Etiket arşivi Uyku

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uzun Ömürlülüğü Artırmanın Yolları

Sürekli günlük yaşamda 100 yaşını devirmiş insanların uzun yaşam sırları önümüze çıkmaktadır. Acaba hiç düşündük mü? Biz bunların yapabiliyor muyuz? Burada basit ama etkili yöntemlerle hayatınıza küçük değişiklikler yaparak hem yaşam kalitemizi arttırmak hem de uzun ömürlü bir yaşama adım atmaya ne dersiniz?

Son yıllarda yapılan araştırmalar, daha sağlıklı ve uzun bir yaşamla bağlantılı olan bazı yaşam tarzı faktörlerini ortaya koymuştur.
Açık bir faktör diyettir: Daha az kırmızı et yemek, tuzdan uzak durmak ve Akdeniz tarzı bir diyet uygulamak uzun ömürlülükle ilişkilendirilmiştir. Burada sağlıklı yağları günlük tüketmek özellikle esansiyel olanları önem arz etmektedir. Burada omega-3 yağını özellikle diyetimize eklememiz gerekmektedir.
Bir diğer faktör de egzersiz. Günlük olarak yürüyüş yapmak kadar kısa bir süre bile yaşam süresini uzatmaya yardımcı olabilir ve çeşitli çalışmalar artık fiziksel aktivitenin yaşlanma süreçlerini yavaşlattığı mekanizmalara ışık tutmaktadır. Ama bunu daha profesyonel hal getirirp yaşam tarzı ve bir alışkanlık haline getirmek daha da iyi sonuçlar verecektir.

Bir diğer konu da uyku. Günlük yaşamda kolayca feda ettiğimiz ve umursamadığımız bir diğer fizyolojik fenomen.  Bunun için sitede sağlıklı uyku ile ile ilgili yazıma bir göz atabilirsiniz.

Son olarak, sosyal yaşamınıza özen göstermek de uzun ömür için önemlidir: Artan kanıtlar, kronik olarak yalnız hisseden ve sosyal olarak izole olan kişilerin erken ölüm riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Muhtemelen çoğumuz uzun bir yaşam sürebilmeyi ve mümkün olduğunca uzun süre sağlıklı kalabilmeyi umuyoruz.

Sonuç olarak yayımlanan araştırmalar dört net faktöre işaret ediyor: diyet, egzersiz, uyku ve sosyal yaşam.

Bu dörtfaktör etrafında sağlıklı seçimler yapmak, arzuladığımız uzun ve tatmin edici bir yaşam sürmenin anahtarı olabilir ve olumlu değişiklikler yapmaya başlamak için hiçbir zaman geç olmadığından, şimdi sağlığı en önemli öncelik haline getirmenin tam zamanıdır.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlık İçin Uyku Gereklidir!!!

2023 Dünya Uyku Günü, 17 Mart Cuma günü gerçekleştirilecek etkinliklerle Dünya genelinde kutlanacaktır. Bu sene belirlenen “Sağlık İçin Uyku Gereklidir” sloganı belirlenmiştir. Tıpkı iyi yemek yemek ve egzersiz yapmak gibi, uyku da kişinin fiziksel, zihinsel ve sosyal esenliği için temel oluşturan bir fizyolojik ritimdir.

2023 Dünya Uyku Günü

Sağlıklı uyku, basit bir süreden daha fazlasıdır. Kaliteli uykunun üç unsuru şunlardır:

Süre: Uykunun uzunluğu uyuyan kişinin ertesi gün dinlenmiş ve uyanık olabilmesi için yeterli olmalıdır.
Süreklilik: Uyku dönemleri, parçalanma olmaksızın kesintisiz olmalıdır.
Derinlik: Uyku, yenileyici olacak kadar derin olmalıdır.

Uyku, insan sağlığının temel direğidir. Dünya Sağlık Örgütü, “sağlığı” “sadece hastalık veya sakatlığın olmayışı değil, fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımlamaktadır. Onlarca yıl süren araştırmalar, uykunun fiziksel, zihinsel ve sosyal refah için önemini göstermiştir.

Uyku sağlık için gereklidir. Beslenme ve fiziksel aktivite gibi sağlığın kritik bir ayağıdır.

Uyku, hafızayı ve öğrenmeyi desteklemeye yardımcı olur.

Uyku, beyindeki atıkları temizlemeye ve beyin sağlığını geliştirmeye yardımcı olur.

