Etiket arşivi Anksiyete

ileDr. Öğr. Üyesi Adnan KARAİBRAHİMOĞLU

Hangisi daha acı veriyor? Uçuk mu, Aft mı?

Uçuk veya Aft’dan muzdaripseniz Buyrun…

Çok fazla önemsemediğimiz ancak sürekli olarak bizi rahatsız eden küçük bir sağlık sorunumuz vardır.

Gündelik yaşam konforumuzu etkilemekte, hatta yemek yeme, konuşma veya uyku düzenimizi olumsuz etkilemektedir. Kazara dişimizin çarpması, bir darbe veya yakıcı (asitli) gıdalar nedeniyle şiddetli bir acı duyarsınız. Uçuk veya afttan bahsediyoruz.

Pek çok kişi, aft ile uçukları karıştırmaktadır ya da aynı şey olduğunu zannederler, fakat değildir.

Öncelikle, bu ağız yaraları farklı yerlerde ortaya çıkar: aftlar ağız içinde belirir. Oysa uçuk ağzımızın dış kısmında ortaya çıkar.

Aynı zamanda, aft bulaşıcı olmasa da uçuklar bulaşıcı bir virüs içerir. Birini öptüğünüzde, aynı kaptan içtiğinizde veya kaşık/çatal gibi yemek araçlarını başkaları ile paylaştığınızda uçuğun bulaşma riski vardır.

Aftların (aftöz ülser) nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte üzüntü veya stres en olası nedenidir. Diş hekimleri, ağız yaralanmalarından sonra ortaya çıktığını belirtmektedir. Örneğin, herhangi bir nedenle dudak veya dilin ısırılması, diş fırçalama esnasında fırça darbeleri veya alınan gıdalar. Limon, portakal, ananas, elma, domates ve çilek gibi asidik sebze veya meyveler, steroid olmayan ağrı kesici (NSAİ) ilaçlar aft oluşmasına neden olabilmektedir.

Aşağıdaki durumlar geliştiğinde ağzınızda aft çıkma ihtimali vardır:

  • Dilinizde küçük kabarıklar, damağınızda veya boğazınızda ağrılı bir yara (lezyon) varsa
  • Ağız iç duvarında karıncalanma veya yanma hissi varsa
  • Ağız iç duvarı veya diş etlerinde etrafı kırmızı, ortası beyaz yuvarlak kabarcık oluştuysa
  • Yüksek ateş, fiziksel yorgunluk ve şişmiş lenf bezleri varsa

Aftlar genellikle bir hafta kadar sürer ve sonrasında kendiliğinden geçer. Ancak bu sürede yemek yemeyi ve konuşmayı zorlaştırabilir. Bu nedenle, daha hızlı bir şekilde iyileşmesi için bir çare arayabilirsiniz.

İşte “ağzı günde birkaç kez yüksek oranda konsantre tuzlu su ile çalkalamak ağrıyı ve inflamasyonu azaltmada kolay ve etkili yollardan biri” olabilir.

Yarım bardak ılık suya 1 çay kaşığı tuz koyarak çözeltiyi kolayca hazırlayabilirsiniz. Ağzınızı iyice çalkalayın ve tükürün (yutmayın).

Ayrıca, ayva çekirdeklerini yarım çay bardağı su içine ıslayarak birkaç gün sonra şeffaf bir jel elde edersiniz. Bu jelin aft üzerine sürülmesinin de ağrıyı azaltarak daha kısa sürede iyileşmeyi sağladığı belirtilmektedir.

Uçuklar, tipik olarak burun altında, dudak kenarlarında veya nadiren de olsa çene bölgesinde ortaya çıkan içi sıvı dolu kabarcıklardır. Herpes simpleks virüsü tip-I (HSV)’in neden olması ile ortaya çıkar.

