Etiket arşivi Omega-3

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Tereyağı ve Bitki Bazlı Yağların, Ölüm ve Kanser Riski Açısından Karşılaştırılması

Yeni bir çalışma bulgularında; tereyağını bitki bazlı yağlarla, özellikle zeytinyağı, soya fasulyesi yağı ve kanola yağı ile değiştirmenin erken ölüm riskini azaltabileceğini düşündürmektedir.

Araştırmacılar, günde 10 gram tereyağının eşit miktarda bitki bazlı yağ ile değiştirilmesinin, genel mortalitede tahmini %17’lik bir azalma ve kanser mortalitesinde %17’lik bir azalma ile ilişkili olduğunu gözlemlediler.
Uzmanlar, sağlıklı yağlara, özellikle de daha yüksek miktarda omega-3 yağ asidi içerenlere öncelik vermenin genel sağlık için önemli olduğunu söylüyor.

JAMA Internal Medicine’de yayınlanan kohort çalışmasında üç farklı popülasyonda 200.000’den fazla kişiden elde edilen veriler incelenmiştir. Hemşirelerin Sağlık Çalışması (1990-2023), Hemşirelerin Sağlık Çalışması II (1991-2023) ve Sağlık Profesyonelleri Takip Çalışması (1990-2023). Her çalışmaya kanser, kardiyovasküler hastalık, diyabet veya nörodejeneratif hastalık içermeyen katılımcılar dahil edilmiştir.

Tereyağı alımı, tereyağı ile pişirme veya yemek sırasında yemeğe tereyağı ekleme yoluyla düşünüldü ve bitki bazlı yağ alternatifleri zeytinyağı, soya fasulyesi yağı, mısır yağı, kanola yağı ve aspir yağı dahil edildi. 33 yıla kadar olan takip süresince, katılımcılara başlangıçta ve her dört yılda bir gıda alımı anketleri verildi.
Araştırmacılar, günde 10 gram tereyağının eşit miktarda bitki bazlı yağ ile değiştirilmesinin, genel mortalitede tahmini %17’lik bir azalma ve kanser mortalitesinde %17’lik bir azalma ile ilişkili olduğunu gözlemlediler.
“Diyetlerimizde bir miktar katı veya sıvı yağ (sıvı yağ) bulunmasının şart olduğunu hatırlamak önemlidir. Bu maddeleri yağ asitleri olarak yutuyoruz ve daha sonra bunları kan dolaşımımızda trigliseritler olarak taşıyoruz

Yağ asitleri vücudumuzdaki birçok hücrenin, dolaşımdaki kimyasalların ve önemli hormonların gerekli bileşenleridir. Diyetlerimizdeki yağların emilmesi için gereken bazı yağda çözünen vitaminler (A, D, E ve K) de vardır. Vücudumuz hayatta kalmak için gerekli yağ asitlerinin çoğunu üretebilirken, üretemediğimiz ve diyetlerimize dahil edilmesi gereken ‘temel’ yağ asitlerini diyetle günlük olarak almamız gerekmektedir.

Yağları en işlenmemiş formda seçmek – ve metabolizmaya ve uzun vadeli sağlığa faydaları olanlara öncelik vermek – iyi kaynaklar hakkında düşünürken göz önünde bulundurulması gereken en önemli husustur.

Fonksiyonel beslenme açısından bakıldığında, yağlar sadece bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda hücresel onarım, hormon üretimi, beyin fonksiyonu ve iltihaplanma düzenlemesi için de gereklidir. Tam gıda yağ kaynakları en büyük faydaları sunar, çünkü vücudun yağları verimli bir şekilde işleme ve kullanma yeteneğini destekleyen ek besinlerle birlikte gelirler.

Fındık ve tohumlar – Badem, ceviz, keten, chia ve kenevir tohumları, kan şekerini dengelemeye, iltihabı azaltmaya ve bağırsak sağlığını desteklemeye yardımcı olan omega-3’ler, lif ve bitki bazlı protein sağlar.

