Etiket arşivi sağlıklı beslenme

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Bitter Çikolatanın Tansiyon Düşürücü Etkisi Olabilir mi?

Esansiyel hipertansiyon, bilinen bir nedeni olmayan yüksek kan basıncıdır.
Bitter çikolata, sağlık açısından değerli faydalar sunabilecek popüler bir gıda maddesidir.
Bir Mendel randomizasyon çalışması, bitter çikolata alımının esansiyel hipertansiyon riskinde azalma ve muhtemelen kan pıhtılaşması riskinde azalma ile ilişkili olduğunu bulmuştur.
Yüksek tansiyon kardiyovasküler sağlık için tehlikeli olabilir. Yüksek tansiyonun önlenmesi ve yönetimi birçok olumlu sağlık sonucunun elde edilmesine yardımcı olabilir, ancak araştırmacılar hala yüksek tansiyonu önlemek için en iyi yöntemleri anlamaya çalışmaktadır.

Nature Scientific Reports dergisinde yayınlanan yeni bir çalışma, bitter çikolata alımının esansiyel hipertansiyon (yüksek tansiyon) riskini azaltmaya nasıl yardımcı olabileceğini incelemiştir.

Sonuçlar ayrıca bitter çikolata tüketiminin kan pıhtılaşması riskini azaltabileceğini düşündürmektedir, ancak araştırmacılar nedensel bir ilişki kuramamıştır.

Sonuçlar, bu gıdanın potansiyel faydalarına ve potansiyel sağlık yararları konusunda gelecekte yapılacak araştırmalara duyulan ihtiyaca işaret etmektedir.

Hipertansiyonun tehlikeleri ve bitter çikolatanın faydaları

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, kanın vücuttaki atardamarlara uyguladığı kuvvetin çok yükselmesidir.

Esansiyel hipertansiyon veya yüksek tansiyon, bilinen bir nedeni olmayan yüksek kan basıncını içerir.

“Esansiyel hipertansiyon, altta yatan belirgin bir neden olmaksızın yüksek kan basıncı seviyeleri ile karakterize edilen oldukça yaygın bir tıbbi durumdur. Dünya genelinde hipertansiyonun açık ara en yaygın nedenidir. Esansiyel hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği ve inme dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalıklara en fazla katkıda bulunan hastalık olarak öne çıkmaktadır.”

Yüksek tansiyon yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı ilaçlarla yönetilebilir. Bununla birlikte, insanlar genellikle yüksek tansiyonun ilk etapta ortaya çıkmasını önlemek için harekete geçebilirler. Genel olarak, sağlıklı beslenmek, sağlıklı kiloyu korumak ve egzersiz yapmak yardımcı olabilir.

Bununla birlikte, araştırmacılar belirli gıdaları tüketmenin yüksek tansiyonun önlenmesine nasıl yardımcı olabileceğini de araştırmaktadır. Bu gibi araştırmalar, insanların daha spesifik sağlıklı gıda seçimleri yapmasına yol açabilir.

Bitter çikolata, araştırmacıların üzerinde çalışmak istediği birçok potansiyel sağlık faydasına sahip bir gıdadır. Çikolatanın ‘bitter çikolata’ olarak kabul edilebilmesi için en az %50 kakao katı maddesi içermesi gerekir ve birçok bitter çikolata %70 hatta %90 kakaodan oluşur ki bu da şeker gibi diğer katkı maddelerine çok daha az yer bırakır. Bu yüzden bitter çikolata, sütlü çikolata çeşitlerine göre daha acı olma eğilimindedir. Kakao flavanoller açısından zengindir, bu nedenle çikolatanızdaki kakao yüzdesi ne kadar yüksekse, sağlık açısından o kadar fazla fayda mümkündür [Çikolata aynı zamanda iyi bir lif, demir, magnezyum, fosfor ve çinko kaynağıdır. Kakao oranı ne kadar yüksekse o kadar fazla kafein içereceğini de unutmamak gerekir].

