Etiket arşivi Anti-kanser

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Bitter Çikolatanın Tansiyon Düşürücü Etkisi Olabilir mi?

Esansiyel hipertansiyon, bilinen bir nedeni olmayan yüksek kan basıncıdır.
Bitter çikolata, sağlık açısından değerli faydalar sunabilecek popüler bir gıda maddesidir.
Bir Mendel randomizasyon çalışması, bitter çikolata alımının esansiyel hipertansiyon riskinde azalma ve muhtemelen kan pıhtılaşması riskinde azalma ile ilişkili olduğunu bulmuştur.
Yüksek tansiyon kardiyovasküler sağlık için tehlikeli olabilir. Yüksek tansiyonun önlenmesi ve yönetimi birçok olumlu sağlık sonucunun elde edilmesine yardımcı olabilir, ancak araştırmacılar hala yüksek tansiyonu önlemek için en iyi yöntemleri anlamaya çalışmaktadır.

Nature Scientific Reports dergisinde yayınlanan yeni bir çalışma, bitter çikolata alımının esansiyel hipertansiyon (yüksek tansiyon) riskini azaltmaya nasıl yardımcı olabileceğini incelemiştir.

Sonuçlar ayrıca bitter çikolata tüketiminin kan pıhtılaşması riskini azaltabileceğini düşündürmektedir, ancak araştırmacılar nedensel bir ilişki kuramamıştır.

Sonuçlar, bu gıdanın potansiyel faydalarına ve potansiyel sağlık yararları konusunda gelecekte yapılacak araştırmalara duyulan ihtiyaca işaret etmektedir.

Hipertansiyonun tehlikeleri ve bitter çikolatanın faydaları

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, kanın vücuttaki atardamarlara uyguladığı kuvvetin çok yükselmesidir.

Esansiyel hipertansiyon veya yüksek tansiyon, bilinen bir nedeni olmayan yüksek kan basıncını içerir.

“Esansiyel hipertansiyon, altta yatan belirgin bir neden olmaksızın yüksek kan basıncı seviyeleri ile karakterize edilen oldukça yaygın bir tıbbi durumdur. Dünya genelinde hipertansiyonun açık ara en yaygın nedenidir. Esansiyel hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği ve inme dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalıklara en fazla katkıda bulunan hastalık olarak öne çıkmaktadır.”

Yüksek tansiyon yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı ilaçlarla yönetilebilir. Bununla birlikte, insanlar genellikle yüksek tansiyonun ilk etapta ortaya çıkmasını önlemek için harekete geçebilirler. Genel olarak, sağlıklı beslenmek, sağlıklı kiloyu korumak ve egzersiz yapmak yardımcı olabilir.

Bununla birlikte, araştırmacılar belirli gıdaları tüketmenin yüksek tansiyonun önlenmesine nasıl yardımcı olabileceğini de araştırmaktadır. Bu gibi araştırmalar, insanların daha spesifik sağlıklı gıda seçimleri yapmasına yol açabilir.

Bitter çikolata, araştırmacıların üzerinde çalışmak istediği birçok potansiyel sağlık faydasına sahip bir gıdadır. Çikolatanın ‘bitter çikolata’ olarak kabul edilebilmesi için en az %50 kakao katı maddesi içermesi gerekir ve birçok bitter çikolata %70 hatta %90 kakaodan oluşur ki bu da şeker gibi diğer katkı maddelerine çok daha az yer bırakır. Bu yüzden bitter çikolata, sütlü çikolata çeşitlerine göre daha acı olma eğilimindedir. Kakao flavanoller açısından zengindir, bu nedenle çikolatanızdaki kakao yüzdesi ne kadar yüksekse, sağlık açısından o kadar fazla fayda mümkündür [Çikolata aynı zamanda iyi bir lif, demir, magnezyum, fosfor ve çinko kaynağıdır. Kakao oranı ne kadar yüksekse o kadar fazla kafein içereceğini de unutmamak gerekir].

Bitter çikolata esansiyel hipertansiyon riskini nasıl düşürür?

Araştırmacılar, bitter çikolatanın çeşitli kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya nasıl yardımcı olabileceği hakkında yaptıkları çalışmada;  bitter çikolata alımını ve esansiyel hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği, felç, damarlarda başlayan kan pıhtıları ve kalp krizi gibi çeşitli kardiyovasküler hastalıklar için riski incelediler. Analiz sonuçları bitter çikolata alımının olumlu yönleri için umut vericiydi. Araştırmacılar, genetik olarak öngörülen bitter çikolata alımının esansiyel hipertansiyon riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini buldu. Veriler ayrıca bitter çikolata alımı ile esansiyel hipertansiyon riskinin azalması arasında olası bir nedensel ilişkiye işaret etmektedir. Araştırmacılar ayrıca bitter çikolata alımı ile venöz tromboembolizm (kan pıhtısı) riskinin azalması arasında da olası bir ilişki bulmuşlardır

Chocolate-derived treatments for hypertension?

Çalışmanın bulguları esansiyel hipertansiyonun önlenmesi için önemli bir umut vaat ediyor. Gelecekteki araştırmalar nedensel ilişkiyi doğrularsa, sadece diyet önerilerinin değil, aynı zamanda esansiyel hipertansiyonun önlenmesi veya yönetimi için yeni tedavilerin geliştirilmesinde bitter çikolatadan elde edilen biyoaktif bileşiklerin veya ekstraktların da önünü açabilir. Sonuç olarak, bu çalışma esansiyel hipertansiyonun önlenmesinin geleceği için heyecan verici olanaklar sunmaktadır.

Araştırmacılar bitter çikolata alımı ile diğer kardiyovasküler hastalıklar arasında herhangi bir ilişki bulamadı.

İncelenen hastalıklar arasında bitter çikolata alımı özellikle hipertansiyon riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiş, ancak başka herhangi bir durumla ilişkilendirilmemiştir. Bu kayda değer bir bulgu olmakla birlikte, klinik anlamı sınırlıdır. Hipertansiyon için klinik kardiyovasküler endişe, kalp krizi ve felç gibi sonuçta ortaya çıkan durumların oranları üzerindeki potansiyel etkisi olacaktır, ancak bitter çikolata alımı ile diğer kardiyovasküler durumlar arasında başka bir ilişki tespit edilmemiştir.

Daha fazla çikolata yemek kalp sağlığımı iyileştirir mi?

Genel olarak sonuçlar, esansiyel hipertansiyonun önlenmesinde bitter çikolatanın potansiyel faydalarına işaret etmektedir. Ayrıca bu alanda gelecekte yapılacak araştırmalara da kapı açmaktadır.

Bunun gibi çalışmaların ardından birçok heyecan verici araştırma yolu açık kalmaya devam ediyor. Sonraki adımlar arasında bitter çikolata tüketiminin kardiyovasküler sağlığı etkilediği kesin mekanizmaların ortaya çıkarılması yer alıyor. Bu, bitter çikolata alımının kardiyovasküler sağlıkla ilgili gen ifade kalıplarını nasıl etkileyebileceğini anlamak için gelişmiş genetik tekniklerin kullanılmasını gerektirebilir. Ayrıca, bitter çikolatanın aterosklerotik plak oluşumu ve ilerlemesi, kardiyak fonksiyon ve yeniden şekillenmenin yanı sıra kan pıhtılaşması ve fibrinoliz gibi diğer kardiyovasküler son noktalar üzerindeki potansiyel etkisi de daha fazla araştırılabilir. Özellikle kakao içerisinde bulunan flavonoidlerin (anitoksidan maddeler) organizma üzerindeki olumlu etkilerini düşünürsek günlük mutlaka yine flavonoidler içeren filtre kahve ya da türk kahvesinin yanında bitter çikolata tüketmenşn yararı ortadadır.

Sağlıklı bir yaşam dileklerimle.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

C Vitamininin Gücü

C Vitamini Antioksidan gücü ile neler yapabiliyor bir görelim.

Yara iyileşmesi, enfeksiyonlar ve tüberküloz

C vitamininin bir antioksidan olarak rolü ayrıca dokuyu onarmaya ve iltihaplanma ve oksidasyondan gelen hasarı azaltmaya yardımcı olur.

Yeterli C vitamini seviyesine sahip kişilerin, C vitamini eksikliği olan insanlara göre enfeksiyonlarla daha iyi mücadele edebilecekleri düşünülmektedir.

C Vitamini ayrıca, özellikle yetersiz beslenen ve fiziksel olarak stresli kişilerde akut solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesine yardımcı olabilir.

Araştırmacılar ayrıca, C vitamininin bir laboratuar kültüründe ilaca dirençli tüberküloz (TB) bakterilerini öldürebileceğini buldular. 2013 yılında yayınlanan bir araştırma TBC ilaçlarına C vitamini eklemenin tedavi süresini azaltabileceğini göstermektedir.

C vitamini ve kanser tedavisi

C vitamini kanser tedavisinde yardımcı olabilir. Bir antioksidan olarak, vücudu oksidatif strese karşı korur ve diğer moleküllerin oksidasyonunun önlenmesine yardımcı olur. Vücuttaki diğer antioksidanları da yeniden üretiyor gibi görünüyor.

Yükseltgenme reaksiyonları serbest radikaller üretir. Serbest radikaller, hücrelere zarar veren zincir reaksiyonlarını başlatabilir.

Bazı dozlarda kanserli dokunun büyüme hızını düşüren C vitamini dozunun yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar, tedavi seçenekleri sınırlı olan kanser hastalarında C vitamini kullanmayı önermektedirler.

Hangi kanserlerin C vitamini tarafından etkilenebileceğini ve bu etkinliğin uzun vadeli etkilerinin yanı sıra, C vitamini ile birlikte hangi etkili tedavilerin kullanılabileceğini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Bazı bilim adamları kanser tedavisinde C vitamini kullanımına itiraz etmişlerdir.

Bununla birlikte, 2013 yılında araştırmacılar yüksek dozda intravenöz C vitamini kanser hastalarına fayda sağlayabileceğinin kanıtını buldular.

Halen devam etmekte olan araştırmalar, yüksek C vitamini konsantrasyonlarının büyümeyi durdurabileceğini veya hatta çok çeşitli kanser hücrelerini öldürebileceğini göstermiştir. Sadece intravenöz C vitamini uygulaması, kansere karşı etkili olduğu bulunan yüksek dozları sağlayabilir.

Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), kemoterapi ve radyasyon tedavisi gören hastalar dahil, kanser hastalarının tedavisinde intravenöz C vitamini kullanımını henüz onaylamamıştır ve bir tedavi olarak tanınmamaktadır.

 C vitamininin diğer yararları;

Kardiyovasküler sağlık: C vitamini kan damarlarını genişletebilir ve bu, kalp hastalığı ve hipertansiyona veya yüksek tansiyona karşı korunmaya yardımcı olabilir.

Kolesterol düzeyleri: Bunlar yeterli C vitamini seviyesine sahip kişilerde daha düşük bulundu.

Katarakt: C vitamini, yaşa bağlı maküler dejenerasyonun yanı sıra katarakt riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Diyabet: Hastaların, C vitamini bakımından zengin meyve ve sebzeler yediklerinde böbreklerin, gözlerin ve sinirlerin bozulma olasılığı daha düşüktür.

Anemi: C vitamini demir emilimini arttırır.

Histamin: Histamin, alerji dediğimiz tabloya neden olan bir maddedir. 1992’de yapılan bir çalışma, günde 2 gram (g) C vitamini alan kişilerde daha düşük kan histamin seviyelerini buldu.

 

C vitamini soğuk algınlığını tedavi edebilir mi?

Birçok insan C vitamininin soğuk algınlığı ilacı olabileceğine inanıyor, ancak araştırmalar bunu doğrulamadı. Bununla birlikte, yüksek dozlarda C vitamini, ciddi fiziksel aktiviteye ve soğuk havaya maruz kalan insanları koruyabilir.

Çok fazla alabilir miyim?

Çok fazla C vitamini, bir soruna neden olması muhtemel değildir. Bununla birlikte, günde 1000 mg’ın üzerinde yüksek alım yapılması, C vitamininin hiçbirinin bağırsakta emilmediği anlamına gelebilir. Bu ishal ve gastrointestinal rahatsızlığa neden olabilir.

Takviyeler yoluyla C vitamini alımının yüksek olması, ancak diyet yoluyla yapılmaması böbrek taşlarına neden olabilir ve menopoz sonrası kadınlarda kardiyovasküler sorun riskini artırabilir, ancak bu doğrulanmamıştır.