Avokado – Kalp sağlığını, insülin duyarlılığını ve tokluğu destekleyen zengin bir tekli doymamış yağ, potasyum ve lif kaynağı.

Soğuk preslenmiş sızma zeytinyağı – Polifenoller ve tekli doymamış yağlar bakımından yüksek olan zeytinyağı, oksidatif stresle mücadele etme ve damar sağlığını destekleme yeteneği ile bilinir.

Yağlı balıklar – Yabani somon, sardalya ve uskumru, beyin fonksiyonu, iltihabı azaltma ve metabolik sağlığı koruma için kritik olan uzun zincirli omega-3’ler (EPA ve DHA) sağlar.

Otla beslenen hayvanlardan elde edilen tereyağı – Bunlar, bağırsak sağlığını destekleyen bütirat ile birlikte yağda çözünen A, D, E ve K2 vitaminlerini içerir.

Hindistan cevizi yağı – Bu yağlar, yağ olarak depolanmak yerine hızla enerjiye dönüştürülen orta zincirli trigliseritler içerir, bu da onları ölçülü olarak kullanıldığında beyin fonksiyonu ve metabolik destek için faydalı kılar.

Omega-3 yağ asitleri, tereyağı ikameleri veya sağlıklı yağ kaynakları seçerken de günlük diyetin bir parçası olmalıdır. Esansiyel alfa linolenik asidi içeren omega-3 yağ asitlerinin LDL (kötü) kolesterolü, dolayısıyla kardiyovasküler riski düşürmeye yardımcı olabileceğini akıldan çıkarmamak önemlidir.

Omega-3 yağ asitleri bakımından yüksek olan bitkisel yağlar keten tohumu ve ceviz yağıdır. Balık yağı, kardiyovasküler hastalık riskini azaltma eğiliminde olan başka bir omega-3 yağ asidi kaynağıdır. Fakat bitkisel kökenlilerde hayvansal kökenlilere göre biyoyararlanım oranı daha düşüktür.

“Esansiyel linoleik asit gibi omega-6 yağ asitleri mısır ve soya fasulyesi yağında yaygındır ve bunların EPA ve DHA’ya dönüşümü sınırlıdır.” Bu nedenle, bu yağların kalp sağlığı üzerindeki etkileri üzerine yapılan araştırmalar karışık kalırken, Cutler LDL kolesterolü düşürmediklerini veya kardiyovasküler riski azaltmadıklarını öne sürüyor.

Tereyağından kaçınmalı mısınız?

Öncelikle ot yiyen hayvanlardan elde edilen tereyağı, tereyağının çok daha sağlıklı bir versiyonu olarak görülüyor. Kanser, kardiyovasküler hastalık, kronik inflamasyon ve bağışıklık fonksiyonu üzerindeki potansiyel olumlu etkileri ile dikkat çeken doğal yağ asidi konjuge linoleik asit (CLA) gibi daha fazla besin içerir. Ancak, diyet sağlığının çoğu alanında olduğu gibi, denge anahtardır.

Ölçülü olarak tüketilen az miktarda tereyağı hala dengeli bir diyetin parçası olmalıdır. Otla beslenen hayvanlardan elde edilen tereyağının, daha düşük seviyelerde doymuş yağ ve daha yüksek seviyelerde doymamış yağ ve A Vitamini içerdiğinden normal tereyağından daha sağlıklı bir seçenek olduğu düşünülmektedir. Otla beslenen hayvanlardan elde edilen tereyağı, geleneksel tereyağından önemli ölçüde farklı bir besin profiline sahiptir ve kalp sağlığını, bağışıklık fonksiyonunu ve metabolik dengeyi destekleyen daha yüksek seviyelerde omega-3, konjuge linoleik asit (CLA) ve K2 vitamini sağlar. Ayrıca bağırsak bariyeri bütünlüğünü ve iltihaplanma düzenlemesini destekleyen kısa zincirli bir yağ asidi olan bütirat içerir. Tipik olarak tahılla beslenen elde edilen geleneksel tereyağı, bu besleyici besinlerde daha düşüktür ve ayrıca iltihaplanmaya katkıda bulunabilecek omega-6 yağ asitleri bakımından daha yüksektir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Balık mı? Balık Yağı mı?

