Kategori arşivi Sağlık-Medya

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Temaslı Takibi, Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi ve Filyasyon (7 Aralık 2020)

Ne Güncellendi!!!

 

1.3. Yakın Temaslı ve Temaslı Tespitinde Yapılması Gerekenler:
1.3.1. Yakın Temaslı (Yüksek Riskli)
» Temaslı algoritmalarına uygun olarak izole edilir.
» Ekipler tarafından izolasyon ve izolasyon kuralları ile ilgili sözlü olarak
bilgilendirilir, izolasyon kuralları hakkında hazırlanan broşür veya yazılı
onam formu verilir.
» Ekipler tarafından kullanılmakta olan FITAS program üzerinden bilgilendirme
linki gönderilir ve sms onay kodu alınır. Akıllı telefonu olmayan veya internet
çekmeyen yerlerde kişilere ise iki nüsha yazılı onam formu imzalatılır ve bir
nüshası alınır.
» Bu kişiler izolasyon süresince belirlenen aralıklarla telefon ile takip edilir.
» Yapılan takip sırasında kişiler hastalığa dair semptomlar açısından (ateş,
öksürük, ishal, tat ve koku kaybı, ve/veya solunum yolu semptomları)
değerlendirilir. Gerekli görülen durumlarda izole oldukları yerde ziyaret
edilerek değerlendirme yapılabilir.
1.3.2. Temaslı (Düşük riskli) temas
» Maske ile çalışmaya devam ederek 10 gün boyunca kendilerini COVID-19
semptomları açısından takip etmeleri konusunda bilgilendirilir.
» Bu kişiler ev ortamı/iş ortamı dahil olmak üzere normal yaşantılarına
maske takarak, fizik mesafe ve sık sık el yıkama kurallarına uyarak devam
edebileceklerdir.
1.3.3. Yakın temaslı veya temaslı kişilerde
» Yakın temaslı kişilerde takip süreleri içerisinde COVID-19 semptomları
gelişirse filyasyon ekiplerince numune alınması sağlanır, yakın temaslı
semptomları nedeniyle hastaneye başvurmak isterse tıbbi maske takarak
sağlık kurumuna başvurması sağlanır.
» Temaslılarda COVID-19 semptomları gelişirse tıbbi maske takarak sağlık
kurumuna başvurması sağlanır.
1.4. Yakın temaslılarda karantinanın sonlandırılması
Yakın temaslılar 10 gün boyunca karantinada kalır. Karantina dönemi süresince
herhangi bir semptom gelişmeyen kişilerin karantinası, PCR yapılmaksızın, 10.
günün sonunda biter. Ancak bu kişiler toplumda uyulması gereken tedbirlere
devam ederler.

Rehberin tamamını okumak ve indirmek için tıklayınız.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Koronavirüs Aşıları

ÇİN AŞISI SİNOVAC BİLİMSEL VERİLERİ

 

Ülkemize Çin aşısı gelecek, aşı ile ilgili faz I ve faz II çalışmalarının sonuçları Lancet’te yeni yayınlandı. Bu aşamada Sinovac’ın yan etkilerine ve serolojik konversiyonlarına bakılmış. Çalışma Çin’de yapılmış, aşının 3µg ve 6 µg 2 dozu denenmiş, aşı da adjuvan olarak 0,5 ml alimünyum hidroksit kullanılmış.
Toplam 743 hasta aşılanmış, bunların 143 faz I den 591 faz 2 den gelen bireylerden oluşmuş.

Yan etkiler genelde hafif(injeksiyon yerinde şişme -ağrı-kızarıklık) ve 48 saatte geçmiş, yan etkiler diğer aşılardan pek farklı çıkmamış.

Serolojik cevaplar 0 ve 14. Gün aşılamadan 14 ve 28. gün bakılmış, nötralizan antikorlar 14 .günde 3 µg aşı grubunda 6µg aşı grubunda % 92 ye % 98 ,28 gün sonra nötralizan antikorlar 3µg aşı grubunda % 97, 6 µg grubunda ise % 100 olarak bulunmuş.

Ancak aşı ile elde edilen nötralizan antikor düzeylerine bakıldığında Covid geçiren hastalardan daha düşük düzeyde bulunmuş,( Covid geçirenlerde antikor cevabı 167 iken aşı grubunda 23,8 veya 65 GMT çıkmış) öte yandan RNA aşılarının( Pfizer-Biontech ve Moderna’nın aşıları) antikor düzeyleri covid geçirenlerle aynı hatta daha yüksek olarak çıkmış. Bu kafalarda bir soru işareti olarak kalmakta. Bunun cevabını halen devam eden Faz III a sonuçları verecek. Bilindiği üzere her iki RNA aşısı faz III çalışmalarında etkinliği % 90 ın üzerinde açıkladılar, henüz Sinovac ‘ın faz III çalışmasının preliminer sonuçları açıklanmadı.
Ancak araştırıcılar bu düşük antikor titresinde dahi aşı koruyucudur diyorlar, bunu 3 sebebe bağlıyorlar
1-Diğer virüs aşıları varicella ve enterovirus aşılarında da düşük nötralizan antikora rağmen koruma sağlamıştır.
2-Araştırıcıları kendi maymun çalışmalarında 1/24 titrede antikor titresi SARS-2 ye koruma sağlamış.
3-Çalışmalar Covid geçiren hastalarda zamanla antikor titresinin düştüğünü ancak hafıza hücreleri il reinfeksiyonun çok nadir olarak olduğu görülmüştür.

Bu soruların cevabını halen 3 ülkede(Brezilya (NCT04456595), Endonezya (NCT04508075), ve Türkiye (NCT04582344).) sürmekte olan faz III çalışmalarının sonucu verecektir.

Çalışmanın henüz T hücre cevaplarına bakmamış olması, Faz ı ve Faz II çalışmalarında antijen miktarının değiştirilmesi( spike proteinin artırılması) çalışmanın problemleri olarak sunulmaktadır.

Umarız Faz III çalışmasında etkinliği diğer RNA aşıları gibi çıkar.

https://www.thelancet.com/journals/laninf/article/PIIS1473-3099(20)30843-4/fulltext
İşin ÖZETİ.Sinovac ücretsiz diğerleri tercihinize bağlı…VACCINE COVİD19

1️⃣FİRMA MENŞEİ

1) Biontech /pfizer Aşısı – Almanya / ABD
2) Sputnik V Aşısı – Rusya
3) Moderna Aşısı – ABD
4) Oxford / Astra Zeneca Aşısı – İngiltere / İsveç
5) Sinovac Aşısı – Çin

2️⃣AŞI ÜRETİM TEKNOLOJİSİ

1) Biontech / Pfizer Aşısı – RNA Tabanlı
2) Sputnik V Aşısı – Viral Vektör
3) Moderna Aşısı – RNA Tabanlı
4) Oxford / Astra Zeneca Aşısı – Viral Vektör
5) Sinovac Aşısı – Geleneksel

Geleneksel Aşı: Geleneksel aşılarda enfeksiyona sebep olan virüsler, zayıflatılarak ya da etkisizleştirilerek vücuda enjekte ediliyor, böylelikle vücut, kendisine zarar veremeyecek hale gelen virüse karşı bağışıklık kazanmayı öğreniyor.

RNA Tabanlı Aşı: RNA tabanlı aşılarda ise virüsün tamamı yerine, genetik bilgisini taşıyan RNA zincirinden kritik bir kısım vücuda enjekte ediliyor.

Viral Vektör Aşı: Viral vektör aşılarında da yine gen teknolojisi kullanılarak, virüsün taşıdığı genetik materyalin bir kısmı, başka bir virüs içine yerleştiriliyor ve vücuda enjekte ediliyor.

3️⃣AŞI ÜRETİM KAYNAĞI

1) Biontech / Pfizer Aşısı – Sentetik kod ( Aşı, kişinin koluna enjekte edildiğinde kas hücreleri, virüsü imal etmeye başlıyor )

2) Sputnik V Aşısı – Canlı Hücre ( Virüsün taşıdığı genetik materyalin bir kısmı, başka bir virüs içine yerleştiriliyor ve vücuda enjekte ediliyor. )

3) Moderna Aşısı – Sentetik kod ( Aşı, kişinin koluna enjekte edildiğinde kas hücreleri, virüsü imal etmeye başlıyor )

4) Oxford / Astra Zeneca Aşısı – Canlı Hücre ( Virüsün taşıdığı genetik materyalin bir kısmı, başka bir virüs içine yerleştiriliyor ve vücuda enjekte ediliyor. )

5) Sinovac Aşısı – İnaktif virüs ( Tavuk Yumurtası vasıtasıyla çoğaltılan inaktif virüs enjekte ediliyor)

4️⃣AÇIKLANAN BAĞIŞIKLAMA ORANLARI

1) Biontech / PfiZer Aşısı – %95
2) Sputnik V Aşısı – %92
3) Moderna Aşısı – %95
4) Oxford / Astra Zeneca Aşısı – %70
5) Sinovac Aşısı – %90

5️⃣SAKLAMA KOŞULLARI

1) Biontech / Pfizer Aşısı: -70° (6 ay) / 4° (1 hafta)
2) Sputnik V Aşısı: 4° (6 ay)
3) Moderna Aşısı: -20° (6 ay) / 4° (30 gün)
4) Oxford / Astra Zeneca Aşısı: 4° (6 ay)
5) Sinovac Aşısı: 2-8° arası (3 yıl)

6️⃣DOZ BAŞINA MALİYET

1) Biontech / Pfizer Aşısı: 19,5 $
2) Sputnik V Aşısı: 10 $
3) Moderna Aşısı: 25-37 $
4) Oxford / Astra Zeneca Aşısı: 3 $
5) Sinovac Aşısı: 29 $ (Çin’de şuanki fiyatı) Yurtdışı fiyatının 13-15 $ olması bekleniyor

7️⃣UYGULAMA ŞEKLİ

1) Biontech / Pfizer Aşısı: 28 gün ara ile 2 doz
2) Sputnik V Aşısı: 21 gün ara ile 2 doz
3) Moderna Aşısı: 28 gün ara ile 2 doz
4) Oxford / Astra Zeneca Aşısı: 28 gün ara ile 2 doz
5) Sinovac Aşısı: 14 gün ara ile 2 doz

 

Prof.Dr.Sedat Kadanalı

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

TÜSAD Pandemi Kısıtlamaları Bilgilendirmesi

Dışarıda buluşmak yasak diye misafirliklerin artması bulaş riskini yükseltir!

 

Son yapılan düzenleme ile hafta içi günler 21’den sonra ve Cuma akşam 21.00 ile Pazartesi sabah 05.00 arası sokağa çıkmak yasaklandı. Yani sokağa, sadece hafta içi günler 05.00-21.00 saatleri arası çıkmak serbest olacak. Bu değişiklikler sonrası vatandaşlarımızın dikkat etmesi gereken bazı temel noktaları belirtmek istiyoruz.

Kış mevsiminin başladığı bu aylarda hava sıcaklıkları da düşmeye başladı. Özellikle vatandaşlarımızı soğuk hava konusunda uyarmak istiyoruz. Unutulmamalıdır ki, soğuk havanın bir etkisi de vücut direncini düşürmesi. Bu nedenle sonbahar ve kış aylarında zatürree görülme sıklığı artıyor. Grip ve nezleye yol açan mikroplar da soğuk havalarda daha kolay yayılır ve insandan insana bulaşırlar. Bu yüzden dışarı çıkarken önlemlerimizi almalı, kendimizi sıcak ve korunaklı tutacak kıyafetlerle dışarı çıkmalıyız.

Ama asıl unutulmaması gereken nokta,  bu tür hastalıkların insandan insana bulaşmasının ve hasta olmamıza yol açmasının temel nedenlerinden birisi, soğuk hava değil, yaşadığımız evi, çalıştığımız iş yerini iyi havalandırmamaktır.  Havalandırılmayan ortamlarda bulunan ve hızlıca çoğalan mantarlar, bakteriler ve virüsler sağlığımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Evde daha çok zaman geçireceğimiz bu günlerde evlerdeki havayı sürekli olan yenilemek, havanın tazelenmesini sağlayarak nem oranını da düşürür. Odalar her gün, birkaç  kez en az 30 dakika havalandırılmalıdır. Bu önlemler Coronavirus de dahil olmak üzere virüslerin evde barınmasına daha fazla engel olacaktır.

Pandemi döneminde önemli konulardan birisi de bağışıklık sistemini güçlü tutmak. Bağışıklık sistemimiz ne kadar kuvvetli olursa virüs ve bakterilerle vücudumuzdan o kadar uzak durur ve enfeksiyon durumunda ise hastalığın beklenenden daha hafif geçmesini sağlayabilir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için, düzenli uyku ve beslenme şart. Günde ortalama 7-9 saat uyumaya ve uyku düzeninizi bozmamaya özen göstermeli, alkol tüketmek, geç saatlerde yemek yemek gibi uyku kalitesini olumsuz etkileyecek olan etkenlerden de mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Gıda seçimi olarak; hazır gıdalardan, gazlı içeceklerden bu süreçte mümkün ise uzak durulması, meyve-sebze gibi vitamin, mineral içeriği yüksek, antioksidan özelliği de olan besinlerin ihmal edilmemesi önemlidir. Bağışıklık sistemini güçlü kılabilecek, bağırsak floramızı güçlendirecek doğal yoğurt, ayran, kefir gibi probiyotiklere de sofralarımızda daha fazla yer verebiliriz. Bol su içmek, kilo almamaya dikkat etmek diğer önemli öneriler olarak sıralandırılabilir. Düzenli fiziksel aktivite hem bağışıklık sistemini güçlendirecek hem de uyku kalitesini geliştirecektir. Bu nedenle evde ve dışarı çıkmanın serbest olduğu saatlerde hafif egzersizler ile vücudumuzu dinç tutabiliriz.

Evimizde olası bir koronavirüs tehlikesini önlemek için almamız gereken bazı önlemler bulunmaktadır. İhtiyaçlar doğrultusunda dışarı çıkıldığı durumlarda eve her dönüşte dezenfekte olunması bu kuralların başında gelmektedir. Dışarıda giyilen kıyafetler eve gelindiğinde çamaşır makinasında yıkanmalıdır. Evde ortak kullanılan kapı kolları, tuvalet gibi yerler günde bir kez dezenfektan kullanılarak silinmelidir.  Dışarıdan gelen kargo ve siparişler balkon gibi açık alanlarda açılmalı, ambalajı dışarıda bırakılmalı ve paket teması sonrası eller sabunlu su ile yıkanmalıdır.

Son yasaklar, evlerde insanların topluluk şeklinde insanların bir araya geleceği etkinliklerin yapılmasını da kapsamaktadır. Son günlerde ne yazık ki dışarıda buluşamayan ailelerin evlerde çok sık bir araya geldikleri ve birbirlerine virüsü bulaştırdıklarına şahit olmaktayız. Pandeminin en zor günlerini, hasta sayısının en yüksek olduğu zamanları yaşarken en yakınımız dahil herkesin enfeksiyon taşıma ihtimali olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden çok zorunlu değil ise, yaşadığınız eve misafir kabul etmeyin, başkalarının evine ziyarete gitmeyin. Ev dışına işi gereği veya başka nedenler ile çıkan kişilerin evde diğer aile fertlerine karşı sosyal mesafeyi koruması, evde kullanılan ortak alanlara dikkat edilmesi, gerekli durumlarda maske veya eldiven kullanılması bulaş riskini aza indirgeyecektir.  “Hayatın eve sığabileceğini” unutmamalı, geçirdiğimiz bu zor günleri bir an önce geride bırakmak için “maske-mesafe-hijyen” kurallarına mutlaka uymalıyız.

Hepinize sağlıklı günler dileriz.

 

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD)

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Raporu

BAĞIŞIKLIK, BESLENME
ve
YAŞAM TARZI RAPORU

 

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Gıda ve Beslenme Çalışma Grubunun katkıları ile toplumun sağlık ve beslenme konuları hakkında en doğru ve bilimsel bilgiye ulaşması konusunda faaliyetlerini yürütmektedir. Bu bağlamda, bu Çalışma Grubu, global bir pandemi olan COVID-19 nedeniyle daha da önem kazanan bağışıklık sistemi, beslenme ve yaşam tarzı arasındaki ilişkiyi bilimsel veriler ışığında, toplumu bilgilendirmek amacıyla, “BAĞIŞIKLIK, BESLENME ve YAŞAM TARZI RAPORU”nu, konun uzmanlarının katkıları ile kaleme almıştır.

Raporda, bağışıklık sistemine genel bakış, makro ve mikro besin maddelerinin bağışıklık sistemi üzerine etkileri, fitokimyasallar, prebiyotik ve probiyotikler ile bağışıklık arasındaki ilişkiler, beslenme modelleri, alkol ve tütün kullanımı, uyku, egzersiz, psikolojik stres ve çevresel faktörlerin bağışıklık sistemi ile bağlantıları konuları bilimsel bir çerçevede detaylı olarak derlenmiştir.

Dengeli beslenme, vücudun gereksinimlerini karşılayan besin maddelerinin uygun oranlarda alımı olarak tanımlanabilir. Tek Tıp Konsepti çerçevesinde, düzenli fiziksel aktivite ile birlikte yeterli ve dengeli besin madde tüketimi sağlığımızın korunması açısından vazgeçilmezdir.

Dengeli ve yeterli beslenme, enfeksiyonlara ve kronik hastalıklara karşı, etkili ve uygun şekilde dengelenmiş bir bağışıklık tepkisinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynar. Yeterli ve dengeli beslenmeye bağlı olarak, bağışıklık sistemi hücrelerinin gelişimi, devamlılığı, optimal işleyişi değişmektedir. Dolayısıyla yetersiz beslenme bağışıklığın azalmasına, hastalığa yatkınlığın artmasına, fiziksel ve zihinsel gelişimin aksamasına yol açabilir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için ihtiyaç duyulan enerji, öncelikli olarak diyetten sağlanırken, diyet kaynakları yetersiz kaldığında ise vücut depoları gibi endojen kaynaklar da kullanılabilmektedir.

Protein-enerji malnütrisyonu, yangısal hücrelerin faaliyetlerini arttırarak bağışıklığın yetersiz bir hale gelmesine neden olabilir. Yeterli ve kaliteli protein tüketimi antioksidan savunma sistemi ve bağışıklık üzerine yararlı etkiler gösterebilmektedir. Yapılan çalışmalar yalnızca toplam protein alımının değil, diyetteki spesifik amino asitlerin (glutamin, glutamat, arginin, metiyonin, sistein ve treonin gibi) bağışıklığı optimize etmek için gerekli olduğunu ortaya koymuşlardır.

Vitaminler ve mineraller gibi temel mikro besinler de, bağışıklık sistemimizin işlevsel bütünlüğü ve duyarlılığı için önemli bir rol oynar. Vitamin A, piridoksin, kobalamin, folat, C, D ve E gibi vitaminler ile Zn, Cu, Se ve Fe gibi mineraller bağışıklık sistemini desteklemek için çok önemli fonksiyonlara sahiptirler. Bu nedenle mikro besinlerin takviyesi, bağışıklığı artırarak vücudun doğal savunma sistemini destekleyebilir ve gizli açlık durumunu ortadan kaldırabilir.

Beslenme durumu ve besin tüketim şekilleri (aldığı besinler, besin ögeleri ve besleyici olmayan biyoaktif bileşenler), sinir ve endokrin sistem gibi diğer fizyolojik sistemler ile doku onarımı, metabolizmanın düzenlenmesi, termoregülasyon, uyku, vücudun genel yorgunluğu ve ruh sağlığı gibi süreçleri de etkileyerek kronik hastalıklara
yakalanma riski üzerinde de etkili olmaktadır.

Bağışıklık sistemi hücreleri ve mediatörler protein, yağ ve karbonhidrat yapısında olup, vitamin ve mineraller aracılığı ile etkinlik gösterirler. Yetersiz beslenmenin yanı sıra aşırı gıda tüketimi sonucunda artan vücut yağ içeriği de sistemik yangısal reaksiyonların şiddetini arttırarak bağışıklık sisteminin zayıf hale gelmesine neden olabilir. Sonuç olarak yetersiz beslenme immun sistemin baskılanmasına neden olarak enfeksiyonlara karşı duyarlılığı arttırırken, aşırı beslenme ve obezite ise yangısal hastalıklara karşı duyarlılığı tetikleyebilmektedir.

Gelişmiş ülkeler dâhil tüm dünyada, yaşam tarzıyla ilgili hastalıklar ciddi bir sorun haline gelmiştir. Epidemiyolojik ve klinik çalışmalar, diyetin yaşam tarzıyla ilgili hastalıklara duyarlılığı etkileyen ana faktörlerden biri olduğunu göstermektedir. Yaşam tarzı ve bununla ilişkili olarak beslenme alışkanlıkları bağışıklığın oluşması ve devamlılığında önemlidir.
Günümüzde bazı besin ögelerinin alımı ile hastalık risklerinin azaltılmasına yönelik beslenme modelleri geliştirilmektedir. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri-2030 ilkeleri doğrultusunda, sağlıklı yaşam için, besinlerin üretim- tüketim stratejileri ve uygulanacak diyet çeşitliliğinin belirlenmesine ilişkin çalışmalar yapılmaktadır.

TÜBA rehberini okumak  ve indirmek için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Koronavirüs Güncel Rehber_25 Kasım 2020

SAĞLIK ÇALIŞANLARI HARİCİNDE KALAN TEMASLI TAKİBİ

Kesin veya olası COVID-19 enfeksiyonu olan bir kişi ile damlacık enfeksiyonuna yönelik korunma önlemleri alınmadan yakın temas etmiş olan kişiler, son temaslarından sonraki 14 gün boyunca; COVID-19 semptomları açısından telefon ile sorgulanarak izlenmeli, gerekir ise ev ziyareti yapılmalıdır.

Temaslı takibi İl/İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından organize edilmeli ve aile hekimleri ile birlikte yürütülmelidir.
Temaslı değerlendirilmesi yapılırken, COVID-19 vakasının PCR testi alınmasından veya semptom başlangıcından önceki 48 saatlik süre içindeki temaslıları değerlendirmeye alınır.

Kesin COVID-19 tanısı alan kişilerin, enfeksiyon tablosunun PCR test sonucunun pozitif çıktığı tarihten itibaren eden 3 ay içerisinde başka bir COVID-19 vakası ile temasının olması durumu, riskli temas olarak değerlendirilmez ve temaslı takibi yapılmaz. Bu kişilerin 3 aydan sonra gerçekleşen COVID-19 vakası ile temasları değerlendirmeye alınır.

Bilinen bir immün süpresif hastalık tablosu olan veya immünsüpresif ilaç kullanan kişiler bu kapsamda değerlendirilmez ve süreye bakılmaksızın COVID-19 vakası ile temas durumu değerlendirmeye alınır.

Kesin COVID-19 tanısı alan kişiler, enfeksiyon tablosunun iyileşmesini takip eden 3 aydan (90 gün) sonra ikinci kez yeni bir COVID-19 tanısı (reinfeksiyon) alabilir ve sisteme kayıt edilebilir. Reinfeksiyon tanısı konan kişilerden PCR ve ELİSA çalışmak üzere solunum yolu numunesi (mutasyon ve sekanslama açısından çalışılmaya uygun örnek taşıyabilen VTM ile) ve kan örneği alınır (serumu ayrılarak) Halk Sağlığı Genel Müdürlüğüne gönderilir.

Güncel rehberi okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Korona Virüste Bulaşma Yolları ve Önlemler

I. ÜÇ COVİD-19 SALGIN ANALİZİ: NE OLDU, NASIL ÖNLENİRDİ?
1.OFİS, 2. RESTORAN ve 3. OTOBÜS ÖRNEKLERİ
&
II. KORONAVİRÜS HAVADAN NASIL BULAŞIR?
4. ODA, 5. BAR ve 6. OKUL ÖRNEKLERİ

 

Korona virüsün bulaşma yollarını örneklerle anlayıp kendinizi korma yolarını öğrenebilirsiniz.

Bunun için hazırlanmış rehberi okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mevsimsel Grip İle Koronavirüs Karışabilir

Grip Aşısı Koronavirüsten Korumaz!!!

MEVSİMSEL GRİP İLE COVID-19 KARIŞABİLİR BASIN AÇIKLAMASI

Sağlık Bakanlığı’nın grip aşısı alabilecek kişilerin e-Nabız sisteminden takibinin yapılabileceğini açıkladığı bugünlerde, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) olarak grip konusunda bir bilgilendirme yapma gereği duyduk.

Çünkü COVID-19 ile mevsimsel influenza (grip) semptom ve bulgularının karışması mümkün görünüyor. Bu iki hastalığın klinik olarak ayırt edilmesi çok zor. Boğaz ağrısı, öksürük, ateş yüksekliği her iki hastalıkta da karşımıza en sık çıkan semptomlar.

COVID- 19’da nezle bulgularının daha az olduğu bildirilse de, son yayınlarda anozmi (koku alamama) yakınmasının sık görüldüğünü biliyoruz.

Ancak genel olarak halk arasında nezle olarak bildiğimiz burun akıntısı, tıkanıklığı, baş ağrısı gibi ateşin eşlik etmediği semptomlar öncelikle nezle yönünde değerlendirilebilir.

Düşmeyen ateş ve artan öksürük, nefes darlığı COVID-19 lehine bulgular olarak değerlendirilmeli.

Ayrıca her iki hastalığın aynı kişide (co-enfeksiyon) şeklinde görülebildiğine de dikkat çekmek isteriz. Bu tür vakaların klinikte ağırlaşmalara neden olabileceği düşünülmektedir.

Bu nedenle başta sağlık personeli ve risk grubundaki kişilerin influenza aşısı yaptırmasını öneriyoruz.

Türkiye Solunum araştırmaları Derneği tarafından hazırlana basın bildirisine ulaşmak için tıklayınız.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 İmmün (Konvalesan) Plazma Tedarik Ve Klinik Kullanım Rehberi V5

COVID-19 İmmün (Konvalesan) Plazma Klinik Kullanım Endikasyonları:

 

Hastanın, semptomların başlamasından sonra geçen sürenin 7 günü aşmamış olması ve

 

  • Pnömoni bulgularının olmaması,
  • Yoğun bakım ihtiyacı gelişmeden önce verilmesi,
  • 60 yaş üzerinde olması

veya

18-60 yaş arasında olup ciddi komorbiditelerin (kanser, KOAH, kardiyovasküler hastalık, hipertansiyon, DM) bulunması veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanması.

 

Çocuklar ve gebelerde, etkinlik ve güvenlik için, immün plazma tedavisi ile ilgili yeterli veri bulunmamaktadır

 

İleri düzey pnömoni ve oksijen ihtiyaci artan ve 5 lt/dk dan oksijen alırken satürasyonu 90 altinda olan hastalarda etkinlik ve güvenlik için yeterli kanıt bulunmamaktadır.

 

Hastalık seyrinde daha sonraki geç dönemlerde ve çoklu organ yetmezliği ile entübe edilmiş kişilerde immun plazma kullanılması; muhtemelen zaten antikor gelişmiş olması ve konak tepkilerine bağlı önemli organ hasarı nedeniyle zarar verebilmektedir.

 

Sitokin fırtınasının ön plana çıktığı semptomlar (tedaviye rağmen devam eden dirençli ateş, devamlı yüksek seyreden ya da artmaya devam eden biyokimyasal parametreler) başladıktan sonra, bu tedavi yönteminin kullanılması önerilmemektedir.

 

COVID-19 Virüs Enfeksiyonuna Yakalanmış ve Sonrasında İyileşmiş Bireylerin Bağışçı Olabilme Kriterleri:

1. COVID-19 enfeksiyonu tanısının, laboratuvar test (nazofarenks sürüntü örneğinden çalışılmış PCR test pozitifliği ya da serolojik olarak SARS-CoV-2 antikorlarına ait test pozitifliği) sonuçlarına göre alınmış olması ve

2. Klinik olarak (öksürük, ateş, nefes darlığı, halsizlik vb.) iyileşmenin üzerinden en az 14 gün geçmiş olması ve

3. Nazofarenks sürüntü örneklerinden çalışılmış en az 2 adet PCR test sonucu negatifliğinin (testlerden birisi son 48 saat içerisinde yapılmış olmalı) olması gerekmektedir.

4. Klinik iyileşmenin üzerinden 28 gün geçti ise PCR test negatifliği şartı aranmaz. Bu kişilerin hastalık dönemine ait tıbbi kayıtları eksiksiz dokümante edilerek izlenebilir olmalıdır.

COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş kişilerin, immün plazma bağışçısı olmaları gönüllülük esasına dayanır. Bağışçının, gönüllü COVID-19 immün plazma bağışçısı olabilmesi için “Tam Kan Bağışı” için gereken şartları taşıması gerekir.

 

Plazma tedavisi rehberini okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Koronavirüs Güncel Rehber (23 Ekim 2020)

Son güncelleme ile Neler eklendi!!!

COVID-19 Pnömonisinde Kortikosteroid Kullanımı

Oksijen ihtiyacı gelişen hastalarda 6mg deksametazon veya 0.5-1 mg/kg metilprednizolon tedavisi başlanması önerilir. Bu tedaviye rağmen 24 saat içinde oksijen ihtiyacı artan veya akut faz reaktanları yükselen hastalarda, risk durumları gözününe alınarak, yüksek doz steroid verilebilir.

“COVID-19 pozitif olgularda İmmun Plazma Uygulaması” T.C. Sağlık Bakanlığının ilgili kurullarının izni ile uygulanabilir”
“COVID-19 hastalarına yönelik kök hücre gibi alternatif tedaviler T.C. Sağlık Bakanlığının ilgili kurullarının izni ile denenebilir”

Son rehberi okumak ve indirmek için tıklayınız.