Etiket arşivi Alzheimer

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yeterince Derin Uyku Almamak Demans Gelişme Riskini Artırabilir

Araştırmacılar, dünyada her üç saniyede bir kişinin demans hastalığına yakalandığını tahmin ediyor.
Yetersiz uyku demans için değiştirilebilir bir risk faktörüdür.
Yeni bir araştırma, 60 yaş üstü kişilerde her yıl derin uykuda yüzde 1’lik bir azalmanın, demans gelişme riskinde yüzde 27’lik bir artışa eşit olduğunu söylüyor.
Şu anda dünya çapında demansla yaşayan 55 milyondan fazla insan var ve araştırmacılar, dünyada her üç saniyede bir kişinin demans geliştirdiğini tahmin ediyor.

Demans hastalarının sayısının 2050 yılına kadar yaklaşık 153 milyona ulaşması beklendiğinden araştırmacılar, kişinin bu nörolojik hastalığa yakalanma riskini azaltmanın çaresi araştırılıyor.

Pek çok araştırmacı yetersiz uykunun demans için değiştirilebilir bir risk faktörü olduğuna inanıyor.

Şimdi, yeni bir çalışma, 60 yaşın üzerindeki kişiler için her yıl derin uykuda (yavaş dalga uykusu da denir) %1 kadar az bir azalmanın, demans gelişme riskinin %27 arttığına eşit olduğunu bularak daha fazla kanıt sağlıyor.

Uyku, yaşlanma ve demans riski arasındaki bağlantı

Demansı kalıcı olarak durdurmak veya tersine çevirmek için elimizde hazır herhangi bir iyileştirici tedavi bulunmadığından, demansın ilk etapta nasıl önlenebileceğini anlamak gerekiyor.  Uykunun yaşlanmayla nasıl değiştiğini ve yaşlanmayla birlikte uykudaki değişikliklerin demans riskiyle ilişkili olup olmadığını açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Azalan derin uyku demans riskini artırıyor

Kaliteli uyku sağlığın birçok yönü için önemlidir, ancak yetersiz uyku aslında demans risk faktörü olarak düşünülmemektedir. Bu bulgular, yetişkinlerin sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak iyi uykuya öncelik verme ihtiyacını daha da güçlendirmektedir.  İnsanlar programlarına fiziksel aktiviteyi sığdırmak için zaman ayırdıkları gibi, yeterli kalite ve sürede uykuya da zaman ayırmalıdırlar.

Derin uyku nedir?

Çoğu yetişkinin her gece yedi ila dokuz saat arasında uyumaktadır. Vücudun uyku sırasında geçirdiği dört ana döngü vardır; üç REM olmayan (hızlı göz hareketi) uyku döngüsü ve bir REM uykusu döngüsü.

REM dışı ilk iki döngü, vücut uykuya dalmaya başladığında meydana gelir.

REM dışı üçüncü döngü derin uyku olarak bilinir. Bu, REM dışı üç döngüden en uzun olanıdır. Bu sırada vücudun kalp atış hızı ve nefes alması yavaşlar ve beyin dalgaları yavaşlayıp büyür.

Derin uyku döngüsü sırasında uyanmak normalde çok zordur.

Derin uyku sırasında vücut enerjisini yeniler, hücreleri yeniler, her türlü doku tamiri gerçekleşir

Geçmiş çalışmalar ayrıca derin uykunun vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Ayrıca anıların geliştirilmesine ve saklanmasına, bilişsel işlevlere ve verimli öğrenmeye yardımcı olarak beyni sağlıklı tutmada da önemli bir rol oynamaktadır.

Derin uyku neden demansı etkiler?

Derin uyku beyni sağlıklı tutmada önemli bir rol oynadığından, yeterince uyumamak kişinin Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere demans gibi beyinle ilgili hastalıklara yakalanma riskini artırabilir.