Uyku beyin sağlığını destekler ve beyin sağlığı uykuyu destekler.

Uyku bağışıklık sağlığını destekler ve bağışıklık sağlığı uykuyu destekler.

Uyku, bağışıklık sisteminin bakteri ve virüsleri temizlemesine yardımcı olur.

Uyku, eski hücrelerin geri dönüştürülmesine ve vücudumuzun ve enerji seviyelerimizin korunmasına yardımcı olur.

Uyku sağlığı, popülasyonlar arasında eşit olmayan bir şekilde dağılmıştır ve sağlık eşitliğini iyileştirmek için önemli bir hedeftir.

Kötü uyku sağlığının insan sağlığı üzerinde çok sayıda önemli etkisi olabilir.

Yetersiz uyku obezite, diyabet, koroner arter hastalığı ve kardiyovasküler mortalite ile ilişkilendirilmiştir.

Kötü uyku, bağışıklık tepkisini düşürebilir ve uyku kalitesini daha da azaltan enfeksiyonlara karşı daha fazla duyarlılık oluşturur.

Obstrüktif uyku apnesi ve hızlı göz hareketi uyku davranış bozukluğu gibi bazı uyku bozuklukları bilişsel bozulma, demans, nöbet riski ve artmış inme riski ile ilişkilidir.

Kötü uyku, alkol zehirlenmesine benzer etkide reaksiyon sürelerinde azalma, muhakemede bozulma ve bilişsel bozulma ile sonuçlanabilir.

Uyuşukluk, sürücü uyumasa bile güvenli sürüşü bozabilir.

Avrupa Nöroloji Akademisi ve Dünya Sağlık Örgütü, beyin sağlığı için uykunun önemini kabul etmiştir. 2022’de Amerikan Kalp Derneği, kardiyovasküler sağlık için sekiz temel faktör listesine uykuyu ekledi.

Dünya Uyku Derneğinin önerdiği; rahatlatıcı ortamlar ve sesler içeren yeni site olan yoursleepstation.com‘a uyku öncesi göz atmanızı tavsiye ederim.

Sağlıklı Yaşam=Sağlıklı Uyku

 

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Raporu

BAĞIŞIKLIK, BESLENME
ve
YAŞAM TARZI RAPORU

 

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Gıda ve Beslenme Çalışma Grubunun katkıları ile toplumun sağlık ve beslenme konuları hakkında en doğru ve bilimsel bilgiye ulaşması konusunda faaliyetlerini yürütmektedir. Bu bağlamda, bu Çalışma Grubu, global bir pandemi olan COVID-19 nedeniyle daha da önem kazanan bağışıklık sistemi, beslenme ve yaşam tarzı arasındaki ilişkiyi bilimsel veriler ışığında, toplumu bilgilendirmek amacıyla, “BAĞIŞIKLIK, BESLENME ve YAŞAM TARZI RAPORU”nu, konun uzmanlarının katkıları ile kaleme almıştır.

Raporda, bağışıklık sistemine genel bakış, makro ve mikro besin maddelerinin bağışıklık sistemi üzerine etkileri, fitokimyasallar, prebiyotik ve probiyotikler ile bağışıklık arasındaki ilişkiler, beslenme modelleri, alkol ve tütün kullanımı, uyku, egzersiz, psikolojik stres ve çevresel faktörlerin bağışıklık sistemi ile bağlantıları konuları bilimsel bir çerçevede detaylı olarak derlenmiştir.

Dengeli beslenme, vücudun gereksinimlerini karşılayan besin maddelerinin uygun oranlarda alımı olarak tanımlanabilir. Tek Tıp Konsepti çerçevesinde, düzenli fiziksel aktivite ile birlikte yeterli ve dengeli besin madde tüketimi sağlığımızın korunması açısından vazgeçilmezdir.

Dengeli ve yeterli beslenme, enfeksiyonlara ve kronik hastalıklara karşı, etkili ve uygun şekilde dengelenmiş bir bağışıklık tepkisinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynar. Yeterli ve dengeli beslenmeye bağlı olarak, bağışıklık sistemi hücrelerinin gelişimi, devamlılığı, optimal işleyişi değişmektedir. Dolayısıyla yetersiz beslenme bağışıklığın azalmasına, hastalığa yatkınlığın artmasına, fiziksel ve zihinsel gelişimin aksamasına yol açabilir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için ihtiyaç duyulan enerji, öncelikli olarak diyetten sağlanırken, diyet kaynakları yetersiz kaldığında ise vücut depoları gibi endojen kaynaklar da kullanılabilmektedir.

Protein-enerji malnütrisyonu, yangısal hücrelerin faaliyetlerini arttırarak bağışıklığın yetersiz bir hale gelmesine neden olabilir. Yeterli ve kaliteli protein tüketimi antioksidan savunma sistemi ve bağışıklık üzerine yararlı etkiler gösterebilmektedir. Yapılan çalışmalar yalnızca toplam protein alımının değil, diyetteki spesifik amino asitlerin (glutamin, glutamat, arginin, metiyonin, sistein ve treonin gibi) bağışıklığı optimize etmek için gerekli olduğunu ortaya koymuşlardır.

Vitaminler ve mineraller gibi temel mikro besinler de, bağışıklık sistemimizin işlevsel bütünlüğü ve duyarlılığı için önemli bir rol oynar. Vitamin A, piridoksin, kobalamin, folat, C, D ve E gibi vitaminler ile Zn, Cu, Se ve Fe gibi mineraller bağışıklık sistemini desteklemek için çok önemli fonksiyonlara sahiptirler. Bu nedenle mikro besinlerin takviyesi, bağışıklığı artırarak vücudun doğal savunma sistemini destekleyebilir ve gizli açlık durumunu ortadan kaldırabilir.

Beslenme durumu ve besin tüketim şekilleri (aldığı besinler, besin ögeleri ve besleyici olmayan biyoaktif bileşenler), sinir ve endokrin sistem gibi diğer fizyolojik sistemler ile doku onarımı, metabolizmanın düzenlenmesi, termoregülasyon, uyku, vücudun genel yorgunluğu ve ruh sağlığı gibi süreçleri de etkileyerek kronik hastalıklara
yakalanma riski üzerinde de etkili olmaktadır.

Bağışıklık sistemi hücreleri ve mediatörler protein, yağ ve karbonhidrat yapısında olup, vitamin ve mineraller aracılığı ile etkinlik gösterirler. Yetersiz beslenmenin yanı sıra aşırı gıda tüketimi sonucunda artan vücut yağ içeriği de sistemik yangısal reaksiyonların şiddetini arttırarak bağışıklık sisteminin zayıf hale gelmesine neden olabilir. Sonuç olarak yetersiz beslenme immun sistemin baskılanmasına neden olarak enfeksiyonlara karşı duyarlılığı arttırırken, aşırı beslenme ve obezite ise yangısal hastalıklara karşı duyarlılığı tetikleyebilmektedir.

Gelişmiş ülkeler dâhil tüm dünyada, yaşam tarzıyla ilgili hastalıklar ciddi bir sorun haline gelmiştir. Epidemiyolojik ve klinik çalışmalar, diyetin yaşam tarzıyla ilgili hastalıklara duyarlılığı etkileyen ana faktörlerden biri olduğunu göstermektedir. Yaşam tarzı ve bununla ilişkili olarak beslenme alışkanlıkları bağışıklığın oluşması ve devamlılığında önemlidir.
Günümüzde bazı besin ögelerinin alımı ile hastalık risklerinin azaltılmasına yönelik beslenme modelleri geliştirilmektedir. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri-2030 ilkeleri doğrultusunda, sağlıklı yaşam için, besinlerin üretim- tüketim stratejileri ve uygulanacak diyet çeşitliliğinin belirlenmesine ilişkin çalışmalar yapılmaktadır.

TÜBA rehberini okumak  ve indirmek için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Karantina ve Ramazan Ayı

Covid-19 salgını nedeni ile yaklaşık 1 aydır evlerimizdeyiz. Nedense hep elimiz yiyecek ve içeceğe gidiyor. Ramazan ayının gelmesi ile bu durumda bir düzenleme yapmamız gerekiyor. Çünkü beslenme ve yaşam şeklinin değiştiği bir ay içerisindeyiz.

Özellikle öğün ve beslenme şeklimiz, besin türü (ramazanda sanki daha çok çeşit oluyor), sıvı tüketimi ve en önemlisi de uyku düzenimiz değişiyor. Bağışıklık sistemimiz içinde beslenme, egzersiz ve uyku üç saç ayağı gibi temel unsurlar. Özellikle ramazan ayında bu üç unsurda fazlasıyla etkilenecektir.

Covid-19 salgını gerçeğini de hesaba katarsak bu durum daha da ciddi bir hal almaktadır. Özellikle bu üç temel unsuru yaşam  tarzımız haline getirip herkes kendi şahsi hayatında bunları ritüel haline getirmezse çok başarılı olunabileceğini sanmıyorum.

İlk olarak beslenmeyi ele alırsak; yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az 2 öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahuru yatmadan geç saate yiyerek ve sıvı alarak yatmanın çokta uykunuzun bölünmemesi açısından faydası olmayacaktır. Çünkü iftar sonrası en az ki burada hareketsiz olduğumuzu da hesaba katarsak 4-5 saat gibi bir süre sindirim için gerekmektedir. O yüzden gece 01:00 gibi sahur yapıp yattığınızda yeteri kadar yemek yiyemeyeceğiniz gibi sindirim tamamlanmadığı için ve fazla miktarda alacağınız sıvı için gece uyku kaliteniz düşecek ve sık uyanmalar olacaktır. O yüzden sahuru vakit çıkmadan önce yapmak sağlık açısından daha uygundur. Ayrıca kan şekerinin de uzun açlık döneminde daha fazla düşeceği unutulmamalıdır. Sahura hiç kalkılmadığı durumda ise kan şekerinin regülasyonu tamamen bozulacaktır. Bu da günlük performansınızı çok etkileyecektir. Özellikle yorgunluk, halsizlik ve baş ağrısı ile mücadele etmek durumunda kalabilirsiniz.

Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilebilir. Gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması uygun olacaktır.Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır.

İftar sofraları için hazırlanan yiyecekler ve bunların tüketim miktarları bir diğer konumuz. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Burada ritüel demiştim, çorba içip ara verirseniz sofraya tekrar oturduğunuzda daha az yediğinizi göreceksiniz.

Sıvı tüketimi ise genelde dikkat etmediğimiz bir diğer husus. 

Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir.

Günde ortalama en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda vb. sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir.

Oruç tutanlar için beslenme önerileri

  • Oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.
  • Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklarla ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenin.
  • Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.
  • Sahur öğününüzü atlamayın, mutlaka yapın.
  • Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi yiyeceklerden oluşan hafif bir kahvaltı yapabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edebilirsiniz.
  • İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlayıp 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini dengeli bir şekilde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna vb.) tercih edin.
  • İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edin.
  • Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.
  • Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin.
  • Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden uzak durun.
  • İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olacaktır.
  • Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için sıvı tüketiminize dikkat edin. Ek olarak, yemeklerde lif oranı yüksek yiyecekler (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, hoşaf ve kompostolar, hurma, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edebilirsiniz.

Gelelim Egzersiz kısmına.

Bununla ilgili karantina günlerinde çok fazla alternatifimiz olmadığı için bundan önce sizler için hazırladığımız evde yapılabilecek egzersizlere bir göz atmalısınız.

Son olarak ta uyku düzenimize bir bakalım

Ramazan ayında sahur olduğu için yaklaşık 1 saat uyku bölünmesi meydana gelecektir. Aktif çalışanların sabah mesai kavramını da göz önüne alarak, biraz daha erken saatte uyumaları gerekmektedir. Bu şekilde sahur sonrası da 1-2 saatlik uyuma ile günlük yeterli miktarda uyku alınabilir. Tabi burada yukarıda bahsettiğim iftar ve sahurda çok fazla besine ve sıvı tüketimi uyku kalitesini olumsuz etkileyecektir. Bunun için önce sizler için hazırladığım karantina günlerinde uyku ve uyku hijyeni yazıma bir göz atmalısınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Bağışıklığımızı Nasıl Güçlendirmeliyiz!!!

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları

Covid-19 salgınının baş gösterdiği bu günlerde en güvenli yol bağışıklık sistemimiz güçlü tutmaktan geçiyor. Bir de hijyen kurallarına dikkat etmemiz gerekiyor.

Bağışıklık sistemi (immün sistemi) güçlendirmek için;

  1. Sağlıklı uyku
  2. Doğal ve dengeli beslenme
  3. Egzersiz yapmamız gerekmektedir.

Öncelikle uykuyu ele alırsak bununla ilgili çok fazla yazıyı sitede paylaştım. Buradan okuyabilirsiniz.

Doğal ve dengeli beslenme içinse hem kış şartları hem de salgın nedeni ile besin destekleri kullanmamız gerekiyor. Bir de evden çıkamadığımızı göz önüne alırsak daha önemli oluyor. Bununla ilgili yazılarımı buradan okuyabilirsiniz. Bu besin destekleri ile ilgili çok fazla ürün yelpazesi mevcut ama önemli olan en doğalı, sağlıklı ve etkili olanı tercih etmek. Bunun için antioksidan kapasitesi çok yüksek ve sizin aktardan alıp kullanabileceğiniz ürünlerden daha fazla etkili bir ürünü önermek istiyorum.

Bu ürünü kendim de uzun bir süredir kullanmaktayım ve etkileri inanılmaz düzeyde. Ürün için detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Egzersiz kısmına gelince de bu günlerde çok evden çıkma şansımız yok ama imkanınız varsa sakin ortamlarda yürüyüş ya da ev içerisinde biraz hareket yapabiliriz. Bu bizi içinde bulunduğumuz süreçten uzaklaştırıp rahatlamamızı ve bağışıklık sistemimizin güçlenmesine sebep olacaktır. Bununla ilgili yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak elimizdeki tek silah bağışıklık sistemimiz ve ne kadar iyi çalışırsa o kadar korunabiliriz. Bunu güçlü kılmanın yollarından bahsettim.

Bunları uyguladığınızda farkı göreceksiniz.

Sağlıklı ve Bağışıklı günler dilerim…

 

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uyku ve Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık sistemi vücudu enfeksiyona karşı korur. Çoğu zaman etkili bir şekilde çalışmasına rağmen, bazen bağışıklık sistemimiz başarısız olur ve hastalanırız. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmenin ve hastalıkları önlememizin yolları var mı?

Uyku, vücudun onarılmasına, yenilenmesine ve iyileşmesine yardımcı olur. Uyku ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişki bilimsel olarak son yıllarda farklı alanlarda yapılan çalışmalarla ortaya konulmaktadır. Eğer sağlıklı kalmak ve gün boyunca iyi işlev görmek istiyorsak, her gece yeterince kaliteli uyku almamız şarttır. Almanya’daki Tübingen Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, uykuyu bağışıklık sisteminin işleyişine bağlayan bir mekanizma buldu. Bu çalışmaya öncülük eden araştırmacılar, iyi bir gece uykusunun T hücreleri adı verilen bazı özel bağışıklık hücrelerinin etkinliğini artırabildiğini keşfetti.

T hücreleri, potansiyel olarak zararlı bir yabancı cisim sisteme girdiğinde vücudun bağışıklık tepkisine katkıda bulunur. Bu bağışıklık hücreleri patojenleri tanır, ardından T hücrelerinin hedeflerine yapışmasına ve hedeflerine ulaşmasına izin veren bir protein türü olan integrinleri aktive eder. Laboratuvar analizleri yoluyla, T hücrelerinin integrinleri aktive etmesini durduran ve böylece hedeflerine yapışmasını önleyen bazı Gaz-bağlı reseptör agonistleri buldular. Buldukları reseptör agonistleri iki hormon (adrenalin ve noradrenalin olarak adlandırılır), iki proenflamatuar molekül (prostaglandin E2 ve D2 olarak adlandırılır) ve adenosini (hücresel sinyal ve enerji transferinde önemli bir rol oynayan bir kimyasaldır) içeriyordu. Bu yol bu nedenle bu patolojilerle ilişkili bağışıklık baskılamasına katkıda bulunabilir.

“Uyku, T hücresi yanıtlarını artırabilir” Adrenalin ve prostaglandin seviyeleri uyku sırasında düşme eğilimi gösterdiğinden, bilim adamları bir adım daha ileri gitmeyi ve bu olayı insan katılımcılarda daha ayrıntılı olarak incelemeyi seçti. T hücrelerini uyuyan ve uyanık kalan bazı gönüllülerden aldılar. Bu örnekleri analiz ettikten sonra, uyuyan insanların T hücrelerinin uyanık durumda olan insanlardan alınan aynı hücrelere kıyasla daha yüksek seviyede integrin aktivasyonuna sahip olduğunu gördü.

Vücudun bağışıklık tepkisinin bir parçası olarak uykunun T hücrelerinin doğru çalışması üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Özellikle uyku bozuklukları ve depresyon, kronik stres, yaşlanma ve vardiya çalışması gibi uyku bozukluğu ile karakterize olan koşullarda, uykunun T hücresi yanıtlarının etkinliğini artırma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uyku Fizyolojisi ve Uyku Bozuklukları Dersi Yıl Sonu ve Bütünleme Sınavları

Arkadaşlar merhaba.

Dersimin final sonuçlarını yarın açıklamayı düşünüyorum. Bunun için uyku kampı formunu doldurmayan arkadaşların bugün tamamlamaları gerekiyor. Tamamlamayanlar yılsonu sınavı için ek puan alamayacaklardır. Tamamlamak için alttaki linke tıklayınız.

https://www.saglikveuyku.com/uyku-kampi-geri-bildirimi/

Sınav sonuçları ilan edildikten sonra, bütünlemeye kalıp uyku kampına katılmak isteyen arkadaşlar bu sayfanın altına yorumlar kısmına katılmak isteyip istemediklerini yazarlarsa sayıya göre bir karar vereceğim.

Uyku kampı yine yaptığım şekli ile 11 gün olarak sitede kayıt işlemini yaparak olacaktır. Uyku kampının tamamlanmasından sonra ise kamp formunu dolduran arkadaşlar bütünleme için ek puan alacaklardır.

 

Bütünleme sınavıda yılsonu sınavına benzer şekilde çoktan seçmeli ve tüm ders notlarından olacaktır.

Bütünleme sınavı saati ve yeri:

Tıp Fakültesi Morfoloji Binası 18-19 nolu Amfi (Ders işlenilen Amfi)

4 Temmuz 2019 Perşembe saat 15:00

 

Herkese Başarılar diliyorum…

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uykunun Faydaları Nelerdir?

Değerli okurlarım, geçmiş ramazan bayramınızı tebrik ederim. Uykunun nasıl bir yapıya sahip olduğunu konuştuk.
Uykunun birde bize olan faydalarını konuşalım. Aslında uykunun faydaları saymakla bitmez ama! Biz bir deneyelim bakalım.

Öncelikle sağlıklı uykunun metabolizma için vazgeçilmez olduğu konusunu vurgulamak istiyorum.

Bu noktadan baktığımızda sadece metabolizmayı etkiliyor demek eksik kalır.

Sağlık uykunun sonuçları tüm sistemleri ilgilendireceği ve de bize aslında çok maliyeti de olmadığı için en başta düzenlememiz gereken fizyolojik olaylardan bir tanesidir.

Uykuyu düzenleyebilirsek aslında hayatımızda ki çoğu şeyi kontrol edebiliriz.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uykuda Nasıl Öğreniriz?

Merhaba sayın okurlarım. Sağlıklı uykunun NREM döneminde bize neler olduğunu konuştuk.

NREM uyku döneminde olan neler olduğundan bahsetmiştim, şimdi ise hayatımızın merkezinde rol alan öğrenme ve uyku ilişkisinin REM uyku döneminde nasıl meydana geldiğini konuşalım.

Uykuda REM Dönemi

Yavaş dalga uykusu giderek hafiflerken uykunun başlangıcından 45-90 dk. sonra hızlı göz hareketleri ile karakterize heyecan verici rüyaların görüldüğü bir periyoda girilir (Bu yüzden rüyalı uykuda denilmektedir). Bu periyod REM uykusudur.

REM uykusunda öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini merak ediyorsanız tıklayın.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uykuda Bize Neler Oluyor?

Merhaba sayın okurlarım. Sağlıklı uykunun hayatımızın vazgeçilmezi olduğunu konuştuk. Şimdi ise sağlıklı uykunun faydalarına diğer anlamda vücut makinasının çalışmasını nasıl düzenlediğine bir bakalım.

Uykunun merkezi ve periferik olmak üzere iki önemli etkisinden bahsetmek mümkündür.

Merkezi Sinir Sitemi (MSS)’nin normal işlevinin korunabilmesi için uyku gereklidir.

Uyku sayesinde nöronal merkezler arasındaki doğal iletişim ve denge korunur.

Uykuda beyin glikojen depoları yenilenir.

Uykusuzlukta zihinsel aktivitenin yavaşlaması ve psişik bozuklukların (hiperaktivite, duygu durumunun değişken olması vs.) belirginleşmesi MSS için uykunun öneminin en iyi göstergesidir.

Uykuda neler olduğunu öğrenmek için tıklayınız.