Demir emilim bozukluğu olan kalıtsal hemokromatozisi olan kişiler, C vitamini takviyesi almadan önce doktorlarıyla konuşmalıdır, çünkü yüksek C vitamini seviyeleri doku hasarına neden olabilir.

Yetişkin erkekler ve kadınlar için önerilen günlük C vitamini alımı en fazla 2.000 mg’dır.

Peki  C vitamini Eksikliğinde Neler Olur?

 Çocuklarda

Sterilize besinlerle besinlerle beslenen ve ayrıca C vit. almayan çocuklarda skorbüt hastalığı görülür.

Femurun alt ucunda, diş etlerinde, böbrek ve barsaklarda, deri altında geniş kanamalar yanında, kemik ve dişlerde peteşiler görülür.

Kemiklerin büyümesi duraklar.

Hücreler arası kollajen gelişemez.

Kolay kemik kırılmaları gözlenir.

Erişkinlerde

Özellikle yaşlı kişilerde, diyet nedeniyle skorbüt görülür.

Diş ve diş etlerinde patolojik değişiklikler meydana gelir.

Damar duvarları aşırı frajilleşir.

Bacaklarda küçük peteşiler, doku içine yaygın kanamalar görülür.

Letarji ve depresyona eğilim ile enfeksiyonlara eğilim artar.

Aşırı yetmezlikte serebral hemoraji görülür.

Skorbüt hastalığı

Skorbüt hastalığı C vitamini eksikliğinden kaynaklanır. Belirtileri arasında şişmiş eklemler, kanama diş etleri ve gevşek dişler, anemi ve yorgunluk sayılabilir.

Uzun süreli deniz seferlerinde, savaşlarda ve taze besin alamayan şahıslarda skorbüt hastalığının oluşumu yüzyıllar önce dikkati çekmiştir.

Skorbütte endotel hücreleri uygun şekilde birbirine yapışmadığı ve damar çeperinde normal olarak bulunan kollajen fibriller yetersiz kaldığı için, kan damarlarının çeperleri aşırı frajildir.

Özellikle kapiller kolayca yırtılabilir ve bütün vücutta hemorajiler görülür.

Derinin altındaki hemorajiler bazan bütün vücudu kaplayan purpura halinde görülür .

Kapiller frajilite testi ile çok  sayıda peteşi ortaya çıkması da C vit. eksikliğinin kolayca tanısını sağlar.

ileNurdan YILDIRIM

Ashwagandha; Meme ve Kolon Kanseri

Ashwagandha; Meme ve Kolon Kanseri

Ashwagandha en belgelenmiş nöroprotektif (sinir sistemini koruyucu) etkilerinin yanı sıra, heyecan verici bir son kanıt da  kanser hücrelerini durdurmak için potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.

Örneğin, son zamanlarda  ashwagandha özü insan göğüs, akciğer ve  kolon kanseri laboratuar hücre hattı büyümesini inhibe ettiğini göstermiştir. Bu inhibisyon yaygın kanser kemoterapi ilacı olan doksorubisin ile  karşılaştırılabilir düzeyde olduğu gösterilmiştir.

Aslında, araştırmacılar Etken maddesi withaferin A olan kış kirazının,  meme ve kolon kanseri hücre büyümesini inhibe edici etkisinin doksorubisinden daha etkili olduğu bildirilmiştir. (Kaynak : Jayaprakasam B, Zhang Y, Seeram NP, Nair MG. Withania SOMNIFERA gelen withanolides insan tümör hücre çizgilerinin büyüme inhibisyonu bırakır. Life Sci. Kasım 2003  )

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazına Devam !!!

Ashwagandha ve Tip 2 Diyabet

 Ashwagandha 2008 yılında yayımlanan ön, hayvan tabanlı araştırmaya göre, yüksek kan şekeri normale ve insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir.

Ashwagandha ve Kanser

 2003 yılında yapılan çalışmada, insan tümör hücre hatları üzerinde testler ashwagandha akciğer, meme büyümesini yavaşlatır ve kolon kanseri hücrelerinin ortaya koymaktadır.
2007 yılında yayınlanan başka bir araştırma, insan hücreleri üzerine yapılan  çalışmada ashwagandha bitkisi normal hücrelere zarar vermeden tümör büyümesini durdurabileceğini göstermektedir.

Ashwagandhanın Kadınlar üzerindeki Kanıtlanmış Faydaları

Ashwagandha Kadınlar üzerinde sadece dört hafta içinde % 90 oranında anksiyete ve sinirlilik problemlerini azaltmıştır.

Maine İsveç Bitkisel EnstitüsüAshwagandha aynı zamanda enerji seviyesini iki katına çıkaracak testler gerçekleştirdi.

Ashwagandha bileşiklerin sinir sistemini yatıştırır ve böbreküstü bezleri üretim yaparken enerji verir.

Benzer çalışmalar Sewell, New Jersey Sağlık Enstitüsü’nde yapılmıştır. Ashwagandha’nın bir başka özelliği kadınlarda göbek yağına sebep olan, stres hormonu kortizol seviyelerini kontrol etmek için yardımcı olmasıdır.

Bu tam olarak ne anlama geliyor? Basitçe, daha az kortizol az karın yağ anlamına gelebilir. Düzenli alınan Ashwagandha her gün alınması gerekir ve faydalarını görmeye başlamadan önce genellikle iki ay kadar beklenmelidir.

 

Nurdan YILDIRIM

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazında Ne yok ki?

Ashwagandha, Ana aktif bileşenleri  alkaloidler ve steroidal laktonlardır. Bunlar tropine ve cuscohygrine.

Yapraklarında steroidal laktonlarında, withanolides içerir Çeşitli alkaloidler arasında, withanine ana bileşenidir.

Özellikle bir withaferin için, temel bileşeni withanolide, ashwagandha bitkisinden  izole edilmiştir. Withanolides altı üyeli bir halka olması lakton, C9 yan zincirli C28 steroidal çekirdeği sahiptir.

