Aylık arşiv 12 Kasım 2023

Akıllı Telefon Kullanımı Düşük Sperm Sayısı ve Erkek Kısırlığıyla İlişkili midir?

Bazı araştırmacılar, düşük seviyeli radyofrekans elektromanyetik alanlar yayan cep telefonlarının erkek doğurganlığını etkileyebileceğine inanıyor.
İsviçre’de yapılan geniş bir nüfus araştırması, artan cep telefonu kullanımıyla birlikte sperm konsantrasyonunun ve toplam sperm sayısının azaldığını ortaya çıkardı.
Bulgular, gelişmiş telefon teknolojilerinin sperm kalitesi üzerinde daha az etkiye sahip olabileceğini gösteriyor.
Erkek doğurganlığının bozulmasının klinik kısırlık vakalarının yaklaşık yarısına katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

Uzmanların onlarca yıldır erkek sperm sayılarında %50’lik bir düşüş gözlemlemesi nedeniyle, erkek kısırlığı giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunudur.

Çeşitli çevresel faktörlerin sperm kalitesi üzerindeki potansiyel etkileri vardır.

Radyasyona maruz kalma
Endokrin bozucular
yaşam tarzı alışkanlıkları (ör. diyet, stres, alkol, uyuşturucu ve sigara, gece hayatı)

Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, Cenevre Üniversitesi ve İsviçre Tropikal ve Halk Sağlığı Enstitüsü’nden bilim insanları, cep telefonu kullanımının ve yerleştirilmesinin erkek kısırlığı üzerindeki etkilerini incelemiştir.

13 yıllık çalışma, akıllı telefon kullanımının genç yetişkin erkeklerde düşük sperm konsantrasyonu ve toplam sperm sayısı ile ilişkili olabileceğini öne sürüyor.

Ancak 4G ve 5G’ye geçiş, belki de yeni telefonların iletim gücünün düşük olması nedeniyle sperm sayısı üzerindeki etkiyi hafifletmiş olabilir.

Cep telefonları erkek kısırlığını etkiler mi?

Araştırma için araştırmacılar, 2005 ile 2018 yılları arasında, yaşları 18 ila 22 arasında olan 2.886 erkeği çalışmaya dahil edildi. Çalışma dönemleri 2005–2007, 2008–2011 ve 2012–2018’i kapsıyordu.

Laboratuvar uzmanları meni örneklerini aldı ve sperm konsantrasyonunu, toplam sperm sayısını ve hareketliliğini kaydetti.

Katılımcılara üreme ve genel sağlık, eğitim ve yaşam tarzı alışkanlıklarına ilişkin sorular yanıtlandı ve cihazlarını ne sıklıkta kullandıkları soruldu. Kullanım sıklığına ilişkin yanıtlar haftada bir ile günde 20 kez arasında değişmektedir.

Toplam 2.764 kişi soruları yanıtladı. Araştırmacılar bu katılımcıları cep telefonu kullanım sıklığına göre beş gruba ayırdı.

Telefonlarını haftada bir kez kullandıklarını bildiren erkeklerde ortalama sperm konsantrasyonu, telefonlarını günde 20 defadan fazla kullananlara göre belirgin şekilde daha yüksekti.

Üstelik ilk çalışma dönemi, akıllı telefon kullanımı ile sperm konsantrasyonu arasında sonraki dönemlere göre “daha belirgin” bir bağlantı olduğunu gösterdi. Yeni teknolojilerin 2G’den 3G’ye, 4G’ye ve 5G’ye ilerlemesiyle uyumlu görünüyor; bu da cep telefonunun çıkış gücündeki azalmaya karşılık geliyor.

Telefonunuzu nerede taşıdığınızın önemi var mı?

Araştırmacılar ayrıca katılımcılara, kullanmadıkları zamanlarda telefonlarını nerede tuttuklarını da sordu. Kullanılmayan telefon konumuyla ilgili yanıtlar arasında pantolon, ceket, kemer taşıyıcı veya vücudun üzerinde olmayan başka yerler yer alıyor.

Çalışma grubunun yaklaşık %85,7’si (2.368 erkek) telefonlarını kullanmadıkları zamanlarda pantolon ceplerinde tuttuklarını bildirdi.

Geriye kalan erkekler ise telefonlarını ceketlerinin içinde (%4,6) ya da vücuttan uzakta (%9,7) saklıyor.

