Kategori arşivi Sağlık-Blog Yazıları

ileUzm. Dr. Selçuk YAŞAR

Mor ve Minnak-4

Korktuğum başıma gelmesin dersem?

İçeriğinde bulunan vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve ellagic asit gibi maddeler sayesinde tüm vücutta hücre onarımını ve yenilenmesini hızlandırdığından kanserli hücre oluşumunun da önüne geçer.

Kolon(kalın barsak) ve yumurtalık kanseri oluşum riskini azaltır.

Yapılan bir çalışmada yaban mersininde bulunan pterostilben adlı bir bileşiğin kolon kanserine karşı koruma sağladığı saptanmıştır.

İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’ne bağlı bilim insanlarının yaptığı çalışmada kolon kanseri olan hastalara 7 gün boyunca yaban mersini ekstresi verilmiş ve tümördeki hücre artışı oranında % 7 oranında azalma görülmüştür. Kadınlar üzerinde yapılan bir başka çalışmada da yüksek oranda yaban mersini flavonoidleri alımının yumurtalık kanseri oluşum riskinde % 34 oranında azalma sağladığı saptanmıştır.

Yaban mersini içerisindeki folik asit nedeniyle DNA’nın onarılması ve sentezlenmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

Böylelikle hücre mutasyonu sonucu oluşabilecek kanserlere karşı iyi bir koruyucudur yaban mersini.

Meme kanseri hücresinin büyümesi ve yayılmasını inhibe ettiği araştırmalar mevcuttur.

Lousville Üniversitesinde Brown Kanser Merkezinin bir çalışmasında yaban mersini tozu kullanılarak meme kanserli farelerin tedavi sürecinde tümör hacminde % 40 azalma görülmüştür.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mor ve Minnak-3

Peki Ya Beynimiz?

Antosiyaninler beyin merkezindeki nöronal sinyalleşmeyi arttırır. Güçlü bir hafıza ile düzenli yaban mersini tüketmek arsında ilginç ve güçlü bir ilişki mevcuttur. İçeriğindeki vitamin ve minareller merkezi sinir sistemini geliştirirken antioksidan özelliği ile de bilişsel zorluk yaratan hücresel hasar en aza inmektedir.

Özellikle son yıllarda çocuklarda sıkça yaşanan dikkat eksiklikleri ve ileri yaşlarda sıklıkla görülen Alzheimer hastalığı için düzenli olarak yaban mersini tüketimi öneriliyor.

Yaban mersini, sinir sistemini yatıştırır!

Günlük rutin yaşam içinde pek çok olumsuz faktör, sinir sistemimizi yıpratmakta, strese, depresyona yol açmaktadır. Ancak vitamin, mineral ve diğer faydalı bileşenleri sayesinde yaban mersini, kişinin enerjisini yükseltir, yaşamdan aldığı tadı artırır, stres ve depresyona girme eşiğini yükseltmiş olur. Buna bağlı uyku problemlerini çözmede yardımcıdır. Enerji metabolizmasını düzenleyerek kişinin rahatlamasına yardımcı olan yaban mersini, doğal antidepresan olarak kabul edilir. Rengi ne kadar koyu olursa içeriği o kadar zengin olur.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

NE KADAR BESLENEBİLİYORUZ?

Bu sorunun cevabını hemen hemen herkes yeteri kadar olarak verdiğini sanıyorum. Hatta günümüzde oldukça yaygın hale gelen obeziteye bakarsak fazlası ile besleniyoruz diyebiliriz.

Ama ben aksi düşünüyorum ve elimde kanıtım da var. İşte başlıyoruz. Günümüzde modern tarım yöntemleri ile birçok meyve ve sebzeyi mevsim kısıtlaması olmaksızın sofralarımızda yer verebiliyoruz. İlk bakışta bu çok güzel ve avantajlı gibi görünüyor. Diğer taraftan da her şey mevsiminde güzeldir diye düşünürüz. Kışın karpuz canımız istemez ama onun yerine vücudumuzun direncini arttıracak antioksidan olan C vitamini için narenciye tüketiriz. Peki, bu seçimi belirleyen sadece besine kolay ulaşma, fiyatı ve diğer çevresel ve kişisel tercihler mi? Sanırım bunların ötesine geçip çok ta düşünmüyoruz. Burada ne demek istediğimi alttaki tabloya bakarak anlayabilirsiniz.

En çok tükettiğimiz sebze ve meyveler için 1985 (Pharmakonzern Geigy (Schweiz)) ve 2002 (Lebensmittellabor Karlsruhe/Sanatorium Oberthal) yıllarında İsviçre ve Almanya’daki büyük araştırma laboratuvarlarında yapılan analizler sonucunda çarpıcı sonuçlar elde edilmiştir (Tablo).