Ashwagandha bitki içeriğinde, Anaferine (alkaloid), anahygrine (alkaloid), beta-sisterol, klorojenik asit (sadece Ashwagandha yapragında), sistein (Ashwagandha meyvesinde ), cuscohygrine (alkaloid), demir, pseudotropine (alkaloid), skopoletin, somniferinine (alkaloid), somniferiene (alkaloid), tropanol (alkaloid), withaferin A (steroid lakton), withanine (alkaloid), withananine (alkaloid) ve withanolides AY (steroid laktonlar) maddeler bulunmaktadır.

Ashwagandha bitkisinin köklerinde, diğer alkaloidleri  somniferine, somnine, somniferinine, withananine, sözde withanine, tropine, sözde tropine, 3-a-gloyloxytropane, kolin, cuscohygrine, isopelletierine, anaferine ve anahydrine vardır. İki asil steryl glucoside olan, sitoindoside VII ve VIII sitoindoside bitkinin köklerinden izole edilmiştir.

Ashwagandha Şifa Bitkisinin yetiştiği yerler; Hindistanın alt topikal bölgeleri Pencap, Madya Pradeş, Gujarat ve Rajasthan Ayrıca Nepal , Güney Afrika, Kongo, Mısır, Fas, Ürdün ve Afganistan’da yoğun bir şekilde bulunur.

Nurdan YILDIRIM

ileUzm. Dr. Selçuk YAŞAR

Mor ve Minnak-4

Korktuğum başıma gelmesin dersem?

İçeriğinde bulunan vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve ellagic asit gibi maddeler sayesinde tüm vücutta hücre onarımını ve yenilenmesini hızlandırdığından kanserli hücre oluşumunun da önüne geçer.

Kolon(kalın barsak) ve yumurtalık kanseri oluşum riskini azaltır.

Yapılan bir çalışmada yaban mersininde bulunan pterostilben adlı bir bileşiğin kolon kanserine karşı koruma sağladığı saptanmıştır.

İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’ne bağlı bilim insanlarının yaptığı çalışmada kolon kanseri olan hastalara 7 gün boyunca yaban mersini ekstresi verilmiş ve tümördeki hücre artışı oranında % 7 oranında azalma görülmüştür. Kadınlar üzerinde yapılan bir başka çalışmada da yüksek oranda yaban mersini flavonoidleri alımının yumurtalık kanseri oluşum riskinde % 34 oranında azalma sağladığı saptanmıştır.

Yaban mersini içerisindeki folik asit nedeniyle DNA’nın onarılması ve sentezlenmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

Böylelikle hücre mutasyonu sonucu oluşabilecek kanserlere karşı iyi bir koruyucudur yaban mersini.

Meme kanseri hücresinin büyümesi ve yayılmasını inhibe ettiği araştırmalar mevcuttur.

Lousville Üniversitesinde Brown Kanser Merkezinin bir çalışmasında yaban mersini tozu kullanılarak meme kanserli farelerin tedavi sürecinde tümör hacminde % 40 azalma görülmüştür.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kış Ayının Gözdesi; Ispanak

Ispanak, ‘amaranthaceae’ ailesine ait bir koyu yeşil yapraklı bir sebzedir.Orta ve Güneybatı Asya kökenli olan ıspanak, ortalama bir metreye kadar uzayabilmektedir. Biraz acı tadı olmasına rağmen sağlık açısından faydaları ve besleyici özelliğinden dolayı dünya mutfaklarına salata ve çorbalarda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ispanağın mutfaklarda kullanılmasının dışında yaprakları çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Ispanağı tüm yıl boyunca bulmak mümkündür ama daha çok mart ve mayıs aylarında tüketmek mümkündür. Ispanak, kış sezonun bitimine doğru çıktığı için bu dönem taze olarak tüketmek daha faydalıdır. Ispanak, vitaminler açısından inanılmaz zengindir. Bu yüzden hem alternatif tıp, hem de modern tıp tarafından hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Protein açısından zengin sayılan ıspanak, doymamış yağları da bol miktarda içermektedir. Aynı şekilde bol miktarda lif içerir. Niasin, Pantotenik, Piridoksin , Riboflavin, Tiamin, A vitamini, C vitamini, E vitamini, K vitaminleri içermektedir. Özellikle A vitamini açısından inanılmaz zengindir. Bunun dışında bol miktarda potasyum, sodyum, kalsiyum,bakır, demir, magnezyum, manganez, çinko Karoten-ß ve Luteinize ksantin içermektedir.Aynı şekilde Karoten-ß açısından da inanılmaz derecede zengin olan nadide besin kaynaklarındandır. Ispanağın Sağlığa Faydaları Ispanak, içerdiği bol miktardaki vitamin, bileşen ve mineraller sayesinde çok eski çağlardan itibaren alternatif tıp alanında hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Kilo vermeyi kolaylaştıran ıspanak, genel anlamda sindirim sistemi için faydalıdır. İçerdiği bol miktardaki A vitamini, birçok hastalığa şifa kaynağı olurken özellikle görme yeteneğinin gelişmesine ve göz sağlığına ciddi anlamda katkıda bulunur. Kemik sağlığının korumasından kan hücrelerinin sağlığına kadar çok geniş bir alanda hizmet eder. Ispanağın Anti Kanser Özelliği: Ispanak,anti-kanser özelliğe sahip olan flavonoidler açısından da oldukça zengindir.Günümüzde yapılan araştırmalar, ıspanağın mide ve cilt kanserine neden olan hücrelerini ortadan kalkmasına yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Ispanak ayrıca agresif prostat kanserine karşı etkili olduğu kanıtlanmıştır. Ispanak Göz Sağlığını Korur: Ispanağın içerdiği antioksidanlar, katarakt ve yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan makula dejenerasyonuna karşı etkili olduğu ispatlanmıştır. Ispanağın bol miktarda içerdiği ksantin, ışık filtreleme işlevlerini sağlar ve gözlerdeki düzeneğin korunmasına yardımcı olur. Ispanak ayrıca sağlıklı mukus zarlarını ve normal görme için gerekli olan A vitamini içerir. Kemik Sağlığını Korur: Ispanak kemik sağlığını korumak için hayati önem taşımaktadır. K vitamini bakımında nzengindir. Haşlanmış ıspanak bir fincan düşürür ve osteoklast aktivasyonunu üzerinde kontrol K vitamini BKİ 1000 yaklaşık% sağlamaktadır. Bunlar kısa bir süre içinde kemik yapısını yıkmayı yardımcı hücrelerdir. K vitamini, aynı zamanda osteokalsin sentezini, kemik mukavemeti ve yoğunluğu muhafaza edilmesi için gerekli olan proteini de teşvik eder. Böylece osteoporozun oluşumunu önlemek, kalsiyum için uygun bir yedek verir ıspanak süt ürünleri için iyi bir alternatiftir. Ispanak Hipertansiyon Düşürür: Hipertansiyon veya yüksek kan basıncı, böbrek hastalığı, kalp hastalıkları ve inme gibi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. Düzenli olarak ıspanak tüketmek, hem sinirlerin gevşemesini sağlar hem de hipertansiyonun sağlıklı seviyede tutulmasına yardımcı olur. Rahatlatıcı Özelliği Vardır: Ispanak,sinir sistemi üzerinde etkili olan besinlerdendir. Ispanağın düzenli olarak tüketilmesi durumunda stresten uzak tutar, genel anlamda ise rahatlama sağlar. Ispanağın akşam tüketilmesi durumunda derin bir uyku çekmeye yardımcı olabilir. İçerdiği çinko, demir Ispanağın akşam tüketilmesi durumunda derin bir uyku çekmeye yardımcı olabilir. İçerdiği çinko, demir ve magnezyum kaybolan enerjinin yeniden yerine gelmesini sağlar. Kaliteli bir uyku çekmenizi sağlayacak olan ıspanak böylece vücudun yorgunluğunu alarak rahatlama sağlar. Sindirim Sistemi ve Mideye Faydalıdır: Ispanak tüketimi genel anlamda sindirim sistemi sağlığını ve özellikle de mide sağlığını destekler. İçerdiği beta karoten ve C vitamini,serbest radikallerin zarar verdiği kolon hücrelerini korumaya yardımcı olur.Bunun yanından ıspanağın bol miktarda içerdiği folat, DNA hücrelerini korumaya yardımcı olur. Ispanak aynı zamanda kolon hücrelerinin mutasyona  uğramasına izin vermez. Beyin Sağlığını Korur: Yaşlılık döneminde vücudun direncinin azalması ile birlikte birçok hastalık ortaya çıkmaya başlar. Bunlardan en yaygın olanı ise beyin ve zihinle alakalı sorunlardır. Düzenli olarak ıspanak tüketmek, beynin ve zihnin sürekli genç ve aktif kalmasını sağlar. Ispanak sinir sisteminde hormon üretimi modülünü destekleyen folat, K ve C vitaminlerini içermektedir. K vitamini sfingolipidlerin sentezini kolaylaştırarak sağlıklı sinir sistemi ve beyin fonksiyonlarını destekler. Beyin sağlığı için gerekli olan yağ ve asit oranlarını dengeleyerek beyin sağlığına inanılmaz katkıda bulunur. Böylece, ıspanak davranışsal ve bilişsel sorunların düzeltmesi için ciddi anlamda fayda sağlar. Ateroskleroz ve Kalp Krizine Faydaları: Aşırı yağ biriktirme ateroskleroz sonuçlana, kişinin arter duvarının kalınlaşmasına neden olabilir. Alter duvarının kalınlaşması veya sertleşmesi, kalp krizine neden olur. Damar tıkanıklıklarını engelleyen ve alter duvarlarının kalınlaşmasına izin vermeyen lutein bakımından oldukça zengin olan ıspanak,böylece kalp krizi geçirme riskini ciddi anlamda düşürebilir. Bunun dışında çok yüksek kalitede nitrit içeren ıspanak, kalp hastalıkları tedavisi ve kalp krizinin oluşmasına neden olan yüksek yağ birikimi sorununu ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Ispanak Kan Basıncı Düşürür: Ispanağın bol miktarda içerdiği peptitler, kan basıncının düşmesini sağlar. Bu durum dolaylı olarak damar ve kalp sağlığının korunmasına da yardımcı olmaktadır. Ispanağın Anti İnflamatuar Özellikleri: Ispanak neoxanthin ve violaxanthin, enflamasyon düzenleyen iki anti inflamatuar epoxyxanthophylls içerir. Bu nedenle, artrit, osteoporoz, migren, baş ağrısı ve astım gibi iltihabik hastalıkların önlenmesinde faydalıdır. Dolayısı ile solunum yolları başta olmak üzere sadece bu özelliği birle birçok açıdan sağlık için inanılmaz katkılar sağlar. Ispanak Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: A vitaminini fazla içeren ıspanak, bu özelliği sayesinde mukoza zarlarının korumasını sağlar. Bunun dışında solunum yolunu koruyan ıspanak,enfeksiyon hastalıkları ile de ciddi anlamda mücadele eder. Ayrıca sindirim sistemi organları ve özellikle bağırsak sağlığını koruması bağışıklık sisteminin hastalıklarla mukavemetine katkı sağlamaktadır. Günlük bir fincan ıspanak tüketimi, bünyenin ihtiyaç duyduğu miktarın büyük bir bölümünü karşılar. Ispanak Anemiyi Önler: Bünyede demir eksikliğinin oluşması, başta anemi olmak üzere birçok hastalığın oluşmasına neden olur. Fakat ıspanak demir açısından inanılmaz derecede zengindir. Ispanağın içerdiği mineraller, kadınlar için doğum sonrasındaki dönemde, çocuklar içinse gelişme döneminde hayati önem taşımaktadır. Vücudun tüm hücrelerine oksijen taşıyan hemoglobinin bir bileşeni olarak demir,hücrelere enerji sağlamak için çok gereklidir. Bazı sağlık uzmanları ıspanağın içerdiği besinlerin çoğunun kırımız etten daha kaliteli olduğunu savunmaktadırlar. Ispanağın Cilt Sağlığına Faydaları: Cilt ve deri vücudun tümünü kaplayan en büyük ve en hassas organıdır. Sağlıklı parlayan bir cildimizin olması aynı zamanda bizim ruhsal sağlığımıza da ciddi anlamda etki yapmaktadır. Yani cilt sağlığı ihmal edilecek bir konu değildir. Cilt sağlığımızı koruyabilmemiz için bazı temel besinlere ihtiyacımız vardır ve ıspanak bu noktada harika bir alternatiftir. Ispanak A vitamini, C vitamini, E vitamini ve K vitamini gibi hayati mineraller ile doludur. Bu yüzden ıspanak cilt sağlığında önemli bir rol oynar. Bunun dışında ıspanak genel cilt sağlığının korunmasına ciddi anlamda katkıda bulunur. Cildin genç kalmasını sağlar, kırışıklıkları engelleyebilir, cilt hücrelerinin ihtiyaç duyduğu temel besinleri sağlar, cildi nemlendirerek yumuşak kalmasına yardımcı olur. Sağlıklı cilt için ıspanak tüketimi yapabileceğiniz en akıllıca tercih olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ispanak Saç Sağlığını Korur: Ispanağın içerdiği bol miktardaki kaliteli mineral, vitamin ve bileşenler aynı zamanda saç sağlığı açısından da çok önemlidir. Ispanağın içerdiği demir, bakır,kalsiyum gibi mineral ve vitaminler, kan hücrelerini güçlendirir ve vücudun oksijen almasını sağlar. Bu da saç sağlığı için önemlidir. Sağlıklı bir şekilde oksijen almayan vücudun parçaları büyük hasar görebilir. Ispanak buna engel olur ve birçok organda olduğu gibi saç sağlığının korunmasına da fayda sağlar.Aynı zamanda demir eksikliğinin diğer bir neden olduğu hastalık da saç dökülmesidir. Ispanak, başta demir olmak üzere içerdiği birçok mineraller saç dökülmesini engeller.Bunun dışında ıspanak genel anlamda saç sağlığının korunması için gerekli birçok vitamin ve minerali sağlayarak, saçların sağlıklı büyümesini sağlayabilir. Ayrıca saç köklerine uygulanan ıspanak suyu, saç derisinin sağlığını korur. Ispanak, kimyasallar içeren şampuanların verdiği zararı giderir. Ispanak Suyunun Faydaları Ispanak, pancar ve lahana ile aynı aileye aittir ama tadı biraz daha acı olduğu için genelde diğer besinlerle tüketilir. Ispanak suyu ise ıspanağın kaynatılmasıyla elde edilir. Ham ıspanak veya ıspanak suyu karoten, amino asit, demir, iyot, potasyum ve magnezyum ile birlikte A, C, K, E ve B vitaminleri ile doludur. Ispanakta bulunan mineraller,doğada alkalin ve vücudunuzdaki pH seviyesini dengelemek yardımcı olur. İçerdiği yüksek değerdeki vitamin ve mineraller yardımıyla ıspanak suyu sağlık açısından inanılmaz faydalar sağlar. Ispanak suyunun faydaları şu şekilde sıralanabilir: Ispanak suyu, kan hücrelerinin sağlığını korumaya yardımcı olan besinler açısından çok zengindir. Bu özelliğinden dolayı hem kan sağlığını korumaya yardımcı olur hem de anemi hastalığına yakalanma riskini azaltır. Ispanak suyu, sindirim sistemine çok faydalıdır. Bağırsakların temizlenmesine ve hareketlenmesine yardımcı olur. İçerdiği vitaminler mineraller ve yüksek değerdeki lifler başta kolon kanseri olmak üzere sindirim sistemini tehdit eden kanser çeşitlerine yakalanma riskini azaltır. Ispanak suyu, diş eti kanamaları için anlık sonuç veren besin kaynaklarından bir tanesidir. Ispanak suyunun bol miktarda A vitamini içermesi,katarakt başta olmak üzere gece körlüğü gibi görme sorunlarına yakalanma riskini azaltır. Ispanak genel anlamda göz sağlığını korur.Ispanak suyu yüksek kan basıncı ile mücadele etmeye yardımcı olur. Sinir sistemi üzerinde çok etkili olan ıspanak suyu, aynı zamanda kemik sağlığı için önemlidir. Kemik ve beyin sağlığının korunması için hem çocukların hem de yetişkinlerin düzenli olarak tüketmeleri önerilir.Ispanak suyu saç ve cilt sağlığını korumaya yardımcı olur.Ispanak suyunun içerdiği bileşenler, genel anlamda sağlığımızı korumaya yardımcı olur ve vücutta bulunan vitamin veya mineral eksikliklerinin giderilmesine ciddi anlamda katkıda bulunur.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sofraların Asil Sebzesi; Brokoli

