Yazar arşivi Prof. Dr. Mustafa SAYGIN

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Deneysel Overektomi (Uygulamalı Gösterim)!!!

Menopoz

Menopoz kadın yaşam döngüsünde üreme yeteneğinin sona ermesi olarak tanımlanabilen ve aslında bir tür östrojen yoksunluk sendromu olarak ta tanımlanabilen bir fizyolojik süreçtir. Bu durum kişiyi özellikle sağlık sorunları yönünden temel olarak etkiler. Birlikte yaşamaya alıştığınız biri (östrojen) bir anda sizi terkediyor diye düşünebilirsiniz.

Kadınlarda, menopozdan sonra kardiyovasküler hastalıkların görülme riski belirgin olarak artmaktadır. Bu hastalıklara bağlı ölümler, jinekolojik kanserlere bağlı ölümlerden daha fazladır. Sigara içme, hipertansiyon ve kolesterol düzeyinin yükselmesi, kardiyovasküler hastalıklar açısından önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Bunların başında gelen en önemli sağlık sorunu ise Osteoporozdur. Osteoporoz, düşük kemik kitlesi ve kemiğin
mikroyapısal bozulması ile karakterize, kemik kırılganlığında artış ve buna bağlı olarak kırığa yatkınlıkla sonuçlanan sistemik bir iskelet hastalığıdır.

Esas konumuza dönersek, kadınlarda menopoz modelini oluşturabilmek ve sonrasında (östrojen yokluğunda) meydana gelen patolojileri araştırabilmek için bu deneysel yöntem kullanılmaktadır.

Bunun için fertil dönemdeki sıçanların overleri çıkarılarak  90 günlük iyileşme sürecinde menopoz tablosunun oturması beklenir.

Artık elinizde menopoza girmiş sıçanlar vardır. Bu sıçanlar üzerinde insanların yaşadıkları menopoz komplikasyonlarından hangisini isterseniz tanı ya da tedavi amaçlı uygulamanızı yapabilirsiniz.

Bu işlemle ilgili uygulamalı videomuzu izlemek için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Olmazsa Olmazlarımızdan Biri!!!

Neden Esansiyel?

Geçen haftaki yazımda esansiyelkavramı üzerinde durmuştuk.Esansiyelolmasının  önemi ise çok geniş organ doku ve sistemler üzerinde olan etkilerinin bulunmasıdır.

Omega-3 (alfa-linolenik asit), Omega-6 (linoleik asit) ve Omega-9 (oleik asit)’dan oluşan omega yağ asitlerinin beyin gelişimi (özellikle bebekler için), bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kalp-damar hastalıklarının önlenmesi, Diyabet, Hipertansiyon ve sinir sistemi hastalıklarından korunma gibi önemli fonksiyonları bulunmaktadır.

Balık tüketiminin yaygın olduğu toplumlarda;kalp krizi, felç ve diğer dolaşım sistemi hastalıkları azalmaktadır.

Esansiyel yağ asitleri doğal kan inceltici özelliğe sahip olup, kalp krizine yol açabilen kan pıhtılaşmasını önleyebilmekte ve ayrıca kılcal damarlarla beslenen dokuların oksijenlenmesini kolaylaştırmaktadır.

Omega-3 yağ asitleri kandaki kolesterol ve trigliserit seviyelerini düzenlemede önemli rol oynamaktadır.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

İhtiyaçlardan Devam!!!

Günlük Almamız Gereken Olmazsa Olmazlarımız!!!

İnsan makinası öyle mükemmel ve intizamlı yaratılmış ki zerre miktar şaşmadan belli kalıplar çerçevesinde (Genetik Kod) saat gibi çalışıyor.

O zaman bu makinanın kusursuz çalışması için gerekli olan maddelerin hergün eksiksiz temin edilmesi gerekiyor ki çalışsın. İşte burada esansiyel olan yağ asitlerinden bahsedeceğim.

Esansiyel demek vücut makinasının sentezleyemeyip diyetle alması gereken olmazsa olmazları anlamına gelmektedir.