Çalışma modelleri, telefonları pantolonda taşımakla düşük meni kalitesi parametreleri arasında herhangi bir ilişki göstermedi.

Erkeklerin sperm sayısı neden düşüyor?

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, sperm konsantrasyonu mililitrede 15 milyonun altında olan bir erkeğin, partnerinden çocuk sahibi olması bir yıldan fazla sürebilir.

Üstelik sperm konsantrasyonu mililitrede 40 milyonun altına düşerse gebelik şansı azalır.

Araştırmalar sperm sayısının mililitrede 99 milyondan ortalama 47 milyon sperme düştüğünü gösteriyor. Bu özellikle Batılı ülkelerde böyledir.

Sperm sayısını etkileyen çok sayıda faktör vardır;

uyuşturucu kullanımı (reçeteli ve yasa dışı)
Alkol kullanımı
tTtün kullanımı
Stres
fiziksel hareketsizlik

Sağlıksız beslenme

Yaşam tarzı

Genel olarak konuşursak, dünya eskisinden çok daha fazla “ilaçlanıyor”. Bunların çoğu, sağlık endüstrisindeki teşhis ve tedavi alanındaki ilerlemelerin yanı sıra modern yaşam tarzlarının getirdiği artan stres ve baskıya da bağlanabilir. Bunların ikisini birleştirdiğinizde daha fazla hastaya stres tanısı konuluyor ve ilaçla tedavi ediliyor. Teorik olarak, tıbbi tedaviyi gerektirecek düzeyde stres yaşamak, etkilenen erkeklerin doğurganlık sorunları yaşama olasılığını iki katına çıkarır.

Cep telefonu radyasyonunun uzun vadeli etkileri var mı?

Sonuçlar tamamen kesin değil, ancak ilişkinin 2023’te 2005-2007’ye göre daha düşük olduğu göz önüne alındığında, cep telefonu kullanımının doğurganlık üzerindeki etkisi muhtemelen genç erkeklerde daha az, yaşlılarda ise daha belirgin olacağı görülmektedir.

Cep telefonu radyasyonuna daha uzun süre maruz kalmaları ve diğer çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin kümülatif etkisi nedeniyle yaşlı erkeklerin yüksek risk altında olabileceği belirtilmektedir.

Eski cep telefonları üreme sistemine zarar verebilir

Etkinin kesin mekanizması tartışma konusu olmayı sürdürürken, korelasyon özellikle daha yüksek emisyona sahip eski telefon modellerinde dikkatli kullanım ihtiyacı doğurmaktadır.

Sonuç olarak, teknolojinin hayatımıza getirdiği kolaylıkları kullanmamız gerekiyor. Ama burada önemli olan her zaman güvenli sınırlarda kullanım. Bu konuda tüm teknolojik aletlerin gücenli kullanımı için farkındalığımızın gelişmesi gerekmektedir. Daha da önemlisi yaşam tarzımızı gözden geçirip, sağlığımızı koruyacak davranışar geliştirmemiz kaçınılmaz görülmektedir.

 

Yeterince Derin Uyku Almamak Demans Gelişme Riskini Artırabilir

Araştırmacılar, dünyada her üç saniyede bir kişinin demans hastalığına yakalandığını tahmin ediyor.
Yetersiz uyku demans için değiştirilebilir bir risk faktörüdür.
Yeni bir araştırma, 60 yaş üstü kişilerde her yıl derin uykuda yüzde 1’lik bir azalmanın, demans gelişme riskinde yüzde 27’lik bir artışa eşit olduğunu söylüyor.
Şu anda dünya çapında demansla yaşayan 55 milyondan fazla insan var ve araştırmacılar, dünyada her üç saniyede bir kişinin demans geliştirdiğini tahmin ediyor.

Demans hastalarının sayısının 2050 yılına kadar yaklaşık 153 milyona ulaşması beklendiğinden araştırmacılar, kişinin bu nörolojik hastalığa yakalanma riskini azaltmanın çaresi araştırılıyor.

Pek çok araştırmacı yetersiz uykunun demans için değiştirilebilir bir risk faktörü olduğuna inanıyor.

Şimdi, yeni bir çalışma, 60 yaşın üzerindeki kişiler için her yıl derin uykuda (yavaş dalga uykusu da denir) %1 kadar az bir azalmanın, demans gelişme riskinin %27 arttığına eşit olduğunu bularak daha fazla kanıt sağlıyor.