Nisan 2021’de yayınlanan bir araştırma, her gece altı saat veya daha az uyuyan 50’li ve 60’lı yaşlarındaki kişilerin, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde demans gelişme riskinin daha yüksek olduğunu buldu.

Haziran 2021’de yayınlanan araştırma, derin uykunun Alzheimer hastalığına bağlı beyindeki toksik proteinlerin temizlenmesine yardımcı olabileceğini gösterdi.

Mayıs 2023’te yayınlanan bir çalışma, beyinde yüksek miktarda beta-amiloid bulunan yaşlı kişilerde derin uykunun hafıza kaybına karşı korunmaya yardımcı olabileceğini gösteren kanıtlar sağladı. Bu protein Alzheimer hastalığının gelişmesinde ana itici faktör olarak kabul edilmektedir.

Daha iyi uyku için ipuçları

İnsanların demans riskini azaltmak için nasıl yeterince uyuyabileceklerine odaklanırsak, burada alışkanlıklara ve davranışsal stratejilere bakmak gerekmektedir.

Ayrıca uyku hapı kullanımında  dikkatli olunması  gerekmektedir.

“Maalesef iyi bir gece uykusu çekmenin kısabir yolu yoktur. Olması gerektiği şekiilde ve zaman diliminde olması gerekmektedir.

Geleneksel sakinleştiriciler uykunun kalitesini veya miktarını artırmaz, buna derin uyku miktarını da iyileştirmezler. Uyku hapları gibi ilaçlar beyin üzerinde bir miktar oyun oynayabilir, sedasyonun iyi uyuduğunuz anlamına geldiğini düşünürken aslında veriler toplam uykunun kalitesini veya süresini belirli bir sürenin ötesinde artırmadıklarını göstermektedir.

Bu nedenle uyku hijyeni en başta alışılması gereken bir davranıştır.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kolin ve Sağlığımız

Kolin ve Sağlığımız

Kalp Sağlığına Etkisi

Yüksek kolin alımı, kalp hastalığı riskinin azalması ile ilişkilidir. Folat ve kolin, amino asit homosisteinini metiyonine dönüştürmeye yardımcı olur.

Bu nedenle, herhangi bir besin maddesinin eksikliği, kanınızda homosistein birikmesine neden olabilir.

Kanınızdaki yüksek homosistein seviyeleri, kalp hastalığı ve felç riskinin artmasıyla ilişkilidir.

Beyniniz Üzerindeki Etkisi

Hafıza, ruh hali ve zekanın düzenlenmesinde önemli rol oynayan bir nörotransmiter olan asetilkolin üretmek için kolin gereklidir. Beyin fonksiyonu ve gelişimi için önemli olan DNA’yı sentezleyen süreç için de gereklidir.

Hafıza ve Beyin İşlevi

Büyük gözlemsel çalışmalar kolin alımı ve kan seviyelerinin daha iyi bellekte dahil olmak üzere gelişmiş beyin fonksiyonlarına bağlamaktadır.

Günde 1000 mg ilavesi, 50-85 yaşları arasındaki erişkinlerde yetersiz ve hafızalı olan kısa ve uzun süreli sözel hafızanın gelişmesine katkısı olmuştur.

6 aylık bir çalışmada, erken Alzheimer hastalığı olan kişilere fosfatidilkolin verilmesi, küçük bir alt grupta hafızayı mütevazi bir şekilde geliştirmiştir.

Bununla birlikte, sağlıklı insanlar ve demanslı olanlar üzerindeki diğer çalışmalar hafıza üzerinde bir etkiyi ortaya koyamamışlardır.

Beyin gelişimi

Bazı hayvan çalışmaları hamilelik sırasında kolin takviyesi almanın fetal beyin gelişimini iyileştirebileceğini düşündürmektedir. Ancak, insanlarda bu konuda sadece birkaç çalışma var.