Bunlar ω-6 yağ asidi türevi olan linoleik asit (LA) ve bir omega-3 yağ asidi türevi olan alfa-linolenik asit (ALA) dir. Esansiyel yağ asitleri vitamin benzeri maddelerdendir.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mesleki Beceri ve İletişim Dersi

Dönem II 4. Kurul Mesleki Beceri Uygulama Dersi yönergesini buradan okuyabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Oxford Üniversitesi Bilimsel Omega-3 Deneyi

Bilimsel Omega-3 Deneyi

Oxford Üniversitesi tarafından yapılan esansiyel yağ astilerinden biri olan omega-3 yağ asidi hakkında yapılan araştırmada

özellikle çocuklarda öğrenme konusundaki olumlu etkileri vurgulanmaktadır. Çalışmada seçilen bir grup çocuğa günlük 6 tablet omega-3 yağ asidi verilmiştir. 2-3 ay sonrasında çocuklarda dikkate değer gelişmeler gözlemlenmiştir.

Çocukların televizyon izleme süresi kısalıp, okuma hatırlama ve dikkatini verme konularında dikkate değer bir fark gözlemlenmiştir.

Omega-3’ün öğrenmeyi çabuklaştırdığı, hemen herkesin hafıza ve dikkat yeteneğini  geliştirdiği ortaya konulmuştur.

Araştırmanın videosunu izlemek için tıklayınız.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Acaba Beslenebiliyor muyuz?

Acaba Beslenebiliyor muyuz?

Bu başlıkla yazıma başlamamın sebebi bir an durup kendimizi sorgulamamız. Acaba gerçekten beslenebiliyor muyuz? Gelin cevabını birlikte bulalım.

Günümüzde modern tarım yöntemleri ile birçok meyve ve sebzeye mevsim kısıtlaması olmaksızın sofralarımızda yer verebiliyoruz. İlk bakışta bu çok güzel ve avantajlı gibi görünüyor değil mi? Yaz-kış istediğiniz sebze ve meyveye ulaşabilmek.  Diğer taraftan da her şey mevsiminde güzeldir diye düşünüyoruz. Kışın karpuz canımız istemez ama onun yerine vücudumuzun direncini arttıracak antioksidan olan C vitamini için narenciye tüketiriz.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uykuda da Duramayan Huzursuz Bacaklarım Var!!!

Uykuda Ekstremitelerin Periyodik Hareket Bozukluğu

Uykuda periyodik bacak hareketleri (PLMS), uykuda özellikle alt ekstremitelerde, ortaya çıkan periyodik, tekrarlayıcı ve oldukça stereotipik hareketler olarak tanımlanır.

Hareketler; ayak parmaklarının dorsifleksiyonu, ayak bileği dorsifleksiyonu ve diz, bazen de kalça ekleminde kısmi fleksiyonla şekillenir.

Uykuda periyodik bacak hareketleri, ilk olarak, Symonds tarafından ‘noktürnal miyoklonus’ adıyla tanımlanmıştır.

Periyodik hareketler sadece uykuda değil, uyanıklık dönemlerinde de ortaya çıkabilir.

Huzursuz bacaklar sendromu (RLS) hastalarında görülen uyanıklıkta periyodik bacak hareketleri, görünüm olarak uykuda PLMS’ ye benzer; ancak daha uzun sürelidir.

Uyanıklıkta periyodik bacak hareketleri kayıtları, RLS tanısı için önerilen hareketsizlik testi ile saptanabilir.

RLS’de uyanıklıkta periyodik bacak hareketlerinin varlığının gösterilmesi, tanıda PLMS’ ye göre daha yüksek sensitivite ve spesifisiteye sahiptir.

PLMS varlığının uyku-uyanıklıkla ilgili şikayetlere yol açtığının düşünülmesi nedeniyle, polisomnografik tetkiklerde PLMS kaydı rutin olarak önerilmektedir.

PLMS’nin geceden geceye değişkenlik göstermesi, tanı amaçlı olarak iki gecelik kaydı gerektirebilmektedir.

Aktigrafiyle birkaç gece kayıt, tanıyı kolaylaştırabilir; ancak bu yöntemin geçerliliği henüz kanıtlanmış değildir.

