Etiket arşivi Sağlıklı Yaşam

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Dünya Uyku Günü 2025

2025 Dünya Uyku Günü 14 Mart 2025 Cuma günü gerçekleşti.

2025 Teması: Uyku Sağlığını Bir Öncelik Haline Getirin

Bu yıl Dünya Uyku Günü’nün teması Uyku Sağlığını Öncelikli Hale Getirin‘dir.

Dünya Uyku Günü, binlerce diğer uyku sağlığı uzmanı ve savunucusuyla birlikte uyku sağlığını teşvik etmek için bir fırsattır. Hep birlikte uyku sağlığını ve #DünyaUykuGünü’nü desteklediğimizde, birleşik çabamız parçalarının toplamından daha büyük olacaktır. Dünya Uyku Günü’nde uyku sağlığını duyurun ve uykuyla ilgili farkındalığın yükselmesine yardımcı olun!

Harekete Geçme Çağrısı – Uyku Sağlığına Öncelik Verin!

Çevrimiçi #DünyaUykuGünü’nü paylaşın

Her yıl, dünyanın dört bir yanındaki Dünya Uyku Günü için, bu alanda çalışan bilim insanları toplumlarında ve ülkelerinde uyku sağlığı farkındalığı etkinlikleri düzenlemektedir.

Dünya Uyku Günü makalesini okuyun

‘Uykuya Uyanış: On Altı Yıllık Küresel Girişimler ve Gelecek Yönelimleri’ başlıklı bu makale, Dünya Uyku Günü’nün (WSD) ilk 16 yılındaki büyümesini ve etkisini incelemektedir. Makale, WSD etkinliklerinin dünya çapında genişlemesini incelemekte, bölgesel eğilimleri ve sağlık hizmeti sağlayıcılarının, gönüllülerin ve kuruluşların artan katılımını vurgulamaktadır. Ayrıca, özellikle Afrika ve Okyanusya gibi yetersiz hizmet alan bölgelerde WSD’nin erişimini artırmak için gelecekteki stratejiler de tartışılmaktadır.

Makalenin orjinal halini indirmek için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

KAFEİN REM UYKUSUNU GECİKTİREBİLİR!!!

1 Ekim Dünya Kahve Günü

Daha çok kahvenin temel bileşeni kafein olarak bilinse de, kahvede yer alan antioksidan (flavonoidler) bileşikler de organizma sağlığı için çok önem taşımaktadır. Sadece kafeinin uyarıcı etkisi çin kahveyi tercih etsek te, antioksidan etkisini göz ardı etmemek gerekmekte. Bunun için günlük tüketmeliyiz. Dünyanın en iyi bağımlılığı kahve tüketimidir ve siz de kahve bağımlısı olabilirsiniz. Ama bu tür bağımlılığı destekliyoruz.

Küresel nüfusun yarısına yakını uyku sorunu yaşıyor; ancak, iyi bir genel sağlık için uygun uyku hayati önem taşır.
Gün içinde enerji için kafein kullanmak yardımcı olsa da, daha fazla uyku sorununa yol açabilir. Araştırmacılar artık bir fare modeli aracılığıyla kafeinin uyku düzenini ve hatta beyin kan akışını etkilediğine dair daha fazla kanıt buldular. Araştırmacılar, kafeinin REM uykusunun başlangıcını geciktirdiğini ancak farelerin daha sağlıklı uyumasını sağladığını gözlemledi.

Uyumakta zorluk çekiyorsanız yalnız değilsiniz. Dünya nüfusunun yarısından fazlasında uykusuzluk var. Ve her gün yeterince uyku almak sağlık açısından hayati önem taşıyor. Önceki araştırmalar, uyku eksikliğini ABD’de diyabet, kardiyovasküler hastalık, yüksek tansiyon ve kazalar dahil olmak üzere önde gelen 15 ölüm nedeninden yedisiyle ilişkilendirmiştir.