Omega-3

Esansiyel yağ asitlerinin önemi anladığımızı düşünüyorum. O zaman günlük diyetimizde bunları nasıl almalıyız? Balık olarak mı? Balık yağıolarak mı?

EPA ve DHA’yısu ürünleri tükettiğimizde alırız.Bitkisel kaynaklar DHA ve EPA içeren su ürünleri  kadar iyi Omega-3  kaynağı değillerdir.Somon balığı, orkinos (ton) balığı, uskumru, sardalya, hamsi gibi soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar Omega-3 yağ asidi yönünden zengin olduğu için tavsiye edilir.

Günlük almamız gereken miktarlara bakıp, sonrasında nasıl almamız gerektiğine karar verelim.

Omega-3 için günlük alım ne kadar olmalıdır?

Bazı ulusal kuruluşlar omega-3 alımı için kılavuzlar yayımlanmıştır, fakat bir kişinin ne kadar omega-3’e ihtiyaç duyduğu konusunda kesin bir kural yoktur.

Ancak araştırmalar, farklı insan gruplarının farklı miktarlara ihtiyaç duyduğunu ve yüksek omega-3 alımlarının bazı sağlık koşulları için yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Olmazsa Olmazlarımızdan Biri!!!

Neden Esansiyel?

Geçen haftaki yazımda esansiyelkavramı üzerinde durmuştuk.Esansiyelolmasının  önemi ise çok geniş organ doku ve sistemler üzerinde olan etkilerinin bulunmasıdır.

Omega-3 (alfa-linolenik asit), Omega-6 (linoleik asit) ve Omega-9 (oleik asit)’dan oluşan omega yağ asitlerinin beyin gelişimi (özellikle bebekler için), bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kalp-damar hastalıklarının önlenmesi, Diyabet, Hipertansiyon ve sinir sistemi hastalıklarından korunma gibi önemli fonksiyonları bulunmaktadır.

Balık tüketiminin yaygın olduğu toplumlarda;kalp krizi, felç ve diğer dolaşım sistemi hastalıkları azalmaktadır.

Esansiyel yağ asitleri doğal kan inceltici özelliğe sahip olup, kalp krizine yol açabilen kan pıhtılaşmasını önleyebilmekte ve ayrıca kılcal damarlarla beslenen dokuların oksijenlenmesini kolaylaştırmaktadır.

Omega-3 yağ asitleri kandaki kolesterol ve trigliserit seviyelerini düzenlemede önemli rol oynamaktadır.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

İhtiyaçlardan Devam!!!

Günlük Almamız Gereken Olmazsa Olmazlarımız!!!

İnsan makinası öyle mükemmel ve intizamlı yaratılmış ki zerre miktar şaşmadan belli kalıplar çerçevesinde (Genetik Kod) saat gibi çalışıyor.

O zaman bu makinanın kusursuz çalışması için gerekli olan maddelerin hergün eksiksiz temin edilmesi gerekiyor ki çalışsın. İşte burada esansiyel olan yağ asitlerinden bahsedeceğim.

Esansiyel demek vücut makinasının sentezleyemeyip diyetle alması gereken olmazsa olmazları anlamına gelmektedir.