PLMS’ ye çoğunlukla kortikal ve otonom uyanıklıklar eşlik eder.

Elektroensefalografide saptanan kortikal uyanıklıklar, uyanıklık reaksiyonu olarak adlandırılır ki, dinlendirici olmayan uyku ve uyku bozukluğuyla ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Hareketlerin nispi sıklığı, süresi ve kortikal uyanıklıklarla birlikteliği, NREM 1 ve 2 evrelerinde, REM uykusuna göre daha fazladır.

Subjektif uyku şikayetleri ile PLMS arasındaki ilişki, çelişkilidir.

Uykuda periyodik bacak hareketleri; uykuya dalma zorluğu, gece içi sık uyanma, sabah erken uyanma ve gündüz aşırı uykululuk gibi birçok uyku ve uyanıklık şikayetleriyle birliktelik gösterebilir.

Prevelans; 18980 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada % 3,9’dur. Hastalığın; kadın cinsiyet, kahve, stres ve mental hastalıkla ilişkisi ortaya konulmuştur.

Çocukluk ve ergenlik döneminde nadiren görülür.

Uykusuzluk şikayeti olan hastaların % 13,3’ünde, aşırı uykululuk şikayeti olan hastaların ise % 6,9’unda PLMS varlığı saptanmıştır.

OSAS hastalarında PLMS oldukça sık görülür.

Klinik yaklaşım açısından, bacak hareketlerinin sıklıkla EEG’de saptanan uyanıklık reaksiyonlarıyla birlikte olduğu ve bu uyanıklık reaksiyonlarının yokluğunda hastalarda uyku ve uyanıklık şikayetlerinin görülmediği kabul edilir.

Uykusuzluk ve gündüz aşırı uykululuk yakınması olan hastalarda PLMS, farklı özellikler gösterir.

Uyku bölünmesi, artmış uyanıklık süresi, gece kısa uyku süresi, artmış derin NREM uyku latansı ve bozuk uyku etkinliği indeksine sahip olan hastalarda uykusuzluk şikayeti daha belirgindir.

TEDAVİ

PLMS için tedavi önerileri çoğunlukla, huzursuz bacak sendromu olan hastalarda yapılan çalışmalardan kaynaklanmakta; L-dopa ve dopamin agonistleri, tedavide ilk seçenek olarak düşünülmektedir.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yerinde Duramayan Huzursuz Bacaklarım Var!!!

Yerinde Duramayan Huzursuz Bacaklarım Var!!!

Husursuz bacağınız mı var? Sizi yerinizde durdurmayan sürekli hareket etme hissi doğuran ve tarif edemediğiniz şekilde bir his ile rahatsız eden. O zaman huzursuz bacaklarınız var, tanı bu. Peki, nedir bu hastalık, bir bakalım.

Huzursuz bacak sendromunun ilk olarak 1672’de, İngiliz hekim Thomas Willis (1620-1675) tarafından tanımlanmasına karşın, ayrı bir klinik sendrom olarak bildirilmesi ve özelliklerinin belirlenmesi 1945’te İsveç nörolog Karl-Axel Ekbom tarafından yapılmıştır. Ekbom aynı zamanda sendromun isim babasıdır. Bu nedenle huzursuz bacaklar sendromu, Ekbom sendromu olarak da adlandırılır.

Huzursuz bacak sendromu, son yıllarda daha iyi tanınmaya başlayan bir sendromdur. Sendromun temel özelliği, bacaklarda ortaya çıkan ağrı veya rahatsız edici bir histir. Biraz tarif etmek zor ama ağrıya benzer ve huzursuzluk verir. Bazı hastalar bunu bacaklarda karıncalanma, batma, gıdıklanma ve rahatsız edici bir his olarak tanımlanır.

Ancak bu ağrı hareketle azalır veya ortadan kalkar.

Bu his vücudun tüm bölgelerinde tanımlanmıştır ve en sık kollardır.

Kollar dışında; karın, genital organlar, anal bölge ve torakstır ve bacaktaki yakınmalara ek olarak bulunur.

Soğuk veya sıcak su ağrıları azaltır.

Sendromun diğer bir özelliği de, diurnal ritim göstermesidir. Akşam saatlerinde artar, sabah azalır.

Hastanın semptomları akşam saatlerinde ve özellikle uyku için yatıldığı zaman ortaya çıkar.

Buna karşılık sabah saatlerinde genelde hastalar rahattır veya semptomları çok azdır.

Hastaların hemen hepsinde uyku bozukluğu görülür.

Bu nedenle uyku bozuklukları içinde çok önemli bir sendrom olarak bilinir ve uykuya dalma zorluğu olan her hastada mutlaka sorgulanması gerekir.

Huzursuz Bacaklar Sendromunda Uyku BozukluklarıHuzursuz Bacaklar Sendromu için Tanı Kriterleri;

  1. Bacakları hareket ettirme isteği
  2. Hareket ettirme yada hoş olmayan his, istirahat veya oturmada artar.
  3. Hareket ettirme yada hoş olmayan his, hareket süresince azalır
  4. Hareket ettirme yada hoş olmayan his, akşamları gündüzden daha şiddetli ya da sadece akşamları geceleri ortaya çıkar.

Bazen bu temel kriterlere ek olarak;

  1. Pozitif aile öyküsü
  2. Dopaminerjik tedaviye olumlu yanıt
  3. Uykuda periyodik bacak hareketlerinin varlığı destekleyicidir.

Ama temel neden hastanın uyku bozukluğu olarak hekime gitmesidir.

Uyanıklıkta tekrarlaya bacak hareketleri ve «Zorlayıcı haraketsizlik testi» tanıya yardımcıdır.

Temel olarak hastalığın fizyopatolojisi; Demir ve Dopamin metabolizması ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.

Hastalığın görülme sıklığı ilk olarak Ekbom tarafından yapılmış ve % 5,2 olarak bulunmuştur.

Sonraki çalışmalarda; Kanada, ABD, ve Almanya’da % 5-15 arasında, Japonya’da % 1,06 olarak bulunmuştur.

Ülkemizde Mersin’de yapılan bir çalışmada % 3,19 olarak saptanmıştır.

Genel olarak doğu ülkelerinde düşük, batı ülkelerinde yüksek prevelansa sahip olduğu söylenebilir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Stresin Çözümü Burada!!!

STRESİN ÇÖZÜMÜ BURADA!!!

Geçen haftaki yazımda günümüzün en meşhurlarından biri olan ve herkesin diline pelesenk olmuş bir kavram olan “stres”i yazdık. Peki, o zaman buna karşı ne yapabiliriz ona bakalım.
Sağlıklı ve uzun ömür için stresden uzak durun. Bunu çok duymuşsunuzdur.
Ama ilk olarak akla gelen duygu durumla ilgili stres olduğunu konuşmuştuk. Bunun için yapılabilecek en iyi yol stres etkeni her ne ise ondan uzaklaşmaya çalışmaktır.
Olmuyorsa profesyonel yardım almak gerekmektedir (Psikolog ya da Psikiyatrist).
Peki o zaman fiziksel ve kimyasal stres için ne yapmalıyız.
Fiziksel stres (iş yerinde ya da çevresel etkenlerle maruz kalınabilir) için yine neden olan etkenden uzaklaşmak olacak çözüm yolumuz.
Kimyasal strese ya da oksidatif strese günümüzde beslenme ve yaşam tarzımızdan dolayı çok maruz kalıyoruz.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Günümüzün En Ünlülerinden Biri!!!

GÜNÜMÜZÜN EN ÜNLÜLERİNDEN BİRİ!!!

Evet, günümüzün en ünlülerinden biri stres. Stres deyince aklımıza hemen duygu durumumuzda yaşadığımız olumsuzluklar aklımıza geliyor.
Fakat stres sadece bu değildir.
Emosyonel (duygu durum), fiziksel ve kimyasal (oksidatif stres) gibi farklı sınıflara ayrılır.
Ama çok popüler olan ve gerçekte ise bu kadar meşhur olmasının hakkını verecek kadar da önemli etkileri olan oksidatif strese bakalım.
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.