Uyku, yaşlanma ve demans riski arasındaki bağlantı

Demansı kalıcı olarak durdurmak veya tersine çevirmek için elimizde hazır herhangi bir iyileştirici tedavi bulunmadığından, demansın ilk etapta nasıl önlenebileceğini anlamak gerekiyor.  Uykunun yaşlanmayla nasıl değiştiğini ve yaşlanmayla birlikte uykudaki değişikliklerin demans riskiyle ilişkili olup olmadığını açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Azalan derin uyku demans riskini artırıyor

Kaliteli uyku sağlığın birçok yönü için önemlidir, ancak yetersiz uyku aslında demans risk faktörü olarak düşünülmemektedir. Bu bulgular, yetişkinlerin sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak iyi uykuya öncelik verme ihtiyacını daha da güçlendirmektedir.  İnsanlar programlarına fiziksel aktiviteyi sığdırmak için zaman ayırdıkları gibi, yeterli kalite ve sürede uykuya da zaman ayırmalıdırlar.

Derin uyku nedir?

Çoğu yetişkinin her gece yedi ila dokuz saat arasında uyumaktadır. Vücudun uyku sırasında geçirdiği dört ana döngü vardır; üç REM olmayan (hızlı göz hareketi) uyku döngüsü ve bir REM uykusu döngüsü.

REM dışı ilk iki döngü, vücut uykuya dalmaya başladığında meydana gelir.

REM dışı üçüncü döngü derin uyku olarak bilinir. Bu, REM dışı üç döngüden en uzun olanıdır. Bu sırada vücudun kalp atış hızı ve nefes alması yavaşlar ve beyin dalgaları yavaşlayıp büyür.

Derin uyku döngüsü sırasında uyanmak normalde çok zordur.

Derin uyku sırasında vücut enerjisini yeniler, hücreleri yeniler, her türlü doku tamiri gerçekleşir

Geçmiş çalışmalar ayrıca derin uykunun vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Ayrıca anıların geliştirilmesine ve saklanmasına, bilişsel işlevlere ve verimli öğrenmeye yardımcı olarak beyni sağlıklı tutmada da önemli bir rol oynamaktadır.

Derin uyku neden demansı etkiler?

Derin uyku beyni sağlıklı tutmada önemli bir rol oynadığından, yeterince uyumamak kişinin Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere demans gibi beyinle ilgili hastalıklara yakalanma riskini artırabilir.

Nisan 2021’de yayınlanan bir araştırma, her gece altı saat veya daha az uyuyan 50’li ve 60’lı yaşlarındaki kişilerin, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde demans gelişme riskinin daha yüksek olduğunu buldu.

Haziran 2021’de yayınlanan araştırma, derin uykunun Alzheimer hastalığına bağlı beyindeki toksik proteinlerin temizlenmesine yardımcı olabileceğini gösterdi.

Mayıs 2023’te yayınlanan bir çalışma, beyinde yüksek miktarda beta-amiloid bulunan yaşlı kişilerde derin uykunun hafıza kaybına karşı korunmaya yardımcı olabileceğini gösteren kanıtlar sağladı. Bu protein Alzheimer hastalığının gelişmesinde ana itici faktör olarak kabul edilmektedir.

Daha iyi uyku için ipuçları

İnsanların demans riskini azaltmak için nasıl yeterince uyuyabileceklerine odaklanırsak, burada alışkanlıklara ve davranışsal stratejilere bakmak gerekmektedir.

Ayrıca uyku hapı kullanımında  dikkatli olunması  gerekmektedir.

“Maalesef iyi bir gece uykusu çekmenin kısabir yolu yoktur. Olması gerektiği şekiilde ve zaman diliminde olması gerekmektedir.

Geleneksel sakinleştiriciler uykunun kalitesini veya miktarını artırmaz, buna derin uyku miktarını da iyileştirmezler. Uyku hapları gibi ilaçlar beyin üzerinde bir miktar oyun oynayabilir, sedasyonun iyi uyuduğunuz anlamına geldiğini düşünürken aslında veriler toplam uykunun kalitesini veya süresini belirli bir sürenin ötesinde artırmadıklarını göstermektedir.

Bu nedenle uyku hijyeni en başta alışılması gereken bir davranıştır.