkla yazıma başlamamın sebebi bir an durup kendimizi sorgulamamız. Acaba gerçekten beslenebiliyor muyuz? Gelin cevabını birlikte bulalım.

Günümüzde modern tarım yöntemleri ile birçok meyve ve sebzeye mevsim kısıtlaması olmaksızın sofralarımızda yer verebiliyoruz. İlk bakışta bu çok güzel ve avantajlı gibi görünüyor değil mi? Yaz-kış istediğiniz sebze ve meyveye ulaşabilmek.  Diğer taraftan da her şey mevsiminde güzeldir diye düşünüyoruz. Kışın karpuz canımız istemez ama onun yerine vücudumuzun direncini arttıracak antioksidan olan C vitamini için narenciye tüketiriz.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Yerinde Duramayan Huzursuz Bacaklarım Var!!!

Yerinde Duramayan Huzursuz Bacaklarım Var!!!

Husursuz bacağınız mı var? Sizi yerinizde durdurmayan sürekli hareket etme hissi doğuran ve tarif edemediğiniz şekilde bir his ile rahatsız eden. O zaman huzursuz bacaklarınız var, tanı bu. Peki, nedir bu hastalık, bir bakalım.

Huzursuz bacak sendromunun ilk olarak 1672’de, İngiliz hekim Thomas Willis (1620-1675) tarafından tanımlanmasına karşın, ayrı bir klinik sendrom olarak bildirilmesi ve özelliklerinin belirlenmesi 1945’te İsveç nörolog Karl-Axel Ekbom tarafından yapılmıştır. Ekbom aynı zamanda sendromun isim babasıdır. Bu nedenle huzursuz bacaklar sendromu, Ekbom sendromu olarak da adlandırılır.

Huzursuz bacak sendromu, son yıllarda daha iyi tanınmaya başlayan bir sendromdur. Sendromun temel özelliği, bacaklarda ortaya çıkan ağrı veya rahatsız edici bir histir. Biraz tarif etmek zor ama ağrıya benzer ve huzursuzluk verir. Bazı hastalar bunu bacaklarda karıncalanma, batma, gıdıklanma ve rahatsız edici bir his olarak tanımlanır.

Ancak bu ağrı hareketle azalır veya ortadan kalkar.

Bu his vücudun tüm bölgelerinde tanımlanmıştır ve en sık kollardır.

Kollar dışında; karın, genital organlar, anal bölge ve torakstır ve bacaktaki yakınmalara ek olarak bulunur.

Soğuk veya sıcak su ağrıları azaltır.

Sendromun diğer bir özelliği de, diurnal ritim göstermesidir. Akşam saatlerinde artar, sabah azalır.

Hastanın semptomları akşam saatlerinde ve özellikle uyku için yatıldığı zaman ortaya çıkar.

Buna karşılık sabah saatlerinde genelde hastalar rahattır veya semptomları çok azdır.

Hastaların hemen hepsinde uyku bozukluğu görülür.

Bu nedenle uyku bozuklukları içinde çok önemli bir sendrom olarak bilinir ve uykuya dalma zorluğu olan her hastada mutlaka sorgulanması gerekir.

Huursuz Bacaklar Sendromunda Uyku Bozuklukları

Huzursuz Bacaklar Sendromu için Tanı Kriterleri;

  1. Bacakları hareket ettirme isteği
  2. Hareket ettirme yada hoş olmayan his, istirahat veya oturmada artar.
  3. Hareket ettirme yada hoş olmayan his, hareket süresince azalır
  4. Hareket ettirme yada hoş olmayan his, akşamları gündüzden daha şiddetli ya da sadece akşamları geceleri ortaya çıkar.

Bazen bu temel kriterlere ek olarak;

  1. Pozitif aile öyküsü
  2. Dopaminerjik tedaviye olumlu yanıt
  3. Uykuda periyodik bacak hareketlerinin varlığı destekleyicidir.

Ama temel neden hastanın uyku bozukluğu olarak hekime gitmesidir.

Uyanıklıkta tekrarlaya bacak hareketleri ve «Zorlayıcı haraketsizlik testi» tanıya yardımcıdır.

Temel olarak hastalığın fizyopatolojisi; Demir ve Dopamin metabolizması ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.

Hastalığın görülme sıklığı ilk olarak Ekbom tarafından yapılmış ve % 5,2 olarak bulunmuştur.

Sonraki çalışmalarda; Kanada, ABD, ve Almanya’da % 5-15 arasında, Japonya’da % 1,06 olarak bulunmuştur.

Ülkemizde Mersin’de yapılan bir çalışmada % 3,19 olarak saptanmıştır.

Genel olarak doğu ülkelerinde düşük, batı ülkelerinde yüksek prevelansa sahip olduğu söylenebilir.

Huzursuz Bacaklar Sendromu

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Stresin Çözümü Burada!!!

STRESİN ÇÖZÜMÜ BURADA!!!

Geçen haftaki yazımda günümüzün en meşhurlarından biri olan ve herkesin diline pelesenk olmuş bir kavram olan “stres”i yazdık. Peki, o zaman buna karşı ne yapabiliriz ona bakalım.
Sağlıklı ve uzun ömür için stresden uzak durun. Bunu çok duymuşsunuzdur.
Ama ilk olarak akla gelen duygu durumla ilgili stres olduğunu konuşmuştuk. Bunun için yapılabilecek en iyi yol stres etkeni her ne ise ondan uzaklaşmaya çalışmaktır.
Olmuyorsa profesyonel yardım almak gerekmektedir (Psikolog ya da Psikiyatrist).
Peki o zaman fiziksel ve kimyasal stres için ne yapmalıyız.
Fiziksel stres (iş yerinde ya da çevresel etkenlerle maruz kalınabilir) için yine neden olan etkenden uzaklaşmak olacak çözüm yolumuz.
Kimyasal strese ya da oksidatif strese günümüzde beslenme ve yaşam tarzımızdan dolayı çok maruz kalıyoruz.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Günümüzün En Ünlülerinden Biri!!!

GÜNÜMÜZÜN EN ÜNLÜLERİNDEN BİRİ!!!

Evet, günümüzün en ünlülerinden biri stres. Stres deyince aklımıza hemen duygu durumumuzda yaşadığımız olumsuzluklar aklımıza geliyor.
Fakat stres sadece bu değildir.
Emosyonel (duygu durum), fiziksel ve kimyasal (oksidatif stres) gibi farklı sınıflara ayrılır.
Ama çok popüler olan ve gerçekte ise bu kadar meşhur olmasının hakkını verecek kadar da önemli etkileri olan oksidatif strese bakalım.
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.
ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Elektrik Alan ve Sağlığımız

Elektrik Alan ve Sağlığımız

Elektriksel olaylar çevredeki canlılara ve cansızlara (örneğin; elektriksel cihazlara) etki etmektedirler.  Elektriksel alanlar;

  • Elektrik alan,
  • Manyetik alan
  • Elektromanyetik alan diye üçe ayrılır.

Bu elektriksel alanlar; elektrik enerjisi üretildiğinde, enerji iletim hatlarından veya kablolardan veya havadan gönderildiğinde veya dağıtıldığında veya elektriksel aletlerde kullanıldığında oluşurlar. Elektrik enerjisinin kullanımı, modern yaşantımızın tamamlayan bir parçası olduğundan bu alanlar her yerde vardır.

Bu konuda deneysel bir araştırma yürüttüğümüz çalışmayı ekibimiz ile sonlandırdık.

Çalışma sonunda elde edeceğimiz verileri sizinle paylaşacağım.

Lakin şimdiden söylemekte yarar var ve sonuçlar üzerinde çok konuşup tartışacağımız kesin gibi.

Görüşmek üzere…

ileNurdan YILDIRIM

Ashwagandha ve Salgıların Üretimi

Ashwagandha ve Salgıların Üretimi

Ashwagandha tiroid, karaciğer ve pankreas işlevini de destekler. 20 gün için bir günlük dozda yürütülen çalışma sonunda farelerde tiroid hormonlarında (T3 ve T4) bir artış yaşanmıştır. Bu sa vücut için çok öenmli olan hormaon salgısının artmasını sağlaması yönünden çok değerlidir.

Aynı çalışmada, Ashwagandha da karaciğerde serbest radikal aktivitesi azalmıştır. Bir başka çalışmada, Ashwagandha ve diğer otlar (Tinospora cordifolia, Eclipta alba, Ocimum kutsal, Picrorrhiza kurroa ve shilajit) bir arada 28 gün boyunca günde bir kez uygulanan Diyabetik sıçanlarda kan şekeri düzeyleri ve pankreastaki serbest radikal aktivitesi azalmıştır.

Kan şekerinin azalması insülin üreten hücreleri korur, pankreas serbest radikal süpürücü aktivitesi çok önemli bir gelişmedir. Bu etkinlik vücut için çok önemlidir (Panda S, Kar A, J Pharm Pharmacol (1998))

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazına Devam !!!

Ashwagandha ve Tip 2 Diyabet

 Ashwagandha 2008 yılında yayımlanan ön, hayvan tabanlı araştırmaya göre, yüksek kan şekeri normale ve insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir.

Ashwagandha ve Kanser

 2003 yılında yapılan çalışmada, insan tümör hücre hatları üzerinde testler ashwagandha akciğer, meme büyümesini yavaşlatır ve kolon kanseri hücrelerinin ortaya koymaktadır.
2007 yılında yayınlanan başka bir araştırma, insan hücreleri üzerine yapılan  çalışmada ashwagandha bitkisi normal hücrelere zarar vermeden tümör büyümesini durdurabileceğini göstermektedir.

Ashwagandhanın Kadınlar üzerindeki Kanıtlanmış Faydaları

Ashwagandha Kadınlar üzerinde sadece dört hafta içinde % 90 oranında anksiyete ve sinirlilik problemlerini azaltmıştır.

