Etiket arşivi Coronavirus (COVID-19)

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 Erişkin Hasta Tedavisi Rehberi (20 Aralık 2021)

Ayatan Başvuran Hastalar İçin Kapı Triyajı

COVID-19 olası vaka tanımına uymayan ve diğer nedenlerle başvurup, sağlık kuruluşlarında değerlendirilen hastalara uygulanacak olan standart protokollerin, Sağlık Bakanlığının önerdiği standart önlemler alınarak rutin şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Bu hastalara uygulanacak olan tanı ve tedavi girişimleri öncesinde acil servisler başta olmak üzere tüm kliniklerde ve yataklı servislerde, COVID-19 olmadığına dair konsültasyon notu veya toraks bilgisayarlı tomografisi talep edilmesi uygun değildir. Hem asemptomatik taşıyıcılarda hemde hastalarda PCR testinin negatif olabileceği dikkate alındığında, bir kişinin COVID-19 ile enfekte
olmadığının kesin olarak söylenebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hasta olmasa bile herkesin COVID-19 bulaştırıcı olabileceği öngörülmelidir.

Kişisel Koruyucu Ekipman Uygun Kullanım Önerileri ve COVID-19 Acil Anestezi Yönetimi rehberleri doğrultusunda önlük, tıbbi maske, gözlük/yüz koruyucu ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipmanlar standart ve bulaş yoluna yönelik önlemler kurallarına uygun olarak kullanılmalı, endikasyonu olan her türlü tıbbi bakım ve müdahale bu hastalara yapılmalıdır.

Değişenler;

Favipiravirle ilgili bilinen az sayıdaki çalışmalar dışında daha güçlü kanıtlar sağlayan çalışmaların sonuçları yeni olarak bildirilmiş ve bu sonuçlara dayanarak favipiravirin COVID-19 tedavisindeki yeri yeniden değerlendirilmiştir.

 

Daha güçlü kanıtlar sağlayan randomize kontrollü çalışmalar, favipiravir kullanımının ayaktan hastaların hastane yatışını veya COVID-19’a bağlı ölümü azaltma açısından standart tedaviye karşı bir üstünlük göstermediğini ortaya koymuştur.

 

Favipiravirle ilgili yapılmış bazı klinik araştırmalarda hastaların semptom sürelerini azaltabileceği bildirildiğinden, bu ilacın, hasta değerlendirilerek hekiminin uygun görmesi halinde kullanılabileceği düşünülmüştür.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

OMİCRON VARYANTI

SOLUNUM DERNEĞİ TÜSAD’DAN OMİCRON VARYANTI KONUSUNDA ÖNEMLİ UYARILAR

 

Son 2-3 hafta içerisinde Güney Afrika’nın bazı şehirlerinde vaka sayılarında günlük PCR testi pozitiflik oranında yüzde 1’lerden yüzde 30’a yükselme şeklinde hızlı bir artış gözlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda bu duruma COVID-19’un yeni bir varyantının neden olduğu saptanmış ve bu varyanta Omicron (Nu varyantı, B.1.1.529) adı verilmiştir.

 

DELTA’DAN DAHA BULAŞICI

İlk gözlemler ışığında, bu yeni varyantın delta varyantından daha bulaşıcı özellikte olduğu öngörülerek, virüsün bağışıklık sistemi tarafından oluşturulan SARS-CoV-2’ye özgü antikorlardan kaçma yeteneğinin yüksek olabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.

 

AŞILAMA HIZI ARTIRILMALI

Tahminlerden hızlı yayılma potansiyeline sahip Omicron varyantına ülkemizde henüz rastlanmasa da Avrupa’da bazı ülkelerde vakalar tespit edilmiştir. Güney Afrika ve komşu ülkelerine uçuş yasağı ve bu ülkeden gelenlere karantina zorunluluğu gibi bazı önlemler halihazırda alınmış olsa da Omicron varyantının tüm dünyada yeniden hızla yayılma, hatta yeni bir dalgaya yol açabilme ihtimaline karşılık, mevcut kısıtlamaların bu varyantın görüldüğü tüm ülkeleri kapsayacak şekilde genişletilmesini ve yurt içinde virüsün yayılmasını önleyecek, aşılama hızını artıracak tedbirlerin acilen alınmasını öneriyoruz.

