Etiket arşivi yaşam

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazı’nın Marifetleri !!!

  • Ashwagandha içindeki kimyasal bileşenler Ginsenge oldukça benzer. Fakat kıyaslandığında stres giderici yeteneklerini üstünlüğünü göstermiştir.
  • Ashwagandha, Antienflamatuarmaddeler gibi şişlik ve kan temini düzeltilmesine yardımcı olur. Ashwagandha anti-enflamatuar etkiye sahiptir ve genellikle romatoid artrit tedavisi için alınır. Hidrokortizon benzer olan bu bitki, doğal bir steroidtir.
  • Ağrı gidericide aspirin kadar etkilidir.
  • Bir aylık çalışmada, Ashwagandha, Boswellia serrata, Tumeric ve çinko kombinasyonu osteoartrit olan 42 hastaya verildi. Çalışmanın sonunda, sakatlık ve ağrı şiddetinde önemli bir azalma vardı. (Kulkarni RR, et al, J Ethnopharmacol (1991) 33 (1-2) :91-5)
  • Ashwagandha,sakinleştirici özelliği Sinirsel bozuklar tedavisinde yardımcı olabilir. Adoptojendir. Ashwagandha almak, daha iyi daha dinlendirici bir uyku teşvik, zihin sakin olabilir. Sinirleri yatıştırıcı ve fiziksel ve duygusal stresle baş ederek kişinin yeteneğini geliştirir.
  • Ashwagandha, Vücut geliştirenler ve sporcular için iyi bir enerji kaynağıdır. Egzersiz sırasında güç ve dayanıklılık artırmaya yardımcı, kaslarda hücrelere daha iyi oksijen akışını teşvik edebilirsiniz. Bu sporcunun normalde mümkün olandan daha fazla yağsız kas kazanmasını sağlayabilir. Aynı zamanda stres hormonlarının etkisini azaltmak ve laktik asit birikmesi azaltabilir.
  • Ashwagandha bitkisi, gençleştirici özelliği ile Anti Aging özelliği vardır.
  • Ashwagandha,iyileşmeyen yaralar ve yaralanmalarda büyük etkileri vardır. İyileştirici olabilir.
  • Ashwagandha,örneğin IT elemanları gibi beyin gücü çalışmalarında, daha iyi fonksiyon ve çalışmak için daha fazla yetenek için beyne besin sağlayarak yardımcı olur.
  • Ashwagandha, Zihinsel yeteneğinigeliştirir, istinat gücü kazanmada yardımcı olur ve zihinsel konsantrasyonu artırır.
  • Hindistanda, Ashwaganda genellikle bu tür hafıza kaybı gibi serebral hastalıkların tedavisi için yaşlı hastalar için tavsiye edilmektedir.
  • Bazı araştırmalar bu bitkinin kısmen beyne yararı açıklayan, asetilkolin reseptör aktivitesini artırabilirliği düşünülmüştür.
  • Ashwagandha  Antioksidandır.Vücutta herhangi bir yabancı işgalinde beyaz kan hücrelerinin sayısını artırır ve çeşitli enfeksiyonlara ve alerjiye karşı antijenleri üretmek için vücut hazırlar. Ashwaganda gibi katalaz, glutatyon ve süperoksit dismutaz gibiantioksidan bakımından zengindir.Bunların hepsi güçlü serbest radikal savaşçılarını ve hücreleri oksidasyona karşı korunmasına yardımcı olur. Bu antioksidanlar anti-aging için bu bitkinin geniş kullanımını açıklayabilir.
  • Ashwagandha, Düzenli kullanımında  kan basıncını kontrol eder ve düzenler, kalp atışı gibi aynı zamanda kalp ve akciğerler için bir tonik olarak kabul edilmiştir.
  • Ashwagandha, çok güçlü bir afrodizyaktır.Cinsel güç ve uzun süreli dayanıklılık artırmada yardımcı olur. Ayrıca sperm sayısı ve sperm kalitesi artırmaya yardımcı olur.
  • Yaşlanma sürecindeki 100’ün üzerinde erkeklerde yapılan aashwagandhalı  bir klinik çalışması, erkeklerin% 71.4 cinsel performansı kendi kapasitesinde iyileşme bildirilmiştir. Bu tepkiler bir afrodizyak olarak bitkinin geleneksel kullanımını destekler görünmektedir.
  • Ashwagandha,üst solunum yolu enfeksiyonu ve astım koşullarında etkilidir.
  • Ashwagandha, kemoterapiye bağlı nötropeni önlemeye yardımcı olabilir  ama kanserli hastalarda incelenmemiştir.