Lahanagiller familyasının bir üyesi olan brokoli İtalya il ebirlikte anılan ve o bölge ile özdeşleşmiş bir sebzedir. Brokolinin dünyaya yayılması ve tanınması 1900’lü yıllarda olmuştur. Günümüze gelindiğinde brokoli her ne kadar en popüler sebzeler listesinde kendisine yer bulamasa da en faydalı sebzeler listesinde üst sıralarda yer almaktadır. Yapılan araştırmalarda borkolinin havuçtan çok daha fazla karoten içerdiği görülmüştür.Hem suyu hem de kendisi tüketilebilecek en iyi sebzelerden olduğu kabul edilmektedir. Brokoli salatası ya da yemeği yapılarak tüketilebileceği gibi haşlanarak suyu da tüketilir. Kükürt, potasyum ve selenyum ile bol diyet lifive B1 ile C vitaminleri başta olmak üzere pek çok vitamin içermektedir. Brokolinin Sağlığa Faydaları Etkin bir kanser düşmanı: Brokoli mide, bağırsak ve yemek borusu kanser riskini büyük ölçüde azaltmaktadır.Akciğer kanserinde de etkili olduğu ve koruyucu özellik taşıdığı son yıllarda yapılan araştırmalar ile ortaya çıkarılmıştır. Brokoli Cilt Sağlığı korur: Brokolinin içerdiği A vitamini cildinizin hücre zarlarını korur ve ultraviyole radyasyon hasarını önler, böylece cildinizin sağlıklı tutar, bunun yanında, C ve E vitaminleri yardımıyla cilt hücreleri için gerekli olan enerjiyi sağlar. Brokoli, cilt ve deriyi korur: Cilt ve deride meydana gelen hasarı tamir etmek için gerekli olan glukorafaninin diye adlandırılan bir madde içerir. Böylece, brokoli yiyerek cildinizin daha hızlı yenilenmesini sağlayabilirsiniz. Cilde zarar veren serbest radikallerle savaşır ve neredeyse C vitamini içeren bütün besinler antioksidan özelliklere sahiptir. Serbest radikaller cilt sorunlarına neden olan ve cilt yaşlanmasının başlıca sorumlularıdır. Serbest radikalleri ortadan kaldıran C vitamini böylece kırışıklık ve pigmentasyonu azaltır, cilde sağlıklı bir görünüm kazandırır. Brokoli yemek bu bağlamda faydalıdır. Ayrıca,beta karoten, E vitamini ve cilde doğal bir parlaklık kazandıran B vitamini kompleksi içerir. Cilde olan bütün bu faydalarının dışında cildi UV zararlı ışınlarından korur. Zararlı güneş ışınlarının cilde doğrudan zarar vermesini engeller ve hasarlı hücrelerin iyileşmesine yardımcı olur. Güneş ışınlarından kaynaklanan radyasyonlardan cildi korur. Brokoli Cildi Kanserden Korur: Surekli alınan güneş yanıkları cilt kanseri riskini artırır. Daha önce belirtiğimiz gibi, brokoli UV ışınlarına karşı koruma sağladığı gibi bu ışınlardan kaynakanan kızarıklıkları giderir. Bu şekilde, önemli ölçüde cilt kanser riskini azaltır. Ayrıca C vitamini, beta-karoten, selenyum, bakır, çinko büyük ölçüde cilt bağışıklık sistemi artırabilir, brokoli gibi koyu yeşil sebzelerde bulunur fosfor gibi diğer vitaminler ve mineraller, çeşitli deri enfeksiyonlarından sizi korurlar. Brokolinin Saç Sağlığına Faydaları: Sağlıklı saç, saç köklerini beslemek üzere A, C,E, B5, B12 vitaminleri yanına, demir, niasin, çinko, kükürt, silis ve germanyumgibi maddelere ihtiyaç duyar. Brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler saçlar için mükemmel bir besin kaynağıdır. Brokoli saç büyümesini teşvik eden A ve C vitaminleri yanında ve kalsiyum da içerir. A ve C vitaminleri sebum üretimini, kalsiyum saç köklerini güçlendirir ve kafa derisi sağlığına da katkıda bulunur.Bunların yanında brokolinin içerdiği besinler saç köklerini güçlendirir ve saçların dökülmesini engelleyebilir. Düzenli olarak brokoli tüketimi, saç kırılmalarına engel olabilir. B6 ve B vitaminleri saç sağlığı dışında zihinsel sağlığı da korumaya yardımcı olur. Brokoli Kanseri Önleyebilir: Araştırmacılar brokolinin kanseri önleyebildiğini ortaya koymuşlardır. Brokoli, meme ve rahim kanserini önleme noktasında son derece etkili bir besin kaynağı olabilir. Kalp Sağlığı İçin Brokoli: Brkolinin kalp sağlığı için sağladığı faydalar da azımsanmayacak kadar fazladır. Bünyede kan basıncını düzenlemeye yardımcı olan besinler içerir. Kötü kolesterol seviyesini dengeler. Bunun dışında damar sağlığını koruyarak kalbin sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı olabilir. Brokoli Sinir Sistemi Sağlığını Korur: Sağlıklı bir sinir sitemi için potasyum önemli bir maddedir. Zengin miktarda potasyum içeren brokoli sinirlerin sağlığını korur. Brokoli Zayıflamayı Kolaylaştırır: Brokoli zengin miktarda lifler içermektedir ve bütün lif içeren besinler zayıflamaya yardımcı olmanın dışında sindirim sistemi sağlığına ciddi katkılarda bulunabilirler. Günlük olarak tüketilen çiğ brokoli vücudun gereksinim duyduğu bir çok maddeyi sağlayabilir. Lifler ayrıca kan şekeri seviyesini ayarlar. Göz Sağlığı İçin Brokoli: Gelen ışıkları emen retina, sağlıklı bir şekilde görevine devam edebilmesi için A vitaminine ihtiyaç duyar. Brokoli ise zengin miktarda A vitamini içerir. Brokoli ayrıca yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarından korur. Brokoli Kan Basıncını Düzenler: Brokoli kan basıncını düzenleyen lif, magnezyum, kalsiyum, potasyum ve omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Buna ek olarak, brokoli, kan basıncını düşürerek kanın damarlara normal akışını sağlamaya yardımcı olur. Brokoli Kemik Sağlığını Korur: Çok etkili bir kalsiyum kaynağı olan brokoli bu özelliği sayesinde kemik sağlığını da korur. Gebelik sırasında veya sonrasında meydana çıkan kalsiyum eksikliğini giderir. Gebelik esnasında kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan kemik hastalıklarıbı , halsizlik gibi durumları ortadan kaldırmak için brokoli tüketmek mümkündür. Brokoli Anemiyi Önleyebilir: Anemi demir eksikliğinden kaynaklanan bir hastalıktır. Bunun yanında aşırı derecede demir eksikiği aynı zamanda saç dökülmesine neden olur. Düzenli olarak brokoli tüketimi hem kansızlık hem de saç dökülmesini enleyebilir. Brokoli kansızlığı önlemeye yarayan, folik asit içerir. Brokoli Suyunun Faydaları: Düzenli olarak tüketilen brokoli vücudun gereksinim duyduğu A ve C vitaminlerinin yanında demir ve kalsiyum miktarını büyük ölçüde karşılayabilir. İçerdiği çok zengin vitamin, bileşen ve mineraller yardımıyla brokoli bir çok açıdan vücut sağlığını korumaktadır. Brokoli bir çok tehlikeli hastalıktan korunmayı sağladığı gibi, bazı hastalıklar içinde anlık sonuçlar sağlayabilir. Sağlık açısından brokolinin sağladığı faydalardan bazıları şunlardır;  Kanserden koruyabilir, kolon ve meme kanserine yakalanma riskini büyük ölçüde azalttığı söylenir. Brokoli suyu başta kanser olmak üzere bir çok hastalığının başlıca kaynağı olan serbest radikallere karşı vücudu korur ve serbest radikallerin kolay birş ekilde vücuttan atılmasını sağlar. İçerdiği zengin miktardaki lifler brokolinin sindirim sistemi sağlığına katkıda bulunmasını sağlar. Zengin miktarda kalsiyum içeren brokoli suyu kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur. Çocuklar için sağlıklı bir iskelet yapısının oluşmasını sağlayabilir ve aynı zamanda, yetişkinlerin yaşlanma döneminde kemik hastalıklarına yakalanma riskini azaltır. Demir eksikliğinden kaynaklanan sağlık sorunlarını ortadan kaldırabilir. Cilt ve saç sağlığı için hayati önem taşıyan besinler ve mineraller içermektedir. Kış aylarında soğuk algınlığından dolayı meydana gelebilecek hastalıklarla savaşmak için bünyeyi güçlendirir. Brokoli suyun faydalarından maksimum derecede faydalanmak için evde hazırlamanızı öneririz. Brokoli suyunu brokolileri presleyerek elde edebilirsiniz. Presleyerek elde ettiğini suyu süzerek tüketebilirsiniz. Brokolinin Zararları: Brokoli düzenli ve aşırıya kaçılmadığı sürece sağlık açısından güvenli bir besin kaynağıdır. Aşırı tüketimden kaynaklanan bazı yan etkileri olabilir. İlaç kullanan hastalar için de makul miktarda tüketildiğinde her hangi bir zararı dokunmaz. Aşırı tüketildiğinde şişme v emidede ekşime hissine neden olabilir. İdrar yolu sorunları olanlar içi aşırı tüketim sorunu arttırabilir ve bu durum vücutta su kaybına neden olur.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Aronia Meyvesi; Antikanserojen