Genital herpes (HSV) tip-II ile ilişkili olmasına rağmen birbirlerinden farklıdırlar. Uçuk belirtileri, dudak kenarında karıncalanma ve bir süre sonra yanma hissi ile başlar. Sonrasında sıvı dolu küçük kabarcıklar belirir. Kabarcıklar bir süre sonra patlayıp dışarıya sıvı bulaştırır. Uçuk atakları belirli bir süre sonra aynı yerden tekrar çıkar. Ateş, boğaz ağrısı veya şişen lenf bezleri uçuğun diğer belirtileridir.

Uçuk yaralarınız olduğunda bardak veya tabaklarınızı başkaları ile paylaşmayın. Birisini öpmekten kaçının. Bulaşma olasılığı düşükte olsa virüsün başkalarına geçme olasılığı olduğunu unutmayın.

Stres, soğuk algınlığı, vücut direncinin düşmesi, güneş ışığına maruz kalma gibi nedenler uçukların ortaya çıkma faktörleri arasında sayılabilir. Genellikle iki haftaya kadar devam ederler. Ancak birtakım uygulamalar ile acıyı ve yanmaları azaltmanın yolları vardır:

  • Büyümeyi ve yanmayı azaltmak için uçuğa buz uygulanabilir
  • Ağrıyı azaltmak ve kabarcıklar üzerindeki kabuğu yumuşatmak için topikal bir nemlendirici ilacı kullanılabilir
  • Eczanelerden anti-viral bir uçuk kremi rahatlıkla alınabilir
  • Dudakları güneşten korumak için 30 koruma faktörlü bir koruyucu veya dudak nemlendiricisi kullanılabilir

 

Daha dingin, daha stressiz yaşam dileğiyle…

 

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazı ve Bilimsel Araştırmalar

Ashwagandha Bitkisi üzerinde yapılmış Bilimsel Araştırmalar

 Ashwagandha ile ilgili Araştırmalar sınırlıdır, ancak bazı çalışmalar, aşağıdaki sağlık sorunlarına yararlı olabileceğini göstermiştir.

Ashwagandha ve Osteoartrit

 2008’de yapılan çalışmada, bilim adamları, insan kıkırdak üzerine ashwagandha etkilerini test etmiş ve bitki enflamasyon ve osteoartrit ile ilişkili kıkırdak hasarına karşı korunmasına yardımcı olabileceği belirlendi.

Ashwagandha ve Anksiyete 

 2000 yılında yayınlanan bir hayvan tabanlı araştırma,  ashwagandha lorazepam (anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullanılan bir ilaç) benzer bir anti-anksiyete etkisi olduğu bulundu. Bu bitki aynı zamanda depresyon  etkilerini azaltır.

Anksiyete için Kanada da bir grup bilim adamının yaptığı bir araştırmada, 6 haftadan uzun süre şiddetli anksiyete yaşayan kişiler üzerinde yapılan araştırmada denekler iki gruba bölünerek bir gruba gizlice plasebo ile beraber standart psikoterapik müdahale diğerine ise ashwaganda ve naturapatik tedavi uygulanıyor.

Katılımcıların % 93 sekiz hafta ve üzeri deneyde devamlılık gösteriyor.

Nihai BAI (Beck Anxiety Inventory) neticelerine göre doğal tedavi uygulan grupda azalma % 56.5, diğer grupta ise %30.5.

Ayrıca rapor sonucuna göre gruplar arasında belirgin farklar var ve belirgin olarak zihin sağlığı, konsantrasyon, sosyal fonksiyonlar, dayanma gücü, sosyal fonksiyonlar ve genel olarak hayat kalitesinin artmasında doğal tedavi gören grup daha büyük klinik fayda gördü (Bakınız: Anksiyete ve Ashwagandha).

Teksas Üniversitesi’ndeki araştırmacılar Ashwaganda özleri besin GABA gibi beyin üzerine benzer etkiye sahip olduğunu buldu. GABA’da kaygıyı azalttığı için buna iyi bir neden olabilir.

 

Nurdan YILDIRIM

ileNurdan YILDIRIM

Biri Stres mi Dedi?

“Stres”, çevresel toksinler ve kötü beslenme ile oluşur, tüm sinir sistemi üzerinde zararlı bir etkisi vardır.

Ashwagandha Şifa Bitkisi, 2500 yıldır canlandırıcı olarak kullanılmaktadır. Yenileyici güçlendirici dengeleyici ve sinir sistemi rahatlayıcısıdır.

Sinir Sistemi aşırı yorgunluğunda ve unutkanlıkta yararlıdır.

Ashwagandha, egzotik Hint bitkisi, depresyon ve anksiyete tedavisinde kullanılan güçlü ilaçlarla kıyaslanabilir olağanüstü stres giderici özellikleri vardır.

Sinir sistemi üzerindeki mükemmel bir koruyucu etkilerine ek olarak, Ashwagandha, Alzheimer ve Parkinson hastalığı gibi dejeneratif çeşitli için gelecek vaat eden bir tedavi seçeneği olabilir.

Ashwagandha, yaşlanma ve çeşitli hastalık durumlarında suçlanmıştır. Fakat serbest radikalleri yok  eden güçlü antioksidan özelliklere sahiptir.

Araştırmalara göre yüzyılların bitkisi hakkında ortaya çıkan kanıtlar yanı sıra,ashwagandha  anti-kanserojen faydaları da düşündürmektedir.

Ashwagandha bilimsel çalışmalarda  kullanıcılarının  stres atmasında yeterli etkiye sahip olup, aynı zamanda modern yaşamın zararlı etkilerine karşı beyin hücreleri korumak için de faydalı olduğu önerilmektedir.

Örneğin, anksiyete ve depresyon durumlarında ana sinirsel  modellerinde, Ashwagandhanın bazı sakinleştirici ve antidepresan ilaçlar kadar etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Özellikle beş gün boyunca Ashwagandha oral reçeteli antidepresan ilaç imipramin benzer anti-anksiyete ilacı lorazepam ve antidepresan etkisi ile elde edilenlere benzer anksiyete giderici etkiler gösterdi ( Aynı anda kullanılmadığını özellikle belirtelim!).

Geçtiğimiz beş yıl içinde Ashwagandha ile ilgili önemli bir çalışma, Toyama Medikal ve Japonya’da İlaç Üniversitesi Doğal Tıp Enstitüsü tarafından gerçekleştirildi

Amaç Ashwagandha’nın beyin üzerindeki faydalarıydı. Enstitünün bilim adamları, insan beyninin ana modellerinde akson ve dendrit olarak adlandırılan sinir hücre bileşenlerinin rejenerasyon oluşumu yollarını arıyorlardı.

Bu önemli araştırma bir gün fiziksel travmaya bağlı beyin hasarı oluşan olanların yanı sıra, demans yani bunama ve Alzheimer gibi hastalıklarda sinir hücresi ağlarının yıkımına bağlı bilişsel gerilemede olumlu iyileşmeler gözlemlendi.

Ashwagandha Bitkisi en güzel özelliği ise stresin oluşturduğu şişkinlik yani yağlanmanın sebebi olan kortizol hormonun düzenlenmesini sağlamaktır.

Araştırmacılar stres hormonu kortizolün yüksek seviyeleri de dahil olmak üzere stresin olumsuz etkileri üzerinde Ashwagandha bitkisinin standardize ekstresi etkilerini inceledi. Stresin olumsuz etkileri çoğu kortizol seviyelerini yükseltir .

Katılımcılardaki  subjektif enerji artışı, yorgunluk azalımı, daha iyi uyku alımları en belirgin özellikti.

Katılımcıların % 26’sında kortizol düzeyinde azalma, açlık kan şekeri düzeylerinde bir düşüş ve gelişmiş lipid profili dahil olmak üzere birçok ölçülebilir parametrede gelişmeler gözlemlendi.

 

Nurdan YILDIRIM