Nurdan YILDIRIM

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazında Ne yok ki?

Ashwagandha, Ana aktif bileşenleri  alkaloidler ve steroidal laktonlardır. Bunlar tropine ve cuscohygrine.

Yapraklarında steroidal laktonlarında, withanolides içerir Çeşitli alkaloidler arasında, withanine ana bileşenidir.

Özellikle bir withaferin için, temel bileşeni withanolide, ashwagandha bitkisinden  izole edilmiştir. Withanolides altı üyeli bir halka olması lakton, C9 yan zincirli C28 steroidal çekirdeği sahiptir.

Ashwagandha bitki içeriğinde, Anaferine (alkaloid), anahygrine (alkaloid), beta-sisterol, klorojenik asit (sadece Ashwagandha yapragında), sistein (Ashwagandha meyvesinde ), cuscohygrine (alkaloid), demir, pseudotropine (alkaloid), skopoletin, somniferinine (alkaloid), somniferiene (alkaloid), tropanol (alkaloid), withaferin A (steroid lakton), withanine (alkaloid), withananine (alkaloid) ve withanolides AY (steroid laktonlar) maddeler bulunmaktadır.

Ashwagandha bitkisinin köklerinde, diğer alkaloidleri  somniferine, somnine, somniferinine, withananine, sözde withanine, tropine, sözde tropine, 3-a-gloyloxytropane, kolin, cuscohygrine, isopelletierine, anaferine ve anahydrine vardır. İki asil steryl glucoside olan, sitoindoside VII ve VIII sitoindoside bitkinin köklerinden izole edilmiştir.

Ashwagandha Şifa Bitkisinin yetiştiği yerler; Hindistanın alt topikal bölgeleri Pencap, Madya Pradeş, Gujarat ve Rajasthan Ayrıca Nepal , Güney Afrika, Kongo, Mısır, Fas, Ürdün ve Afganistan’da yoğun bir şekilde bulunur.

Nurdan YILDIRIM

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersiz de Antioksidan mıdır?

Egzersiz Antioksidan

Antioksidanların fonksiyonları koruma, durdurma ve tamir olmak üzere üç başlıkta toplanabilir.

Koruma fonksiyonuna sahip olan antioksidanlar, glutatyon peroksidaz (GPx), Süperoksit dismutaz (SOD) ve metallerle (kompleks yapıcı proteinler) radikallerin oluşumunu engellerler.

Durdurma rolü olan antioksidanlar, radikal yakalayıcılar olarak bilinen antioksidanlar tarafından (albümin, ürat ve vitamin C zincir başlamasını önleyerek; ubikinon, vitamin E, flavonoidler ve karotenoidler zincir ilerlemesini durdurarak) tutularak radikal etkinliği durdurulur.

Onarıcı rolü olan antioksidanlar; metabolizma sırasında oluşan radikaller hücreye vermiş oldukları zarar; proteaz, lipaz, transferazlar ve DNA onarıcı enzimler  devreye girerek zarar görmüş hücreyi onarır veya yenilerler.

Egzersiz sırasında oksijen tüketimi artmakta ve oksijen tüketimindeki bu artış serbest radikal üretiminde de artmaya neden olmaktadır.

Egzersiz sırasında oluşan serbest radikaller enzimatik ve nonenzimatik antioksidan savunma mekanizmalarınca nötralize edilir.

Düzenli yapılan egzersizin SOD, GPx gibi antioksidan enzimlerin aktivitelerinde bir artmaya neden olarak oksidatif stresin oluşturmuş olduğu zararlı etkilerini ortadan kaldırabildiği ve egzersize cevaben oluşan faydalı etkilerin oksidatif stres ve artan antioksidan kapasite arasında bir bağlantı olduğu anlamına gelir.

Sağlık açısından düzenli antrenmanların birçok sayıda faydası bulunurken, şiddetli fiziksel egzersizler serbest radikal üretimindeki artıştan dolayı oksidatif hasarı artırabilir.

Kronik egzersizin ise oksidatif stresle ilişkili hastalıklara karşı organizmayı koruduğu ve lipid peroksidasyon aktivitesini, oksidatif protein ve DNA hasarını azalttığı tespit edilmiştir.

Egzersiz ve oksidatif stres arasındaki ilişki egzersizin moduna, yoğunluğuna ve süresine bağlı olarak son derece karmaşıktır.

Bununla birlikte, egzersiz artan oksidatif strese yol açsa da, endojen antioksidan savunmaları güçlendirerek bunu ortadan kaldırmaktadır.

Hadi yapalım ve antioksidan besinlerle de destekleyerek hastalıklara karşı dimdik ayakta duralım.

 

ilerahimerana

Hangi Omega-3 Desteğini Tercih Etmeliyiz?

Tercih edeceğimiz omega-3 besin destekleri aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır.

  • International Fish Oil Standart (IFOS) – 5 yıldız sertifikası olanı tercih etmeliyiz. (IFOS ürüne Konsantrasyon, PCB (poliklorinebifeniller) ve Dioksin Seviyesi, Oksidasyon Seviyesi, Ağır Metal ve Cıva Seviyesi ve son olarak diğer 4 kriterden onay aldığında  5 yıldız vermektedir.) Bu sertifika hem kimyasal atık, ağır metal ve civadan korunmamızı hem içeriği kaliteli omega 3 almamızı sağlayacaktır
  • Trigliserit formunda olması emilimini arttıran en önemli özelliktir ve bu yüzden Trigliserit formu tercih edilmelidir. Malesef bu form ağıza balık tadı gelmesine ve reflüye yol açabilmektedir. Bu sorunu engelleyen ilki midede ikincisi bağırsaklarda çözünenerek maksimum emilimi de sağlayan ‘çift kapsül teknolojisine’ sahip omega 3 tercih edilmelidir.
  • Omega-3 hava ile temas ettiğinde kolay okside olur. Parmaklarınızla sıkıştırdığınızda yumuşak olan kapsüller çabuk hava alır. E vitamini özellikle tokotrionel formu çok güçlü bir antioksidandır. Tokotrionel ilaveli omega-3 tercih edilmelidir.
  • EPA+ DHA miktarı yüksek olan omega-3 tecih etmeliyiz. Kullanacağımız yaş grubuna EPA ve DHA oranına dikkat edilmelidir.. EPA kalp damar sağlığını korurken, DHA beyin ve retinayı güçlendirir.  Bu yüzden çocuklar ve gebelerde DHA oranının yüksek olmasına, yetişkinlerde ise EPA oranının yüksek olmasına özen göstermeliyiz.
  • Domuz ya da sığır jelatini içeren kapsüller yerine balık kıkırdağından elde edilmiş kapsül içine konulmuş helal sertifikası olan omega-3 tercih edilmelidir.

Dyt. Rahime Rana SAYGIN

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

NE KADAR BESLENEBİLİYORUZ?

Bu sorunun cevabını hemen hemen herkes yeteri kadar olarak verdiğini sanıyorum. Hatta günümüzde oldukça yaygın hale gelen obeziteye bakarsak fazlası ile besleniyoruz diyebiliriz.

Ama ben aksi düşünüyorum ve elimde kanıtım da var. İşte başlıyoruz. Günümüzde modern tarım yöntemleri ile birçok meyve ve sebzeyi mevsim kısıtlaması olmaksızın sofralarımızda yer verebiliyoruz. İlk bakışta bu çok güzel ve avantajlı gibi görünüyor. Diğer taraftan da her şey mevsiminde güzeldir diye düşünürüz. Kışın karpuz canımız istemez ama onun yerine vücudumuzun direncini arttıracak antioksidan olan C vitamini için narenciye tüketiriz. Peki, bu seçimi belirleyen sadece besine kolay ulaşma, fiyatı ve diğer çevresel ve kişisel tercihler mi? Sanırım bunların ötesine geçip çok ta düşünmüyoruz. Burada ne demek istediğimi alttaki tabloya bakarak anlayabilirsiniz.

En çok tükettiğimiz sebze ve meyveler için 1985 (Pharmakonzern Geigy (Schweiz)) ve 2002 (Lebensmittellabor Karlsruhe/Sanatorium Oberthal) yıllarında İsviçre ve Almanya’daki büyük araştırma laboratuvarlarında yapılan analizler sonucunda çarpıcı sonuçlar elde edilmiştir (Tablo).

Her 100 gramda bulunan

Vitamin ve Mineraller

Araştırılmış İçerikler 1985 2002 Fark
Brokoli Kalsiyum 103 28 -73%
Amino Asit 47 18 -62%
Magnezyum 24 11 -55%
Fasülye Kalsiyum 56 22 -51%
Amino Asit 39 30 -23%
Magnezyum 26 18 -31%
Vitamin B6 140 32 -77%
Patates Kalsiyum 14 3 -78%
Magnezyum 27 14 -48%
Havuç Kalsiyum 37 28 -24%
Magnezyum 21 6 -75%
Ispanak Magnezyum 62 15 -76%
Vitamin C 51 18 -65%
Elma Vitamin C 5 2 -60%
Muz Kalsiyum 8 7 -12%
Amino Asit 23 5 -79%
Magnezyum 31 24 -23%
Vitamin B6 330 18 -95%
Çilek Kalsiyum 21 12 -43%
Vitamin C 60 8 -87%

Çok tükettiğimiz gıdaların vitamin ve Mineral içerikleri hatırı sayılır oranda düştüğü saptanmış.

Burada sormamız gereken iki soru var.

İlki neden, ikincisi 2018 yılında ne durumda. İlk soruyu cevaplaman ikinci sorunun cevabını sanırım herkes kendi kendine verebilir.

İlk sorunun cevabı içinse çok neden sıralayabiliriz ama bence en önemli etken insanoğlu yani biz. Bunu açarsak daha çok üretme ve daha çok kazanma gibi sebeplerle, hızlı gelişme, çevre kirliliği, bilinçsiz tarım uygulamaları, ürünlerin uzun depolanması için yeni yöntemler, kalite ve verim arttırmak için uygulamaların bu duruma neden olduğu söylenebilir. Bu durumda o zaman ne yapacağız diye kendimize bu soruyu sormaktan alamayız. Aslında günümüzün modası haline gelen, organik ürünler, köy kahvaltısı, köy ürünleri vs gibi kulağa hoş gelen ama aslına baktığınızda hiç öyle olmayan bir durumla karşı kaşıya kalıyorsunuz. O zaman bunun çözümünü nasıl bulacağız. Beslenmemiz gerektiği fizyolojik bir gerçek ve tükettiğimiz besinin de içerik olarak ihtiyaçlarımızı karşılaması gerekmekte. Ama şu an için tükettiklerimiz büyük oranda posa maalesef. O zaman bilinçli tüketmemiz gerekiyor. Neler yapabileceğimizi diğer yazımda paylaşacağım.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Aronia Meyvesi; Antikanserojen

Aronia meyvesine Amerika’da birçok hastalığa iyi geldiği için ”süper meyve” adı verilmiştir. Rusya’da da tıbbi meyve olarak kullanılır. Besin açısından çok zengin olan aronia meyvesinin bünyesinde sakkaritler, kaliteli şeker, selüloz, pektin, organik asitler ve antosiyanin bulunur. Aronia meyvesi ayrıca bakır, bor, iyot,kalsiyum, demir,mangan, molibden, kobalt, potasyum ile C, B2, B6, E vitaminleri ve A provitamini açısından zengindir. Bunlara dışında ve en önemli olarak aronia meyvesinde antosiyanin ile proantosiyanin bulunur. Bu maddeler en çok aronia meyvesi kabuğunda ve kabuğunun hemen altında bulunur. Aronia Meyvesinin Faydaları Aronia meyvesi içindeki antosiyanin; aktif olmayan karaciğer, kronik iltihaplar, kardiyovasküler hastalıklar,kronik iltihaplar, mide rahatsızlıkları  ve göz iltihabı gibi hastalıkları engeller. Aronia meyvesi faydaları arasında en çok dikkat çekici olanı kanserli hücreler üzerindeki etkisidir. Kanserli hastalardaki aronia faydalarının keşfedilmesi ile birçok ülkede aronia meyvesini tedavi amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Aronia meyvesi bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden dolayı iyi bir besin olurken aynı zamanda sporcular,çocuklar ve hastalar için de iyi bir ilaç olarak kabul edilmektedir. Aronia meyvesi, yüksek aktivitesi nedeniyle Rusya’da tıbbi bitki olarak kabul ediliyor. Aronia meyvesi soğuk algınlığı,mide hastalıkları, bağırsak, karaciğer, ve safra kesesi dahil olmak üzere çeşitli hastalıkların ve radyasyon zehirlenmesinin tedavisinde kullanılıyor. Aronia meyvesi doğadaki en güçlü antioksidan maddelerden biri, bitkinin içerdiği mineral ve vitaminlerin yanı sıra birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi mevcuttur. Bu meyve ile ilgili geçen 10 yıl içerisinde 13 önemli klinik çalışma yapılmıştır. Bu 13 çalışmanın 5 tanesi metabolik sendrom üzerine 3 tanesi diyabet, hipertansiyon üzerinedir. Polonya’da yapılan bir çalışmada antioksidan etkisi nedeniyle kan hücreleri üzerindeki koruyucu özeliği ortaya konulmuştur. Yine İngiltere’de yapılan bir çalışmada beyin tümörlü hücre kültürlerinde oldukça yararlı etkileri saptanmıştır. Aronia meyvesinin tıpta ilk ilgi çekici özelliği güçlü derecede iltihap giderici etkisi olmasıdır. Karaciğer koruyucu etkisi görülmüştür. Şeker hastalığına ve kan yağ tablosu üzerine olumlu etkileri yine tıp açısından önemlidir. Mide ülseri üzerine koruyucu etkileri vardır. İçeriğindeki antosiyaninler aynı zamanda meyveye rengini verir ve tıptaki birçok etkisinde sorumlu tutulmaktadır. Aronia meyvesi gripten korunmak amacıyla ve grip olduğumuzda bol miktarda tüketilmesi gerekli bir meyvedir. Ayrıca, karaciğer sağılığı açısından tüm antioksidan besinler gibi son derece önemlidir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Maqui Berry