Aronia meyvesine Amerika’da birçok hastalığa iyi geldiği için ”süper meyve” adı verilmiştir. Rusya’da da tıbbi meyve olarak kullanılır. Besin açısından çok zengin olan aronia meyvesinin bünyesinde sakkaritler, kaliteli şeker, selüloz, pektin, organik asitler ve antosiyanin bulunur. Aronia meyvesi ayrıca bakır, bor, iyot,kalsiyum, demir,mangan, molibden, kobalt, potasyum ile C, B2, B6, E vitaminleri ve A provitamini açısından zengindir. Bunlara dışında ve en önemli olarak aronia meyvesinde antosiyanin ile proantosiyanin bulunur. Bu maddeler en çok aronia meyvesi kabuğunda ve kabuğunun hemen altında bulunur. Aronia Meyvesinin Faydaları Aronia meyvesi içindeki antosiyanin; aktif olmayan karaciğer, kronik iltihaplar, kardiyovasküler hastalıklar,kronik iltihaplar, mide rahatsızlıkları  ve göz iltihabı gibi hastalıkları engeller. Aronia meyvesi faydaları arasında en çok dikkat çekici olanı kanserli hücreler üzerindeki etkisidir. Kanserli hastalardaki aronia faydalarının keşfedilmesi ile birçok ülkede aronia meyvesini tedavi amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Aronia meyvesi bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden dolayı iyi bir besin olurken aynı zamanda sporcular,çocuklar ve hastalar için de iyi bir ilaç olarak kabul edilmektedir. Aronia meyvesi, yüksek aktivitesi nedeniyle Rusya’da tıbbi bitki olarak kabul ediliyor. Aronia meyvesi soğuk algınlığı,mide hastalıkları, bağırsak, karaciğer, ve safra kesesi dahil olmak üzere çeşitli hastalıkların ve radyasyon zehirlenmesinin tedavisinde kullanılıyor. Aronia meyvesi doğadaki en güçlü antioksidan maddelerden biri, bitkinin içerdiği mineral ve vitaminlerin yanı sıra birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi mevcuttur. Bu meyve ile ilgili geçen 10 yıl içerisinde 13 önemli klinik çalışma yapılmıştır. Bu 13 çalışmanın 5 tanesi metabolik sendrom üzerine 3 tanesi diyabet, hipertansiyon üzerinedir. Polonya’da yapılan bir çalışmada antioksidan etkisi nedeniyle kan hücreleri üzerindeki koruyucu özeliği ortaya konulmuştur. Yine İngiltere’de yapılan bir çalışmada beyin tümörlü hücre kültürlerinde oldukça yararlı etkileri saptanmıştır. Aronia meyvesinin tıpta ilk ilgi çekici özelliği güçlü derecede iltihap giderici etkisi olmasıdır. Karaciğer koruyucu etkisi görülmüştür. Şeker hastalığına ve kan yağ tablosu üzerine olumlu etkileri yine tıp açısından önemlidir. Mide ülseri üzerine koruyucu etkileri vardır. İçeriğindeki antosiyaninler aynı zamanda meyveye rengini verir ve tıptaki birçok etkisinde sorumlu tutulmaktadır. Aronia meyvesi gripten korunmak amacıyla ve grip olduğumuzda bol miktarda tüketilmesi gerekli bir meyvedir. Ayrıca, karaciğer sağılığı açısından tüm antioksidan besinler gibi son derece önemlidir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Acai Berry; Acai üzümü

Acai Berry-Acai Üzümü (Euterpe oleracea) Euterpe familyasından, geniş ve büyük üzüm salkımları şeklinde yaban mersinine benzeyen, mor renkli meyveler veren bir tür palmiye ağacıdır. Acai üzümü Güney Amerika kıtasına özgü tropikal iklimlerde yetişen, son yıllarda tanınmaya ve popüler olmaya başlayan bir meyvedir. Henüz yeni yeni tanınmasının en büyük  nedeni bu ağacın Brezilya’nın kuzey bölgelerinde ve özellikle Amazon nehri ve diğer nehirlerin kıyılarında doğal olarak yetişmesidir. Brezilya’nın bu bölgelerinde yaşayan yerli halk tarafından çeşitli hastalıkların tedavisinde yüzyıllar öncesinden beri kullanılmakta olan Acai Üzümü adını da yerli halkın söylediği şekliyle dünyaya duyurmuştur. Acai üzümü, Kuşburnu ile birlikte en yüksek antioksidan içeriğine sahip  meyvedir. Yüksek antioksidan kapasitesi, diğer meyvelere oranla yüksek lif, düşük şeker ve düşük asit içeriği, doymamış yağ asidi içeriği (Omega 3), yüksek C vitamini içeriği, yüksek antosiyanin içeriği ile insan sağlığına sağlamış olduğu sayısız destek ve fayda nedeniyle bilimsel olarak “Süper Gıda” olarak kabul edilmiştir.