Etiket arşivi Egzersiz

ileArş. Gör. Tahir KESKİN

Covid-19’a Karşı Akciğer Kapasitenizi Geliştirin

Akciğer Kapasitenizi Egzersizle Geliştirin

Çin’de ortaya çıkan ve bütün Dünyayı etkisi altına alan korona pandemisinin en büyük zararı akciğerlere verdiğini hepimiz bilmekteyiz. Bu pandemiye karşı korunmanın en önemli yolu sosyal izolasyondur. Ancak herhangi bir sebeple bu virüsle enfekte olan kişilerde akciğerlerin sağlıklı olması, solunum kapasitelerinin yüksek olması büyük önem arz etmektedir. Nitekim uzmanlar sigara kullanıcılarının yani akciğer kapasitesi kötü olanların bu hastalıktan 2-3 kat daha fazla etkilendiklerini belirtmektedir. Bu nedenle hastalanmadan önce bir tedbir olarak; hastalandıktan sonra ise akciğerlerimizin işlevlerini düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için göğüs fizyoterapisi uygulanması gerekmektedir.

Yeni Koronavirüs kaynaklı COVID-19 enfeksiyonunun hastalarda farklı klinik görünümleri bulunmaktadır. Hafif seyreden olgular % 80’ini oluşturmaktadır. Hastaların % 15’inde hastaneye yatışı gerektiren viral pnömoni (zatürre) gelişmektedir. % 5’inde ise ağır viral pnömoni, akut solunum sıkıntısı sendromu, sepsis, septik şok ve çoklu organ yetmezliği nedeni ile yoğun bakıma yatışı, entubasyonu ve mekanik ventilasyon uygulamasını gerektirmektedir. Burada en önemli olan nokta, Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin de önerdiği üzere hafif, orta veya şiddetli COVID-19 enfeksiyonu olan olgularda solunum fizyoterapisi (solunum işini artırdığından ve kan gazlarında bozulmaya neden olduğundan) önerilmemektedir. Bu dönemlerde solunumla ilgili en etkili uygulama hastalara hastalıkla ilgili eğitim ve sigara bırakma eğitimi verilmesi olabilir.

Yukarıda da belirtildiği üzere hastalanmadan önce bir tedbir olarak; hastalandıktan sonra ise akciğerlerimizin işlevlerini düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için göğüs fizyoterapisi ve solunum egzersizleri uygulanmalıdır. Göğüs fizyoterapisinin bu dönemlerdeki amacı; solunum kapasitesini arttırmak, solunum kaslarını güçlendirmek ve akciğerlerde biriken balgamı uzaklaştırarak daha rahat nefes alınmasını sağlamaktır.

Bu bağlamda yapılacak olan egzersizler aşağıda özetlenmiştir;

  1. Diyafram solunumu: otururken ya da ayakta iken (omuz ve boyun kasları gevşetmeli);
  • Bir elinizi göğsünüzün üzerine, diğer elinizi kaburgaların hemen altında, karında tutun.
  • Karnınızın üzerine yerleştirdiğiniz eliniz hafifçe yükselecek şekilde burnunuzdan yavaş ve derin bir nefes alın (göğsünüzün üzerinde yer alan eliniz hareket etmemelidir).
  • Ardından yavaşça ağızdan nefesinizi verin.
  • Bunu 3-4 kez tekrar edin (anormal derin ve hızlı soluk alma yapmayın)
  1. Torakal ekspansiyon egzersizi;
  • Otururken her iki elinizi alt kaburgalarınızın üzerine yerleştirin (sağ ve sol)
  • Diyafram solunumunda anlatıldığı gibi nefesinizi karnınıza doğru alın
  • Hemen nefesinizi vermeyin, kaburgalarınızın yanlara doğru iyice açıldığını hissettikten sonra birkaç saniye bekleyin
  • Ardından yavaşça ağızdan nefesinizi verin.
  1. Aktif solunum teknikleri döngüsü;
  • 20 sn. boyunca Diyafram solunumu yapın (1. madde)
  • 3-4 kez torakal ekspansiyon egzersizi yapın (2. madde)
  • Tekrar 20 sn. boyunca Diyafram solunumu yapın (1. madde)
  • Ardından normal bir nefes alıp ağzınızı mümkün oldukça çok açarak ve hızlı ve zorlu şekilde tek seferde (camı buğulandırmaya çalışıyor gibi) nefes verin (2 defa).
  • Bu 4 madde bir döngüyü oluşturur ve daha sonra tekrar diyafram solunumu ile döngü başlatılır. Bu döngü 10 dakika boyunca uygulanabilir.

 

COVID-19 enfeksiyonu sonrası akciğerlerinde sıvı biriken hastalarda ise bu sıvıları ve balgamı akciğerlerden uzaklaştırmak için bu egzersizlere ek olarak postüral drenaj ve bazı fizyoterapi cihazları da kullanılabilmektedir.

Ayrıca bu hastalara fizyoterapist tarafından aerobik ve dirençli egzersizlerden oluşan egzersiz eğitimi verilmesi gerekmektedir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Bağışıklığımızı Nasıl Güçlendirmeliyiz!!!

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları

Covid-19 salgınının baş gösterdiği bu günlerde en güvenli yol bağışıklık sistemimiz güçlü tutmaktan geçiyor. Bir de hijyen kurallarına dikkat etmemiz gerekiyor.

Bağışıklık sistemi (immün sistemi) güçlendirmek için;

  1. Sağlıklı uyku
  2. Doğal ve dengeli beslenme
  3. Egzersiz yapmamız gerekmektedir.

Öncelikle uykuyu ele alırsak bununla ilgili çok fazla yazıyı sitede paylaştım. Buradan okuyabilirsiniz.

Doğal ve dengeli beslenme içinse hem kış şartları hem de salgın nedeni ile besin destekleri kullanmamız gerekiyor. Bir de evden çıkamadığımızı göz önüne alırsak daha önemli oluyor. Bununla ilgili yazılarımı buradan okuyabilirsiniz. Bu besin destekleri ile ilgili çok fazla ürün yelpazesi mevcut ama önemli olan en doğalı, sağlıklı ve etkili olanı tercih etmek. Bunun için antioksidan kapasitesi çok yüksek ve sizin aktardan alıp kullanabileceğiniz ürünlerden daha fazla etkili bir ürünü önermek istiyorum.

Bu ürünü kendim de uzun bir süredir kullanmaktayım ve etkileri inanılmaz düzeyde. Ürün için detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Egzersiz kısmına gelince de bu günlerde çok evden çıkma şansımız yok ama imkanınız varsa sakin ortamlarda yürüyüş ya da ev içerisinde biraz hareket yapabiliriz. Bu bizi içinde bulunduğumuz süreçten uzaklaştırıp rahatlamamızı ve bağışıklık sistemimizin güçlenmesine sebep olacaktır. Bununla ilgili yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak elimizdeki tek silah bağışıklık sistemimiz ve ne kadar iyi çalışırsa o kadar korunabiliriz. Bunu güçlü kılmanın yollarından bahsettim.

Bunları uyguladığınızda farkı göreceksiniz.

Sağlıklı ve Bağışıklı günler dilerim…

 

 

ileArş. Gör. Tahir KESKİN

Uyku Bozukluklarında Egzersiz ve Davranışsal Tedavi

Uyku ve Egzersiz

Uyku vücudun temel ihtiyaçlarından birisidir, organizmanın dinlenip enerji tüketimini dengeleyen bir süreçtir.  Uyku süresi 4-12 saat arasında değişmekte olup fizyolojik olarak normal uyku süresinin 7 saat olması gerektiği bildirilmektedir.

Toplumda en sık rastlanan uyku problemi olan insomnia (uykusuzluk); uykuya dalmakta ya da sürdürmekte güçlük olması ya da dinç uyanamama olarak tanımlanmaktadır.

İnsomnia, uyku için uygun koşullara rağmen ortaya çıkıyorsa ve kişinin günlük aktivitelerini bozuyorsa patolojik olarak kabul edilir. İnsomnia yaşlılarda oldukça yaygındır. Toplumda insomnia yaygınlığının  %10-20 olduğu tahmin edilirken yaşlılarda bu oran daha yüksektir.

Osteoartrit, kanser veya diyabetle ilişkili kronik ağrı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, konjestif kalp yetmezliği ve nörolojik hastalıklar insomnia ile en çok ilişkili olduğu düşünülen hastalıklardır .

Uyku sorunları, dikkatin azalmasına bağlı olarak düşmelere, rutin görevleri yerine getirememeye, sağlık kaynaklarının kullanımında artmaya, sağlığı ve iyilik halini sürdürmede güçlüğe neden olmakta ve bireyin yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir.

Nitekim yapılan çalışmalar uyku problemi yaşayan ve gün içinde uyku saatleri uzun olan yaşlı bireylerde düşme oranının daha fazla olduğunu, gün içi uykulu olma, uykuya geç başlama gibi sorunu olan yaşlı bireylerde mortalite oranının arttığını saptamıştır.

Peki, sağlıklı bir uyku için neler yapmalıyız?

Kişilerde uyku bozukluğu nedenleri gözden geçirilmeli ve kronik hastalıkları, kullandıkları ilaçlar, kafein, sigara, alkol kullanımı ve yine düzeltilebilir diğer nedenler belirlenip bu yönde yapılması gerekenler için bilgilendirme yapılmalıdır. Bunun yanında bireylerin;

  • Günün aynı saatlerinde düzenli olarak uyanması ve yatması,
  • Gün içinde uyuma saatlerinin azaltılması,
  • Günlük düzenli olarak egzersiz yapılması (yatma saatlerinden önce),
  • Yatağın yalnızca yatmak için kullanılması,
  • Stresli dönemlerde yatakta uzun süre kalınmaması,
  • Yatmadan önce ağır yemeklerden uzak durulması,
  • Yatmadan önce alkol, kafein, nikotin gibi maddelerden uzak durulması (alkollü içecekler başlangıçta uykuyu artırır, ancak gece uyku sırasında kanda düzeyi azalarak erken uyanmaya neden olur),
  • Yatmadan önce dişlerin temizlenmesi ve diğer rutin temizlik işlerinin tamamlanması,
  • Yatak odası çevresinin temiz, sessiz ve yeterli karanlığa sahip olması,
  • Yatak kıyafetlerinin geniş ve ferah olması,
  • Eğer 30 dakika içinde uyuyamıyorsa yatağı terk etmesi, müzik dinleme ve kitap okuma gibi yorucu olmayan aktivitelerde bulunması, fakat bu esnada parlak ışığa maruz kalmaması,
  • Gün içerisinde yeterli güneş ışığına maruz kalınması,
  • Şişman bireylerin zayıflatılması,
  • Gündüz 50 dakikadan fazla uyumaması gerekir.

Bu gibi uyku hijyeni için gerekli kişisel ve çevresel faktörlere dikkat etmesi gerekmektedir.

Uyku bozukluklarında egzersiz ise; 

Uyku bozuklukları için önerilen en güvenli egzersiz aerobik egzersizdir.

Haftada 3-4 gün, en az 40 dakika boyunca yapılacak yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi egzersizler önerilmektedir.

Yapılan çalışmalar aerobik egzersizin uykuya geçiş suresini kısalttığını, uykunun toplam miktarını ve derin uykuyu artırdığını göstermektedir.

Harcanan enerji miktarı arttıkça uyku yapısında olumlu değişiklikler olmakla beraber maraton gibi aşırı enerji harcatan egzersizler uykuyu bozmaktadır.

Gece yatma saatlerine yakın yapılan egzersizlerin stres etkisi oluşturduğu ve otonomik aktiviteyi artırarak huzursuz bir uykuya, NREM evre I uykusunda artmaya, derin uykuda azalmaya neden olduğu belirtilmiştir.

Sabah yapılan fiziksel egzersizlerin uykuya az bir etkisi olurken, akşam saatlerine yakın, öğleden sonra yapılan egzersizler uyku kalitesini daha olumlu etkiler.

Düzenli spor alışkanlığı olan ve fiziksel formu kazanmış kişilerde egzersiz uyku kalitesini artırmaktadır.

Ancak düzensiz yapılan ve fiziksel formu kazanamayanlarda stresör etki oluşturabilir ve uyku yapısını bozabilir.

Ayrıca bu egzersiz programı otonomik uyarılmışlığa ve huzursuz bir uykuya neden olabilmesi nedeni ile yatma saatlerine yakın yapılmamalı; en iyi zamanlama olarak öğleden sonra, akşam saatlerine yakın yapılması önerilmelidir.

Gevşeme egzersizleri ise;

Gevşeme egzersizleri bireyin uykuya dalmasını sağlayacak sakinliğe geçmesini hedefler.

Bu amaçla progresif gevşeme egzersizleri, hayal kurma, diyafram solunumu yapma, meditasyon ve yoga kullanılabilmektedir.

 

 

 

 

 

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersiz de Antioksidan mıdır?

Egzersiz Antioksidan

Antioksidanların fonksiyonları koruma, durdurma ve tamir olmak üzere üç başlıkta toplanabilir.

Koruma fonksiyonuna sahip olan antioksidanlar, glutatyon peroksidaz (GPx), Süperoksit dismutaz (SOD) ve metallerle (kompleks yapıcı proteinler) radikallerin oluşumunu engellerler.

Durdurma rolü olan antioksidanlar, radikal yakalayıcılar olarak bilinen antioksidanlar tarafından (albümin, ürat ve vitamin C zincir başlamasını önleyerek; ubikinon, vitamin E, flavonoidler ve karotenoidler zincir ilerlemesini durdurarak) tutularak radikal etkinliği durdurulur.

Onarıcı rolü olan antioksidanlar; metabolizma sırasında oluşan radikaller hücreye vermiş oldukları zarar; proteaz, lipaz, transferazlar ve DNA onarıcı enzimler  devreye girerek zarar görmüş hücreyi onarır veya yenilerler.

Egzersiz sırasında oksijen tüketimi artmakta ve oksijen tüketimindeki bu artış serbest radikal üretiminde de artmaya neden olmaktadır.

Egzersiz sırasında oluşan serbest radikaller enzimatik ve nonenzimatik antioksidan savunma mekanizmalarınca nötralize edilir.

Düzenli yapılan egzersizin SOD, GPx gibi antioksidan enzimlerin aktivitelerinde bir artmaya neden olarak oksidatif stresin oluşturmuş olduğu zararlı etkilerini ortadan kaldırabildiği ve egzersize cevaben oluşan faydalı etkilerin oksidatif stres ve artan antioksidan kapasite arasında bir bağlantı olduğu anlamına gelir.

Sağlık açısından düzenli antrenmanların birçok sayıda faydası bulunurken, şiddetli fiziksel egzersizler serbest radikal üretimindeki artıştan dolayı oksidatif hasarı artırabilir.

Kronik egzersizin ise oksidatif stresle ilişkili hastalıklara karşı organizmayı koruduğu ve lipid peroksidasyon aktivitesini, oksidatif protein ve DNA hasarını azalttığı tespit edilmiştir.

Egzersiz ve oksidatif stres arasındaki ilişki egzersizin moduna, yoğunluğuna ve süresine bağlı olarak son derece karmaşıktır.

Bununla birlikte, egzersiz artan oksidatif strese yol açsa da, endojen antioksidan savunmaları güçlendirerek bunu ortadan kaldırmaktadır.

Hadi yapalım ve antioksidan besinlerle de destekleyerek hastalıklara karşı dimdik ayakta duralım.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersizle Yaşam Kalitemizi Nasıl Arttırabiliriz?

İskelet kası, egzersiz eğitiminin temel hedefidir. İskelet kasında değişiklikler, dayanıklılık ve metabolik etkinliği arttırmak için çok önemlidir.

Dayanıklılık egzersizi mitokondriyojenezinde bir artışa, glikolitik ila oksidatiften lif dağılımında bir kayma ve sonuçta aerobik kapasitede bir artışa yol açan ve obezite, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi hastalıkları yavaşlatan yağlı asit oksidasyonunda bir artışa neden olur.

Kas kılcal damar yoğunluğunun arttırılması kasın iyileştirilmiş glukoz iletimi ile sonuçlanır.

Egzersiz; insülin duyarlılığını arttırır, kan basıncını azaltır, otonomik tonusu geliştirir, sistemik inflamasyonu azaltır; kan pıhtılaşmasını azaltır, koroner kan akışını artırıcı etki ile kardiyak fonksiyonu geliştirir ve endotel fonksiyonunu iyileştirir.

Egzersiz, kanser oranlarında da (özellikle kolon ve meme kanseri) önemli bir azalmaya neden olabilir. Olası açıklamalar arasında yağ depolarında azalma, yüksek yağ içeren bir diyetin enerji harcaması ile dengelenmesinin artırılması, artan cinsel hormon seviyelerinde değişiklikler, bağışıklık fonksiyonu, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörleri, serbest radikal oluşumu ve tümör hücresi biyolojisi üzerindeki doğrudan etkiler sayılabilir.

Egzersizin, enfeksiyona olan yatkınlığı azaltmasında rol alan mekanizmalar; organizmanın immün sistem aracılı stres cevabında ve nöroendokrin hormonların salınmasında, egzersiz ile denge oluşturulması, vücut yağında egzersizle indüklenen azalma, immün sistemin kendi içindeki düzenli olan değişiklikleri beraberinde getirmesidir.

Egzersiz, hipotalamus-hipofiz-adrenal bez (HPA) yolağını aktive eder ve böylece kortizol salınımını arttırarak makrofaj fonksiyonlarını etkiler.

Tüm bunlar immün sistemin, sinir sistemi ve endokrin sistem arasındaki iletişimi sağlayan yolakların varlığını göstermektedir.

Yani egzersizle enfeksiyonlara karşı direncimiz artar. Kış geldi, evlere tıkılıp kalmayalım, hadi yapalım.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kaliteli Yaşam=Egzersiz

Eğer düzenli egzersizi hayatımıza sokabilirsek hayatımızda ne gibi değişiklikler olacaktır, bir bakalım.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite yaşlı yetişkinler de dahil olmak üzere neredeyse herkesin fiziksel ve zihinsel sağlığı için önemlidir. Önceki yazımda farklarını anlatmıştım.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, insanların yaşlanma sürecinde bazı hastalık ve sakatlıkların gelişme riskini azaltabileceği hatta ilaç olarak kabul edilebileceği fikri benimsenmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın sonbahar aylarında her yıl başlattığı obeziteye karşı mücadele programında düzenli olarak her gün 10 000 adım yürüyüş önerilmektedir.

Egzersiz; yaşam kalitemiz ya da yaşam konforumuzu direk etkileyen ama nedense hep hayalini kurduğumuz bir sosyal etkinliktir. Bu sayede birçok kasımızı ve organımızı çalıştırmanın yanı sıra sosyal çevremizi de geliştirmiş oluruz. Peki, düzenli olarak egzersiz yaparsak kendimiz adına neler yapmış oluruz.

Egzersiz; diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalık gibi beyindeki işlev bozukluğuna ve nörodejenerasyona neden olan çevresel risk faktörlerini azaltarak egzersiz, başarılı bir beyin fonksiyonu sağlar.

Egzersiz; inflamasyonun azaltılmasının, egzersizin kognitif düşüş ve nörodejenerasyon için periferik risk faktörlerini azalttığı ortak bir yöntem olduğunu önerilmektedir .

Egzersiz; nöronlarda LTP’yi ve ilave büyüme faktörlerinin üretimini artırabilir. Büyüme faktörlerine ek olarak birçok proteinin metabolizmaya, inflamasyona ve sinaptik plastisiteye karışanlar dahil birçok sınıfının egzersizle düzenlendiğini göstermiştir.

Egzersiz;  yaşlı insanlarda bilişsel performans üzerinde koruyucu etkileri vardır. Bu da demanstan uzak durmamıza yardımcı olur.

Egzersiz; sinaptik yapı oluşturma, beyin plastisite mekanizmalarını aktive etme, nöron gelişimi ve damarlanmayı arttırma gibi beyin fonksiyonları üzerinde çok boyutlu etkilere sahip olmakla beraber; beyin metabolizma kapasitesinde artış ve antioksidan savunmasında da söz sahibi diyebiliriz.

Egzersiz ilişkili uyumlar özellikle kardiyorespiratuvar, kas iskelet sistemi, vücut kompozisyonu ve metabolizmasında açıkça görünmektedir.

Egzersiz; Depresyon ve anksiyete durumlarının azaltılmasında vücut kas geriminde azalma ve endojen opiatların etkileri ile depresyondan uykuya kadar merkezi sinir sisteminde birçok alanda egzersizin orta dereceli ve düzenli yapılmak şartı ile pozitif yönlü yardımcı olduğu gösterilmiştir.

Egzersiz; Ruh halini ve genel refahı iyileştirdiği, ayrıca ruh durum değişikliği ve egzersize bağlı öfori dahil olmak üzere çeşitli ağrı ve psikolojik değişimlerle ilişkili olabileceği bilinmektedir.

Egzersiz; Görevler arasında hızlı geçiş yapma, bir aktiviteyi planlama ve alakasız bilgileri görmezden gelme gibi bilişsel işlev yeteneklerin bazı yönlerini de geliştirebileceği veya koruyabileceği ön görülmektedir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersiz ve Fiziksel Aktivite

Bilinen egzersiz tipleri;

  1. Dayanıklılık Tipi Aerobik Egzersiz: Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, tenis gibi aktivitelerdir. Dayanıklılık türü egzersizlerin haftanın en az 3 günü ve günde 30 dakika olmak üzere uygulanmalıdır. Zaman yokluğu nedeniyle uzun soluklu bir egzersizi tamamlamada sıkıntı çekiliyorsa, aktivite gün içinde daha kısa sürelere bölünerek uygulanabilir. Aralıklı egzersizle sürekli egzersizlerle aynı faydayı sağladığı gözlenmektedir. Orta şiddetteki egzersizlerin yüksek şiddetteki egzersizlere göre kan basıncını daha etkin düzeyde düşürebildiği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.
  2. Direnç ve Ağırlık Egzersizleri: Bacaklar, kollar, göğüs ve karın bölgesindeki geniş kas gruplarını çalıştıran aktivitelerdir. Hızlı yürüyüş, yük taşıma, serbest ağırlıklar kullanma, ağırlık aletleri ile çalışma. Egzersizler haftada en az 3 günü ve günde 3 set olmak üzere 9-11 tekrarlı şekilde uygulanmalıdır.
  3. Germe Egzersizleri: Daha az kalori yakar, kas boyunu artırır ve uzanma-germe ve eğilmeye yönelik eklemlerin hareketlerini artırır. Yoga, hafif germe egzersizleri örnek verilebilir. Bu egzersiz büyük kas gruplarına yönelik yapılan egzersiz yöntemidir. Haftada en az 3 defa yapılmalı ve kas gergin bir pozisyonda ise 10-30 saniye arası tutulmalıdır. Bu hareket 7-10 defa tekrarlanmalıdır.

Egzersiz ile fiziksel aktive arasındaki tanım farkına bakılırsa; fiziksel aktiviteler, bahçe işlerinde çalışmak, yaprakları tırmık ile toplamak, köpeği gezdirmek ve asansör yerine merdiven kullanmak gibi herhangi bir bedensel hareketlerdir.

Egzersiz ise;  ağırlık eğitimi, aerobik sınıfına giren, özel olarak planlanmış, yapılandırılmış ve tekrarlama amaçlı bir eğitim ile karakterize edilen fiziksel aktivitenin bir alt kümesi olarak tanımlanmaktadır.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, yaşlı yetişkinler de dahil olmak üzere neredeyse herkesin fiziksel ve zihinsel sağlığı için önemlidir.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, insanların yaşlanma sürecinde bazı hastalık ve sakatlıkların gelişme riskini azaltabileceği hatta ilaç olarak kabul edilebileceği fikri hâkimdir.

Düzenli egzersiz, kas gelişimi ve dayanıklılık artışı ile vücut yağ oranının düşürülmesi sonrasında bazal metabolizmada artış olarak karşılık verir.

Düzenli egzersiz,  sağlıkta hastalıkta en sık reçete edilen terapilerden biridir. Örneğin, çalışmalar eklem sorunları, kalp hastalığı veya diyabetli kişilerin düzenli egzersizden yararlandıklarını göstermektedir.

Düzenli egzersiz, ayrıca yüksek tansiyon, denge sorunları veya yürümede zorluk çeken insanlara yardımcı olur. Yapılan araştırmalarda artan fiziksel egzersize cevap olarak her iki cinsiyette de % 20-35 ölüm riskinin azalması arasındaki ilişki ortaya konulmuştur.

Egzersiz esnasında,

  • Göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma hissi olduğunda.
  • Baş dönmesi veya bayılma meydana geldiğinde.
  • Çalışılan kas grubunda aşırı yüke bağlı yaralanma olduğunda.
  • Nefes alamama hissi yaşandığında.
  • Kalp atımının egzersize şiddetine bağlı olarak düzensiz olmasında.
  • Aşırı yorgunluk ve halsizlik meydana geldiğinde
  • Dayanılmaz ve sık sık kramplar oluştuğunda
  • Belirli kas gruplarında spazm meydana geldiğinde

Egzersiz bırakılıp en yakın sağlık merkezine başvurulmalıdır.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yaşam Tarzımız ve Sağlık

Yaşam Tarzımız ve Sağlık

Yaşam tarzımız direk sağlığımız ve yaşam kalitemizi etkileyecektir. Bunun için bazı önerilerim olacak.

1. Zaman yönetimi

Zamanı yönetmek ve etkin bir şekilde kullanmak sağlıklı bir yaşam tarzına ulaşmak isteyenlerin yapması gereken en önemli şeylerdendir. Günlük rutininizde yapacağınız küçük dokunuşlarla daha düzenli bir hayata ve bu saye de sağlıklı bir hayata da kavuşmanız mümkün.İnsanoğlu için yeryüzündeki en önemli kavramlardan birisi olan ve kesinlikle bedelini ödeyemediği bir kavramdır zaman. Bize günlük 24 altın (24 saat) veriliyor ve ertesi güne de aktaramıyoruz. Sadece yatırım yapma şansımız ve bunu da belirleyen tercihlerimiz.

2. Günlük en az 10000 adım

Metabolizmanızı aktive etmek ve günlük kalori dengenizi sağlamak için ihtiyacınız olan şeylerden biride günlük düzenli egzersiz yapmak. Bunu hayatınıza yerleştirmeniz ve yaşam tarzınız haline gelmesi gerekmekte. Sonuçta bedene hükmeden beyin olduğu için burada ilk adım karar vermekten geçiyor. Kişinin kendi sağlığı ve yaşam kalitesi için yapması gerektiğine kendini ikan etmesi gerekiyor. Sonrası zaten gelecektir.

3. Egzersiz sonrası ne yapalım

Egzersiz öncesi vesonrası tükettiğimiz besinler egzersizin vücudumuz için ne kadar yararlı olacağını belirleyecektir. Sanırım hiç kimse dolu bir mide ile bunu yapmaz.Peki sonrası ne olacak. Spor sonrası beyinden salınan endorfin ağrılarımızı azaltarak serotoninle mutlu oluruz. Tabi bu iyilik hali ve kas yorgunluğu ile ulaşabildiğimiz ne varsa her şeyi tüketiriz. Egzersiz sonrası en iyisi bu tepkiden uzak durmak ama nasıl. Burada şunu düşünebilirsiniz 1 saat koşunca yaklaşık 500 Cal harcarsınız ve yediğiniz 1 porsiyon tatlıda hemen hemen buna denk gelir. O zaman 1 porsiyon tatlıdan aldığınız kalori için 1 saat koşmanız gerekiyor.

4. Hedefe odaklanmak

Hayatta herkesin gerçekleştirmek istediği rüyaları vardır. Sanırım çoğu zaman hedefe giden yolda takılıp kalıyoruz ve mola vermek için bir istasyonda dinleniyoruz. Ve sonrasında ise çoğumuz devam edemiyor. En önemli sebep ise hedefimize ulaşamayacağımızı kabullenip geldiğimiz yerde kalmak ve durumu kabullenmek. Hâlbuki mükemmeliyetçi olmasak hayatımızda her zaman bir B planı olsa sanırım daha rahat ederiz. Bazende hedefi parçalara bölüp adım adım yaklaşabiliriz. Bu sayede de hayatta mutlu olabilir ve çağımızın hastalığı depresyondan uzak durabiliriz.

5.  Enerjisi olumlu olan insanlarla birlikte olun

Özellikle sağlık yaşam tarzı için hem emosyonel hem de fiziksel açıdan önemli bir kavram. Hayata baktığı pencerenin pozitif olduğu ve her olumsuz durumdan olumlu bir yan çıkarabilecek birileri yanınızda olsa nasıl olur. Ya da biraz sohbet ettiğiniz de herşeyinizi kaybetmiş gibi hissettiren biri. Tercih sizin ve bu tercihiniz yaşama bakış açınızı belirleyecektir. Hayattan ve hayata baktığınız pencereden sürekli her konuda şikayetler  Hayattan ve hayata baktığınız pencereden sürekli her konuda şikayetler yükseliyorsa biraz işiniz zor. Bu durumda yalnız kalmanız muhtemel, Çözüm çok basit hayata baktığınız gözlüğünüzü yenisi ile değiştirin. Alışkanlıklardan vazgeçmek çoğu zaman zordur ama imkansız değildir.

6. Geçmişe bakıp, geleceğe yelken açın

Hayatta her zaman her davranışımızda doğruyu yakalamıyoruz. Ama hayat sanırım inişli ve çıkışlı hali ile güzel. Önemli olan hatalarımıza takılmadan onlardan aldığımız güç ile geleceğe yönelik daha sağlam adımlar atmak. Bu şekilde yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz.

7. Farklı gıdalar tüketin

Hayatımıza farklı besinleri ve damak tatlarını sokmamız gerekmekte. Bunun için günlük beslenme tarzımızda ufak değişiklikler yaparak çeşitlendirmemiz ve karbonhidrat ağırlıklı yaşamdan kurtulmamız gerekiyor. Protein ve en önemlisi de sebze ve meyvelerde bulunan diyetimizde bulunması gereken vitamin ve mineraller. Ancak bu şekilde sağlıklı bir yaşam ve yaşam tarzına sahip olabiliriz

8. Erteleme hastalığı

Şimdi başlayın ve ertelemeyin. Bunu kendimize slogan haline getirmemiz gerekiyor. Günümüz dünyasında bizi asıl hedeflerimizden uzaklaştıran o kadar malayani meşgaleler var ki. Bunlarda maalesef asıl hedeften alıkoyarak odak noktamızı dağıtıyor. Ve sonrası ise erteleme ve bir noktadan sonra bu bir hastalık haline geliyor. Her şeyin zamanında yapılması gerekiyor. Ertele ertele nereye kadar. Sanırım sonu yok.

Karar verin başlayın ve kendi hayatınıza bir dokunuş yapın.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersiz

Yaşamızın temel öğelerinden birisi olması gerekirken nedense hep erteleriz. Yarın yaparım düşüncesi bizi bir kısır döngüye sokarak bu konudaki başarımızı düşürür. Sanırım bu konuda istekli olmak karar almak ve sonuçlarının bizim için ne kadar değerli olacağını bilmek gerekir. Egzersiz sayesinde yaşam kalitemize kattığımız değeri bir anlasak, sanırım hiç bırakmayacağız. Bunu anlamak için takipte kalın.   .

Doç. Dr. Mustafa SAYGIN