Etiket arşivi antioksidan

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mor ve Minnak-3

Peki Ya Beynimiz?

Antosiyaninler beyin merkezindeki nöronal sinyalleşmeyi arttırır. Güçlü bir hafıza ile düzenli yaban mersini tüketmek arsında ilginç ve güçlü bir ilişki mevcuttur. İçeriğindeki vitamin ve minareller merkezi sinir sistemini geliştirirken antioksidan özelliği ile de bilişsel zorluk yaratan hücresel hasar en aza inmektedir.

Özellikle son yıllarda çocuklarda sıkça yaşanan dikkat eksiklikleri ve ileri yaşlarda sıklıkla görülen Alzheimer hastalığı için düzenli olarak yaban mersini tüketimi öneriliyor.

Yaban mersini, sinir sistemini yatıştırır!

Günlük rutin yaşam içinde pek çok olumsuz faktör, sinir sistemimizi yıpratmakta, strese, depresyona yol açmaktadır. Ancak vitamin, mineral ve diğer faydalı bileşenleri sayesinde yaban mersini, kişinin enerjisini yükseltir, yaşamdan aldığı tadı artırır, stres ve depresyona girme eşiğini yükseltmiş olur. Buna bağlı uyku problemlerini çözmede yardımcıdır. Enerji metabolizmasını düzenleyerek kişinin rahatlamasına yardımcı olan yaban mersini, doğal antidepresan olarak kabul edilir. Rengi ne kadar koyu olursa içeriği o kadar zengin olur.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

E Vitamininin Üremeye Etkisi

E VİTAMİNİ

Vitamin E ( alfa-tokoferol formu) 1920’lerde keşfedilmiştir. 1960’lara kadar Tokotrionellerin bu familyanın bir parçası olduğu düşünülmüştür. Esas olarak üretkenlikle ilişkili bir vitamin olarak isimlendirilmiş ve 1930’larda antioksidan özelliği ortaya konulmuştur.  Vitamin E vücutta birçok sistem etkileyebilmektedir ve güçlü bir antioksidandır. İmmün sistemi güçlendirir, kalp damar sağlığı, akıl sağlığı, göz ve kas sağlığı ve daha fazlası. Yağda eriyen E vitamini hücre membranı ve arter duvarlarını korur.

Vitamin E Ailesi

e vitamini türleri

Vitamin E ailesinin süperstarı; Tokotrienoller

Vitamin E ailesi tokoferol ve tokotrienol olmak üzere iki gruba ayrılır. Tokotrienoller Pennock ve Whittle tarafından 1964’te keşfedilmiştir. 1980’lerin başında kolesterol düşürdüğü biliniyordu, 1990’larda ise anti-kanser özelliği ortaya konuldu. Günümüzde Tokotrienoller hakkında geniş çaplı araştırmalar yürütülmekte ve kan kolesterol düzeyini % 5-35 arasında azalttığı gösterilmiş olup bu da kardiyovasküler hastalıktan korunma için çok önemlidir. Tokoferoller yaygın olarak E vitamini olarak bilinir, fakat çalışmalar tokotrionellerin daha güçlü etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Burada farkı oluşturan en önemli etken moleküler yapıdır. Tokoferoller daha büyük baş ve uzun kuyruk yapısına sahiptir ve bu da molekülün hareketini zor hale getirir. Küçük baş ve kısa kuyrupa sahip olan tokotrienoller çok fazla esnek ve yüksek emilim kapasitesine sahiptir. Ek olarak, çalışmalarda trokotrienollerin kalp sağılığını güçlendiridiği, kan şekerini düzenlediğive birçok sağlığa ek yararı olduğunu ortaya koymuştur.

Peki Tokotrienoller hangi besinlerde bulunur.

 Tokotironeller

 Tokotrioneller ve Tokoferollerin Karşılaştırılması

Çeşitli çalışmalarda Tokoferoller özellikle Alfa-Tokoferol Trokotrionellerin sağlığa yararlarına müdahale ederler. Bir çalışmada; 6 grup tavuğa Tokotrienollere  ek olarak çeşitli miktarlarda Tokoferol veriliyor. Tokoferol çok az veya verilmeyen  gruplarda büyük oradan yağ oranı azalmış. Yüksek oranda Tokoferol verilen grupta kolsterol üretimi artmış. Ek çalışmalar, Tokoferollerin kolesterol seviyelerini, emilimini ve anti-karsinojenik özellikleri etkilediğini göstermiştir.

Bu durumda tokoferoller için denilebilir ki;

Emilimi azaltır

Kolesterolün azaltılmasını etkiler

Kanserin engellenmesini azaltır

Tokotrionellerin parçalanması ve yıkımını artırır

Yüksek dozda kolesterolü artırır

Güney Amerika’da yetişen yağlı bir bitki olan annatto çalısı, beraberinde Tokoferoller olmadan saf Tokotrienoller sunan dünyadaki tek doğal bileşiktir. Ayrıca, Annatto Tocotrienol, pirinç ve palmiye kaynaklara göre 150 – 300 kat daha az Tokoferol içeren en yüksek Tokotrienol konsantrasyonuna sahiptir.

Tokotrionellerin gücü

Geçmişte, çalışmalar çoğunlukla Vitamin E’nin Alfa-Tokoferol formu ile ilişkiliydi. Çok az çalışma tokotronllerden bahsediyorsun. Son yıllarda çalışamaların %30’u tokotrionllere odaklandı. Bu dramik kayma neden? Özellikle delta- ve gamma- Tokotrionellerin yaygın güçlü etkileridir.

 E Vitamini Eksikliğinde Görülen Belirtiler

Deneysel olarak E vit eksikliği oluşturulan gebe sıçanlarda fetüs 1. haftada ölür. E vitamini ile bu önlenebilir.

E vit eksikliğinde iskelet kas lifleri parçalanır, ödem ve hücre infiltrasyonu görülür, hemolitik anemi görülür.

İleri safhada solunum felci ve ölüm görülür.

Çocuklarda kas gelişiminde düzensizliklere neden olur

Erkeklerde germinal epitelde dejenerasyonla steriliteye neden olur.

Kadınlarda düşüğe neden olabilir.

Anemi

Ataksi (kas koordinasyonu bozukluğu).

İnsanlarda E vit eksikliği görülmez, yetersizliği görülür.

Selenyumun etkisi

Selenyum, Vitamin E gibi hücreyi peroksidatif etkilerden korur.

Se etkisi E vitamini ihtiyacını azaltır.

Se, Glutatyon peroksidazın yapısında bulunur. Bu enzim yağ asidi hidroperoksidlerin membran yapısını bozmasını önleyerek E Vitaminine yardımcı olur.

Pankreas normal fonksiyonu için gerekli. Vitamin E ile diğer lipidlerin sindirim ve emilimine etkilidir.

Vitamin E’nin plazma lipoproteinlerine bağlanmasına yardım eder.

 e vitamini kaynakları

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

OKSİDATİF STRES VE YAŞLANMA

Yaşlanma, strese uyum cevabında azalmaya yol açan ve yaşla ilişkili hastalıkların riskinin arttığı, fonksiyonlarda ilerleyici ve yaygın bir bozukluk olarak tanımlanabilir. Yaşlanan bireyin dışarıdan gelen uyarılara karşı organ ve sistemlerin dengesini koruması giderek zorlaşır. Yaşam boyunca pek çok süreç değişik düzeyde fizyolojik ve patolojik hasara yol açarak yaşlanmaya katkıda bulunur. Yaşlanma ile ilgili 1990 yılında yapılmış bir derlemede 300’den fazla teorinin bulunduğu belirtilmiştir.  Bu konudaki bilgi birikimi her geçen gün artmaktadır. Hemen her yaşlanma modeli, yaşlanma ile ilgili tek bir mekanizmaya odaklansa da, yaşlanma oldukça karmaşık bir olay olduğundan tek bir mekanizma ile açıklanması mümkün gözükmemektedir. Burada çağımızda da artık birçok kronik hastalığın patogenezinde yer alan oksidatif stres ve yaşlılık ilişkisine bakacağız.

Oksidatif Stres (Serbest Radikal Teorileri):

Günümüzde en çok rağbet gören yaşlanma teorilerinden biridir. Oksidan maddeler olan reaktif oksijen ürünleri (ROÜ) ve reaktif nitrojen ürünleri (RNÜ), birincil olarak mitokondrilerde üretilirler. Bu oksidan maddeler hücrelerde oksidatif hasara neden olur.  Oksidan maddeler, hem yaşlılıkla ilişkili dejeneratif hastalıkların (Alzheimer hastalığı ve ateroskleroz gibi) patogenezinde, hem de doku atrofisi gibi yaşlılık sürecinin sonucu olan durumlarda önemli rol oynarlar. Bununla birlikte ROÜ ve RNÜ, büyüme, apoptoz ve nörotransmisyonda görevli sinyal molekülleri olarak da fizyolojik görevler üstlenmektedirler.

Yaşlanma ile birlikte oksidan maddelerin miktarı artar ve oluşturacakları hasarı engellemeye çalışan antioksidan sistemler yetersiz kalır. Yaşlılıktaki temel sorunun, hem faydalı hem de zararlı etkileri olan oksidan madde regülasyonunun yaşlanma ile birlikte bozulması olduğu düşünülmektedir. Sonuçta oksidatif değişiklikler daha çok yenilenme kabiliyeti olmayan nöronlar ve kardiyak miyositlerde görülmektedir. Bunun nedeni bu hücrelerin oksidan hasarı hücre bölünmesi yoluyla azaltamamaları olabilir.

Oksidan maddelerin iki ana kaynağı vardır:

-Birincil kaynak olan mitokondrilerde elektron transport zincirinde ROÜ; nitrik oksit sentetaz reaksiyonu ile de RNÜ üretilir.

-Yaşlanma ile birlikte mitokondriyal makromoleküllerde oluşan oksidatif hasar nedeniyle disfonksiyonel mitokondriler birikir.

Mitokondri dışı oksidan madde kaynakları arasında fenton reaksiyonu, mikrozomal sitokrom p450 enzimleri, fagositoz yapan hücrelerin respiratuar saldırısı ve peroksizomal β-oksidasyon sayılabilir.

Bu yollarla üretilen oksidan maddelerin yaşlılıkla ilgili bazı hastalık ve durumlarda özgül rolleri olabilir. Örneğin, ilaç metabolizmasında görevli olan sitokrom p450 enzimleri yaşlanma ile birlikte azalır. Bu da ilaç reaksiyonları ve toksisitelerinin yaşlılıkta daha sık görülmesinden sorumlu olabilir.

Yaşlanma ile ilişkili oksidatif streste en kritik hedeflerden biri de DNA’dır. Bir taraftan DNA bazları ROÜ tarafından modifiye edilirken, diğer taraftan DNA tamir enzimleri bu lezyonları tamir etmeye çalışırlar. Ancak tamir edilemeyen lezyonlar yaşla birlikte birikirler. Yaşlanma ile birlikte mitokondriyal DNA’da (mtDNA) görülen oksidasyon, nükleer DNA’dakine göre çok daha ön plandadır. Bunun ana nedenleri mtDNA’nın nükleer DNA gibi histonlar tarafından korunmaması ve oksidan maddelerin temel üretim yerinin mitokondri olmasıdır. Bu mtDNA’da mutasyonların daha sık oluşmasına yol açar. mtDNA respiratuar zincirin proteinlerini kodladığından, mtDNA mutasyonu sonucunda elektron transferinde azalma olduğunda ROÜ üretimi artar ve böylece kısır bir döngü oluşur. Memelilerde mitokondriyal peroksit üretimi ile yaşam süresi arasında ters orantı olduğu tespit edilmiştir. Yaşlı farelerin fibroblastlarından mitokondri izole edilerek genç farelerin hücrelerine enjekte edildiğinde hızlı bir yaşlılık sürecinin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.

Mitokondrilerin oksidan madde üretimlerinin ölçülmesi teknik olarak oldukça zordur. Günümüzde bunun yerine oksidatif stresin biyolojik belirteçlerinin kullanılması tercih edilmektedir. Örneğin, yaşlılıkla ilişkili bazı hastalıkların patogenezinde önemli olan lipid peroksidasyonu, ekspire edilen havadaki etan ve pentan gibi biyolojik belirteçlerle tayin edilebilir. Ayrıca mitokondriyal gen ürünlerinden biri olan 16S rRNA oksidatif strese karşı çok hassastır. Yaşlanma ile birlikte 16S rRNA ekspresyonu yaşam süresi ile doğru orantılı olarak azalır. Bu nedenle, 16S rRNA da hücresel yaşlanmanın biyolojik belirteçlerinden biri olarak kullanılabilir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kıvırcık Sebze; Kale

Kale sebzesi, görüntü itibariyle lahanaya benzeyen fakat lahanadan farklı olarak kıvırcık yapraklara sahip oldukça faydalı bir bitkidir. Brokolinin tahtına oturabilecek kadar şifa kaynağı olan bu bitki dünyada çok iyi tanınmasına ve tüketilmesine rağmen ülkemizde çok az bilinen bir bitkidir. Avrupa’da et yemeklerinin yanına buharda pişirilerek garnitür olarak servis ediliyor. Sütten daha çok kalsiyum içerdiğini belirten uzmanlar kale bitkisinin demir yönünden de zengin olduğunun altını çiziyor. Kale Bitkisinin Faydaları • Kale reçinesi safra asidini tutarak besinlerin içindeki yağların emilimini azaltıyor. Böylece kolesterole karşı koruma sağlamasının yanında kilo artışına da engel oluyor • Oldukça düşük karbonhidrat içermektedir. iyi bir diyet yemeği olarak gösteriliyor. • Antioksidan bir bitkidir. kanı toksinlerden arındırır. • Koyu yeşil yapraklarından dolayı yoğun K vitamini içerir. • Kalp hızını ve kan basıncını kontrol ediyor. • Göz sağlığı için A vitamini içerir. • Vücudun detoksifikasyon sistemi için kapsamlı destek sağladığı kabul ediliyor. • Vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olur. • Mesane, meme, kolon, yumurtalık ve prostat kanserine karşı koruma sağlar • Bakır, kalsiyum, sodyum, potasyum, demir, manganez ve fosfor gibi mineraller bakımından zengin olan bir bitkidir • Bitkinin içeriğinde bulunan indol denilen özel bileşik hücrelerin içinde bulunan DNA’nın onarımını sağlıyor, hücre ölümünü engelliyor.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Ashwaganda; Kış Kirazı

Ashwaganda (kış kirazı) kökü yıllardır doğal tıp alanında sürekli kullanılan bir bitkidir. Bu kök Ayurvedik tıbbı’nda ginseng olarak, geleneksel Hindistan tıbbında adaptojen olarak kullanılır ve bu terim bitkileri tanımlamak amacıyla kullanılırdı. Bu kök aynı zamanda enerjiyi ve atletik yeterliliği,soğuk ve enfeksiyonlardan korunmak amacıyla bağışıklık sistemini ve cinsel dürtüleri arttırmaya da yarıyor. Bağışıklık Sistemini Güçlendirir Kış kirazının en ünlü özelliklerden bir tanesi enerji üretimiyken, bağışıklık sistemini güçlendirmesi de belki de bağışıklı sistemini güçlendirmesidir. Birçok araştırma gösteriyor ki bu kök kullanıldığında vücuttaki lökosit sayısı ve diğer bağışıklık sistemini etkileyen mineral ve yararlı bakteriler artış gösteriyor. Yatıştırıcıdır Ashwaganda ayrıca yoğun yatıştırıcı etkisi sayesinde sinir sisteminin merkezini uyarır ve hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda da kaslarda gevşeme bulgulanmıştır. Canlılığı Arttırır Yaygın olarak bu özelliği nedeniyle kullanılır, özellikle kronik bir rahatsızlığın ardından yahut yoğun bir acı döneminden (ameliyat sonrası, ani spazm sonrası vb.) sonrası kullanılır. Kan Şekerini Düzene Sokar Kış kirazı ayrıca vücudun şeker ihtiyacı sırasında kan şekerini ayarlayarak belirli dozajlar halinde vücuda aktarımını düzenler. Kanser Tedavisinde ve Korumasında Kullanılır Araştırmalar gösteriyot ki kiraz ağacı alternatif kanser tedavisive korumasında kullanılabilir. Ashwagandha sinir sisteminin ana merkezinde yer alan endokrin ve kalbe olumlu etkileri çok fazladır. Ayrıca vücudun kendi troid hormonlarını üretmesine yardımcı olan bitkilerden bir tanesidir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Gingseng Kökü

Ginseng, ginseng bitkisinin köklerinden elde edilen oldukça popüler bir bitkisel ilaçtır. Tarihçilere göre ginseng bitkisi ilk olarak 5000 yıl önce, Kuzey Çin’in dağlık bölgelerinde keşfedildi. Ginsengin Faydaları • Ginseng kökleri stres, anksiyete, bulantı, kusma, baş ağrısı,hazımsızlık, ishal, akciğer sorunları, artrit, astım, Crohn hastalığı, tümörler, yorgunluk, şekerhastalığı, depresyon, diş ve diş eti hastalıkları gibi hastalıklara faydalıdır. • Mide sorunlarına faydalıdır. Bir yumuşatıcı ve bir uyarıcıolarak çalışır ve sindirim sisteminin sorunsuz ve verimli çalışmasını sağlar. • Ginseng kökleri afrodizyaktır. Cinsiyet ve doğurganlıkla ilgili problemlerin düzeltilmesi için çalışır. Üreme hormonlarının üretimini düzenler ve bu hormonları arttırır. • Kökler yorgunluk, sinirlilik ve travma gibi çeşitli stres faktörlerine karşı vücudun direncini artırır. • Menstruasyonu düzenlemek, doğum ağrılarını azaltmak için kullanılabilir. • Bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyonlara karşı vücudu güçlendirir. • Ginseng hafızayı arttırarak öğrenme yeteneklerini geliştirebilir. • Ginseng kökleri karaciğer ve kalbin sorunsuz çalışmasını sağlayarak kan şekeri ve kolesterol seviyelerini düzenler. • Düzenli olarak tüketildiğinde kanser riskini azaltır. • Solunum sisteminin verimli çalışmasına yardımcı olur. • Ginseng kökleri tüm vücudu güçlendirir, canlandırır bu nedenle bir anti-aging maddesi olarak çalışır.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Wolfberries; Kurt Üzümü

Goji meyveleri, aynı zamanda, wolfberries olarak da bilinen ve yaprak döken, odunsu bitkilerden elde edilen meyvedir. Özellikle Çin,Moğolistan, Tibet güney kesimlerinde ve Himalaya bölgelerinde bulunmaktadır. Wolfberries (Kurt Üzümü); Bir protein deposudur. 19 ayrı aminoasit, % 13 protein, yüksek değerde betakaroten, 21 iz mineral, çinko, demir, fosfor, B-complex, %8 E vitamini, Zeaxanthin, Germanyum, carotenoids, Beta Sitosterol, Cyperone, Solavetivone, Physalin, Betaine ve çok yüksek oranda C vitamini içerir. Kurt Üzümü’nün Faydalarına baktığımızda • B vitaminlerini içerir. • Dünya daki en yüksek antioksidan içeren yiyeceklerinden biridir. Antioxidant carotenoidsin içerir • 19 farklı amino asit içerir (Arı poleninden altı kere daha yüksek). Methionine, Leucine, Isoleucine, Lysine, Phenylalanine, Threonine , Tryptophan, Valine . • Tümörlere karşı deney farelerinde doğal katil hücre faaliyetini arttırdığı görülmüştür. • Anti-kanser ilacıdır. • 21 Mineral içerir. • İçeriğindeki Germanyum kansere karşı koruyucu bir iz mineralidir. Nadiren, yiyeceklerde bulunur. • DNA’yı korur. • % 13 protein içerir, kepekli buğdaydan daha yüksektir. • Ömrü uzatmak için ve kuvvet verici olarak kullanılır. • Portakaldan yüzlerce kat C vitamini içerir. • %8 Vitamin E içerir. (Çok nadiren meyvelerde bulunur, sadece tahıl ve tohumlarda) • Beta Sitosterol’a içerir, anti-alevlendirici bir ajandır. • Kolesterolü düşürür. • Cinsel iktidarsızlık ve büyüme hormonlarına iyi gelir. • Hormonların ve beyin ve sinir sisteminin düzgün iş görmesi için vücudun üretimi için gerektirilen gerekli yağlı asitleri içerir. • Zeaxanthin içerir. Göz retinasında bulunan iki karotenoidden biridir. Göz sağlığı için çok yararlıdır. • Kalp ve kan basıncına faydası olan maddeler içerir. • Solavetivone içerir. Bu madde güçlü bir anti-fungal ve anti-bakteriyeldir. • Havuçtan daha iyi bir beta karoten kaynağıdır. • Physalin içerir. Löseminin bütün büyük tiplerine karşı aktif olan doğal bir bileşiktir. • Karaciğer tarafından kolin’i üretmek için kullanılan Betain içerir. Sakinleştirici, hafızayı arttıran, kas büyümesini terfi ettiren ve yağlı karaciğer hastalığına karşı koruyan bir bileşiktir. • Betain ayrıca, vücudun enerji tepkilerinde kullandığı metil gruplarını sağlar ve homosistein düzeylerini azaltmaya yardım edebilir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Cranberry;Turna Yemişi

Cranberry; kırmızı ayı üzümü ve turna yemişi olarak da bilinir, çekirdeksiz, hafif ekşimsi tadı olan kızılcık benzeri bir meyvedir. Cranberry, kalsiyum, magnezyum, demir, manganez, fosfor, potasyum ve çinko mineralleri ile, C vitamini, K vitamini, B6 vitamini ve E vitaminlerinden oluşur. Protein, salisilik asit, flavonoidler, antosiyaninler ve triterpenoidler de cranberry’nin içinde bulunan diğer bileşiklerdir. Cranberry meyvesini yoğurda ve salatalara katabilir, keklere ekleyebilir, suyunu içebilir yahut yalın olarak tüketebilirsiniz. Kanseri önler “Planta Medica” tıp dergisinde haziran 1996 yılında yayımlanan çalışmada, cranberry yani turna yemişinin kanser önleyici bir bitk iolduğu tespit edilmiştir. Ayrıca “The Journal of Nutrition” tıp dergisinde turna yemişinde bulunan fitokimyasalların prostat, akciğer, meme, kolon ve diğer tümörlerin oluşumunu önlemeye yardımcı özellikte olduğu bildirilmiştir. Diş eti hastalıklarından korur The Journal of the American Dental Association (Amerikan Dişhekimleri Birliği Dergisi)’nde geçen yazıda, cranberry meyvesini nbakterilerin dişe yapışmasını önleyip kişiyi diş eti hastalıklarından koruduğu bildiriliyor. Ülseri önler Cranberry suyu zararlı bakterilerin mide duvarına yapışmasını önlemeye yardımcı olabilir. Cranberry suyunun bu özelliği proantosiyanidin ismindeki antioksidanı içermesinden kaynaklanır. “Nutrition” tıp dergisi 2008 sayısında cranberry suyunun, mide ülserinin temel nedeni ve mide kanseri için risk faktörü olan Helikobakter pilori (en öenmli mide ülseri etkeni) denilen bir bakterinin çoğalmasını engellediği bilgisi yer almıştır. Hdl (İyi kolesterol)’yi artırır American Chemical Society (Amerikan Kimya Derneği) tarafından 2003yılında yapılan pilot çalışmada, cranberry suyunun yüksek dansiteli lipoproteini yaniiyi kolestrolü artırıp kalp sağlığını korumaya yardımcı olduğu belirlenmiştir. İdrar yolu enfeksiyonunu engeller Maryland Üniversitesi Tıp Merkezine göre, cranberry, idrar yolu enfeksiyonundan kurtulmak için etkili bir bitkidir. “Üroloji Dergisi”Şubat 1998 sayısında yayınlanan bir çalışmada, cranberry suyunun, üriner sistemi idrar yolu enfeksiyonuna neden olan E. coli bakterisinden koruduğu bilgisi yer almıştır.”American Journal of Clinical Nutrition” (Amerikan Klinik BeslenmeDergisi)’nde kısa bir süre önce yayımlanan makalede günde 240 ml yani 1 su bardağı cranberry suyu içmenin kadınlarda idrar yolu iltihabı tekrarını %40 önlediği tespit edilmiştir. Bağışıklığı güçlendirir Cranberry, en iyi antioksidan olan C vitamini açısından zengin yapısıyla bağışıklığı güçlendirir, kişiyi hastalıklardan korur. Ayrıca cranberry’de bulunan fitokimyasallar bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişine yardımcı olurlar. Günde 1 su bardağı turna yemişi suyu içmeniz hastalanmanızı önleyecektir. Kemik sağlığını korur Cranberry, kemikleri, dişleri ve tırnakları güçlendirmeye yardımcı olan iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Bu yemiş aynı zamanda osteoporoz gelişme riskini azaltır. Günde 1 su bardağı cranberry suyunu bu amaçla içebilirsiniz. Yaşlanmayı geciktirir Turna yemişi, C vitamini, B3 vitamini ve B5 vitamini gibi güçlü antioksidan içeriğiyle serbest radikallerle savaşır, yaşlanmayla mücadele eder.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Red Raspberry; Ahududu

Red Raspberry; ahududu yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türüdür. Genelde ormanların açık verdiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektardır. Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden ürer. İçerisinde; B1, B2, B3, B5, B6, B9, E, C ve K vitaminleri, Kolin, Kalsiyum, Demir, Magnezyum, Manganez, Fosfor, Potasyum, Çinko bulunur. Vahşi ahududunun faydaları ise;  • Kan yapar. • Kadınlarda oluşan beyaz akıntıyı kesebilmektedir. • Kadınlarda adet dönemini düzene sokabilme özelliğine sahiptir. • Bu meyve, özellikle doğum yapmak üzere olan hamile kadınlarda oldukça faydalıdır. Doğum sancılarını azaltmada yardımcı olmaktadır. Yine doğum olayını kolaylaştırma etkisi de bulunmaktadır. Ahududu, doğum yapacak olan kadınlarda rahim kasılmalarının düzeltilmesinde oldukça etkilidir. • Mevcut kanı temizler. • Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. • Terletir ve idrar söktürür. • Kabızlığı giderir. • Vücuda dinçlik verir. • Ateş düşürücü etkisi nedeniyle ateşli hastalıklarda faydalıdır. • Romatizma, nıkris, kansızlık ve verem hastalıklarına karşı yararlıdır. • Dokuları sıkılaştırıcı ve güçlendirici etkisi vardır.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Hayat

Sağlıklı bir hayatı sanırım herkes ister ama elde etmek için sanırım biraz yaşam tarzımızı, beslenme alışkanlıklarımızı ve özellikle uyku düzenimizi değiştirmemiz gerekecek. Bunun için yapılabilecekler çok basit ama nedense genel olarak bunu yapmayız ya da erteler dururuz. Şimdi karar vermeye ne dersiniz? Değişim ama kendimiz için, sağlıklı yaş almak ve yaşam kalitemizi arttırmak için.

Başlangıç noktamız öncelikle ne olmalı? Buna karar verdikten sonra da kendimiz için bunu yapmalıyız.