Maqui berry, yakın zamanda adını çok daha çok duyacağımıza inandığım yeni mükemmel  meyvelerden birisidir. Farkındaysanız, süper besinlerin birçoğu Güney Amerika ülkelerinden çıkmaktadır. Bunun, teknolojinin daha az olduğu ülkelerin yapay olmayan florasının korunması ile birebir ilişkili sanırım. Maqui berry Şili ve Arjantin’in Patagonya bölgesinde çalımsı maqui bitkisinin bezelye tanesi büyüklüğündeki patlıcan moru rengindeki meyveleridir. Güney Şili’de yaşayan Mapuche Kızılderililerinin gıda kaynağıdır. Mapuche Kızılderilileri bölgenin en uzun ömürlü insanları olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca yaygın en yüksek antioksidan kapasite bulunan meyve ve sebzelere göre %150 daha çok polifenoller içermektedir. Vitamin olarak; A ve C vitaminlerini içermektedir. Mineral olarak; Kalsiyum, Demir,Bakır , Magnezyum, Fosfor, Potasyum, Sodyum, Çinko bulunmaktadır. Maqui bery’nin sağlık üzerindeki etkileri 1.Antioksidan aktivite: Maqui berry, çok yüksek antioksidan aktiviteye sahip olan morpigmentler (antosiyaninler) açısından çok zengindir. Bu mor pigmentler en fazla yaban mersininde var diye bilinse de maqui berry yaban mersinine göre 15 kat daha zengindir. Maqui berry, polifenoller açısından çok zengin olup en yakın rakibi olan meyvelerden kat kat zengindir. 2. Kanser: Kanseri önlemek veya kanser tedavisi esnasında (kemotarepi) immun sistemin güçlü olması gerekmektedir. Sağlıklı, aktif bir immün sistem için besinlerden yeterince antioksidan almamız çok mühimdir ve maqui berry çok doğal bir kaynaktır. Maqui berry bileşenlerinin %36’sı diyet liflerinden oluşur. Maqui beryy, dünyadaki en zengin antosiyanin kaynağıdır. Antosiyaninler, kolonlarda oluşabilecek kanser hücrelerini engellediği gibi, oluşmuş kanser hücrelerinin büyümesini de engeller. Dünyanın bu en fazla antioksidan bulunan meyvesi ileride tüm kanser tedavileri için umut olabilir. 3. Diyabet ve kilo kontrolü: Çağımızın en fazla konuşulan rahatsızlığı obezite, tüm gelişmiş toplumların ironik bir sağlık problemi olmaya devam etmektedir. Fiziksel görünümü bozmasının yanı sıra, öncelikli diyabet, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi rahatsızlıklara da davetiye çıkarmaktadır. Maqui berry minimal ölçüde şeker içermekte olup tüketildiğinde insülin salgılanmasını sağlar. İnsülin, kandaki şekerin kandan ayrılarak hücre içine girmesini sağlar.Böylelikle kandaki şeker düzeyi de denetim altında tutulmuş olur. Ayrıca yemek sırasında ve hemen daha sonra maqui berry tüketmek kan şekerini denetim altına alarak yeni yağ hücrelerinin oluşumunu önleyecektir. 4. Göz sağlığı: Yüksek antioksidan bulunan besinler göz sağlığımız için çok mühimdir. Antioksidanlar yaşlanmayı yavaşlattığı için, bilhassa yaşlılığa bağlı leke ve katarakt gibi rahatsızlıklara karşı yeterince tüketilmelidir. 2014 yılında 13 kişi üzerinde yapılan ufak bir araştırmada, göz kuruluğu yaşayan gönüllülere 60 gün süresince maqui berry verilmiştir. 30 gün sonunda gönüllülerde göz kuruluğu problemi ortadan kalkmış, 60. günün sonunda ise göz sıvısı mikarında artış olmuştır. Bunun yanı sıra, görüş niteliği de artmıştır. 5. Cilt sağlığı : Antioksidanlar yaşlanmayı geciktirdiği için cilt sağlığımız yönünden çok mühimdir. Ayrıca cildin yaşlanmamasının önüne geçmek için en sağlıklı takviyelerden birisidir. Kırışıklık, cilt sarkması ve cilt lekeleri,yaşlanmış cilt hücrelerinin eseridir. Maqui berry’nin bolca tüketildiği ana vatanında yerel halkta cilt kanseri vakalarının dünya ortalamasının son derece altındadır. Ayrıca güneşlenmeyi sevenler için güneşin zararlı faktörlerinden koruma hedefiyle maqui berry kullanılması çok akılcı bir yol olacaktır. 6. Kolesterol, kalp ve damar sağlığı: Maqui berry’nin diğer bir sağlık faydayı da koroner rahatsızlıklara karşı koruyucu olmasıdır. Maqui berry’nin bileşenlerinde bulunan etkili antioksidanlar kan içindeki kolesterol oksidasyonu sürecini azaltarak damar sağlığımıza destek olur. Bu sayede, yüksek kolesterolden ötürü yaşanan damar tıkanıklığı, damar sertleşmesi ve dünyadaki en bilinen ölüm sebebi olan kalp krizi gibi önemli sağlık sıkıntılarının önüne geçmemize destek olabilir. 7. Romatoid artrit ve fibromiyalji: SAntioksaidan maddelerin en önemli etkilerinden biri de vücutta iltihabı engellemesidir. Başta iltihaplı eklem Romatizması hastaları olmak suretiyle tüm artrit hastalarının maqui berry kullandıklarında harika neticeler alınmış ve hastaların beslenme listelerindeciddi bir yeresahip olmuştur. Özellikle maqui berry çok iyi bir antienflamatuvar ve ağrı kesici benzeri göstermiştir. Bu nedenden ötürü artrit ve fibromiyalji hastalarının ağrılarını dindirmeye, esneklik ve hareket kabiliyetinin artmasına yapay olmayan yolla destek olabilmektedir. 8. Detoks: Maqui berry, diyet lifleri konusu ile ilgili en zengin süper besinlerden biridir. 100 gramında bulunan 36 gr suda çözülen ve çözülmeyen lifler bağırsak hareketlerini düzenler. Bağırsaklarda sindirilmiş besinlerin gerekenden fazla durması birçok sağlık sorununa neden olabilmektedir. Bu denli bol diyetlifi bulunan bir mükemmel gıda her gün tuvalete çıkmayı sağlar, bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin çoğalmasına katkı olarak toksinlerden görülecek zararı en aza indirger. Özellikle yüksek antioksidan kapasite dışarıdan almış olduğumuz toksinlerin ve serbest radikallerin hayati organlarımıza vermiş olduğu hasarı önler ve onarır.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Acai Berry; Acai Üzümü

Acai Berry; Acai Üzümü yüzyıllar öncesinde Brezilya’nın yerli halkı tarafından gıda olarak tüketilmeye başlanan ve daha sonraları sayısız faydasının olduğu görülerek çeşitli hastalıkların ve rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Brezilya yerli halkı tarafından geleneksel tıp alanında; ishal tedavisinde, yüksek ateşli hastalıklarda ateşin düşürülmesinde, yüksek kanamaların durdurulmasında, ülser tedavisinde, parazit  enfeksiyonlarının önlenmesinde kullanılagelmiştir.  Acai üzümünün bilimsel olarak kanıtlanmış en önemli faydaları şunlardır: Antioksidan Özellik Acaiüzümü meyveler arasında kuşburnu ile birikte en yüksek ORAC değerine yaniantioksidan kapasitesine sahip meyvedir. Acai üzümünün ORAC değeri 99.700,Kuşburnu’nun ORAC değeri 96.150’dir. Bu iki meyveyi takip eden ve en yükseküçüncü ORAC değerine sahip meyve Siyah Ahududu’dur ve ORAC değeri yalnızca 19.220’dir. ORAC değerleri göz önüne alındığında Acai üzümü ve Kuşburnu diğer meyveler ile mukayese edilemeyecek kadar yüksek antioksidan madde kapasitesine sahiptir. Antioksidan özelliğinin yüksek olması; soğuk algınlığından kansere kadar birçok hastalığın önlenmesinde ve karaciğer sağlığının korunmasında çok büyük destekçi ve yardımcı anlamına gelmektedir.  Başka bir ifade ile vücudumuza detoks yapmamıza imkan sağlayan besinlerdir ve Acai üzümü en iyi detoks yapma imkanı sağlayan meyvedir. Kalp ve Damar Sağlığını Korur Acai üzümü içeriğinde bulunan antioksidan maddeler (antosiyaninler, flavonoidler vd.) sayesinde damar çeperlerinde meydana gelen tıkanıkların ve kanın pıhtılaşmasının önlenmesinde oldukça etkilidir. Damar sağlığı üzerine göstermiş olduğu bu olumlu etki ile kalbin sağlıklı bir şekilde tüm vücuda kan pompalamasına yardımcı olurken kalp ritminin ve kalp kapakçıklarının da korunmasına büyük yardımcıdır. Kilo Vermeye Yardımcıdır, Obeziteyi Önler Yapılan bilimsel çalışmalarda, metabolik bozuklukları nedeniyle kilo almaya eğilimli kişilerin düzenli şekilde Acai üzümü tüketmesi durumunda, Acai üzümünün metabolik bozuklukların düzeltilmesine yardımcı olduğu ve kilo almayayatkınlığı ve obezite riskini düşürdüğü görülmüştür. Acai üzümü yüksek lif içeriğine sahiptir. Yüksek lif içerikli gıdaların sindirimi barsaklarda uzun sürdükleri için tokluk hissi verirler. Böylece sık yemek yeme alışkanlığının önüne geçilebilmektedir. Bu özelliği nedeniyle de son yıllarda dünyada kilo vermek isteyen kişiler arasında oldukça popüler bir gıda maddesi olmuştur. Kanseri Önler Acai üzümü birçok bilimsel araştırmaya konu olmuş bir meyvedir. Bu araştımalar arasında kanser de bulunmaktadır. Deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmalarda Acai üzümünün mesane kanserine neden olan kanserli hücrelerin gelişimini engellediği ispatlanmıştır. Kanserli hücrelerin gelişimini büyük bir olasılıkla yüksek antioksidan özelliği sayesinde gerçekleştirdiği düşünülmektedir. Mesane kanserinin yanı sıra yüksek antioksidan kapasitesi ve yüksek lif içeriği ile kolon kanserinin ve löseminin önlenmesinde de etkilidir. 2006 yılında Florida Üniversitesinde Acai üzümü ektraktı ile yapılan bir çalışmada içerisinde bulunan antioksidan maddelerin (C3G) lösemili hücrelerin apoptotik ölümünü tetiklediği görülmüştür. Enerji Verici Özelliği  Acai üzümü,yapısında bulunan antioksidan maddeler (antosiyaninler, flavonoidler vd.) sayesinde birçok enerji içeceklerinin vücudumuzda yaratmış olduğu etkiden çok daha iyisini ve daha sağlıklısını tek başına sağlayabilmektedir. Acai üzümü vücuda enerji sağlamasına karşın şeker oranı düşük bir gıda maddesidir ve vücuda vermiş olduğu enerji şekerden gelmez. Kalbin, vücudun tamamına sağlıklı ve düzenli bir şekilde kan pompalamasına yardımcı olan Acai üzümü vücudun tüm hücrelerinin zararlı toksin maddelerden temizlenmesinde etkin rol oynar.Böylece vücut yorgunluğunun giderilmesine, bireyin yorgunluk halinin ortadan kalkmasına ve bireyin kendini daha enerjik hissetmesine neden olur. Cinsel Performansı Arttırır Acaiüzümü yüksek antioksidan içeriği ile damar sağlığını korurken, kalbin de sağlıklı bir şekilde kan pompalamasına dolayısıyla erkek bireylerde ereksiyon bozukluğunun (empotans) düzeltilmesine yardımcı olmaktadır. Acai üzümünün vücuda sağlamış olduğu doğal enerji de cinsel performansın artmasına ve uzamasına olanak sağlamaktadır. Acai üzümü İçeriğinde bulunan E vitamini ile erkek bireylerde sperm kalitesinin yükselmesine, hem erkek bireylerde hem de kadın bireylerde kısırlığın önlenmesine ve doğurganlığın artmasına yardımcı olur. Soğuk algınlığı, Grip, Nezle için bir kalkan Acai üzümü yüksek antioksidan madde kapasitesi ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine ciddi katkı sağlamaktadır. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ile özellikle kış aylarında ortaya çıkan solunum yolu rahatsızlıklarının önlenmesinde Acai üzümü oldukça etkilidir. Soğuk algınlıkların hafif atlatılmasına ve bu hastalıklardan dolayı boğazda ve akciğerlerde oluşabilecek hasarın en aza indirilmesinde oldukça etkilidir. Hücre metabolizmasını güçlendirerek yaşlanmayı geciktirir Acai üzümü yapısında bulunan antioksidanlar vücudumuzun yapı taşları olan hücrelerin genel sağlığının korunmasına ve geliştirilmesine yardımcı olur. Hücre yapısının içine giren toksik maddelerin hücreden atılmasını sağlar. Kalbin vücudun tamamına sağlıklı bir şekilde kan pompalanmasına yardımcı olan Acai üzümü böylece tüm hücrelerin sağlıklı bir şekilde oksijen temin etmesine de yardımcı olur. Vücut hücrelerimizin sağlıklı bir şekilde oksijen tedarik edebilmesi ve yapısına giren toksik maddelerin hücre dışına düzenli bir şekilde atılması hücrelerin daha uzun yaşamasına ve hücrelerin kendini sağlıklı bir şekilde yenilemesine olanak sağlar. Bu özelliği ile Acai üzümü yaşlanma karşıtı harika bir meyvedir. Hücre Genetiği İnsanoğlunun soyunu sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi için kalıtımsal yapı taşı olan DNA’nın nesiller boyunca korunması gerekmektedir. Mutasyon, DNA üzerinde meydana gelen genetik değişiklikler için kullanılan bir terimdir. İnsan DNA’sı değiştirmeye yani mutasyona uğratmaya yatkın maddelerden bazıları radyasyon(ağır metaller), serbest radikaller, UV ışınlarıdır. Mutasyona sebep olan bu maddelerle mücadele edebilen nadide maddelerden biri antosiyoninlerdir. Bilim adamları tarafından bugüne kadar tespit edilebilen 600 çeşit antosiyanin bulunmaktadır. Bu antosiyaninler arasında ki en önemli DNA koruyucu ise C3G (Cyanidin 3-Glucoside) antosiyaninidir.  C3G aynı zamanda bir antioksidan maddedir ve genel olarak mor, kırmızı, pembe renkli meyvelerde ve gıdalarda bulunur. Yapılan son araştırmalarda Acai üzümünün en yüksek C3G antosiyonin içeren gıda maddesi olduğu tespit edilmiştir. Alerjik durumlarda koruyucudur Japon bilim adamları tarafından 2011 yılında yapılan bir bilimsel çalışmada Acai üzümünün, İmmunoglobulin E (IgE) antikorunun sebep olduğu alerjik reaksiyonları önleyebilme kapasitesinin olduğu ispatlanmıştır. Acai üzümü gıda alerjisini tedavi etmek için kullanılabilecek çok özel bir gıda maddesi olabilir. Kolesterolü Düşürür  Acai üzümü Omega-3 yağ asidi içeren tek meyve olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Omega-3 doymamış bir yağ asididir ve kalp ve damar sağlığının korunması için çok önemlidir. Acai üzümünün düzenli tüketimi ile kandaki kolesterol seviyeside düzenli bir seviyeye inecektir. Cilt Sağlığı  Acai üzümünün yüksek antioksidan içeriği son yıllarda kozmetik sektörü tarafından da fark edilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır. Yüksek antioksidan içeriği ile Acai üzümü cildin ve cilt hücrelerinin sağlığının gelişimine katkı sağlar ve hücrelerin dolayısıyla cildin geç yaşlanmasına katkıda bulunur.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Uyku