Bitter çikolata esansiyel hipertansiyon riskini nasıl düşürür?

Araştırmacılar, bitter çikolatanın çeşitli kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya nasıl yardımcı olabileceği hakkında yaptıkları çalışmada;  bitter çikolata alımını ve esansiyel hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği, felç, damarlarda başlayan kan pıhtıları ve kalp krizi gibi çeşitli kardiyovasküler hastalıklar için riski incelediler. Analiz sonuçları bitter çikolata alımının olumlu yönleri için umut vericiydi. Araştırmacılar, genetik olarak öngörülen bitter çikolata alımının esansiyel hipertansiyon riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini buldu. Veriler ayrıca bitter çikolata alımı ile esansiyel hipertansiyon riskinin azalması arasında olası bir nedensel ilişkiye işaret etmektedir. Araştırmacılar ayrıca bitter çikolata alımı ile venöz tromboembolizm (kan pıhtısı) riskinin azalması arasında da olası bir ilişki bulmuşlardır

Chocolate-derived treatments for hypertension?

Çalışmanın bulguları esansiyel hipertansiyonun önlenmesi için önemli bir umut vaat ediyor. Gelecekteki araştırmalar nedensel ilişkiyi doğrularsa, sadece diyet önerilerinin değil, aynı zamanda esansiyel hipertansiyonun önlenmesi veya yönetimi için yeni tedavilerin geliştirilmesinde bitter çikolatadan elde edilen biyoaktif bileşiklerin veya ekstraktların da önünü açabilir. Sonuç olarak, bu çalışma esansiyel hipertansiyonun önlenmesinin geleceği için heyecan verici olanaklar sunmaktadır.

Araştırmacılar bitter çikolata alımı ile diğer kardiyovasküler hastalıklar arasında herhangi bir ilişki bulamadı.

İncelenen hastalıklar arasında bitter çikolata alımı özellikle hipertansiyon riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiş, ancak başka herhangi bir durumla ilişkilendirilmemiştir. Bu kayda değer bir bulgu olmakla birlikte, klinik anlamı sınırlıdır. Hipertansiyon için klinik kardiyovasküler endişe, kalp krizi ve felç gibi sonuçta ortaya çıkan durumların oranları üzerindeki potansiyel etkisi olacaktır, ancak bitter çikolata alımı ile diğer kardiyovasküler durumlar arasında başka bir ilişki tespit edilmemiştir.

Daha fazla çikolata yemek kalp sağlığımı iyileştirir mi?

Genel olarak sonuçlar, esansiyel hipertansiyonun önlenmesinde bitter çikolatanın potansiyel faydalarına işaret etmektedir. Ayrıca bu alanda gelecekte yapılacak araştırmalara da kapı açmaktadır.

Bunun gibi çalışmaların ardından birçok heyecan verici araştırma yolu açık kalmaya devam ediyor. Sonraki adımlar arasında bitter çikolata tüketiminin kardiyovasküler sağlığı etkilediği kesin mekanizmaların ortaya çıkarılması yer alıyor. Bu, bitter çikolata alımının kardiyovasküler sağlıkla ilgili gen ifade kalıplarını nasıl etkileyebileceğini anlamak için gelişmiş genetik tekniklerin kullanılmasını gerektirebilir. Ayrıca, bitter çikolatanın aterosklerotik plak oluşumu ve ilerlemesi, kardiyak fonksiyon ve yeniden şekillenmenin yanı sıra kan pıhtılaşması ve fibrinoliz gibi diğer kardiyovasküler son noktalar üzerindeki potansiyel etkisi de daha fazla araştırılabilir. Özellikle kakao içerisinde bulunan flavonoidlerin (anitoksidan maddeler) organizma üzerindeki olumlu etkilerini düşünürsek günlük mutlaka yine flavonoidler içeren filtre kahve ya da türk kahvesinin yanında bitter çikolata tüketmenşn yararı ortadadır.