1.210 gebe ile yapılan gözlemsel bir çalışma, kolin alımının, 3 yaşındaki çocuklarında zihinsel performansla hiçbir bağlantısı olmadığını ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, aynı çalışma, ikinci trimesterde daha yüksek bir alımın 7 yaşındaki aynı çocuklarda daha iyi görsel bellek skorları ile ilişkili olduğunu belirlemiştir.

Başka bir çalışmada 99 gebe, 18 haftadan hamilelikten üç aya kadar günde 750 mg kolin almıştır. Beyin fonksiyonu veya hafızası için hiçbir faydasının olmadığını kanıtlanmıştır.

B4 vitamini sinir impulslarının iletimi için çok önemlidir.

Akıl sağlığı

Bazı kanıtlar, kolinin bazı zihinsel sağlık bozukluklarının gelişiminde ve tedavisinde bir rol oynayabileceğini öne sürmektedir.

Büyük bir gözlemsel çalışma, düşük kan seviyelerini daha yüksek bir kaygı riski ile ilişkilendirilmiştir ancak depresyonla ilişki yoktur.

Bu seviyeler ayrıca belli duygu durum bozukluklarının bir göstergesi olarak kullanılır ve kolin takviyeleri bazen bipolar bozukluğu tedavi etmek için de kullanılır.

Bir çalışma, kolin tedavisinin, bipolar bozukluk tanısı alan bireylerde mani semptomlarını iyileştirdiğini bulmuştur.

Ancak, şu anda bu konuda çok fazla çalışma mevcut değildir.

Diğer Sağlık Faydaları

Kolin bazı hastalıkların gelişimi ve tedavisi ile ilişkilidir.

Bununla birlikte, bunların çoğu için, ilişki açık değildir ve araştırma devam etmektedir.

Karaciğer hastalığı

Kolin eksikliği karaciğer hastalığıyla sonuçlansa da, önerilen seviyelerin altındaki alımların karaciğer hastalığı riskini arttırıp artırmadığı açık değildir.

56.000’den fazla kişiden yapılan bir çalışmada, en fazla alımı olan normal kilolu kadınların, en düşük alımı olanlara göre% 28 daha düşük karaciğer hastalığı riski olduğu bulundu.

664 kişide alkolik olmayan karaciğer hastalığı olan bir başka çalışma, düşük alımların daha yüksek hastalık şiddeti ile ilişkili olduğunu bulmuştur.

Kanser

Bazı araştırmalar, çok fazla kolin alan kadınların meme kanseri riskinin daha düşük olabileceğini göstermektedir.

1,508 kadından birinde yapılan bir çalışmada, serbest kolin oranı yüksek diyet alanların meme kanseri olma olasılığı % 24 daha az olarak saptanmıştır.

Diğer gözlemsel çalışmalarda kanserle bir ilişki bulunamamıştır, ancak deneysel çalışmalar eksikliğin karaciğer kanseri riskini  artırabileceğini göstermektedir.

Buna karşılık, daha yüksek alımlar, erkeklerde prostat kanseri riski ve kadınlarda kolon kanseri riski ile de ilişkili bulunmuştur.

Nöral tüp defektleri

Hamilelik sırasında daha yüksek kolin alımı bebeklerde nöral tüp defekti riskini azaltabilir.

Bir çalışmada gebe kalma konusunda daha fazla alımı olan kadınların, alımları çok düşük olan kadınlara kıyasla% 51 daha düşük nöral tüp defekti riski bulunduğunu kaydetmişlerdir.

Başka bir gözlemsel çalışma, en düşük alımı olan gebelerin, nöral tüp defekti olan bebeklere sahip olma ihtimalinin iki katından fazla olduğunu ortaya çıkardı.

Bununla birlikte, diğer çalışmalar, annenin alımı ile nöral tüp defekti riski arasında bir bağlantı olmadığını göstermiştir.

Kolin Eksikliği

Kolin eksikliği, özellikle karaciğerinize zarar verebilir.