İnsanlar gün içinde yeterli uyku alamamaktan yorulduklarında, çoğu zaman onlara enerji verecek bir şeyler ararlar. Çoğu zaman bu, kahve, çay veya enerji içeceği gibi kafein içeren bir içecek tercih edilir. Ancak kafeinin uyarıcı etkileri kalıcı değildir. Önceki araştırmalar, kafein alımının daha fazla uyku sorununa yol açabileceğini gösteriyor.

Kafein uyku düzenini ve REM uykusunu nasıl etkiler?

Bilim insanları, doğal hallerinde farelerin uyanıklık evrelerinin son kısmında sürekli olarak “siesta” veya kısa bir şekerleme yaptığını gözlemledi. Kafein verildiğinde fareler artık kısa kestirmiyorlardı.

Araştırmacılar ayrıca günlük kafein uygulamasının farelerde uyku başlangıcını, özellikle de REM uykusunu, aydınlık-karanlık döngüsüne göre iki saate kadar değiştirdiği bulundu.

Kafeinle artan beyin kan akışı

Araştırma sırasında bilim insanları, farelerin beyin kan akışının uyanıkken daha yüksek, uyku sırasında ise daha düşük olduğunu da keşfetti. Ancak REM uykusu dönemlerinde beyin kan akışında büyük artışların olduğu bir istisna durum vardır. Çünkü REM uykusunda beyin uyanıklıktaki gibi bir beyin aktivitesine sahiptir.

Kafein tüketen farelerin aslında uyanıkken beyin kan akışında bir azalma ve uyku sırasında beyin kan akışında önemli bir artış olduğu görüldü.

Farelerde uyanık durumdayken tüketilen kafein, REM dışı uyku sırasında beyin kan akışında önemli bir artışa neden oldu ve REM uykusu sırasında kan akışındaki artışı artırdığı saptandı. Bu artan beyin kan akışının, uyku sırasında beyin atıklarının temizlenmesini artırarak kafeinin nöroprotektif etkilerinde rol oynayabileceği öngürülmektedir.

Kafeinin etkileri ne kadar sürer?

Kafein, beyninizin ve sinir sisteminizin aktivitesini geçici olarak uyarmaya yardımcı olan bir uyarıcıdır. Kahve çekirdekleri, kola fıstığı, kakao çekirdekleri ve çay yaprakları da dahil olmak üzere 60’tan fazla bitki türünde bulunan doğal bir kimyasaldır. Kafein tüketmek için çoğu insan kahve, çay, enerji içecekleri, sıcak çikolata ve alkolsüz içecekler dahil olmak üzere uyarıcı içeren içecekler içer. Ayrıca bazı protein barları ve hatta kafein içeren bazı ilaçlar da vardır.

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), yetişkinlerin günde yalnızca 400 miligrama kadar kafein tükettiğini, bunun da yaklaşık dört ila beş fincan kahveye eşdeğer olduğunu öne sürüyor.

Kafein sisteminize girdiğinde oldukça hızlı bir şekilde etki göstermeye başlar ve 30 ila 60 dakika içinde kanda zirveye ulaşır. Kafeinin etkileri arasında kalp atış hızının artması, nefes alma, fiziksel enerji ve zihinsel uyanıklık sayılabilir. Bu etkilerin ne kadar süreceği kişiye ve ne kadar kafein alındığına bağlı olabilir. Kafeinin yarılanma ömrü tipik olarak beş saattir, yani vücudun yarısını ortadan kaldırması bu kadar zaman alır.

Kafeinin sağlık üzerindeki etkileri

Bir kişi çok fazla kafein tüketirse aşağıdakiler de dahil olmak üzere bazı olumsuz etkilerle karşılaşabilir:

baş ağrısı
sinirlilik
endişe
hızlı nabız
baş dönmesi
mide rahatsızlığı
Geçmiş araştırmalar, orta düzeyde kafein tüketiminin kilo kaybı ve spor performansı üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini ve vücudun Alzheimer hastalığı, karaciğer hastalığı, katarakt, böbrek taşları ve hatta belirli türdeki hastalıklara karşı korunmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Diğer araştırmalar, kafeinin depresyon ve anksiyete, artan kan şekeri seviyeleri, migren baş ağrıları ve hamilelik üzerinde olumsuz etki gibi bazı potansiyel zararlı etkilere neden olabileceğini göstermiştir.