Sağlıklı bir yaşam dileklerimle.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Ramazan Bayramında Beslenme

RAMAZAN BAYRAMINDA BESLENME ÖNERİLERİ

Ramazan dolayısı ile beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler; Ramazan Bayramı’nda öğün sayısının artmasına ve daha fazla yemek yeme istediğinin oluşmasına sebep olabilmektedir.

Tekrar değişen yeme düzeni ile kişiler bazı sindirim sistemi rahatsızlıkları ile karşılaşabilirler.

Geleneksel olarak bayramda şeker, çikolata, özellikle hamur işleri (baklava, börek vb.)  gibi gıdalar kan şekerini hızla yükselten ve enerji içeriği yüksek gıdalardır.

Bayramda gün içinde besin tüketmemeye alışmışken birdenbire bu gıdaların sık ve çok tüketilmesi sindirim sistemi problemlerine ve kan şekerinin hızlı yükselmesine sebep olarak çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir.

Bu nedenle bayram süresince besin tüketimimize dikkat edilmeli, aşırıya kaçılmamalı, yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri unutulmamalıdır.

Sağlık Bakanlığı Hal Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanana önerileri okumak için;

 

Ramazan Bayramında Beslenme

 

Ramazan Bayramında Beslenme Önerileri

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Beslenmede Protein ve Diğerleri!!!

Salt Protein mi? Protein Ağılıklı Beslenme mi?

Merhaba sayın okurlarım.

Sağlıklı beslenme ile ilgili pratik bilgilerden devam ediyoruz.

Geçen hafta enerji dengesinden söz etmiştik.

Şöyle bir baktığımızda güzel ülkemizin bol ve çeşitli nimetleri sayesinde hepimiz pozitif enerji dengesinde yaşıyoruz ve maalesef bizde de obezite artmaya başladı.

Enerji dengesinden söz ettik ama bunu günlük düzeyde normal seviyede tutmak için ne yapabiliriz bunu konuşalım.

Kalorinin karbonhidrat, yağ ve protein arasındaki dağılımı kısmen fizyolojik faktörlere kısmen de tat ve ekonomik durum gibi faktörlere göre belirlenir.

Esansiyel ve diğer amino asitlerin günlük olarak alınabilmesi için, protein alımı 70 kg erişkin birey/70 gr protein, yani kg başına gr proteinin diyetimizde bulunması gerekmekte.

Ama proteini nasıl alacağız?

Burada Evre I ve Evre II olarak sınıflama yapılmaktadır.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Beslenme İçin Pratik Bilgiler!!!

Sağlık Beslenmede İlk Basamak

Bu hafta yazıma Hekimlerin Piri İbn-i Sina Üstadın bir sözünü aktararak başlamak istiyorum. “Yediğin vakit az ye ve yedikten 4-5 saat kadar daha yeme…” Ve yine devam ediyor “Şifa, hazımdadır. Yani kolayca hazmedeceğim miktarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal taam üstüne taam yemektir” Sanırım üstad özetlemiş, başka söze hacet yok.

O zaman bu noktadan başlarsak vücut makinasının çalışması için günlük almamız gereken kalori miktarı vardır.

Yine hocam sende kalori hesabına mı gireceksin demeyin. Çünkü günlük yaş, vücut kitle indeksi ve cinsiyetle değişen bir kavram vardır; bazal metabolizma hızı. Yani bir diğer anlamda yaşamın maliyeti.

Bunun anlamı şudur hiç bir şey yapmadan sadece yatarak dolaşım ve solunum sisteminin çalışması ile kullandığımız enerji. Peki bu yeter mi? Yetmez.

O zaman günlük fiziksel aktivite durumuna göre üzerine eklememiz gerekiyor. Hesap kabarmaya başladı. Aslında o kadarda değil. Bazal metabolizma için 1500 Cal ortalama yeterlidir. Ama bir de yukarıda saydığım faktörlere de bağlı olarak özellikle cinsiyet farkı, genç erişkin için bu rakam 3000 Cal civarında olmaktadır.

