Etiket arşivi Serbest radikaller

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Nedir bu Oksidatif Stres

“Oksidatif stres” terimi ilk olarak “pro-oksidan-antioksidan dengesindeki bozulmanın oksidan lehine bir bozukluğu” olarak tanımlanmıştır. Oksijen kullanımı yaygın olan organizmalarda serbest radikal oluşumunu kontrol altında tutmak ve zararlı maddelerin etkilerini engellemek için antioksidan savunma sistemi yetersiz kaldığı durumda oksidatif stres olarak bilinen durum ortaya çıkar.

Serbest radikaller, besinlerin enerjiye dönüşümü sırasında oluşan reaktif moleküllerdir. Bu enerji dönüşümü sırasında kullanılan ana madde ise oksijendir.

Serbest radikaller, O2 ile minor metabolik ürünleri olan süperoksit (•O2‾), hidrojen peroksit (H2O2, serbest radikal değildir), hidroksil radikali (OH) ve single oksijen (1O2) denilen toksit olan reaktif oksidatif türleridir. Bu moleküller DNA, protein ve lipit bileşenlerine zarar verir.

En önemli reaktif oksijen ürünlerinin kaynakları; mitokondriyal elektron transportu, peroksimal yağ asit metabolizması, sitokrom p450 reaksiyonu ve fagositik hücrelerdir.

Bu ürünler; DNA, protein ya da lipit gibi temel kimyasal yapıların hedef moleküllerinden bir ya da daha çok elektron transferi yaparak okside eder.

Bu reaktif oksijen türleri organizmada genellikle normal fizyolojik olaylar esnasında oluşur ve birçok önemli fonksiyona aracılık eder.

Mitokondrial solunum sırasında kullanılan oksijenin % 2 ila % 5’i serbest radikal oluşturmak için sitokrom oksidaz enzimi ile doğrudan suya indirgenir.

Bu sırada oksijenin çok az bir kısmı elektron transport zincirindeki elektron kaçakları nedeniyle süperoksit anyonunu oluşturur.

Ayrıca hücrelerde çeşitli enzimler (NADPH oksidaz, ksantin oksidaz, sitokrom p450 vb) aracılığıyla, katekolaminler, flavinler vb. otooksidasyonu ile veya parakuat, nitrofurantoin, adriamisin gibi ksenobiyotiklerin redoks döngüsü ile değişik mekanizmalar •O2‾ ve H2O2 meydana getirir.

Hidroksil radikali ise H2O2 ile •O2‾ arasındaki reaksiyon (Haber-Weiss reaksiyonu) sonucunda oluşur. Bu reaksiyon geçiş metalleri (başlıca demir) tarafından katalizlenir ve Fenton reaksiyonu olarak adlandırılır.

Oksidatif stres sonucu oluşan ve reaktif oksijen metabolitleri olarak bilinen moleküller özellikle lipit, protein ve DNA gibi hücre bileşenlerini hasarlandırır. Bu yüzden oksidatif stres vücudumuz için çok zararlıdır ve korunmak için antioksidan besinlerden bolca tüketmeliyiz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Vahşi Alaska Yaban Mersini

Bu meyveyi  diğerlerinden ayıran en temel özellik yüksek miktarlardaki antioksidan içeriğidir. Doğada yetişme şartları göz  önünde bulundurulduğunda diğer türlere oranla daha fazla besin değeri içerdiği klinik deneylerle ispatlanmıştır. 10 kata kadar daha fazla antioksidan değeri içermektedir.

Serbest radikaller, hücrelerde doğal veya doğal olmayan hasarlar meydana getirirler. Hücre oksidatif-stres altında diğer bir hücreden elektron alır ve o hücreyi eksiltir. Bu da bir kısır döngü oluşturur. Serbest radikallerin  hücreye verdikleri zararlar, erken yaşlanma, hastalıklar ve hasara uğramış sistemlerdir. Antioksidanlar, ihtiyacı olan moleküle kendi elektronunu vererek kısır döngüyü kırar. Böylece hücreler stresten uzak durarak hastalıklara neden olan hasarlardan korunur. Vahşi Alaska yaban mersini çok güçlü bir antioksidandır. Göz rahatsızlıklarını önleyici ve yavaşlatıcıdır. Kabızlık, bulantı, mide krampları, ülser önleyicidir. İltihaplanmaya karşı etkilidir. Kollajenin (collagen) stabilize edilmesini sağlar. Varis, basur (hemoroid) ‘e karşı iyileştiricidir. Yeni keşfedilen bir özelliği de somon balığı, yumurta, yulaf, barbunya, bezelye ve ay çekirdeği ile beraber zekayı geliştiren 7 besinden biri olduğu yönündedir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Oksidatif Stres

Canlı dokularda sürekli kontrollü bir şekilde serbest oksijen radikalleri üretilir. Bunları nötralize edip zararlı etkilerinden korunmak için antioksidan besinleri tüketmemiz gerekmektedir.