 

TEDBİRLERE DEVAM

Varyantın Türkiye’de yayılımın yavaşlaması için koronavirüsle ilgili bilinen tedbirlere uyulmaya devam edilmesi gerekmektedir. Omicron ya da diğer varyantlardan korunmak için başta maske, mesafe ve hijyen kurallarına dikkat edilmeye devam edilmelidir. Özellikle kapalı alanlarda ve kalabalıkların toplandığı açık alanlarda tedbirli olunmalıdır. Mevcut aşılar da koruyuculuklarını sürdürdüğü için aşılamaların da hızla devam etmesi ve tam doz aşılamaların tamamlanması çok önemlidir.

 

TÜSAD’DAN OMİCRON VARYANTININ YAYILMASINI GECİKTİRMEK İÇİN ACİL ÖNERİLER

Geçtiğimiz hafta ilk kez Güney Afrika’da izole edilen Nu varyantı (B.1.1.529), dünya genelinde hızla yayılmaya başladı.  Bu varyant, Dünya Sağlık Örgütü tarafından endişe edici varyant türü olarak tanımlandı ve “Omicron” adı verildi. Omicron, “S” spike proteinde 32 farklı mutasyon içeriyor ve COVID-19‘un ilk tanımlanmasında günümüze en kompleks mutasyonlara sahip varyant olarak da tanımlanıyor. Özellikle spike proteindeki mutasyonlar ile kolay ve hızlı bulaşma ve hücreye daha fazla tutunma potansiyeli olabileceği düşünülüyor. Mevcut aşıların etkinliğinde azalma ve antikordan kaçma özelliği taşıdığı öngörülüyor.

Omicron varyantı, öncelikle aşılamanın kıta genelinde yüzde 7 ve altında olduğu Afrika kıtasında rapor edildi. Ortaya çıkışının ardından hızlı bir şekilde Belçika, Almanya, Çekya, İngiltere, İtalya, İsrail, Hong Kong, Güney Afrika, Botsvana, Danimarka, Avusturya ve Avusturalya’dan olgu bazında vakalar bildirilmeye başladı. Dünya çapında aşılama belirli oranlara ulaşmadıkça yeni varyantların oluşumunu engellemek imkânsız gibi görünüyor. Dünya Sağlık Örgütü, pandeminin aşısızların pandemisi olacağını belirtmişti, yeni varyantla salgın seyrine maalesef tekrar başa dönüş oluyor.

İZOLASYON TEDBİRLERİ UYGULANMALI

Bu nedenle dünya genelinde uyarılar ve özellikle Afrika ülkelerine seyahat kısıtlamaları konulmaya başlandı. Güney Afrika deneyiminde hastalığın aşırı yorgunluk ve ateşle ama genelde hafif seyrettiği, tat-koku alma bozukluğunun olmadığı bildirildi. Şu aşamada panik yapmaya gerek yok ama özellikle riskli bölgelerden gelen kişilere havalimanlarına tarama ve izolasyon uygulanmalıdır. Delta varyantı iki ay içine dünya çapında ve ülkemizde yaygınlaşmıştı.

AŞILAMADA ÜÇÜNCÜ DOZ TAMAMLANMALI

Kış aylarına girdiğimiz ve özellikle Avrupa, Almanya, İngiltere ve Rusya’da çok hızlı vaka artışının yaşandığı bugünlerde ülkemize Omicron varyantının yaygınlaşmasını geciktirmek için alınacak önlemler konusundaki önerilerimiz şunlardır:

  • Yurt dışından gelişlerde tarama ve izolasyon önlemlerinin düzenlenmesi,
  • Kapalı alanlarda etkili maske kullanımı ve mesafeye dikkat edilmesi,
  • Aşıların tam doza tamamlanması.


Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlık Bakanlığı Güncel Temaslı Rehberi (02 Ekim 2021)

Yakın temaslı öğrencilere semptom takibi yapılacak

Yakın temaslı kabul edilen ilk ve orta öğretim öğrencilerindesemptom takibi yapılarak, semptom gelişmemiş olanlara 5. günde yapılan PCR sonucunun negatif olması durumunda,PCR yapılmadığı durumda ise 10. günde maske ve mesafe kuralına uymak suretiyle karantinaları sonlandırılarak okula devam edebilirler (eski rehber: yakın temaslı öğrenciler 14 gün boyunca evde temaslı takibine alınır).

Aşısız veya dozları tamamlanmamış kişiler için karantina süresi düştü

Aşısız veya aşı dozları tamamlanmamış kişilerin Covid-19 yakın temaslısı olması halinde karantina süresi genel olarak 14 gün önerilmektedir. Bununla birlikte semptom takibi yapılarak, herhangi bir semptom gelişmediğinde 10. günde de kalan günlerde maske ve mesafeye dikkat etmek suretiyle PCR yapılmaksızın karantina sonlandırılabilir (eski rehber: en erken 10.günde PCR testi negatif olan semptomsuz kişilerde 11. günden itibaren karantina sonlandırılabilir).

Sağlık Bakanlığının güncel rehberini okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Grip Sezonu ve Alınması Gereken Önlemler

Türk Toraks Derneği Solunum Sistemi Enfeksiyonları Çalışma Grubu

COVID-19 Pandemisi Sürerken Yaklaşan Grip Sezonu ve Alınması Gereken Önlemler

Her yıl görülen grip salgını  geçen yıl neden yaşanmadı?

Grip virüsü yüz yılı aşkın süredir insanda hastalığa neden olmaktadır. Dünyada her yıl grip sezonunda 3-5 milyon kişinin gribe yakalandığı ve yaklaşık 500.000 kadar kişinin grip nedeniyle yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Dünyada ve ülkemizde 2020 sonbahar kış aylarında grip (Influenza) vakalarına ender olarak rastlandı. Bunda en önemli nedeni COVID-19 pandemisi nedeniyle dünyada hareketliliğin durması, okul ve iş yerlerinin kapalı olması, kapanmalar, bireyler arası temasın azalması ve bireysel olarak maske kullanımının artması nedeniyle grip salgını gelişmedi.

Pandemi halen sürdüğüne göre, bu yıl da grip salgını beklenmiyor diyebilir miyiz?

Hayır bunu söyleyemeyiz. Bu yıl pandemi sürmesine rağmen dünyada ve ülkemizde COVID-19 aşılamasının yaygınlaşması sonucu özellikle yaz başında dünyada hareketliliğin yeniden başlaması, okullar ve iş yerlerinin açılması ile bireysel korunma önlemleri (maske, mesafe, hijyen) gevşedi.  Kısıtlamaların ortadan kalkması ve gelecek aylarda havaların soğuması nedeniyle kapalı ortamlarda zorunlu toplanmalar artacağından grip salgını da yüksek olasılıkla beklenmektedir.

Grip toplumun hangi gruplarında risk oluşturur?

  • Yaş: 5 yaş altı (özellikle 6 ay-2 yaş arası) çocuklar ve 65 yaş üzeri erişkinler (Bazı kaynaklar 50 yaş üzerini riskli kabul etmektedir).
  • Gebeler: Gebeliğin son üç ayı Ekim-Mayıs arasında geçecek olanlar en risklidir.
  • Bağışıklığı baskılanmış kişiler: HIV, malign hastalıklar, ilaçlar…
  • Altta yatan kronik hastalıkları olanlar:
    • Akkciğer hastalıkları (KOAH, astım, bronşiektazi, akciğer fibrozisi vb)
    • Kalp hastalıkları
    • Böbrek hastalıkları
    • Karaciğer hastalıkları
    • Nörolojik (sinir sistemi )hastalıkları
    • Hematolojik (kan) hastalıkları
    • Metabolik hastalığı olanlar (Diyabet vb)
  • Morbid obez kişiler (Vücut kitle indeksi > 40)
  • 18 yaş altında olup sürekli aspirin kullanmak zorunda olanlar (Reye Sendromu riski nedeniyle)
  • Kendileri influenzanın ağır seyretme riski taşımasalar da yukarıdaki risk grupları ile yakın temasta olan kişiler (ev halkı, bakım verenler)
  • Sağlık çalışanları.

Yukarıda sayılan risk gruplarında grip enfeksiyonuna yatkınlık artar ve hastalığın kliniği daha ağır seyredebilir. Zatürre, solunum yetmezliği, nörolojik ve kalple ilgili komlikasyonlar gelişerek, ölüme neden olabilmektedir.

Grip bulguları nelerdir? Nasıl bulaşır?

Ani başlangıçlı ateş öyküsü, öksürük ve/veya boğaz ağrısı en tipik bulgularıdır. Kas ağrısı, kırgınlık ve baş ağrısı, solunum sıkıntısı da eşlik edebilir. Bu bulgular COVID-19 ve diğer viral solunum yolu enfeksiyonlarına benzerdir. Grip virüsü en sık öksürme, hapşurma ile ortama saçılan damlacıklar yoluyla insandan insana bulaşır. Hastalık çocuklarda (okul öncesi ve okul çağı) daha hızlı yayılır. Bu nedenle okulların açık olduğu dönemde hastalığın toplumda yayılma hızı da  artmaktadır.  Bu nedenle okulların açılması ile önümüzdeki dönemde grip enfeksiyonunun toplumda yayılım hızında artış beklenmektedir.

Grip bulaştırıcılık süresi ne kadardır?

Belirtiler başlamadan 24 saat önce bulaştırıcılık başlar, soraki 5-7 gün bulaştırıcılık devam eder. Genellikle grip kliniği 1-2 hafta içinde tamamen düzelmektedir. Grip sonucunda özellikle risk gruplarında zatürre gelişebilir,  solunum yetmezliği, kalp ve diğer organ komplikasyonları sonucu ölüm gelişebilir.

Bulgular karıştığına göre COVID-19 ile grip enfeksiyonunu nasıl ayırd edebiliriz?

Grip sezonu boyunca tanı amaçlı uygulanan sürüntü örneklerinde yapılan PCR testlerinin eşzamanlı olarak COVID-19 ve Grip (Influenza A ve B) virüslerini inceleyebilen özellikte olması (Influenza SARS-CoV-2 (Flu SC2) Multiplex RT-PCR) ayırıcı tanıda önemli rol oynayacaktır.

Grip enfeksiyonuna etkili ilaç var mı?

COVID-19 dan farklı olarak, grip hastalığına özellikle erken dönemde etkili olan antiviral ilaçlar vardır. Ülkemizde bu ilaçlara erişim mümkündür.

Grip için koruyucu önlem var mıdır?

Grip hastalığını ve gelişebilecek olumsuz sonuçlarını önlemenin en önemli yolu grip aşısı olmaktır. Grip aşılarına dair  ciddi yan etki  görülmemektedir. Aşılar bizi gripden ve grip sonucu gelişebilecek ağır komplikasyonlar ve ölümden koruyucu özelliktedir.  Başta risk grupları olmak üzere toplumun hızla aşılanması özellikle Kasım ayından sonra toplumda hızla artışı beklenen grip hastalığına karşı hem bireyleri hem de hastalığın toplumda yayılımını önleyecektir.

Grip aşısı ülkemizde var mı? Aşıya nasıl erişebilirz?

Ülkemizde Vaxigrip Tetra ve Influvac Tetra olmak üzere iki farklı grip aşısı mevcuttur. Her iki aşı da eşit düzeyde grip enfeksiyonundan korumaktadır. Vaxigrip Tetra aşısı SGK tarafından risk gruplarında geri ödeme kapsamındadır. Influvac Tetra ise ücret karşılığı eczanelerden temin edilebilmektedir.

Ancak ülkemizdeki risk grupları nüfusun yaklaşık 40-50 milyonunu oluşturması nedeniyle aşı tedarikinin yeterli düzeyde sağlanması önem taşımaktadır.

Grip aşısı ve COVID-19 aşıları birlikte uygulanabilir mi?

Olanak varsa iki aşı arasında 14 gün ara verilmesi uygundur. Anacak iki aşının aynı vizitte uygulanmasında sakınca bildirilmemiştir.

Kasım ayının ikinci yarısında başlaması beklenen grip sezonunu öncesi risk grupları başta olmak üzere toplumun aşılanması sonucunda grip ilişkili sağlık sorunlarını azaltmamız ve toplumu korumamız  mümkün olabilecektir.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Kapalı Mekanlarda Maskemizi Çıkarmayalım!!!

Değerli Meslektaşlarımız, 

Maalesef mutant virüs Avrupa ülkelerinden sonra ülkemizde de hızla yayılıyor. Sağlık Bakanı dün 17 ilde , bugün 23 ilde bu yeni virüsün görüldüğünü açıkladı. Avrupa’da birçok ülke yarından itibaren sınırlarını kapatıyor ve ülkeye gelen uçuşları engelliyor.
Bu yeni mutant virüsün bulaştırıcılığı çok daha yüksek ve özellikle kapalı alanlarda  “airborne” olarak ortam havasından bulaşabiliyor. Burada etkili olan bulaş yolu , temasla geçen “damlacık” dışında “aerosol partikülleri şeklinde havada asılı kalan virüsler….Sizden önce o kapalı ortamda maskesiz bulunmuş bir kişinin ortama yaydığı partiküller 3 saate kadar sizi de etkilemiş oluyor.
Normal maskeler bu küçük aerosol partiküllere karşı yeterli olamayacağı için, ABD’ de CDC Başkanı Dr. Faucci, kapalı yerlerde en az üst üste takılmış 2 maske öneriyor. Almanya bu hafta, kapalı ortamlarda çalışan kişilere FFP2  maskeleri önermeye başladı. AVM ve mağazalara UV lambaları takılıyor. Bu haliyle, maskenin çıkarıldığı, bir şeyler yiyip içilen ortamlar en riskli alanlar haline geldi. Keza, asansörler,  toplu taşım araçları, uçaklar, otobüsler konusunda daha da çekinceli olmak gerekiyor…İşin en üzücü tarafı bu yeni mutant virüsün şu anki aşılardan  beklenen iyiliği olumsuz yönde etkileyecek olması.

KAPALI ORTAMLARDA MASKEYİ HİÇBİR GEREKÇEYLE ÇIKARMAMAK GEREKİYOR…

 

TÜSAD İnhalasyon Tedavileri Çalışma Grubu
Başkan
Prof. Dr. Can Öztürk 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Koronavirüs: Moleküler ve Klinik Yaklaşım

Koronavirüs ailesinden olan şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs 2 (SARS-CoV-2), 2019 Aralık ayının sonunda Çin’in Wuhan kentinden başlayarak hızla tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından “küresel salgın” olarak ilan edilen ve kaynağı henüz netlik kazanmamış olan virüsün en önemli özelliği hızlı bir şekilde damlacık yoluyla yayılmasıdır.

Bu özelliği sayesinde kısa süre içerisinde geniş kitleleri etkilemiş ve dünyanın birçok ülkesinde binlerce ölüme neden olmuş, olmaya da devam etmektedir.
Koronavirüsler insanları ve çeşitli hayvan türlerini enfekte edebilen RNA virüsleridir. Koronavirüslerin alfa, beta, gamma ve delta olmak üzere dört farklı cinsi vardır. Alfa ve beta koronavirüs insanları enfekte edebilirken, gamma ve delta koronavirüs sadece hayvanları enfekte edebilmektedir.

COVID-19 hastalığına sebep olan “SARS-CoV-2” adlı yeni tip koronavirüs canlıların vücuduna göz, burun veya
ağız yoluyla girmekte ve organizmaya giren virüs akciğer gibi solunum yolunda bulunan “ACE2 reseptörü” aracılığıyla hücrelere yapışmaya çalışmaktadır. SARS-CoV-2’nin neden olduğu hastalık Koronavirüs hastalığı-19 (COVID-19) olarak adlandırılmıştır. COVID-19 ismi “CO” ve “VI” koronovirüsten, “D” ingilizcede hastalık anlamına gelen “disease” kelimesinden, 19 ise vakaların görülemeye başlandığı 2019 yılından gelmektedir.
Bu kitapta COVID-19 hastalığının farklı boyutları çok değerli öğretim üyelerimiz tarafından kaleme alınmıştır.

Tüm yazarlarımıza, bu zor ve stresli dönemde verdikleri katkılarından dolayı teşekkür ediyor, kitabımızı COVID-19 ile savaşırken kaybettiğimiz tüm sağlık çalışanlarına adıyoruz…

Kitabı okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Koronavirüs Güncel Rehber (23 Ekim 2020)

Son güncelleme ile Neler eklendi!!!

COVID-19 Pnömonisinde Kortikosteroid Kullanımı

Oksijen ihtiyacı gelişen hastalarda 6mg deksametazon veya 0.5-1 mg/kg metilprednizolon tedavisi başlanması önerilir. Bu tedaviye rağmen 24 saat içinde oksijen ihtiyacı artan veya akut faz reaktanları yükselen hastalarda, risk durumları gözününe alınarak, yüksek doz steroid verilebilir.

“COVID-19 pozitif olgularda İmmun Plazma Uygulaması” T.C. Sağlık Bakanlığının ilgili kurullarının izni ile uygulanabilir”
“COVID-19 hastalarına yönelik kök hücre gibi alternatif tedaviler T.C. Sağlık Bakanlığının ilgili kurullarının izni ile denenebilir”

Son rehberi okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

COVID-19 Erişkin Hasta Tedavisi

COVID-19 olası vaka tanımına uymayan ve diğer nedenlerle başvurup, sağlık kuruluşlarında değerlendirilen hastalara uygulanacak olan standart protokollerin, Sağlık Bakanlığının önerdiği standart önlemler alınarak rutin şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Bu hastalara uygulanacak olan tanı ve tedavi girişimleri öncesinde acil servisler başta olmak üzere tüm kliniklerde ve yataklı servislerde, COVID-19 olmadığına dair konsültasyon notu veya toraks bilgisayarlı tomografisi talep edilmesi uygun değildir.

Hem asemptomatik taşıyıcılarda hemde hastalarda PCR testinin negatif olabileceği dikkate alındığında, bir kişinin COVID-19 ile enfekte olmadığının kesin olarak söylenebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hasta olmasa bile herkesin COVID-19 bulaştırıcı olabileceği öngörülmelidir.

Bilim Kurulu’nun Kişisel Koruyucu Ekipman Önerileri ve COVID-19 Acil Anestezi Yönetimi rehberleri doğrultusunda önlük, tıbbi maske, gözlük/yüz koruyucu ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipmanlar standart ve bulaş yoluna yönelik önlemler kurallarına uygun olarak kullanılmalı, endikasyonu olan her türlü tıbbi bakım ve müdahale bu hastalara yapılmalıdır.

Rehberi okumak ve indirmek ve okumak için tıklayınız.