Günlük almamız gereken kalori miktarı budur. Biz ne yapıyoruz, sanırım ben de dahil hep fazla alıyoruz. Aldığımız her fazla 9,3 kaloriyi organizma bizim için 1 gr yağ olarak depoluyor. Çünkü kainatta enerjinin korunumu kanunu var (Termodinamiğin birinci yasası!!!). Ne kadar fazla alırsak yağ dokumuz o kadar fazla artıyor ve obez oluyoruz.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlık Beslenmede Önemsenmeyenler!!!

Sağlıklı Beslenmede Yapı Taşlarımız

Sevgili dostlar buraya kadar yazılarımda sağlıklı beslenme ve stresle ile ilgili bilgiler paylaştım. Antioksidan tüketimi, esansiyel amino asitler ve yağ asitlerinin tüketimi…

Birde hiç girmediğimiz vücudumuzun mikro yardımcıları var. Biraz da bunlardan bahsetmek istiyorum. Vücudumuzda meydana gelen birçok fizyolojik olayın yapıtaşları olarak rol alanmineral ve elementlere günlük ihtiyacımız bulunuyor. Eksikliği ya da fazlalığı çok değişik sonuçlara neden olabilir.

 

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Acaba Beslenebiliyor muyuz?

Acaba Beslenebiliyor muyuz?

Bu başlıkla yazıma başlamamın sebebi bir an durup kendimizi sorgulamamız. Acaba gerçekten beslenebiliyor muyuz? Gelin cevabını birlikte bulalım.

Günümüzde modern tarım yöntemleri ile birçok meyve ve sebzeye mevsim kısıtlaması olmaksızın sofralarımızda yer verebiliyoruz. İlk bakışta bu çok güzel ve avantajlı gibi görünüyor değil mi? Yaz-kış istediğiniz sebze ve meyveye ulaşabilmek.  Diğer taraftan da her şey mevsiminde güzeldir diye düşünüyoruz. Kışın karpuz canımız istemez ama onun yerine vücudumuzun direncini arttıracak antioksidan olan C vitamini için narenciye tüketiriz.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

NE KADAR BESLENEBİLİYORUZ?

Bu sorunun cevabını hemen hemen herkes yeteri kadar olarak verdiğini sanıyorum. Hatta günümüzde oldukça yaygın hale gelen obeziteye bakarsak fazlası ile besleniyoruz diyebiliriz.

Ama ben aksi düşünüyorum ve elimde kanıtım da var. İşte başlıyoruz. Günümüzde modern tarım yöntemleri ile birçok meyve ve sebzeyi mevsim kısıtlaması olmaksızın sofralarımızda yer verebiliyoruz. İlk bakışta bu çok güzel ve avantajlı gibi görünüyor. Diğer taraftan da her şey mevsiminde güzeldir diye düşünürüz. Kışın karpuz canımız istemez ama onun yerine vücudumuzun direncini arttıracak antioksidan olan C vitamini için narenciye tüketiriz. Peki, bu seçimi belirleyen sadece besine kolay ulaşma, fiyatı ve diğer çevresel ve kişisel tercihler mi? Sanırım bunların ötesine geçip çok ta düşünmüyoruz. Burada ne demek istediğimi alttaki tabloya bakarak anlayabilirsiniz.

En çok tükettiğimiz sebze ve meyveler için 1985 (Pharmakonzern Geigy (Schweiz)) ve 2002 (Lebensmittellabor Karlsruhe/Sanatorium Oberthal) yıllarında İsviçre ve Almanya’daki büyük araştırma laboratuvarlarında yapılan analizler sonucunda çarpıcı sonuçlar elde edilmiştir (Tablo).

Her 100 gramda bulunan

Vitamin ve Mineraller

Araştırılmış İçerikler 1985 2002 Fark
Brokoli Kalsiyum 103 28 -73%
Amino Asit 47 18 -62%
Magnezyum 24 11 -55%
Fasülye Kalsiyum 56 22 -51%
Amino Asit 39 30 -23%
Magnezyum 26 18 -31%
Vitamin B6 140 32 -77%
Patates Kalsiyum 14 3 -78%
Magnezyum 27 14 -48%
Havuç Kalsiyum 37 28 -24%
Magnezyum 21 6 -75%
Ispanak Magnezyum 62 15 -76%
Vitamin C 51 18 -65%
Elma Vitamin C 5 2 -60%
Muz Kalsiyum 8 7 -12%
Amino Asit 23 5 -79%
Magnezyum 31 24 -23%
Vitamin B6 330 18 -95%
Çilek Kalsiyum 21 12 -43%
Vitamin C 60 8 -87%

Çok tükettiğimiz gıdaların vitamin ve Mineral içerikleri hatırı sayılır oranda düştüğü saptanmış.

Burada sormamız gereken iki soru var.

İlki neden, ikincisi 2018 yılında ne durumda. İlk soruyu cevaplaman ikinci sorunun cevabını sanırım herkes kendi kendine verebilir.

İlk sorunun cevabı içinse çok neden sıralayabiliriz ama bence en önemli etken insanoğlu yani biz. Bunu açarsak daha çok üretme ve daha çok kazanma gibi sebeplerle, hızlı gelişme, çevre kirliliği, bilinçsiz tarım uygulamaları, ürünlerin uzun depolanması için yeni yöntemler, kalite ve verim arttırmak için uygulamaların bu duruma neden olduğu söylenebilir. Bu durumda o zaman ne yapacağız diye kendimize bu soruyu sormaktan alamayız. Aslında günümüzün modası haline gelen, organik ürünler, köy kahvaltısı, köy ürünleri vs gibi kulağa hoş gelen ama aslına baktığınızda hiç öyle olmayan bir durumla karşı kaşıya kalıyorsunuz. O zaman bunun çözümünü nasıl bulacağız. Beslenmemiz gerektiği fizyolojik bir gerçek ve tükettiğimiz besinin de içerik olarak ihtiyaçlarımızı karşılaması gerekmekte. Ama şu an için tükettiklerimiz büyük oranda posa maalesef. O zaman bilinçli tüketmemiz gerekiyor. Neler yapabileceğimizi diğer yazımda paylaşacağım.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Neden Besin Desteği Kullanmalıyız

Besin Destekleri ve Önemi

Özellikle son 50 yıl içerisinde endüstriyel tarım ve hayvancılık yaygınlaşmıştır ayrıca büyük şehirlerde yaşayan nüfusun artması nedeniyle gıdaların taşınma, depolanma ve saklanma süreleri çeşitli nedenler ile uzamaktadır.

Merada serbest olarak beslenen hayvanlar ve doğal gübreleme yöntemleri kullanılarak zenginleştirilmiş topraklarda geleneksel tohumlar ile yapılan doğal tarım oransal olarak çok azalmıştır.

Ayrıca birçok ürün henüz tam olgunlaşmadan toplanıp depolanmaktadır.

Tüm bunların neticesinde tükettiğimiz gıdalarda bulunması gereken vitamin, mineral, antioksidanlar ve omega 3 gibi sağlığımız için elzem olan mikrobesinler yeterli düzeyde bulunmamaktadır. Bu mikrobesinlerin eksiklikleri kronik dönemde birçok hastalıklar açısından risk oluşturmakta ve toplumda artan hastalıkların önemli bir kısmında da rol oynamaktadır.

Besin destekleri, gıdalarınızda zaten var olması gereken ancak gıdalardaki endüstrileşme nedeni ile ne yazık ki yeterli miktarda bulunmayan bu mikrobesinleri sadece doğal kaynakları kullanarak en sağlıklı şekilde size sunmaktadır.