Bunlar ω-6 yağ asidi türevi olan linoleik asit (LA) ve bir omega-3 yağ asidi türevi olan alfa-linolenik asit (ALA) dir. Esansiyel yağ asitleri vitamin benzeri maddelerdendir.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Oxford Üniversitesi Bilimsel Omega-3 Deneyi

Bilimsel Omega-3 Deneyi

Oxford Üniversitesi tarafından yapılan esansiyel yağ astilerinden biri olan omega-3 yağ asidi hakkında yapılan araştırmada

özellikle çocuklarda öğrenme konusundaki olumlu etkileri vurgulanmaktadır. Çalışmada seçilen bir grup çocuğa günlük 6 tablet omega-3 yağ asidi verilmiştir. 2-3 ay sonrasında çocuklarda dikkate değer gelişmeler gözlemlenmiştir.

Çocukların televizyon izleme süresi kısalıp, okuma hatırlama ve dikkatini verme konularında dikkate değer bir fark gözlemlenmiştir.

Omega-3’ün öğrenmeyi çabuklaştırdığı, hemen herkesin hafıza ve dikkat yeteneğini  geliştirdiği ortaya konulmuştur.

Araştırmanın videosunu izlemek için tıklayınız.

 

ilerahimerana

Hangi Omega-3 Desteğini Tercih Etmeliyiz?

Tercih edeceğimiz omega-3 besin destekleri aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır.

  • International Fish Oil Standart (IFOS) – 5 yıldız sertifikası olanı tercih etmeliyiz. (IFOS ürüne Konsantrasyon, PCB (poliklorinebifeniller) ve Dioksin Seviyesi, Oksidasyon Seviyesi, Ağır Metal ve Cıva Seviyesi ve son olarak diğer 4 kriterden onay aldığında  5 yıldız vermektedir.) Bu sertifika hem kimyasal atık, ağır metal ve civadan korunmamızı hem içeriği kaliteli omega 3 almamızı sağlayacaktır
  • Trigliserit formunda olması emilimini arttıran en önemli özelliktir ve bu yüzden Trigliserit formu tercih edilmelidir. Malesef bu form ağıza balık tadı gelmesine ve reflüye yol açabilmektedir. Bu sorunu engelleyen ilki midede ikincisi bağırsaklarda çözünenerek maksimum emilimi de sağlayan ‘çift kapsül teknolojisine’ sahip omega 3 tercih edilmelidir.
  • Omega-3 hava ile temas ettiğinde kolay okside olur. Parmaklarınızla sıkıştırdığınızda yumuşak olan kapsüller çabuk hava alır. E vitamini özellikle tokotrionel formu çok güçlü bir antioksidandır. Tokotrionel ilaveli omega-3 tercih edilmelidir.
  • EPA+ DHA miktarı yüksek olan omega-3 tecih etmeliyiz. Kullanacağımız yaş grubuna EPA ve DHA oranına dikkat edilmelidir.. EPA kalp damar sağlığını korurken, DHA beyin ve retinayı güçlendirir.  Bu yüzden çocuklar ve gebelerde DHA oranının yüksek olmasına, yetişkinlerde ise EPA oranının yüksek olmasına özen göstermeliyiz.
  • Domuz ya da sığır jelatini içeren kapsüller yerine balık kıkırdağından elde edilmiş kapsül içine konulmuş helal sertifikası olan omega-3 tercih edilmelidir.

Dyt. Rahime Rana SAYGIN

ilerahimerana

Almak Zorundayız; Ama Nasıl ve Nereden?

Omega-3 Nasıl ve Nereden?

Yetişkin bir insanın günlük Omega-3 gereksinimi 1-1,5 gr’dır.

Alfa-Linolenik asit;  Eikozapentaenoik asite  (EPA)  daha sonra ise Docosahexaenoic asite  (DHA) dönüşür.

Alfa-Linolenik asidin kaynakları; ceviz, kolza, keten tohumu yağı, kanola yağı, kuş üzümü yağı ve yeşil yapraklardır.

Bitkisel olan bu  kaynaklardan alınan Alfa-Linolenik asitin  %15’i EPA’ % 5’i DHA’ya dönüşebilmektedir.