Önceki çalışmalar kafeinin kişinin uykusu üzerinde de olumsuz etkisi olabileceğini gösteriyor. Haziran 2023’te yayınlanan bir araştırma, kafein tüketiminin kişinin toplam uyku süresini 45 dakika ve uyku verimliliğini %7 oranında azalttığını buldu.

Mayıs 2021’de yayınlanan araştırma, düzenli gündüz kafein alımının erkeklerde REM uykusu düzenlemesini etkilediğini, sirkadiyen REM uykusunun başlangıcını geciktirdiğini ve ayrıca uyanma kalitesini kötüleştirdiğini bildirmektedir.

Kafein tüketimini ne zaman bırakmalıyım?

Farelerin uyku-uyanıklık döngüleri farklı olduğundan ve çoğumuz hafta içi “uyuyamadığımızdan” bu bulgular insanlara nasıl aktarılabilir? Öğleden sonra 2’den sonra kafein tüketmeyi bırakmalı mıyız?

Birçok kişi, kafeinin, özellikle de günün ilerleyen saatlerinde tüketilmesi halinde, uyku kalitesini bozduğunu düşünüyor. Çalışmalar kafeinin uykunun, özellikle de REM uykusunun başlangıcını geciktirdiğini gösteriyor; ancak fareler uykuya daldıklarında aslında daha rahat uyudular ve uyku başlangıcının gecikmesini ‘sabah’ geç saatlerde uyuyarak telafi ettiler.

Çoğu gün geç saatlerde uyuyamayan çoğunluğumuz için, bu gecikmiş uyku başlangıcı (kafein tüketimi nedeniyle) rahatsız edici olabilir, bu da bazı kişiler için kafeini sabah saatleriyle sınırlamanın neden kaçınmanın önemli olduğunu açıklayabilir.

Genel olarak öneri, yatmadan dört ila altı saat önce kafeini kesmenizdir. Ancak yaş, kişinin metabolizması, altta yatan tıbbi durumlar, ne kadar kafein içtiği ve sigara içip içmediği gibi faktörlere bağlı olarak bu zamanlamanın değitirlmesi gerekebilir.
Kafeinin etkileri birkaç saat sürebileceğinden, kafeini yalnızca sabahları ve yatmadan en az 12 saat önce tüketilmesi önerilmektedir. Bu da kahve tüketiminin kişüye özel olarak ayarlanmasını gerekli kılmaktadır.

Yatmadan önceki 12 saat içinde kahve içerseniz veya kafeinli herhangi bir şey tüketirseniz, kafeinin uykuya başlamanızı geciktirmesi ve uyku mimarinizi bozması mümkündür. Kafein, adenozin adı verilen bir nörotransmiterin etkilerini rekabetçi bir şekilde engeller; yani kafein, adenozin reseptörlerine bağlanarak adenozinin bu reseptörlere etki etmesini engelleyerek uyanıklık sağlar. Adenozin bizi uykulu hissettiren molekül, dolayısıyla bu molekül reseptörlerine bağlanarak işlevini yerine getiremezse, o zaman uykulu hissetmeyiz, dolayısıyla kafeinin amacı da budur. Bu nedenle, yatmadan önce kafein hala kan dolaşımınızdaysa, büyük olasılıkla sağlam ve derin bir uykuya ulaşamazsınız ve uykuya başlamanızı geciktirebilirsiniz.

Sağlıklı yaşam için sağlıklı uyku. Bu nedenle kafeininde kişiye özel mutlaka gün içerisinde belirli miktarda kahve aracılığı ile tüketilmesi iyi olacaktır.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlık İçin Uyku Gereklidir!!!

2023 Dünya Uyku Günü, 17 Mart Cuma günü gerçekleştirilecek etkinliklerle Dünya genelinde kutlanacaktır. Bu sene belirlenen “Sağlık İçin Uyku Gereklidir” sloganı belirlenmiştir. Tıpkı iyi yemek yemek ve egzersiz yapmak gibi, uyku da kişinin fiziksel, zihinsel ve sosyal esenliği için temel oluşturan bir fizyolojik ritimdir.