Sağlıklı uyku deyince genel olarak sağlımız yerinde olunca iyi uyuruz değil mi? Anlamı sadece bu olmasa gerek diye düşünüyorum. Burada sağlıklı uyku derken uykunun sağlıklı olanı, sağlımıza faydası olanı nasıl olmalı bunu konuşmamız gerekmekte. Organizma aslında yaradılışı itibari ile mükemmel bir makina ve kusursuz işlemekte. Tabi ihtiyacı olanları yeterli miktarda alabildiği sürece, hayatta her şey öyle değil mi? O zaman sağlıklı uyku için ihtiyaçlarımıza bir bakalım. Burada en önemlisi sağlıklı beslenmeden geçiyor. Bu yaşam tarzımız ile ilişkili. Yaşam tarzımızda uyku kalitemizi belirleyecek en önemli etkendir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Hayat

Sağlıklı bir hayatı sanırım herkes ister ama elde etmek için sanırım biraz yaşam tarzımızı, beslenme alışkanlıklarımızı ve özellikle uyku düzenimizi değiştirmemiz gerekecek. Bunun için yapılabilecekler çok basit ama nedense genel olarak bunu yapmayız ya da erteler dururuz. Şimdi karar vermeye ne dersiniz? Değişim ama kendimiz için, sağlıklı yaş almak ve yaşam kalitemizi arttırmak için.

Başlangıç noktamız öncelikle ne olmalı? Buna karar verdikten sonra da kendimiz için bunu yapmalıyız.