EPA ve DHA’nın başlıca kaynakları ise su ürünleridir. Bu nedenle bitkisel kaynaklar DHA ve EPA içeren su ürünleri  kadar iyi omega-3  kaynağı değillerdir.

Somon balığı, orkinos (ton) balığı, uskumru, sardalya, hamsi gibi soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar omega-3 den zengin olduğu için tavsiye edilir.

Peki yeteri kadar bunlardan tüketirsek günlük ihtiyacımızı karşılayabilir miyiz?

Organik tohum kullanılmaması, yapay tarım ve artan çevre kirliliği bitkisel kaynaklı gıdaların; kapalı mekan, yapay ışık, suni yem hayvansal kaynaklı gıdaların besin değerlerinde ciddi düşüşlere sebep olmuştur.

Gıdaları doğal ortamında yetişmiş olarak bulup tüketmek oldukça zor hale gelmiştir.

Denizlerdeki kirlilik nedeniyle özellikle soğuk sularda yaşayan balıklarda ağır metal birikimi fazladır. Besinlerden yeteri kadar omega-3 gereksinimimizi karşılamamız mümkün değildir.

Omega-3 desteği kullanmanın gerekliliği kaçınılmazdır.

Dyt. Rahime Rana SAYGIN

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Nasıl Öğrenmeliyim!!!

Nasıl Öğrenmeliyim!!!

Nasıl öğrenmeliyim, ah bir bilsem…
Öğrenci olun ya da olmayın öğrenmek istediğinizi ne zaman ve ne şekilde öğrenebilirsiniz.

Burada yaşınız ne olursa olsun sakın bir şey öğrenmede ezberleme tekniğini kullanmayın.

İnsanlarda sürelerine göre 4 tip bellekten bahsederiz.

Genelde sekonder bellekte geziyoruz ve burada sakladığımız bilgilerin %80’i 2 hafta sonra puf uçup gidiyor ve genellikle sınavlar için odaklandığımızda bu belleği kullanıyoruz.

Ama teorik olarak hastalıkların bile (Demans) en son etkilediği tersiyer bellek önemli olan. Bu bellek içinse en önemli mekanizma tekrardır.

Küçükken hepimiz kum tepesinde oynamışızdır. Oyun oynarken yukarıdan aşağıya su döktüğünüzde ilk olarak su yol bulup gidemez ama siz aynı eylemi tekrarladığınızda birkaç defa tekrardan sonra artık su akıp hedefe hızlı bir şekilde ulaşacaktır.

Beynimizdeki olayda buna benzer. Nöronlarımız arasındaki sinaptik bağlantılar bu tekrarlar sayesinde (suyu döktükçe) güçlenir.

Bu şekilde belleğe aldığımız bir bilgiyi hatırlama, geri çağırma ve kullanma hızımız artarak hata oranımız azalır. Çünkü biz artık o bilgiyi tersiyer (uzun süreli) bellekte saklıyoruz.

Peki bilgiyi burada saklamak için neler yapmalıyız bunlara bakalım.