2023 Dünya Uyku Günü

Sağlıklı uyku, basit bir süreden daha fazlasıdır. Kaliteli uykunun üç unsuru şunlardır:

Süre: Uykunun uzunluğu uyuyan kişinin ertesi gün dinlenmiş ve uyanık olabilmesi için yeterli olmalıdır.
Süreklilik: Uyku dönemleri, parçalanma olmaksızın kesintisiz olmalıdır.
Derinlik: Uyku, yenileyici olacak kadar derin olmalıdır.

Uyku, insan sağlığının temel direğidir. Dünya Sağlık Örgütü, “sağlığı” “sadece hastalık veya sakatlığın olmayışı değil, fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımlamaktadır. Onlarca yıl süren araştırmalar, uykunun fiziksel, zihinsel ve sosyal refah için önemini göstermiştir.

Uyku sağlık için gereklidir. Beslenme ve fiziksel aktivite gibi sağlığın kritik bir ayağıdır.

Uyku, hafızayı ve öğrenmeyi desteklemeye yardımcı olur.

Uyku, beyindeki atıkları temizlemeye ve beyin sağlığını geliştirmeye yardımcı olur.

Uyku beyin sağlığını destekler ve beyin sağlığı uykuyu destekler.

Uyku bağışıklık sağlığını destekler ve bağışıklık sağlığı uykuyu destekler.

Uyku, bağışıklık sisteminin bakteri ve virüsleri temizlemesine yardımcı olur.

Uyku, eski hücrelerin geri dönüştürülmesine ve vücudumuzun ve enerji seviyelerimizin korunmasına yardımcı olur.

Uyku sağlığı, popülasyonlar arasında eşit olmayan bir şekilde dağılmıştır ve sağlık eşitliğini iyileştirmek için önemli bir hedeftir.

Kötü uyku sağlığının insan sağlığı üzerinde çok sayıda önemli etkisi olabilir.

Yetersiz uyku obezite, diyabet, koroner arter hastalığı ve kardiyovasküler mortalite ile ilişkilendirilmiştir.

Kötü uyku, bağışıklık tepkisini düşürebilir ve uyku kalitesini daha da azaltan enfeksiyonlara karşı daha fazla duyarlılık oluşturur.

Obstrüktif uyku apnesi ve hızlı göz hareketi uyku davranış bozukluğu gibi bazı uyku bozuklukları bilişsel bozulma, demans, nöbet riski ve artmış inme riski ile ilişkilidir.

Kötü uyku, alkol zehirlenmesine benzer etkide reaksiyon sürelerinde azalma, muhakemede bozulma ve bilişsel bozulma ile sonuçlanabilir.

Uyuşukluk, sürücü uyumasa bile güvenli sürüşü bozabilir.

Avrupa Nöroloji Akademisi ve Dünya Sağlık Örgütü, beyin sağlığı için uykunun önemini kabul etmiştir. 2022’de Amerikan Kalp Derneği, kardiyovasküler sağlık için sekiz temel faktör listesine uykuyu ekledi.

Dünya Uyku Derneğinin önerdiği; rahatlatıcı ortamlar ve sesler içeren yeni site olan yoursleepstation.com‘a uyku öncesi göz atmanızı tavsiye ederim.

Sağlıklı Yaşam=Sağlıklı Uyku

 

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Bağışıklığımızı Nasıl Güçlendirmeliyiz!!!

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları

Covid-19 salgınının baş gösterdiği bu günlerde en güvenli yol bağışıklık sistemimiz güçlü tutmaktan geçiyor. Bir de hijyen kurallarına dikkat etmemiz gerekiyor.

Bağışıklık sistemi (immün sistemi) güçlendirmek için;

  1. Sağlıklı uyku
  2. Doğal ve dengeli beslenme
  3. Egzersiz yapmamız gerekmektedir.

Öncelikle uykuyu ele alırsak bununla ilgili çok fazla yazıyı sitede paylaştım. Buradan okuyabilirsiniz.

Doğal ve dengeli beslenme içinse hem kış şartları hem de salgın nedeni ile besin destekleri kullanmamız gerekiyor. Bir de evden çıkamadığımızı göz önüne alırsak daha önemli oluyor. Bununla ilgili yazılarımı buradan okuyabilirsiniz. Bu besin destekleri ile ilgili çok fazla ürün yelpazesi mevcut ama önemli olan en doğalı, sağlıklı ve etkili olanı tercih etmek. Bunun için antioksidan kapasitesi çok yüksek ve sizin aktardan alıp kullanabileceğiniz ürünlerden daha fazla etkili bir ürünü önermek istiyorum.

Bu ürünü kendim de uzun bir süredir kullanmaktayım ve etkileri inanılmaz düzeyde. Ürün için detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Egzersiz kısmına gelince de bu günlerde çok evden çıkma şansımız yok ama imkanınız varsa sakin ortamlarda yürüyüş ya da ev içerisinde biraz hareket yapabiliriz. Bu bizi içinde bulunduğumuz süreçten uzaklaştırıp rahatlamamızı ve bağışıklık sistemimizin güçlenmesine sebep olacaktır. Bununla ilgili yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak elimizdeki tek silah bağışıklık sistemimiz ve ne kadar iyi çalışırsa o kadar korunabiliriz. Bunu güçlü kılmanın yollarından bahsettim.

Bunları uyguladığınızda farkı göreceksiniz.

Sağlıklı ve Bağışıklı günler dilerim…

 

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kalori Kısıtlaması=Diyet!!!

Metabolizma hızını nasıl yükseltelim?
(Nasıl zayıflanır)

Merhaba sayın okurlarım. Geçen haftaki yazımda metabolizma hızını tanımlayıp etkileyen faktörleri konuştuk.

Metabolizma hızımızı yükselterek fazla kilolarımızdan daha kolay kurtulabiliriz. Bunun için yapmamız gerekenlere patik bilgiler çerçevesinde bakmaya ne dersiniz?

Aç kalmak metabolizmayı yavaşlatır, az ve sık yemek metabolizma hızının artmasına yardımcı olacağından 5 – 6 öğünden oluşan beslenme şeklini benimsemek gerekir (Günde 5×600/800 kalorilik beslenme).

  • Ara öğünler: Light süt / yoğurt / ayran, kepekli bisküvi, küçük sandviç, kuru veya taze meyveler…

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Beslenme İçin Pratik Bilgiler!!!

Sağlık Beslenmede Enerji Dengesi!!!

Merhaba sayın okurlarım. Geçen hafta kaldığımız yerden devam edelim isterseniz. Size okuduklarım ve araştırmalarımla edindiğim bilgileri aktarmaya devam edeceğim.

Herşey farkındalıkla başlar. Bilirsek ve farkında olursak yaşam biçimimizi de ona göre ayarlarız.

Geçen hafta Üstadımız İbn-i Sina’dan bir söz nakletmiştim. Şimdide Hipokrat’ın bir sözünü aktarmak istiyorum “Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. Bağırsak hasta ise vücudun geri kısmı da hastadır” Aslında yüzyıllar öncesinde özetlemiş. Burada önemli olan ne yediğimiz gerisini zaten vücut makinası hallediyor. Biraz bu kısma değinip pratik bilgilere bakalım.

Önceki yazımda bazal metabolizma hızı ve günlük diyetimizde bulunması gereken 3 temel besin öğesini ve dengeli beslenme için gereken miktarlarını konuştuk ve bu miktarlara dikkat edilmesi gerekmekte.

Toplum olarak karbonhidrat ağırlıklı beslenmekteyiz Lakin; vitamin, mineral, esansiyel yağ asidi ve amino asit yönünden de tam tersi durum sözkonusu.

Bu yüzden fazla aldığımız her fazla 9,3 Cal’yi vücut makinası ihtiyaç akçesi nev’inden yağ olarak depoluyor. Bunu da şöyle açıklayabiliriz.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

1. Uyku Biliminin Tarihçesi

  • İlk olarak 1834’te Robert Macnish «ölüm ile uyanıklık arası bir dönem» olarak tanımlamıştır.

 

  • Son 60 yılda, geçtiğimiz 6000 yıldan daha fazla bilgi birikimi olmuştur.

 

  • İlk bilimsel deneyler 1907’de Legendre ve Pieron tarafından uykusuz bıraklmış köpekten alınan kanın, yeni uyanmış köpeklere verilmesiyle bu köpeklerin yeniden uyudukları gözlenmiştir. «Hipnotoksin Teorisi»

 

  • 1930’larda Elektroensefalogram (EEG) kayıtlarının yapılmaya başlanması ile uyku ve uyanıklık EEG kayıtlarındaki farklılıklar ortaya çıkarılmıştır.

 

  • Alma Bilim Adamı Habs Berger tarafından uyuyan insan da (kendi oğlundan) ilk EEG kaydı yapılmıştır.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersiz ve Fiziksel Aktivite

Bilinen egzersiz tipleri;

  1. Dayanıklılık Tipi Aerobik Egzersiz: Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, tenis gibi aktivitelerdir. Dayanıklılık türü egzersizlerin haftanın en az 3 günü ve günde 30 dakika olmak üzere uygulanmalıdır. Zaman yokluğu nedeniyle uzun soluklu bir egzersizi tamamlamada sıkıntı çekiliyorsa, aktivite gün içinde daha kısa sürelere bölünerek uygulanabilir. Aralıklı egzersizle sürekli egzersizlerle aynı faydayı sağladığı gözlenmektedir. Orta şiddetteki egzersizlerin yüksek şiddetteki egzersizlere göre kan basıncını daha etkin düzeyde düşürebildiği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.
  2. Direnç ve Ağırlık Egzersizleri: Bacaklar, kollar, göğüs ve karın bölgesindeki geniş kas gruplarını çalıştıran aktivitelerdir. Hızlı yürüyüş, yük taşıma, serbest ağırlıklar kullanma, ağırlık aletleri ile çalışma. Egzersizler haftada en az 3 günü ve günde 3 set olmak üzere 9-11 tekrarlı şekilde uygulanmalıdır.
  3. Germe Egzersizleri: Daha az kalori yakar, kas boyunu artırır ve uzanma-germe ve eğilmeye yönelik eklemlerin hareketlerini artırır. Yoga, hafif germe egzersizleri örnek verilebilir. Bu egzersiz büyük kas gruplarına yönelik yapılan egzersiz yöntemidir. Haftada en az 3 defa yapılmalı ve kas gergin bir pozisyonda ise 10-30 saniye arası tutulmalıdır. Bu hareket 7-10 defa tekrarlanmalıdır.

Egzersiz ile fiziksel aktive arasındaki tanım farkına bakılırsa; fiziksel aktiviteler, bahçe işlerinde çalışmak, yaprakları tırmık ile toplamak, köpeği gezdirmek ve asansör yerine merdiven kullanmak gibi herhangi bir bedensel hareketlerdir.

Egzersiz ise;  ağırlık eğitimi, aerobik sınıfına giren, özel olarak planlanmış, yapılandırılmış ve tekrarlama amaçlı bir eğitim ile karakterize edilen fiziksel aktivitenin bir alt kümesi olarak tanımlanmaktadır.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, yaşlı yetişkinler de dahil olmak üzere neredeyse herkesin fiziksel ve zihinsel sağlığı için önemlidir.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, insanların yaşlanma sürecinde bazı hastalık ve sakatlıkların gelişme riskini azaltabileceği hatta ilaç olarak kabul edilebileceği fikri hâkimdir.

Düzenli egzersiz, kas gelişimi ve dayanıklılık artışı ile vücut yağ oranının düşürülmesi sonrasında bazal metabolizmada artış olarak karşılık verir.

Düzenli egzersiz,  sağlıkta hastalıkta en sık reçete edilen terapilerden biridir. Örneğin, çalışmalar eklem sorunları, kalp hastalığı veya diyabetli kişilerin düzenli egzersizden yararlandıklarını göstermektedir.

Düzenli egzersiz, ayrıca yüksek tansiyon, denge sorunları veya yürümede zorluk çeken insanlara yardımcı olur. Yapılan araştırmalarda artan fiziksel egzersize cevap olarak her iki cinsiyette de % 20-35 ölüm riskinin azalması arasındaki ilişki ortaya konulmuştur.

Egzersiz esnasında,

  • Göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma hissi olduğunda.
  • Baş dönmesi veya bayılma meydana geldiğinde.
  • Çalışılan kas grubunda aşırı yüke bağlı yaralanma olduğunda.
  • Nefes alamama hissi yaşandığında.
  • Kalp atımının egzersize şiddetine bağlı olarak düzensiz olmasında.
  • Aşırı yorgunluk ve halsizlik meydana geldiğinde
  • Dayanılmaz ve sık sık kramplar oluştuğunda
  • Belirli kas gruplarında spazm meydana geldiğinde

Egzersiz bırakılıp en yakın sağlık merkezine başvurulmalıdır.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yaşam Tarzımız ve Sağlık

Yaşam Tarzımız ve Sağlık

Yaşam tarzımız direk sağlığımız ve yaşam kalitemizi etkileyecektir. Bunun için bazı önerilerim olacak.

1. Zaman yönetimi

Zamanı yönetmek ve etkin bir şekilde kullanmak sağlıklı bir yaşam tarzına ulaşmak isteyenlerin yapması gereken en önemli şeylerdendir. Günlük rutininizde yapacağınız küçük dokunuşlarla daha düzenli bir hayata ve bu saye de sağlıklı bir hayata da kavuşmanız mümkün.İnsanoğlu için yeryüzündeki en önemli kavramlardan birisi olan ve kesinlikle bedelini ödeyemediği bir kavramdır zaman. Bize günlük 24 altın (24 saat) veriliyor ve ertesi güne de aktaramıyoruz. Sadece yatırım yapma şansımız ve bunu da belirleyen tercihlerimiz.

2. Günlük en az 10000 adım

Metabolizmanızı aktive etmek ve günlük kalori dengenizi sağlamak için ihtiyacınız olan şeylerden biride günlük düzenli egzersiz yapmak. Bunu hayatınıza yerleştirmeniz ve yaşam tarzınız haline gelmesi gerekmekte. Sonuçta bedene hükmeden beyin olduğu için burada ilk adım karar vermekten geçiyor. Kişinin kendi sağlığı ve yaşam kalitesi için yapması gerektiğine kendini ikan etmesi gerekiyor. Sonrası zaten gelecektir.

3. Egzersiz sonrası ne yapalım

Egzersiz öncesi vesonrası tükettiğimiz besinler egzersizin vücudumuz için ne kadar yararlı olacağını belirleyecektir. Sanırım hiç kimse dolu bir mide ile bunu yapmaz.Peki sonrası ne olacak. Spor sonrası beyinden salınan endorfin ağrılarımızı azaltarak serotoninle mutlu oluruz. Tabi bu iyilik hali ve kas yorgunluğu ile ulaşabildiğimiz ne varsa her şeyi tüketiriz. Egzersiz sonrası en iyisi bu tepkiden uzak durmak ama nasıl. Burada şunu düşünebilirsiniz 1 saat koşunca yaklaşık 500 Cal harcarsınız ve yediğiniz 1 porsiyon tatlıda hemen hemen buna denk gelir. O zaman 1 porsiyon tatlıdan aldığınız kalori için 1 saat koşmanız gerekiyor.

4. Hedefe odaklanmak

Hayatta herkesin gerçekleştirmek istediği rüyaları vardır. Sanırım çoğu zaman hedefe giden yolda takılıp kalıyoruz ve mola vermek için bir istasyonda dinleniyoruz. Ve sonrasında ise çoğumuz devam edemiyor. En önemli sebep ise hedefimize ulaşamayacağımızı kabullenip geldiğimiz yerde kalmak ve durumu kabullenmek. Hâlbuki mükemmeliyetçi olmasak hayatımızda her zaman bir B planı olsa sanırım daha rahat ederiz. Bazende hedefi parçalara bölüp adım adım yaklaşabiliriz. Bu sayede de hayatta mutlu olabilir ve çağımızın hastalığı depresyondan uzak durabiliriz.

5.  Enerjisi olumlu olan insanlarla birlikte olun

Özellikle sağlık yaşam tarzı için hem emosyonel hem de fiziksel açıdan önemli bir kavram. Hayata baktığı pencerenin pozitif olduğu ve her olumsuz durumdan olumlu bir yan çıkarabilecek birileri yanınızda olsa nasıl olur. Ya da biraz sohbet ettiğiniz de herşeyinizi kaybetmiş gibi hissettiren biri. Tercih sizin ve bu tercihiniz yaşama bakış açınızı belirleyecektir. Hayattan ve hayata baktığınız pencereden sürekli her konuda şikayetler  Hayattan ve hayata baktığınız pencereden sürekli her konuda şikayetler yükseliyorsa biraz işiniz zor. Bu durumda yalnız kalmanız muhtemel, Çözüm çok basit hayata baktığınız gözlüğünüzü yenisi ile değiştirin. Alışkanlıklardan vazgeçmek çoğu zaman zordur ama imkansız değildir.

6. Geçmişe bakıp, geleceğe yelken açın

Hayatta her zaman her davranışımızda doğruyu yakalamıyoruz. Ama hayat sanırım inişli ve çıkışlı hali ile güzel. Önemli olan hatalarımıza takılmadan onlardan aldığımız güç ile geleceğe yönelik daha sağlam adımlar atmak. Bu şekilde yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz.

7. Farklı gıdalar tüketin

Hayatımıza farklı besinleri ve damak tatlarını sokmamız gerekmekte. Bunun için günlük beslenme tarzımızda ufak değişiklikler yaparak çeşitlendirmemiz ve karbonhidrat ağırlıklı yaşamdan kurtulmamız gerekiyor. Protein ve en önemlisi de sebze ve meyvelerde bulunan diyetimizde bulunması gereken vitamin ve mineraller. Ancak bu şekilde sağlıklı bir yaşam ve yaşam tarzına sahip olabiliriz

8. Erteleme hastalığı

Şimdi başlayın ve ertelemeyin. Bunu kendimize slogan haline getirmemiz gerekiyor. Günümüz dünyasında bizi asıl hedeflerimizden uzaklaştıran o kadar malayani meşgaleler var ki. Bunlarda maalesef asıl hedeften alıkoyarak odak noktamızı dağıtıyor. Ve sonrası ise erteleme ve bir noktadan sonra bu bir hastalık haline geliyor. Her şeyin zamanında yapılması gerekiyor. Ertele ertele nereye kadar. Sanırım sonu yok.

Karar verin başlayın ve kendi hayatınıza bir dokunuş yapın.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Neden Besin Desteği Kullanmalıyız

Besin Destekleri ve Önemi

Özellikle son 50 yıl içerisinde endüstriyel tarım ve hayvancılık yaygınlaşmıştır ayrıca büyük şehirlerde yaşayan nüfusun artması nedeniyle gıdaların taşınma, depolanma ve saklanma süreleri çeşitli nedenler ile uzamaktadır.

Merada serbest olarak beslenen hayvanlar ve doğal gübreleme yöntemleri kullanılarak zenginleştirilmiş topraklarda geleneksel tohumlar ile yapılan doğal tarım oransal olarak çok azalmıştır.

Ayrıca birçok ürün henüz tam olgunlaşmadan toplanıp depolanmaktadır.

Tüm bunların neticesinde tükettiğimiz gıdalarda bulunması gereken vitamin, mineral, antioksidanlar ve omega 3 gibi sağlığımız için elzem olan mikrobesinler yeterli düzeyde bulunmamaktadır. Bu mikrobesinlerin eksiklikleri kronik dönemde birçok hastalıklar açısından risk oluşturmakta ve toplumda artan hastalıkların önemli bir kısmında da rol oynamaktadır.

Besin destekleri, gıdalarınızda zaten var olması gereken ancak gıdalardaki endüstrileşme nedeni ile ne yazık ki yeterli miktarda bulunmayan bu mikrobesinleri sadece doğal kaynakları kullanarak en sağlıklı şekilde size sunmaktadır.