Kategori arşivi Sağlık-Medya

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Beslenme İçin Pratik Bilgiler!!!

Sağlık Beslenmede İlk Basamak

Bu hafta yazıma Hekimlerin Piri İbn-i Sina Üstadın bir sözünü aktararak başlamak istiyorum. “Yediğin vakit az ye ve yedikten 4-5 saat kadar daha yeme…” Ve yine devam ediyor “Şifa, hazımdadır. Yani kolayca hazmedeceğim miktarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal taam üstüne taam yemektir” Sanırım üstad özetlemiş, başka söze hacet yok.

O zaman bu noktadan başlarsak vücut makinasının çalışması için günlük almamız gereken kalori miktarı vardır.

Yine hocam sende kalori hesabına mı gireceksin demeyin. Çünkü günlük yaş, vücut kitle indeksi ve cinsiyetle değişen bir kavram vardır; bazal metabolizma hızı. Yani bir diğer anlamda yaşamın maliyeti.

Bunun anlamı şudur hiç bir şey yapmadan sadece yatarak dolaşım ve solunum sisteminin çalışması ile kullandığımız enerji. Peki bu yeter mi? Yetmez.

O zaman günlük fiziksel aktivite durumuna göre üzerine eklememiz gerekiyor. Hesap kabarmaya başladı. Aslında o kadarda değil. Bazal metabolizma için 1500 Cal ortalama yeterlidir. Ama bir de yukarıda saydığım faktörlere de bağlı olarak özellikle cinsiyet farkı, genç erişkin için bu rakam 3000 Cal civarında olmaktadır.

Günlük almamız gereken kalori miktarı budur. Biz ne yapıyoruz, sanırım ben de dahil hep fazla alıyoruz. Aldığımız her fazla 9,3 kaloriyi organizma bizim için 1 gr yağ olarak depoluyor. Çünkü kainatta enerjinin korunumu kanunu var (Termodinamiğin birinci yasası!!!). Ne kadar fazla alırsak yağ dokumuz o kadar fazla artıyor ve obez oluyoruz.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlık Beslenmede Önemsenmeyenler!!!

Sağlıklı Beslenmede Yapı Taşlarımız

Sevgili dostlar buraya kadar yazılarımda sağlıklı beslenme ve stresle ile ilgili bilgiler paylaştım. Antioksidan tüketimi, esansiyel amino asitler ve yağ asitlerinin tüketimi…

Birde hiç girmediğimiz vücudumuzun mikro yardımcıları var. Biraz da bunlardan bahsetmek istiyorum. Vücudumuzda meydana gelen birçok fizyolojik olayın yapıtaşları olarak rol alanmineral ve elementlere günlük ihtiyacımız bulunuyor. Eksikliği ya da fazlalığı çok değişik sonuçlara neden olabilir.

 

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Balık mı? Balık Yağı mı?

Omega-3

Esansiyel yağ asitlerinin önemi anladığımızı düşünüyorum. O zaman günlük diyetimizde bunları nasıl almalıyız? Balık olarak mı? Balık yağıolarak mı?

EPA ve DHA’yısu ürünleri tükettiğimizde alırız.Bitkisel kaynaklar DHA ve EPA içeren su ürünleri  kadar iyi Omega-3  kaynağı değillerdir.Somon balığı, orkinos (ton) balığı, uskumru, sardalya, hamsi gibi soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar Omega-3 yağ asidi yönünden zengin olduğu için tavsiye edilir.

Günlük almamız gereken miktarlara bakıp, sonrasında nasıl almamız gerektiğine karar verelim.

Omega-3 için günlük alım ne kadar olmalıdır?

Bazı ulusal kuruluşlar omega-3 alımı için kılavuzlar yayımlanmıştır, fakat bir kişinin ne kadar omega-3’e ihtiyaç duyduğu konusunda kesin bir kural yoktur.

Ancak araştırmalar, farklı insan gruplarının farklı miktarlara ihtiyaç duyduğunu ve yüksek omega-3 alımlarının bazı sağlık koşulları için yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Olmazsa Olmazlarımızdan Biri!!!

Neden Esansiyel?

Geçen haftaki yazımda esansiyelkavramı üzerinde durmuştuk.Esansiyelolmasının  önemi ise çok geniş organ doku ve sistemler üzerinde olan etkilerinin bulunmasıdır.

Omega-3 (alfa-linolenik asit), Omega-6 (linoleik asit) ve Omega-9 (oleik asit)’dan oluşan omega yağ asitlerinin beyin gelişimi (özellikle bebekler için), bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kalp-damar hastalıklarının önlenmesi, Diyabet, Hipertansiyon ve sinir sistemi hastalıklarından korunma gibi önemli fonksiyonları bulunmaktadır.

Balık tüketiminin yaygın olduğu toplumlarda;kalp krizi, felç ve diğer dolaşım sistemi hastalıkları azalmaktadır.

Esansiyel yağ asitleri doğal kan inceltici özelliğe sahip olup, kalp krizine yol açabilen kan pıhtılaşmasını önleyebilmekte ve ayrıca kılcal damarlarla beslenen dokuların oksijenlenmesini kolaylaştırmaktadır.

Omega-3 yağ asitleri kandaki kolesterol ve trigliserit seviyelerini düzenlemede önemli rol oynamaktadır.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

İhtiyaçlardan Devam!!!

Günlük Almamız Gereken Olmazsa Olmazlarımız!!!

İnsan makinası öyle mükemmel ve intizamlı yaratılmış ki zerre miktar şaşmadan belli kalıplar çerçevesinde (Genetik Kod) saat gibi çalışıyor.

O zaman bu makinanın kusursuz çalışması için gerekli olan maddelerin hergün eksiksiz temin edilmesi gerekiyor ki çalışsın. İşte burada esansiyel olan yağ asitlerinden bahsedeceğim.

Esansiyel demek vücut makinasının sentezleyemeyip diyetle alması gereken olmazsa olmazları anlamına gelmektedir.

Bunlar ω-6 yağ asidi türevi olan linoleik asit (LA) ve bir omega-3 yağ asidi türevi olan alfa-linolenik asit (ALA) dir. Esansiyel yağ asitleri vitamin benzeri maddelerdendir.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Acaba Beslenebiliyor muyuz?

Acaba Beslenebiliyor muyuz?

Bu başlıkla yazıma başlamamın sebebi bir an durup kendimizi sorgulamamız. Acaba gerçekten beslenebiliyor muyuz? Gelin cevabını birlikte bulalım.

Günümüzde modern tarım yöntemleri ile birçok meyve ve sebzeye mevsim kısıtlaması olmaksızın sofralarımızda yer verebiliyoruz. İlk bakışta bu çok güzel ve avantajlı gibi görünüyor değil mi? Yaz-kış istediğiniz sebze ve meyveye ulaşabilmek.  Diğer taraftan da her şey mevsiminde güzeldir diye düşünüyoruz. Kışın karpuz canımız istemez ama onun yerine vücudumuzun direncini arttıracak antioksidan olan C vitamini için narenciye tüketiriz.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Stresin Çözümü Burada!!!

STRESİN ÇÖZÜMÜ BURADA!!!

Geçen haftaki yazımda günümüzün en meşhurlarından biri olan ve herkesin diline pelesenk olmuş bir kavram olan “stres”i yazdık. Peki, o zaman buna karşı ne yapabiliriz ona bakalım.
Sağlıklı ve uzun ömür için stresden uzak durun. Bunu çok duymuşsunuzdur.
Ama ilk olarak akla gelen duygu durumla ilgili stres olduğunu konuşmuştuk. Bunun için yapılabilecek en iyi yol stres etkeni her ne ise ondan uzaklaşmaya çalışmaktır.
Olmuyorsa profesyonel yardım almak gerekmektedir (Psikolog ya da Psikiyatrist).
Peki o zaman fiziksel ve kimyasal stres için ne yapmalıyız.
Fiziksel stres (iş yerinde ya da çevresel etkenlerle maruz kalınabilir) için yine neden olan etkenden uzaklaşmak olacak çözüm yolumuz.
Kimyasal strese ya da oksidatif strese günümüzde beslenme ve yaşam tarzımızdan dolayı çok maruz kalıyoruz.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Günümüzün En Ünlülerinden Biri!!!

GÜNÜMÜZÜN EN ÜNLÜLERİNDEN BİRİ!!!

Evet, günümüzün en ünlülerinden biri stres. Stres deyince aklımıza hemen duygu durumumuzda yaşadığımız olumsuzluklar aklımıza geliyor.
Fakat stres sadece bu değildir.
Emosyonel (duygu durum), fiziksel ve kimyasal (oksidatif stres) gibi farklı sınıflara ayrılır.
Ama çok popüler olan ve gerçekte ise bu kadar meşhur olmasının hakkını verecek kadar da önemli etkileri olan oksidatif strese bakalım.
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Vücudumuzun sırları

VÜCUDUMUZUN SIRLARI

Merhaba sayın okurlarım.

Sizinle ilkyazımı paylaşmadan önce yazılarımın hangi konularda olacağından bahsetmek istiyorum.

Kendimize her gün aynada bakıyoruz sanırım. Ama bir de içimizde neler oluyor, yaşamımızı devam ettirmek için arka planda hangi sistemler nasıl çalışıyor?

Çalışması için gereksinimleri neler?

Haber sitesinde yayımlanan yazımın devamını okumak için tıklayınız.