57 erişkinte yapılan küçük bir çalışma, erkeklerin % 77’sinin, menopoz sonrası kadınların% 80’inin ve premenopozal kadınların% 44’ünün kolin eksikliği olan bir diyet yaptıktan sonra karaciğer ve veya kas hasarı yaşadığını tespit edilmiştir.

Bir başka çalışma, menopoz sonrası kadınların kolin eksikliği olan bir diyetle beslendiğinde % 73’ünde karaciğer veya kas hasarı geliştiği bulunmuştur.

Ancak, bu belirtiler yeterli kolin almaya başladığında kaybolmaktadır.

Kolin; hamilelikte özellikle önemlidir, çünkü düşük alım, doğmamış bebeklerde nöral tüp defekti riskini artırabilir.

Bir çalışma; gebe kalma süresi boyunca daha yüksek bir diyet alımının, daha düşük nöral tüp defekti riski ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.

Ayrıca düşük kolin alımı diğer gebelik komplikasyonları riskinizi artırabilir. Bunlar arasında preeklampsi, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı gibi durumlardır.

Kolin Eksikliği için Risk Grupları

Kolin eksikliği nadir olsa da, bazı insanlar yüksek risk altındadır. Bunlar;

Dayanıklılık sporcuları: maratonlar gibi uzun dayanıklılık egzersizlerinde seviyeleri  düşer. Takviye almanın performansı arttırıp arttırmadığı açık değildir.

Yüksek alkol alımı: Alkol, özellikle alım düşük olduğunda, kolin gereksinimlerini ve eksiklik riskinizi artırabilir.

Menopoz sonrası kadınlar: Östrojen vücudunuzdaki kolin üretimine yardımcı olur. Menopoz sonrası kadınlarda östrojen düzeyleri düşme eğiliminde olduğundan, daha fazla eksiklik riski altında olmaktadırlar.

Hamile kadınlar: Hamilelik sırasında kolin gereksinimleri artar. Bu büyük olasılıkla fetüsün kolin ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır.

Son olarak;

Kolin, optimal sağlık için gerekli olan temel bir besindir.

Sağlıklı beyin fonksiyonu, kalp sağlığı, karaciğer fonksiyonu ve gebelikte anahtar rol oynayabilir.

Gerçek eksiklik nadir olmakla birlikte, Batı ülkelerindeki birçok kişi önerilen alımı karşılamıyor.

Alımınızı arttırmak için somon, yumurta, brokoli ve karnabahar gibi kolin bakımından zengin besinler almayı ihmal etmeyin.

Sağlıcakla kalın….

ileNurdan YILDIRIM

Ashwagandha ve Alzheimer Hastalığı

 

Hindistan’da Paul Flechsig BeyinAraştırmaları Enstitüsü ve Leipzig Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada; Ashwagandha’nın beyinde asetilkolin reseptör aktivitesini artırır ve kısmen insanlarda etkilerini artırarak kendi algı ve bellek yollarını açtığını keşfetti. Ashwagandha içindeki  flavonoidler ve withanolide sınıfı etken maddelerine değinildi.

Ayrıca Ashwagandha diğer beyin sinir ve sinapsların kaybının önlenmesi yaşlanmanın beyin hasarlı nöronal devrelerin (beyin yolları) tamirinde  önemli birrol oynayabilir.

Diğer araştırmacılar da Ashwagandha insan sinirhücrelerin içinde akson ve dendritler büyümesini uyardığını keşfetmişlerdir.

Ashwagandha sadecebeyin hasarı önlemede değil aynı zamanda hasarın tamir edilemez durumlarında etken maddesi sayesinde Withanolide-A ile olan yeniden nöronal ağları inşa etmek mümkün olmadığı hallerde, nörodejeneratif hastalıkların terapötik tedavisinde önemli bir adaydır.

Ashwagandha ayrıca sakinleştirici ve ruh hali arttırıcı ve aynı zamanda Alzheimer hastalığı veya demans gibi benzer sorunlarda, uyku ve davranış iyileştirilmesinde önemli bir rol oynayabilir.