  1. Öncelikle öğrenmek istediğiniz bilgi ile varsa görseller gözden geçirilmeli. Toplumun çoğunluğunun öğrenme stili görsel içeriklidir.
  2. Öğrenmek istediğimiz bilgiyi ezberlemeye çalışmayalım. Çünkü bu durum bilgiyi değersizleştirecektir. Lütfen ezberlemeyelim.
  3. Konuyu öncesinde bir defa okumak gerek. Bu şekilde konuyu hocanızdan dinlediğinizde ya da videodan izlediğinizde konuyla ilgili yeni sinaptik bağlantılar yaparsanız, bu bağlantıların güçlendirilmesi ise sizin tekrar etmenize bağlıdır.
  4. Eğitim sonunda ve aynı gün içerisinde mutlaka tekrar edilmeli ki LTP (Long Term Potantiation)’yi çalıştıralım. Bu mekanizmayı bir döngü gibi düşünürseniz tekrar ettikçe öğrenmeniz kolaylaşacaktır.
  5. Öğrenmenin temel fizyolojik mekanizması LTP olduğu için aynı gün tekrar çok önemli. Daha sonra tekrar zamanının periyodunun arası açılabilir.
  6. Bir bilgiyi belleğe almak için en az 10-15 dakika tekrar gereklidir. Eğer kalıcı belleğe alınmak isteniyorsa 1 saat ve üzeri tekrar gerekmektedir.
  7. Öğrenme ve sonrası tekrar ile istenen bir bilgiyi belleğe almada kişinin kendine özgü öğrenme stili geçerlidir. Yani genel olarak bedensel, görsel ve işitsel ya da bu stillerin kombinasyonları içeren yöntemle olur. Araştırmamıza göre Tıp Fakültesi öğrencilerinin çoğunluğu görsel tarzda öğrenme stiline sahiptir.
  8. Bu bağlamda görsel öğrenme stiline sahip olanlar daha çok görsel materyal (Slayt, Şekil, Video, Resim vb), işitsel olanlar ön planda dinleyerek, bedensel olanlar maket vb öğrenim materyalleri ile dokunarak öğrenebilir. Burada önemli olan kendinizin hangi öğrenme stiline sahip olduğunuzdur.
  9. Konunun anlatımına aktif katılım gereklidir. Çünkü anlatımda bazen bir anahtar kelime çok şeyi anlamanıza yardımcı olur.
  10. Öğrenmek istediğiniz bilgi için kısa ders sunumlarından çalışmanız anlayıp öğrenmeniz için yeterli değildir. Bunun için ek kaynak kullanmanız gerekmektedir. Bununla ilgili olarak konuyla ilgili en güncel ve sade kaynak kitapları okumalısınız.
  11. Bir konuyu çalışırken konu ile ilgili olan bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını notlarınızın üzerine kaydedin.
  12. Çalışma stratejinizde mutlaka düzenli olmalı. Burada en temeli uyku düzenidir
  13. Sonrasında ise düzenli beslenme gereklidir. Lütfen protein ağırlıklı beslenelim ve fazla karbonhidrattan uzak duralım. Omega-3’ü unutmayalım.
  14. Yaşam tarzımızı düzene sokmamız gerekmektedir. Sağlıklı bir uyku ve sağlıklı bilişsel fonksiyonlar için bu olmazsa olmaz.
  15. Unutmamamız gereken bir şey daha, günlük egzersiz. Nasılki egzersizle kaslar çalışır, aynı şekilde beyinde bir takım hormonlar sayesinde çalışır.
  16. Sabahları saat 06:00-10:00 arası kortizol hormonunun sirkadiyen ritmi nedeni ile öğrenmeye daha yatkın oluruz. Genellikle gece öğrendiğimizi sanarız ama fizyolojik değil. Yarardan çok zararı vardır.
  17. Ve tekrar, tekrar, tekrar…

İyi öğrenmeler: )

 

Doç. Dr. Mustafa SAYGIN

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Omega-3

Omega-3’ün sağlık üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bir çalışmayı buradan izleyebilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yağ Asitleri

Doymamış yağ asitleri olarak sınıflandırılan omega-3, 6 ve-9 elzem yağ asitlerindendir. Yani olmazsa olmazımız ve vücutta yeterli miktarda bulunmadığı için diyetle almamız gerekmektedir. Zaten hemen aklımıza balık geliyor değil mi? Lakin balık yiyerek (günümüzde ne kadar güvenli olduğu tartışılıyor) bunu sağlama olasılığımız var mı? Sanırım çok düşük. O zaman ne yapmamız gerekiyor. Öncelikle öneminden biraz daha bahsetsek daha yerinde olacak sanırım.

Omega 3