Maine İsveç Bitkisel EnstitüsüAshwagandha aynı zamanda enerji seviyesini iki katına çıkaracak testler gerçekleştirdi.

Ashwagandha bileşiklerin sinir sistemini yatıştırır ve böbreküstü bezleri üretim yaparken enerji verir.

Benzer çalışmalar Sewell, New Jersey Sağlık Enstitüsü’nde yapılmıştır. Ashwagandha’nın bir başka özelliği kadınlarda göbek yağına sebep olan, stres hormonu kortizol seviyelerini kontrol etmek için yardımcı olmasıdır.

Bu tam olarak ne anlama geliyor? Basitçe, daha az kortizol az karın yağ anlamına gelebilir. Düzenli alınan Ashwagandha her gün alınması gerekir ve faydalarını görmeye başlamadan önce genellikle iki ay kadar beklenmelidir.

 

Nurdan YILDIRIM

ileUzm. Dr. Sevilay ERİŞ

İnternet Doktor(cu)luğu !!!

Gerek konu komşudan, gerek kadın programlarından dinleyerek, gerekse de artık günümüzde olduğu gibi, emzik misali elinde zaten sürekli bulunan cep telefonundan internete girivererek, hızlıca okunuveren birkaç yazı ile olunan doktorluk şeklinin hepsine birden topluca  ‘doktorculuk’ diyebiliriz.

Elbette ki eğitim her şekliyle iyidir. Okumak her şekliyle faydalıdır, araştırmak her yönüyle geliştirir insanı.

Lakin birkaç sütun yazı okuyup, internette birkaç web sitesi dolaştıktan sonra eğer kendini  doktorcuk zannediyorsan, bilginin deneyim ile yoğrulduktan sonraki adının artık ‘ilim’ olduğunu bilmiyorsan, komşunun bir cümlesi hekiminin sözlerinden daha kıymetli ve öncelik taşıyorsa, işte o zaman kendine dön ve bir sor bakalım: Ben ne yapıyorum, ne yapmaya çalışıyorum?

Günümüzde sanki birçok kişi yemek yerken, otobüs durağında beklerken vs. cep telefonundan internet  aracılığıyla okuduğu birkaç  sayfa yazı ile birkaç dakika veya daha iyi ihtimalle saat  içerisinde, internet üniversitesinin tıp fakültesinden mezun olmakta gibi…

Hatta birkaç dakika daha okumayı ve araştırmayı sürdürüp üzerine  youtube dan birkaç video falan da izlerse, artık kendini ihtisas da yapmış farzetmekte gibi…

Hele de birkaç yakınına, onlarca gittiği doktorun bir türlü teşhis edemediği tanıları koymaya başlayınca yandı gülüm keten helva.

Artık üst ihtisas mı tamamladığını zanneder, akademik kariyerinin zirvesine tırmandığını mı onu bilemem…Bu da ulu google a sorulabilir:)

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

 

Uzm. Dr. Sevilay ERİŞ

ileUzm. Dr. Selçuk YAŞAR

Mor ve Minnak-8

Kaç gösteriyorum?

Düzenli yaban mersini tüketmek iç ve dıştan erken yaşlanmayı önler.

İlerleyen yaş, sağlıksız beslenme ve yaşam koşulları ne yazık ki, yaşlanmaya yol açmakta, bunun fiziksel görüntümüzdeki yansıması hiç de hoş olmamaktadır.

İşte yaban mersininin bizi yaşlandıran, hücrelerimize hasar veren serbest radikallerle savaştığı, onları yok ettiği düşünüldüğünde yaşlanma karşıtı bir besin olduğunu söylemek mümkündür.

Bu bakımdan tüm dünyadaki cilt bakımı ve yaşlanma karşıtı ürünlerin pek çoğunun içeriğinde yaban mersini bulunur. Zira cildin hormon ve renk dengesini korur.

Bu sayede ciltte sivilce, akne ve renk değişimleri, dengesizlikleri oluşumu önlenir. İçeriğinde bulunan antioksidanlar, başta C vitamini olmak üzere diğer vitaminler; vücudumuzda hücre yenilenmesinin hızlanmasına, yaşlılık lekelerinin, kırışıklıklarının, katarak, osteoporoz, demans gibi hastalıkların, saç dökülmesi sorunlarının önüne geçmeye yardımcıdır.

Cildin yağ seviyesini düzenleyerek sağlıklı cilt görünümüne kavuşmada önemli rol oynar. Cilt maskesi olarak kullanılabilinir.

Tarifi; yarım su bardağı su ile bir çorba kaşığı yaban mersini ve balla pürüzsüz olana kadar karıştırın. 20 dk cildinize tatbik edip ılık su ile yıkayın.

Ayrıca aloe vera jel ve yaban mersini karışımını göz altı morlukları için kullanabilirsiniz.

Hocam Yaban Mersini İyi Hoşta Zararları Neler?

Bugüne kadar yapılan araştırmalara göre yaban mersininin düzenli tüketilmesi durumunda ortaya çıkan ya da bilinen herhangi bir zararı yok.

 

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR