Günlük arşiv 29 Kasım 2018

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersiz ve Fiziksel Aktivite

Bilinen egzersiz tipleri;

  1. Dayanıklılık Tipi Aerobik Egzersiz: Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, tenis gibi aktivitelerdir. Dayanıklılık türü egzersizlerin haftanın en az 3 günü ve günde 30 dakika olmak üzere uygulanmalıdır. Zaman yokluğu nedeniyle uzun soluklu bir egzersizi tamamlamada sıkıntı çekiliyorsa, aktivite gün içinde daha kısa sürelere bölünerek uygulanabilir. Aralıklı egzersizle sürekli egzersizlerle aynı faydayı sağladığı gözlenmektedir. Orta şiddetteki egzersizlerin yüksek şiddetteki egzersizlere göre kan basıncını daha etkin düzeyde düşürebildiği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.
  2. Direnç ve Ağırlık Egzersizleri: Bacaklar, kollar, göğüs ve karın bölgesindeki geniş kas gruplarını çalıştıran aktivitelerdir. Hızlı yürüyüş, yük taşıma, serbest ağırlıklar kullanma, ağırlık aletleri ile çalışma. Egzersizler haftada en az 3 günü ve günde 3 set olmak üzere 9-11 tekrarlı şekilde uygulanmalıdır.
  3. Germe Egzersizleri: Daha az kalori yakar, kas boyunu artırır ve uzanma-germe ve eğilmeye yönelik eklemlerin hareketlerini artırır. Yoga, hafif germe egzersizleri örnek verilebilir. Bu egzersiz büyük kas gruplarına yönelik yapılan egzersiz yöntemidir. Haftada en az 3 defa yapılmalı ve kas gergin bir pozisyonda ise 10-30 saniye arası tutulmalıdır. Bu hareket 7-10 defa tekrarlanmalıdır.

Egzersiz ile fiziksel aktive arasındaki tanım farkına bakılırsa; fiziksel aktiviteler, bahçe işlerinde çalışmak, yaprakları tırmık ile toplamak, köpeği gezdirmek ve asansör yerine merdiven kullanmak gibi herhangi bir bedensel hareketlerdir.

Egzersiz ise;  ağırlık eğitimi, aerobik sınıfına giren, özel olarak planlanmış, yapılandırılmış ve tekrarlama amaçlı bir eğitim ile karakterize edilen fiziksel aktivitenin bir alt kümesi olarak tanımlanmaktadır.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, yaşlı yetişkinler de dahil olmak üzere neredeyse herkesin fiziksel ve zihinsel sağlığı için önemlidir.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, insanların yaşlanma sürecinde bazı hastalık ve sakatlıkların gelişme riskini azaltabileceği hatta ilaç olarak kabul edilebileceği fikri hâkimdir.

Düzenli egzersiz, kas gelişimi ve dayanıklılık artışı ile vücut yağ oranının düşürülmesi sonrasında bazal metabolizmada artış olarak karşılık verir.

Düzenli egzersiz,  sağlıkta hastalıkta en sık reçete edilen terapilerden biridir. Örneğin, çalışmalar eklem sorunları, kalp hastalığı veya diyabetli kişilerin düzenli egzersizden yararlandıklarını göstermektedir.

Düzenli egzersiz, ayrıca yüksek tansiyon, denge sorunları veya yürümede zorluk çeken insanlara yardımcı olur. Yapılan araştırmalarda artan fiziksel egzersize cevap olarak her iki cinsiyette de % 20-35 ölüm riskinin azalması arasındaki ilişki ortaya konulmuştur.

Egzersiz esnasında,

  • Göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma hissi olduğunda.
  • Baş dönmesi veya bayılma meydana geldiğinde.
  • Çalışılan kas grubunda aşırı yüke bağlı yaralanma olduğunda.
  • Nefes alamama hissi yaşandığında.
  • Kalp atımının egzersize şiddetine bağlı olarak düzensiz olmasında.
  • Aşırı yorgunluk ve halsizlik meydana geldiğinde
  • Dayanılmaz ve sık sık kramplar oluştuğunda
  • Belirli kas gruplarında spazm meydana geldiğinde

Egzersiz bırakılıp en yakın sağlık merkezine başvurulmalıdır.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kanamanız durmuyorsa; K Vitamini

Kanamanız durmuyorsa; K vitamininiz eksik olabilir.

K ismi Koagülasyon, kan pıhtılaşmasından geliyor. K Vitamini etkisi gösteren 3 tip madde vardır.

K1 Fillokinon; Bitkisel kaynaklıdır.

K2 Menakinon; Barsakta bakteriler tarafından sentezlenir ve absorbe olur

K3 Menadion ; İzopren yan zinciri olmayan  sentetik K Vitaminidir.

K vitamini

Obstrüktif sarılıkta safra eksikliğine bağlı, ülseratif kolit ve diyare de emilimi azalır.

K Vitamini organizmada depo edilmez.

Bakteriler tarafından kolonda sentezlenir (% 10-15).

Bitkisel kaynaklar

Yeşil yapraklı sebzeler (pırasa, ıspanak..)

Bazı bitkisel yağlar

Brokoli

Hayvansal kaynaklar

Karaciğer

Süt

 

 

 

K Vitamininin Fonksiyonları

Kan pıhtılaşmasını sağlar (II, VII, IX ve X ve Protein C gibi pıhtılaşma faktörlerinin sentezinde rol alır).

Kemik şekillenmesinde katkıda bulunur.

Oksidasyon-redüksiyon reaksiyonlarında elektron taşıyıcı rolü üstlenir.

Eksikliğinde, kanama eğiliminde artış oluşur.

Fazlalığında; anemi, gastrointestinal bozukluklar meydan gelir.

 Yeni doğanda K Vitamini

K vitamininin plasentadan geçişi az olduğundan yenidoğanlarda düzeyi normalden çok düşüktür.

 

Ayrıca yenidoğanlar barsaklarında yeterince K vitamini sentezleyecek bakteri olmadığı için K Vitamini eksikliği görülür.

Yeni doğanda gastrointestinal sistem steril olduğundan sentezlenemez.

Sütteki miktar ihtiyacın ancak beşte birini karşılar.

Yeni doğana bir defa Vitamin K iğnesi yapılır.

Sentetik K Vitaminin fazla alınması oral pıtılaşmayı engelleyen ilaçların etkisini bloke edebilir.

Hamile kadınlarda kullanılırsa eritrositlerin aşırı yıkımına bağlı yeni doğan bebekte sarılık görülür.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

E Vitamininin Üremeye Etkisi

E VİTAMİNİ

Vitamin E ( alfa-tokoferol formu) 1920’lerde keşfedilmiştir. 1960’lara kadar Tokotrionellerin bu familyanın bir parçası olduğu düşünülmüştür. Esas olarak üretkenlikle ilişkili bir vitamin olarak isimlendirilmiş ve 1930’larda antioksidan özelliği ortaya konulmuştur.  Vitamin E vücutta birçok sistem etkileyebilmektedir ve güçlü bir antioksidandır. İmmün sistemi güçlendirir, kalp damar sağlığı, akıl sağlığı, göz ve kas sağlığı ve daha fazlası. Yağda eriyen E vitamini hücre membranı ve arter duvarlarını korur.

Vitamin E Ailesi

e vitamini türleri

Vitamin E ailesinin süperstarı; Tokotrienoller

Vitamin E ailesi tokoferol ve tokotrienol olmak üzere iki gruba ayrılır. Tokotrienoller Pennock ve Whittle tarafından 1964’te keşfedilmiştir. 1980’lerin başında kolesterol düşürdüğü biliniyordu, 1990’larda ise anti-kanser özelliği ortaya konuldu. Günümüzde Tokotrienoller hakkında geniş çaplı araştırmalar yürütülmekte ve kan kolesterol düzeyini % 5-35 arasında azalttığı gösterilmiş olup bu da kardiyovasküler hastalıktan korunma için çok önemlidir. Tokoferoller yaygın olarak E vitamini olarak bilinir, fakat çalışmalar tokotrionellerin daha güçlü etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Burada farkı oluşturan en önemli etken moleküler yapıdır. Tokoferoller daha büyük baş ve uzun kuyruk yapısına sahiptir ve bu da molekülün hareketini zor hale getirir. Küçük baş ve kısa kuyrupa sahip olan tokotrienoller çok fazla esnek ve yüksek emilim kapasitesine sahiptir. Ek olarak, çalışmalarda trokotrienollerin kalp sağılığını güçlendiridiği, kan şekerini düzenlediğive birçok sağlığa ek yararı olduğunu ortaya koymuştur.

Peki Tokotrienoller hangi besinlerde bulunur.

 Tokotironeller

 Tokotrioneller ve Tokoferollerin Karşılaştırılması

Çeşitli çalışmalarda Tokoferoller özellikle Alfa-Tokoferol Trokotrionellerin sağlığa yararlarına müdahale ederler. Bir çalışmada; 6 grup tavuğa Tokotrienollere  ek olarak çeşitli miktarlarda Tokoferol veriliyor. Tokoferol çok az veya verilmeyen  gruplarda büyük oradan yağ oranı azalmış. Yüksek oranda Tokoferol verilen grupta kolsterol üretimi artmış. Ek çalışmalar, Tokoferollerin kolesterol seviyelerini, emilimini ve anti-karsinojenik özellikleri etkilediğini göstermiştir.

Bu durumda tokoferoller için denilebilir ki;

Emilimi azaltır

Kolesterolün azaltılmasını etkiler

Kanserin engellenmesini azaltır

Tokotrionellerin parçalanması ve yıkımını artırır

Yüksek dozda kolesterolü artırır

Güney Amerika’da yetişen yağlı bir bitki olan annatto çalısı, beraberinde Tokoferoller olmadan saf Tokotrienoller sunan dünyadaki tek doğal bileşiktir. Ayrıca, Annatto Tocotrienol, pirinç ve palmiye kaynaklara göre 150 – 300 kat daha az Tokoferol içeren en yüksek Tokotrienol konsantrasyonuna sahiptir.

Tokotrionellerin gücü

Geçmişte, çalışmalar çoğunlukla Vitamin E’nin Alfa-Tokoferol formu ile ilişkiliydi. Çok az çalışma tokotronllerden bahsediyorsun. Son yıllarda çalışamaların %30’u tokotrionllere odaklandı. Bu dramik kayma neden? Özellikle delta- ve gamma- Tokotrionellerin yaygın güçlü etkileridir.

 E Vitamini Eksikliğinde Görülen Belirtiler

Deneysel olarak E vit eksikliği oluşturulan gebe sıçanlarda fetüs 1. haftada ölür. E vitamini ile bu önlenebilir.

E vit eksikliğinde iskelet kas lifleri parçalanır, ödem ve hücre infiltrasyonu görülür, hemolitik anemi görülür.

İleri safhada solunum felci ve ölüm görülür.

Çocuklarda kas gelişiminde düzensizliklere neden olur

Erkeklerde germinal epitelde dejenerasyonla steriliteye neden olur.

Kadınlarda düşüğe neden olabilir.

Anemi

Ataksi (kas koordinasyonu bozukluğu).

İnsanlarda E vit eksikliği görülmez, yetersizliği görülür.

Selenyumun etkisi

Selenyum, Vitamin E gibi hücreyi peroksidatif etkilerden korur.

Se etkisi E vitamini ihtiyacını azaltır.

Se, Glutatyon peroksidazın yapısında bulunur. Bu enzim yağ asidi hidroperoksidlerin membran yapısını bozmasını önleyerek E Vitaminine yardımcı olur.

Pankreas normal fonksiyonu için gerekli. Vitamin E ile diğer lipidlerin sindirim ve emilimine etkilidir.

Vitamin E’nin plazma lipoproteinlerine bağlanmasına yardım eder.

 e vitamini kaynakları