Etiket arşivi Kalsiyum

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlık Beslenmede Önemsenmeyenler!!!

Sağlıklı Beslenmede Yapı Taşlarımız

Sevgili dostlar buraya kadar yazılarımda sağlıklı beslenme ve stresle ile ilgili bilgiler paylaştım. Antioksidan tüketimi, esansiyel amino asitler ve yağ asitlerinin tüketimi…

Birde hiç girmediğimiz vücudumuzun mikro yardımcıları var. Biraz da bunlardan bahsetmek istiyorum. Vücudumuzda meydana gelen birçok fizyolojik olayın yapıtaşları olarak rol alanmineral ve elementlere günlük ihtiyacımız bulunuyor. Eksikliği ya da fazlalığı çok değişik sonuçlara neden olabilir.

 

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mikro Yardımcılarımız!!!

Vücudumuzun Mikro Yardımcıları

Vücudumuzda meydana gelen birçok fizyolojik olayın yapıtaşları olarak rol alan mineral ve elementlere günlük ihtiyacımız bulunuyor. Eksikliği ya da fazlalığı çok değişik sonuçlar doğurabilir. Örneğin; potasyum böbreklerimiz tarafından atılamaz ve kanda birikirse kalbin çalışmasını durdurup ölüme yol açabilir.

Kalsiyum

Fonksiyonu; Kemik-diş oluşumu, kan pıhtılaşması, sinir iletimi, kas kasılması ve burada sayamayacağımız birçok fonksiyon için vazgeçilmezdir.

Eksikliği – Hipokalsemi – Kas krampları, karın krampları, spazmları ve hiperaktif derin tendon refleksleri.

Aşırı artışı – Hiperkalsemi – Kas güçsüzlüğü, kabızlık, kalpte elektriksel darbelerin zayıflatılmış iletimi, idrar yolundaki kalsiyum taşları, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve demirin emiliminin bozulması ve  demir eksikliğine yol açar.

Sodyum

Sistemik (tüm vücudu etkileyen) bir elektrolittir ve ATP’nin potasyum ile düzenlenmesinde gereklidir. Sinir fonksiyonu ve vücut sıvı seviyelerini düzenlemek için önemlidir. Vücutta barsaklardan B12 vitamini ve folik asit hariç herşeyin emiliminden sorumludur. Yani fizyolojik bir organizmanın olmazsa olmaz temel minerali diyebiliriz.

Eksikliği – Hiponatremi – hücrelerin bozulmasına neden olur; aşırı düşük sodyum ölümcül olabilir.

Aşırı artışı- Hipernatremi – hücrelerin bozulmasına da neden olabilir, aşırı yüksek seviyeler ölümcül olabilir.

 Potasyum

Sistemik bir elektrolittir. ATP’yi (vücuttaki hücrelerde önemli bir enerji taşıyıcısı) sodyum ile birlikte düzenlemede görev alır.

Eksikliği – Hipokalemi – Sinir sistemini ve kalbi ekileyerek sinir iletimi ve kas kasılmasını bozulur.

Aşırı artışı – Hiperkalemi – Sinir sistemini ve kalbi de etkileyerek durdurabilir.

Klorid

Mide asidi üretmek için anahtar molekül. Moleküllerin hücreler arasında taşınmasında önemlidir ve sinirlerin düzgün çalışması için hayati önem taşır.

Eksikliği – Hipokloremi – Şiddetli, çok tehlikeli olabilir düşük tuz seviyeleri.

Aşırı artışı- Hiperkloremi – Genellikle aşırı sıvı kaybıyla bağlantılı semptom yok.

Magnezyum

ATP’yi işler; kemikler ve uygun kas hareketlerinin yönetimi için gereklidir. Yüzlerce enzim düzgün çalışması için magnezyum kullanır. Tahıllarda, birçok meyve ve sebzelerde bulunur. Karbonhidrat metabolizması ile ilgili hücre içi enzimatik reaksiyonlarda katalizördür.

Eksikliği – Hipomagnezemi – Sinir sisteminde irritabilite artışı, el ve ayak spazmları, kas seğirmesi ve krampları, kabızlık ve gırtlak spazmları görülür. Periferik damar genişlemesi, ani kalp krizi, kardiyak aritmi görülür.

Aşırı artışı – Hipermagnezemi – Sinir sistemi aktivitesi ve kas kasılmasını deprese eder. Bulantı, kusma, solunum bozukluğu, düşük kan basıncı. Çok nadirdir, ancak hastanın böbrek sorunları varsa ortaya çıkabilir.

Fosfat

DNA’nın yapısı için önemlidir, hücrenin zarının bileşeni olan enerjinin taşıyıcısı (ATP) kemiklerin güçlendirilmesine yardımcı olur. Süt ürünleri, et, balık ve fındıkta bulunur. Hücre içi ana anyondur. Kemiklerde ve dişlerde kalsiyum fosfat şeklinde bulunur.

Eksikliği – Hipofosfatemi, Osteoporoz ve raşitizm. Metabolizma bozukluğu.

Aşırı – Hiperfosfatemi, Sıklıkla böbrek yetmezliğinin bir sonucu.

Demir

Karaciğer, yumurta sarısı,mercimek ve fındıkta bulunur. Midede hidroklorik asit (HCL)  demir emilimini artırır.

Vücutta % 66’sı hemoglobinde bulunur gerisi, iskelet kası, karaciğer, dalak ve enzimlerde bulunur.

Fonksiyonu

Hemoglobin, myoglobin gibi oksijen taşıyıcılarının yapısında,

Sitokromlarda görev alır.

Karaciğer, kemik iliğinde depo edilir.

Demir yokluğunda hayat birkaç sn içinde sona ermektedir.

Eksikliği – anemi

Aşırı demir artışı; Organlarda, özellikle de kalpte demir birikintileri oluşabilir.

Manganez

Manganez enzim fonksiyonlarında bir kofaktör olarak rol alır.

Eksikliği – Titreme, bayılma, işitme kaybı, zayıf tendonlar ve bağlar. Daha az yaygın olarak, diyabetin bir nedeni olabilir.

Aşırı artışı- diyet demirinin emilimini engeller.

Bakır

Birçok enzimin bileşeni olarak rol alır.

Eksikliği – Anemi veya pansitopeni (kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin yanı sıra trombosit sayısında azalma) ve nörodejenerasyon.

Aşırı artışı – Vücudun kan hücresel bileşenlerinin oluşumunu engelleyebilir; ağır vakalarda, konvülsiyonlar, felç ve nihayetinde ölüm (arsenik zehirlenmesine benzer).

Vücuttaki önemli Eser (iz) elementler

İyot

Troid hormonu (Tiroksin ve triiodotroinin) üretilmesinde gereklidir.

Tüm vücutta ortalama 14 mg kadar bulunur.

Bu iki troid hormonu vücudun tüm hücrelerinde metabolizmanın normal hızda devamı için gereklidir.

Eksikliği – Gelişimsel gecikmeler, genişlemiş tiroid bezi (guatr) ve yorgunluk.

Aşırı artışı – Tiroid bezinin işlevini etkiler.

Selenyum

Antioksidan enzimler için temel kofaktör olarak görev yapar (Glutatyon peroksidaz enzimi).

Eksikliği – Keshan hastalığı – miyokard nekrozu (kalpte doku ölümü) kalbin zayıflamasına yol açar; Kashin-Beck hastalığı – kıkırdak yıkımı.

Aşırı artışı- Sarımsak kokan nefes, gastrointestinal bozukluklar, saç dökülmesi, tırnakların dökülmesi, yorgunluk, sinirlilik ve nörolojik hasar.

Molibden

Üç önemli enzim sisteminin hayati bir parçası, ksantin oksidaz, aldehit oksidaz ve sülfit oksidaz. Ürik asit oluşumunda, karbonhidrat metabolizmasında ve sülfit detoksifikasyonunda hayati bir rolü vardır.

Eksikliği – Metabolizmayı ve kan sayımını etkileyebilir, ancak bu eksikliğin diğer mineral eksiklikleriyle aynı anda sıklıkla ortaya çıkması nedeniyle, hangi eksikliğin hangi sağlık sorununa yol açtığını söylemek zordur.

Aşırı artışı – Toksisite olabilir lakin hakkında çok az veri vardır.

Çinko

Birçok enzimin integral bölümünü oluşturur.

Üreme organlarının büyümesi için önemlidir.

Gen ekspresyonu ve sinir ve bağışıklık sistemlerinin düzenlenmesinde de önemlidir.

Eritrosit içinde bulunan karbonik anhidraz (KA) enzimi içinde yer alır.

Bu nedenle karbondioksit ile ilgili birçok reaksiyonun yürütülmesi için az miktarda çinko önem taşır.

Çinko aynı zamanda laktik dehidrogenaz enziminde de bulunur. Bu enzim pürivik asit laktik asit dönüşümleri için gereklidir.

Eksikliği – Kısa boy, anemi, deride pigmentasyon artışı, genişlemiş karaciğer ve dalak, bozulmuş üreme fonksiyonu, bozulmuş yara iyileşmesi ve immün yetmezliği, hipogonadal cücelik ve deri ülserleri.

Aşırı artışı – Bakır ve demir emilimini baskılar.

Flor

Dişleri güçlendirmez ancak bilinmeyen bir yoldan çürümeyi önler. Florun diş minelerindeki hidroksiapatit kristalleri içinde bulunduğu ve diş çürümelerine neden olan bakteri enzimlerinin aktivasyonu için gerekli birçok eser elementle birleştiği kabul edilmektedir.

Flor varlığında enzimler inaktif kalır ve diş çürümeleri önlenmiş olur

Aşırı miktarda flor alınması florozise yol açar

Hafif vakalarda dişlerde benekler görülür, ağır vakalarda ise kemiklerde genişleme meydana gelir

Florür; hidroksiapaptit kristallerindeki hidroksil iyonlarının yerlerini alarak mineyi daha zor eriyebilen yapılar haline dönüştürür.

Florür; bakterilere karşı da toksik bir maddedir.

Çürük başlangıçlarında kalsiyum fosfat depolanmasını sağlayarak mine yüzeyinde iyileşmeye katkı sağlar.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kış Aylarında Alamadığımız D Vitamini

D vitamini;

Kemik metabolizması ve kas kasılması için kalsiyum (Ca) ve fosforun (P) kan düzeylerinin düzenlenmesinde, rolü olan steroid yapıda bir pro-hormondur.

Vitamin D çeşitli formlarda bulunur.

Kolekalsiferol  (Kalsiol) inaktif ve hidroksillenmemiş formudur.

Kalsifediol (Kalsidiol, hidroksikolokalsiferol, 25-Hidroksivitamin D3) kısaca 25 (OH) D, kanda ölçülen formu budur.

Kalsitriol (1,25-dihidroksivitamin D3) aktif formudur. Böbreklerde üretilerek kana verilir, kandaki kalsiyum ve fosfat düzeyini ayarlayarak hedef organ dokularda birçok fizyolojik reaksiyonda rol alır. Ayrıca enflamasyon, nöromüsküler fonksiyon, büyüme, farklılaşma ve hücre ölümünde birçok genin fonksiyonunu düzenler.

Birçok yayımlanan çalışmada; kardiyovasküler sağlık, diyabet, multipl skleroz, alerji, astım, enfeksiyon, psikiyatrik sağlık, ağrı ve genel mortaliteye faydası olduğu gösterilmiştir. İmmün sistemin çalışmasını sürdürmesi için de gereklidir. Öğrenme ve belleği geliştirir. Sağlıklı glukoz metabolizmasını destekler.

En iyi kanıt kemik sağlığı ve yaşlı kadınlarda mortaliteyi azaltması yönündedir. D vitamini ve mortalite arasında U şeklinde bir ilişki vardır. Çoğunlukla kandaki normal değerleri 40 and 50 ng/mL. arasındadır. Fakat toplumun genelinde düşük seyretmektedir. Bu yüzden birçok hastalıkla ilişkilendirilmiştir. Örneğin; D vitamini eksikliği ve koroner arter hastalığı ilişkisi, D vitamini ve allerji, D vitamini eksikliği hamilelik ve yenidoğan ilişkisi, çağın pandemisi bunlardan sadece bir kaçı. Toplumun ortalama %90’ında eksik olduğu düşünülürse ve neden olduğu hastalıklara bakılırsa önemi daha net anlaşılacaktır. Yine sağlıklı ve dengeli beslenme ile güneş ışığını ihmal etmemeliyiz.

D Vitamini Kaynakları

D vitamini başlıca, hayvansal kaynaklı gıdalardan sağlanır.

Balık yağı, karaciğer, yumurta, tereyağı, süt ve peynirde bulunur.

Karaciğerde 2-4 aylık depo vardır.

Büyüme çağındaki çocuklarda, gebelikte, laktasyon döneminde ihtiyaç artar

İlk bir yıl infantlara 400 IU/gün D vitamini desteği,

1-70 yaş arasındakilere 600 IU/gün

70 yaşın üzerindekilere de 800 IU/gün D vitamini desteği önerilmektedir.

Günlük ihtiyacın bir bölümü en az 30 dakika arada engel olmadan el ve yüzün güneşle teması ile vücutta sentezlenir.

D Vitamini Eksikliği

Yetersiz güneş ışığı almak y ada alınan kalsiferolün yetersizliği, çocuklarda raşitizm ve büyüklerde osteomalazi semptomlarını ortaya çıkarır.

Raşitizmde kemikteki kalsiyum depolanmasında yetersizlik görülür.

Kalsiferol eksikliğinde uzun kemiklerde epifiz-diafiz sınırındaki kıkırdak hücreleri büyümeye devam eder.

Ancak kemikleşme gecikir ya da duraklar.

Bu nedenle eklemlere yakın bölgelerde kemik uçları genişleyerek normal şekillerini kaybeder ve deformasyona uğrar.

Fontanellerin kapanması gecikir (normalde 1. yaşta kapanır).

İlk olarak 1872’de raşitizmin balık yağı ile tedavi edileceği bulundu.

Mellanby 1918 yılında köpeklerde deneysel raşitizm oluşturup balık yağının bunu önlediğini gösterdi.

Huldschinsky de yapay ultraviyole ışınlarının çocuklarda raşitizmi önlediğini ortaya koydu.

Raşitizm tedavisinde kullanılan kalsiferol adı verilen maddeler; ergokalsiferol (D2) ve kolekalsiferoldür (D3).

Ergokalsiferol (D2)

Ergokalsiferol (D2 vitamini) bitkisel kaynaklı olup en çok maya ve mantarlarda bulunan ergosterolün (provitamin D2) morötesi ışınlara maruz kalmasıyla oluşur. Ancak doğada pek fazla bulunmaz. Daha çok süt ürünlerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılır.D2 vitaminin biyolojik etkinliğinin D3’e göre 3-10 kat daha azdır.

Kolekalsiferol (D3)

Deri yüzeyindeki sekresyonlarda dehidrokolesterolden güneş ışınları yardımıyla oluşur.

UV deriye yakın bölgeler ulaşabildiğinden dolayı bu reaksiyon deriye yakın bölgelerde gerçekleşir.

Süt, yumurta sarısı, tereyağı gibi ürünlerde bol miktarda bulunur.

Balık yağı vit D3 bakımından zengindir.

Isıya dayanıklıdır.

Kalsiyumunn barsaklardan emilimi için gereklidir.