Her 100 gramda bulunan

Vitamin ve Mineraller

Araştırılmış İçerikler 1985 2002 Fark
Brokoli Kalsiyum 103 28 -73%
Amino Asit 47 18 -62%
Magnezyum 24 11 -55%
Fasülye Kalsiyum 56 22 -51%
Amino Asit 39 30 -23%
Magnezyum 26 18 -31%
Vitamin B6 140 32 -77%
Patates Kalsiyum 14 3 -78%
Magnezyum 27 14 -48%
Havuç Kalsiyum 37 28 -24%
Magnezyum 21 6 -75%
Ispanak Magnezyum 62 15 -76%
Vitamin C 51 18 -65%
Elma Vitamin C 5 2 -60%
Muz Kalsiyum 8 7 -12%
Amino Asit 23 5 -79%
Magnezyum 31 24 -23%
Vitamin B6 330 18 -95%
Çilek Kalsiyum 21 12 -43%
Vitamin C 60 8 -87%

Çok tükettiğimiz gıdaların vitamin ve Mineral içerikleri hatırı sayılır oranda düştüğü saptanmış.

Burada sormamız gereken iki soru var.

İlki neden, ikincisi 2018 yılında ne durumda. İlk soruyu cevaplaman ikinci sorunun cevabını sanırım herkes kendi kendine verebilir.

İlk sorunun cevabı içinse çok neden sıralayabiliriz ama bence en önemli etken insanoğlu yani biz. Bunu açarsak daha çok üretme ve daha çok kazanma gibi sebeplerle, hızlı gelişme, çevre kirliliği, bilinçsiz tarım uygulamaları, ürünlerin uzun depolanması için yeni yöntemler, kalite ve verim arttırmak için uygulamaların bu duruma neden olduğu söylenebilir. Bu durumda o zaman ne yapacağız diye kendimize bu soruyu sormaktan alamayız. Aslında günümüzün modası haline gelen, organik ürünler, köy kahvaltısı, köy ürünleri vs gibi kulağa hoş gelen ama aslına baktığınızda hiç öyle olmayan bir durumla karşı kaşıya kalıyorsunuz. O zaman bunun çözümünü nasıl bulacağız. Beslenmemiz gerektiği fizyolojik bir gerçek ve tükettiğimiz besinin de içerik olarak ihtiyaçlarımızı karşılaması gerekmekte. Ama şu an için tükettiklerimiz büyük oranda posa maalesef. O zaman bilinçli tüketmemiz gerekiyor. Neler yapabileceğimizi diğer yazımda paylaşacağım.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kadın ve Erkek İnfertilitesinde Antioksidanların Önemi

İnfertilite1 yıl boyunca, haftada en az 3 kez cinsel ilişkiye rağmen gebe kalınamaması durumudur.  Tüm toplumda infertilite oranı %15’ler civarındadır. Günümüzde bilimsel araştırmaların önemli bir konusu olan ve birçok patofizyoloik süreci olumsuz etkileme potansiyeli olan Oksidatif stres’in insanda, fertiliteyi de olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. İnsan vücudunda Oksidan ve antioksidan sistemlerin oksidan sistem lehine bozulması,oksidatif stres  olarak tanımlanan ve kadınlarda infertilite etyopatogenezinde de rol oynayan bir takım patolojik süreçleri stimule eder. Öyle ki Endometriozis, endometrioma, Unexplained infertilite, Polikistik over sendromu (PCOS) gibi hadiselerin etyopatogenezinde oksidatif stresin varlığı kanıtlanmıştır. Bu nedenle doğada mevcut olan veya sentetik üretilen bir çok antioksidan maddenin oral olarak kullanımı, infertilite başarısı, tüp bebek şarısı, gebe kalmayı kolaylaştırma, erkeklerde sperm parametrelerinin (sayı, hareketlilik, morfolojisi), ereksiyonun, cinsel hayatın iyileştirilmesinde kullanılması mantıklı bir hipotezdir. Günümüzde Myo-İnositol (200mg)’ün Oligomenore, ve PCOS’da over fonksiyonlarını iyileştirmede başarılı bulunmuştur (1). Vitamin E ve L-arjinin ile ince endometriumu olan kadınlarda kalınlığın arttığı ve akımın arttığı bildirilmiştir (2). Koenzim Q10 ile mitokondrial fonksiyon iyileşerek over fonksiyonları iyileşir, yaşlanması gecikir ve oositlerdeki anoploidi oranları azalır (3). İnsan vücudu; Bir çok iç ve dış etkenler ile nonstabil ve yüksek reaktivite gösteren  ve serbest radikal olarak adlandırılan moleküller üretir (Hidrojen peroksit gibi). Bu maddelerin serbest miktarları artarsa hem proteinlerde hem de DNA-RNA yapı taşı olan nükleik asitlerde bunlara sekonder hasarlar ortaya çıkar. Tabi insan vücudu da iç kaynaklı olarak bu mekanizma ve hasarlarla savaşmak adına birtakım Antioksidan maddeler sentezler (Glutatyon, peroksidazlı formu (Bu yolağın çalışması eser bir element olan selenyuma ihtiyaç duyar), taurin gibi). Reaktif oksijen molekülleri’nin Kadın Üreme sisteminde; -Ovulasyon, ovum kalitesi – Foliküllerin oluşumu, gelişimi, maturasyonu, – Korpus Luteumun çözünmesi -Döllenme ve yaşlanma ile bu yeteneğin azalması (mitokondrial DNA hasarı ile) -Kaliteli embriyo gelişimi gibi fizyolojik süreçlere doğrudan etkisi vardır. Tüm bu nedenlerle günümüzde  antioksidan olarak melatonin (döllenmiş embriyo sayısını arttırır), Selenyum, Astaksantin (C vitamininden 6000 kat güçlü bir antioksidan, antienflamatuar) (4), C vitamini, E vitamin, yeşil çay katesinleri, Resveratrol gibi antioksidan etkili maddelerin hem erkek hem de kadına oral yoldan verilmesi, kısırlık, anti-aging etkiler, kanser gelişiminin önlenmesi, kalp-damar sağlığı ve kalp krizinin önlenmesi, Radyoterapi-kemoterapiye bağlı hücre hasarlarının önlenmesi, mental fonksiyonların korunması, cildin UV ışınlarının zararlı etkilerinden korunması, göz ve görme sisteminin desteklenmesi gibi olumlu etkilere neden olabilir. Bu amaçla birçok ilaç firması tarafından, farklı doz ve maddeler ile oluşturulan antioksidan madde kombinasyonları (Vitamin – mineral desteği) ile antioksidan içeriği fazla olan meyve özlerinden oluşan gıda takviyeleri piyasaya sürülmüştür.  Bunlar doğadan tatlı sualglerinden (Haemotococcus Pluvialis gibi), istakoz, somon, krillden vs elde edilebilir. Bu preparatlarda kullanılan maddeler genellikle şunlardır. -Tiamin (Vitamin B1) :5-50 mg -Ribolavin (Vitamin B2): 5mg -Niasinamid (Vitamin B3): 10-20 mg -Pridoksin (Vitamin B6): 3 – 10mg -Folik asit (Vitamin B9):  400-800 μg -Kobolamin (Vitamin B12): 3-50 μg -Biotin (Vitamin B7): 300 μg -İnositol (Vitamin B8): 2,5 mg -Kolekalsiferol (Vitamin D3): 500-1000IU & 10 μg -Vitamin E: 50-400 IU  & 110-120 mg -Çinko : 10-40 mg -Magnezyum : 100 mg -Selenyum : 20-100 μg -Beta glucan : 25 mg -Koenzim Q10: 15-200 mg -L-Arjinin: 250 mg -Myo-İnositol: 500 mg -Vitamin C: 75-180 mg -Astaksantin : 1-4 mg -Zeaksantin: 0,20 mg -Beta Karoten: 5 mg -A vitamini: 300 μg -L-Karnitin fumarate : 440-3450 mg -Asetil L-karnitin HCL: 1000mg -Sitrik asit: 100 mg -Glutatyon: 80 mg Kaynaklar: 1- Effects of inositol on ovarianfunction and metabolic factors in women with PCOS: a randomized double blindplacebo-controlled trial.Gerli S, Mignosa M, Di Renzo GC. EurRev Med Pharmacol Sci. 2003 Nov-Dec;7(6):151-9. 2- Endometrial growth and uterine bloodflow: a pilot study for improving endometrial thickness in the patients with athin endometrium.Takasaki A, Tamura H,Miwa I, Taketani T, Shimamura K, Sugino N. Fertil Steril. 2010 Apr;93(6):1851-8. doi:10.1016/j.fertnstert.2008.12.062. Epub 2009 Feb 6. 3-Mitochondrial dysunction and ovarian aging. Wang T, Int J Reprod Immunol 2017:77e12651. 4- Astaxanthin: sources, extraction, stability, biological activities andits commercial applications–a review. Ambati RR, Phang SM, Ravi S, Aswathanarayana RG.  Mar Drugs. 2014 Jan 7;12(1):128-52.

Doç. Dr. İlker GÜNYELİ

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi

Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mor ve Minnak-2

       Yaban Mersininin Faydaları Mor ve bücürün yaptıklarını duyunca hemen sofralarınıza baş köşeye davet edeceksiniz        Güçlü Antioksidandır Serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini engellemek için antioksidana ihtiyaç vardır. Yaban Mersini Minnak olsa da en yoğun antioksidan konsantrasyonuna sahiptir. Antioksidan bakımından son derecezengin olan yaban mersini, tüm vücutta detoks etkisi yaratıyor. Hastalık oluşumuve vücutta yaşlanmayı tetikleyen serbest radikalleri süpürür. Meyveye mavi/morrengi veren antosiyanin pigmentinden zengindir. C, E ve A vitamini, B kompleksvitaminler, bakır, selenyum, çinko, demir, manganez içeriği ile bağışıklığı yükselterek, enfeksiyonlara karşı korur.             Kalp ve Damarlarımızı Korur Varislere bağlı şişlik, kaşıntı ve ağrıyı giderdiği son yapılan çalışmalar göstermektedir. Kan basıncını ve sıvı seviyesini dengeler. Dolaşımı rahatlatır hücrelerin oksijenlenmesini sağlar. Tüm bunları yaparken kandaki yağ oranının da dengelenmesine yardımcı olan yaban mersini, damarların tıkanmasını önler. birlikte Ayrıca içeriğinde bulunan flavonoidler sayesinde kan basıncı dengelenir ve kalp fonksiyonları istenen düzeyde çalışır. Bununla Kalp krizi riski de azalır.Potasyum ve magnezyum içerdiği için de ve kalp rahatsızlığı riskini azaltmaya yardımcıdır. Yaban mersini vücuttaki eNOS enzimi seviyesini yükselterek kalbi korur ve kötü kolesterolün yükselmesini engelleyerek kalbin ve damarların fazladan yorulmasını yıpranmasını engeller.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mor ve Minnak (Yaban Mersini)

Yaban Mersini
Yaban mersini, Vaccinium cinsinin genellikle Kuzey Yarı kürenin soğuk iklimlerinde bulunan 140 civarındaki türünden biridir. Çay üzümünün amcasının oğlu olan yaban mersini, nadiren diz üstü boya ulaşabilen çalılık bir bitkinin koyu mor ve tatlı meyvesidir. Olgunlaşmış yaban mersini kuşlar için tam bir ziyafet ve ormanda yürüyüş yapanlar için eşsiz bir ikramdır. Yaban mersini genellikle yabani olarak yetişir, çünkü yetiştirilmesi çok zordur. Yaklaşık 100 gramında 57 kalori bulunan yaban mersini, A, C, E ve K vitaminleriyle kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gibi vücudumuz için gerekli birçok minerali de içinde barındırıyor. Eskiden sadece diyetisyenlerin yemek listesindeyken günümüzde birçok insan tarafından tercih edilir oldu. Muazzam çiçeklerine baktığınızda yaban mersininin, reçel, turta ve meyve püresi, likör ve şaraba, mutfak zevkleriyle ilgili birçok alanda kullanılması şaşırtıcı gelmez. Bir şifalı bitki olarak yaban mersini yüzyıllar boyunca ishal tedavisinde ve dolaşımı güçlendirmek için kullanılmıştır. Yaban mersininin şifalı bir bitki olarak kullanımı Orta Çağ’ın ilk zamanlarında başlamıştır. Yaban mersini yapraklarından demlenen çay, diyabet tedavisinde kullanılan bir halk ilacıydı. Taze, kurutulmuş ya da ilaç haline getirilmiş meyveler özellikle çocuklarda ishali tedavi etmekte; bulantı, kusma ve mide kramplarında ve bağırsak yolu için tonik olarak kullanılırdı. 1500’lü yıllarda Avrupalı, özellikle Alman bitki uzmanları idrar yolları enfeksiyonu, mide şikayetleri ve başka rahatsızlıklar için tavsiye ediyorlardı. 18. yüzyılın ve 19. yüzyılın ilk yarısında yaşayan bitki uzmanları yaban mersinini özellikle dizanteri ve ishal tedavisinde kullandılar. İkinci Dünya Savaşı boyunca İngiliz savaş pilotları yaban mersini reçeli yedikten sonra görüş güçlerinde gelişme olduğunu bildirmişlerdi. Bu bilgi araştırmacıların dikkatlerini bu alana yöneltmiştir.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR