Yazar arşivi Prof. Dr. Mustafa SAYGIN

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Orman Yangınları Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor? Neler yapabiliriz?

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği tarafında yazılan bilgilendirme kıymetli bilgiler içermektedir. Orman yangınlarında çevremiz ve birçok canlı zarar gördü ama asıl önemli olan bundan sonrası. Öncelikle insan sağlığı, sonrasında çevre ve hayvan dostlarımız için yapılacaklar.

Orman Yangınları 

Ülkemizde 28 Temmuz 2021’den bu yana farklı bölgelerde çıkan 187 yangından 172’si kontrol altına alındı. 15 yangını söndürme çalışmaları devam ediyor. Milas’ta Kemerköy Termik Santrali’ne ulaşan yangın kontrol altına alındı. Şu ana kadar yangınlarda 8 kişi hayatını kaybetti. Pek çok canlıyı yitirdik, orman ve tarım arazileri ile bölgedeki sera alanları küle döndü.

Orman yangını dönemini ikiye ayırmak gereklidir;

1) Yangın esnasında : Yangın esnasına profesyonel yangın söndürme ve arama kurtarma ekipleri dışındaki kişilerin yangın alanında bulunmaması önerilmektedir. Yangın sırasında açığa çıkan CO ve COgazları başta olmak üzere salınan boğucu gazlar N95-N99 ya da FFP2-FFP3 dahil olmak üzere herhangi bir solunum koruyucu ile tutulamamaktadır. Bu nedenle  mutlaka mümkünse hava beslemeli solunum koruyucular (Fotoğraf 1-Fotoğraf 2) ya da  CO  tutma özelliği olan maskeler tercih edilmelidir.  Buna göre standart bir gaz maskesi de CO ‘e karşı koruma sağlamayacaktır. (Tablo 1. Solunum koruyucu filtre türü ve koruma özellikleri )

O nedenle profesyonel olarak yangın söndürme faaliyetinde çalışmayan kişilerin herhangi bir solunum koruyucu ile yangın bölgesinde arama kurtarma ve söndürme faaliyetlerinde görev almaması önerilmektedir.

Hava beslemeli solunum koruyucu örnekleri 

                     

Tablo 1. Solunum koruyucu filtre türü ve koruma özellikleri

2)  Yangından sonraki günlerde:

Orman yangını sırasında açığa çıkan duman;  tahta ve diğer organik maddelerin yanmasından ve ince partiküllerin karışımından oluşur. Dumandan kaynaklanan en önemli sağlık tehdidi ince partiküllerdir. Bu mikroskobik partiküller akciğerlerin derinliklerine nüfuz edebilir.  Bu nedenle yangın ve sonraki günlerde özellikle kronik solunum sistemi hastalığı (astım ve KOAH başta olmak üzere), kronik kalp hastalığı olanlar, yaşlılar ve çocuklar ve gebeler  gibi hassas gruplarda artmış etkilenim riski olduğu bilinmektedir.

Yüksek konsantrasyonda dumana maruz kalındığında gözde yanma, burun akıntısı, öksürük, balgam, hırıltı, nefes almakta zorluk  gibi yakınmalar yaşanabilir. Belirtilen yakınmalardan herhangi biri orta çıktığında bulunduğunuz bölgeyi acilen terk etmeniz ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanız önerilmektedir.

Ülkemizde son zamanlarda yaşanan yangınlar ve ortaya çıkan hava kirleticiler sonucu gelişebilecek sağlık sorunları ile ilgili Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği olarak önerilerimiz aşağıdadır.

  1. Halk sağlığının korunması ile ilgili yangın dumanı ve sonrasında oluşan kirlilik hakkında halkın bilgilendirilmesi çok önemlidir. Maruz kalım sonucu etkilenebilecek kesimin (KOAH, astım vbkronik hastalıklar gibi..) özellikle bilgilendirilmesi ve önlem alması önermekteyiz.

Derneğimiz tarafından bu hasta grubuna yönelik oluşturulan basın bilgilendirmesine buradan ulaşabilirsiniz.

Orman yangınları ile hazırlamış olduğumuz podcast dinlemek için tıklayınız..

  1. Yangın dumanından korunmak için  yangından sonraki günlerde toz maskeleri ve cerrahi maskeler orman yangını dumanındaki ince partiküllerden akciğerlerinizi koruma için yeterli olmayacaktır. N95 veya P100 solunum maskeleri olarak bilinen partikül maskeleri kullanılmalıdır. Bu maskeleryüzünüze tam oturursa ve doğru şekilde takılırsa sizi koruyabilir. Bunlar çocuklar için önerilmez.
  2. Kuru veya yaş eşarp, atkı bandanalar  kaba partiküllerin filtrelenmesi için kullanılabilir ancak uzun süreli bir koruma sağlamaz, güvensizdir.
  3. Kapılar ve pencereler kapalıyken içeride kalmanız tavsiye edilmektedir.
  4. Dumanın içeri girmesini önlemek için klimanızı temiz hava girişi kapalı (“devridaim modu”) ile çalıştırın. Klimanız yoksa ve pencereler kapalıyken içeride kalamayacak kadar sıcaksa başka bir yere sığınmalısınız.
  5. İç ortam hava kirliliğini arttırmayın; mum yakmayın veya gaz, propan, odun sobası, aerosol spreyleri kullanmayın. Eti kızartmayın veya kavurmayın, tütün ürünleri içmeyin. Bütün bunlar iç mekanlarda hava kirliliğini artırabilir.
  6. Kauçuk tabanlı ayakkabılar, lateks ve nitril eldivenler gibi koruyucu donanımları yangın bölgesinde kullanmayınız. Bu malzemeler ısıya dayanıklı olmadığından hatta bazı durumlarda yanmayı artırdığından artmış sağlık ve güvenlik tehditi oluşturacaktır.

Solunum Maskesi (Respiratör-N95- P100 maskeler)

N95 maskeler:  Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) tarafından belirlenen bir standarttır. N95 maskeler havadaki virüs büyüklüğündeki partiküllerin en az %95’ini filtre edebilen maskeleri tanımlar ancak yağ bazlı partiküllere karşı dayanıklı değildir. P100 partikül filtreli maskeler: Havadaki partiküllerin en az %99,97’sini filtreler ve yağa karşı son derece dayanıklıdır.

Kaynaklar:

https://tr.euronews.com/2021/08/01/turkiye-de-yang-nlarda-son-durum-20-yerde-sondurme-cal-smalar-suruyor

https://www.epa.gov/pm-pollution/how-smoke-fires-can-affect-your-health

https://www.cdc.gov/niosh/npptl/topics/respirators/disp_part/N95list1.html

https://www.cdc.gov/niosh/npptl/topics/respirators/disp_part/p100list1.html

Fisk WJ, Chan WR. Effectiveness and cost of reducing particle-related mortality with particle filtration. Indoor Air. 2017 Sep;27(5):909-920

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Ramazan Bayramında Beslenme

RAMAZAN BAYRAMINDA BESLENME ÖNERİLERİ

Ramazan dolayısı ile beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler; Ramazan Bayramı’nda öğün sayısının artmasına ve daha fazla yemek yeme istediğinin oluşmasına sebep olabilmektedir.

Tekrar değişen yeme düzeni ile kişiler bazı sindirim sistemi rahatsızlıkları ile karşılaşabilirler.

Geleneksel olarak bayramda şeker, çikolata, özellikle hamur işleri (baklava, börek vb.)  gibi gıdalar kan şekerini hızla yükselten ve enerji içeriği yüksek gıdalardır.

Bayramda gün içinde besin tüketmemeye alışmışken birdenbire bu gıdaların sık ve çok tüketilmesi sindirim sistemi problemlerine ve kan şekerinin hızlı yükselmesine sebep olarak çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir.

Bu nedenle bayram süresince besin tüketimimize dikkat edilmeli, aşırıya kaçılmamalı, yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri unutulmamalıdır.

Sağlık Bakanlığı Hal Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanana önerileri okumak için;

 

Ramazan Bayramında Beslenme

 

Ramazan Bayramında Beslenme Önerileri

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 Erişkin Hasta Tedavi Rehberi

COVID-19 olası vaka tanımına uymayan ve diğer nedenlerle başvurup, sağlık kuruluşlarında değerlendirilen hastalara uygulanacak olan standart protokollerin, Sağlık Bakanlığının önerdiği standart önlemler alınarak rutin şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Bu hastalara uygulanacak olan tanı ve tedavi girişimleri öncesinde acil servisler başta olmak üzere tüm kliniklerde ve yataklı servislerde, COVID-19 olmadığına dair konsültasyon notu veya toraks bilgisayarlı tomografisi talep edilmesi uygun değildir. Hem asemptomatik taşıyıcılarda hemde hastalarda PCR testinin negatif olabileceği dikkate alındığında, bir kişinin COVID-19 ile enfekte olmadığının kesin olarak söylenebilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle hasta olmasa bile herkesin COVID-19 bulaştırıcı olabileceği öngörülmelidir. Kişisel Koruyucu Ekipman Uygun Kullanım Önerileri ve COVID-19 Acil Anestezi Yönetimi rehberleri doğrultusunda önlük, tıbbi maske, gözlük/yüz koruyucu ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipmanlar standart ve bulaş yoluna yönelik önlemler kurallarına uygun olarak kullanılmalı, endikasyonu olan her türlü tıbbi bakım ve müdahale bu hastalara yapılmalıdır.

En dikkat çekici değişikliler ise;

COVID-19 Olgularında Tedavi Önerileri’nde hidroksiklorokin seçeneği rehberden çıkartılmış,
>50 yaş ve komorbiditesi olanlarda favipiravir dozu (2X1800 mg yükleme sonrası 2X800 mg-toplam 10 gün) revize edilmiş,
Klinik, laboratuvar ve görüntüleme bulguları COVID-19 pnömonisiyle uyumlu hastalarda ampirik antibiyotik kullanımı önerilmediği vurgulanmıştır.

Rehberi okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Dünya Uyku Günü (19 Mart 2021)

Dünya Uyku Günü, uykunun kutlanması ve tıp, eğitim, sosyal yönler dahil olmak üzere uyku ile ilgili önemli konularda bir eylem çağrısı yapmayı amaçlayan yıllık bir etkinliktir.

Dünya Uyku Derneği’nin Dünya Uyku Günü Komitesi tarafından organize edilmektedir ve uyku bozukluklarının daha iyi önlenmesi ve yönetimi yoluyla uyku sorunlarının toplum üzerindeki yükünü azaltmayı amaçlamaktadır. Dünya Uyku Günü, her yıl İlkbahar İlkbahar Ekinoksundan önceki cuma günü yapılır.

14. Dünya Uyku Günü’nün sloganı ‘Düzenli Uyku, Sağlıklı Gelecek’tir.

Nasıl düzenli uyuyabiliriz? Uykunun hem zamanlamasını hem de uzunluğunu düzenleyen iki süreci hatırlamamız gerekiyor: Sirkadiyen düzenleme (C süreci) ve aynı zamanda iki süreçli uyku modeli olarak da bilinen homeostatik kontrol (S süreci). Çevre, stres ve ilaçlar gibi birçok başka faktör uykuyu etkilese de; Bu iki süreci anlamak, tutarlı bir uyku programı için çabalamamıza yardımcı olacaktır. C İşlemi, beynimizin hipotalamusun üst kiyazmatik çekirdeği (SCN) adı verilen bir bölümü tarafından düzenlenen iç saatimizi ifade eder. Bu saat, ışık ve melatoninin etkisiyle 24 saatlik uyku-uyanma döngüsünü düzenler ve kontrol eder. Işık yokluğunda (akşam saatlerinde olduğu gibi), melatonin uykuyu teşvik etmek için üretilir, ancak ışığın varlığında melatonin üretimi durur ve beynimize gündüz olduğunu ve uyanmamız gerektiğini bildirir. Davranışımız bu doğal sinyalleri geçersiz kılabilir. Örneğin, geceleri parlak ışıklar melatonin üretimini durdurur ve gecenin geç saatlerine kadar uykuyu geciktirir.

Süreç S, uyanık geçirdiğimiz önceki zaman miktarına bağlı olarak uykuyu teşvik eder. Uyanıklık sırasında beynimiz uykuyu teşvik eden maddeler biriktirir, uyuduğumuzda bu maddeler temizlenir ve tekrar uyanık hissederiz. Bu süreç, öğleden sonra kestirdiğimizde özellikle önemlidir, çünkü uykuyu teşvik eden maddeleri tüketiriz ve akşamları makul bir zamanda uykuya dalamayız. En iyi uyku, uyku / uyanma zamanlarımızı iç saatimizle senkronize ettiğimiz zamandır ve uyku eğilimimiz, C süreci ile S süreci arasındaki mükemmel dengeyi buluyor.

Uykunun hafıza konsolidasyonu, inflamasyon kontrolü, hormon regülasyonu, kardiyovasküler düzenleme ve diğer birçok önemli fonksiyon gibi birçok fizyolojik sistemle ilgili olduğunu hatırlamak önemlidir. Bu nedenle yetersiz uyku süresi ve kötü uyku kalitesi birçok önemli olumsuz sağlık sonucuyla ilişkilendirilecektir. Azalmış uyku süresinin bilişsel ve yürütme işlevlerinde bozulmalara neden olduğu gösterilmiştir, kötü uyku ise zayıf zihinsel sağlıkla ilişkilendirilmiştir. Sağlıklı uykuya ulaşmak için öncelikle uyku hijyenini öneriyorum.

Uyku Hijyeni

Sağlıklı bir uykunun vazgeçilmezidir. Uyku hijyeni için bireysel ve çevresel faktörlere dikkat edilmesi gerekmektedir.

  • Düzenli aerobik egzersiz
  • Akşam yemeğinin ağır ve geç saatte olmaması
  • Özellikle akşamları kafein ve alkol alınmaması
  • Çevre (oda) şartları
  • Sabah uyanınca yataktan oyalanmadan kalkma
  • Gündüz uyumama
  • Sabah hep aynı saatte kalkma
  • Uyumak için çabalamama (uyku kaçmışsa 15-20 dk içinde yataktan çıkma)

İyi Bir gece uykusu için

  • Yataktan önce rahatlatıcı bir rutin geliştirin.
  • Yatağınızda oturarak beklemeyin.
  • Yatağınızın yanında bulunan ve gözünüze takılan saatinizi göremeyeceğiniz bir yere kaldırın.
  • Bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi aşırı ışık veren aletlerin uykudan önceki kullanımlarını sınırlandırın. Bu durum; özellikle de sosyal medya kanallarında aşırı zaman tüketen ve uykusuzluktan yakınan bireylerin uykusuz kalmalarının sebeplerinden birisidir.
  • Eğer uyuyamıyorsanız (en fazla 30 dakika), yataktan kalkın ve rahatlatıcı birkaç aktivite yapın.
  • Kitap okuyun veya rahatsız bir sandalyede oturup televizyondaki en sıkıcı programı izleyin; bu durum beyninize, yatağın uyanık kalınan ya da endişe duyulan yer değil uyunması gereken yer olduğu bilincini yerleştirecektir ve uykunuzun gelmesine sebep olacaktır, uykunuz geldiği anda da tekrar yatağınıza dönün.
  • Yatmadan önce omega-3 yağ asidi (balık yağı) kullanılması

Düzenli uyku ve sağlıklı gelecek dileklerimle…

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Koronavirüs Aşısı Uygulama Zamanı ve Uyku İlişkisi

SARS-CoV-2’nin neden olduğu COVID-19’dan 2 milyondan fazla insan öldü.

COVID-19 pandemisini kontrol etmek için aşılar geliştirmek için eşi görülmemiş bir çabayla, mRNA, protein alt birimi ve viral vektör tabanlı aşılar olağanüstü hızlı bir zaman çerçevesi içinde geliştirilmiştir.

Bağışıklık sistemi belirgin sirkadiyen sergilediğinden ritmiklik, aşılamanın zamanlaması da COVID-19 aşılarına karşı bağışıklık tepkisini etkileyebilir. Örneğin, bir çalışma öğleden sonra yerine sabah hepatit A ve grip aşılarının uygulanmasının 4 hafta sonra neredeyse iki kat daha yüksek bir antikor titresi ile sonuçlandığını buldu, bu sadece erkeklerde görülen bir etkiydi.

Bu nedenle, COVID-19 aşılarının sabah uygulanmasının daha yüksek antikor titrelerine neden olması mümkündür. Bununla birlikte, gece vardiyasında çalışanlar için uygun aşılama zamanının nasıl belirleneceği gibi bazı belirsizlikler devam etmektedir.
Bu grup genellikle kronik sirkadiyen bozulmaya sahiptir ve önemli ölçüde daha yüksek COVID-19 teşhisi riski sergiler.

Etkili küresel COVID-19 aşılamasına ulaşmanın aciliyeti göz önüne alındığında, aşılamadan önce ve sonra bireylerin uyku düzenleri ve aşılama zamanlaması hakkında bilgi toplamayı şiddetle savunuyoruz.

Makalenin orjinal halini okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Aşıların Koruyuculuğu

Avustralya’lı bilim insanları tarafından yapılan çalışmada;

Hem önceki enfeksiyonun hem de aşılamanın COVID-19’dan güçlü koruma sağladığı gösterilmiştir. Bununla birlikte, bağışıklığın azalması ve viral varyasyonun zamanla koruma kaybına yol açabileceğine dair endişeler vardır. Aşıların ileride uygulanmasına yardımcı olmak için korumanın bağışıklık ilişkilerini belirlemek için immün korumanın kestirimci modellerine acilen ihtiyaç vardır.
Bunu ele almak için, in vitro nötralizasyon seviyeleri ile SARS-CoV-2 enfeksiyonundan gözlemlenen koruma arasındaki ilişkiyi, mevcut yedi aşıdan ve iyileşme kohortlarından elde edilen verileri kullanarak modelledik.
Burada nötralizasyon seviyesinin bağışıklık koruması için oldukça öngörücü olduğunu gösteriyoruz. % 50 koruyucu nötrleştirme seviyesinin ortalama iyileşme seviyesinin yaklaşık% 20’si olduğu tahmin edilmiştir (% 95 CI =% 14-28). Şiddetli enfeksiyondan% 50 koruma için gerekli tahmini nötralizasyon seviyesi önemli ölçüde daha düşüktü (ortalama iyileşme seviyesinin% 3’ü (CI =% 0.7-13, p = 0.0004).
Aşılamadan sonraki ilk 3-4 ay içinde aşılanmış deneklerde nötralize edici titre bozulmasının, en azından iyileşme döneminde gözlenen bozulma kadar hızlı olduğunu bulduk.
Bağışıklamadan sonraki ilk 250 gün boyunca nötralizasyon titresindeki bozulmanın modellenmesi, SARS-CoV-2 enfeksiyonundan korunmada önemli bir kayıp olacağını öngörür, ancak ciddi hastalıklardan korunma büyük ölçüde muhafaza edilmelidir.
Bazı SARS-CoV-2 varyantlarına karşı nötralizasyon titreleri, aşı suşuna kıyasla azalır ve modelimiz, viral varyantlara karşı nötrleştirme ve etkinlik 50 arasındaki ilişkiyi öngörür.
Analizlerimiz, salgının gelecekteki yörüngesini kontrol etmek için aşı stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olacak SARS-CoV-2 bağışıklık korumasının kanıta dayalı bir tahminini sağlar.

Makalenin tamamını okumak ve indirmek için tıklayınız.