Etiket arşivi Coronavirus (COVID-19)

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Coronavirus (COVID-19) Güncel Rehber (01 Haziran 2020)

Coronavirus (COVID-19)

Coronavirus’lar (CoV), soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesidir.

Coronavirus’lar zoonotik olup hayvanlardan bulaşarak insanlarda hastalık yapabilir. Coronavirus’ların insanlarda dolaşımda olan alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV) çoğunlukla soğuk algınlığına sebep olan virüslerdir.

SARS-CoV, 21. yüzyılın ilk uluslararası sağlık acil durumu olarak 2003 yılında, daha önceden bilinmeyen bir virüs halinde ortaya çıkmış olup yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Yaklaşık 10 yıl sonra Coronavirus ailesinden, daha önce insan ya da hayvanlarda varlığı gösterilmemiş olan MERS-CoV (Middle East Respiratory Syndrome Coronavirus) Eylül 2012’de ilk defa insanlarda Suudi Arabistan’da tanımlanmış; ancak daha sonra aslında ilk vakaların Nisan 2012’de Ürdün Zarqa’daki bir hastanede görüldüğü ortaya çıkmıştır. SARS Coronavirus’u ile uzaktan bağlantılı olmasına rağmen, yaşanmış olan SARS tecrübesinden ötürü endişe oluşturmuştur.
31 Aralık 2019’da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Çin Ülke Ofisi, Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir Coronavirus (2019-nCoV) olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 olarak kabul edilmiş, virüs SARS CoV’e yakın benzerliğinden dolayı SARS-CoV-2 olarak isimlendirilmiştir.

Bu rehber, COVID-19, etkeni, bulaşma yolları, vaka tanımları ve tanı yöntemleri hakkında bilgi vermek; COVID-19 vakası veya temaslısı ile karşılaşıldığında izlenmesi gereken strateji ve uygulama şekilleri hakkında yol göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu doküman ağırlıklı olarak DSÖ önerileri doğrultusunda oluşturulmuştur. COVID-19’a yönelik olarak hazırlanmış olan “COVID-19 (2019-nCoV Hastalığı) Rehberi” güncel DSÖ önerileri ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda güncellenmektedir. Güncellenen rehber dokümanı ve rehber sunumları, afiş, broşürler ile sık sorulan sorular ve cevapları Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü web sayfasında (www.hsgm.saglik.gov.tr) düzenli olarak yayımlanmaktadır.

 

SON GÜNCELLEME ILE NELER DEĞIŞTI?
» Giriş güncellendi
» Genel bilgiler (epidemiyoloji güncellendi)
» COVID-19 (Kaynak, bulaşma yolu, klinik özellikler, laboratuvar testleri
bölümlerinde güncelleme yapıldı)
» Vaka tanımı ve vaka yönetimi güncellendi
» Numune alımı, saklanması ve nakli bölümünde düzeltmeler yapıldı
» COVID-19 hastalarında toraks bilgisayarlı tomografisi kullanımı güncellendi

 

CORONAVİRÜS (COVID-19) GÜNCEL REHBERİNİ (01.06.2020) BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 Kitabı

SARS-CoV-2 enfeksiyonu salgını, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Coronavirus Hastalığı 2019 (COVID-19) olarak adlandırılmıştır. COVID-19 hızla birçok ülkeye yayılmıştır ve 11 Mart 2020 tarihinde 4000’den fazla insanın
ölümüne yol açmasıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından bu tarihte resmen pandemi olarak ilan edilmiştir. COVID-19 hastalığı yeni bir koronavirüsün neden olduğu ve ilk olarak Aralık 2019’da Çin’in Wuhan şehrinde tespit edilen bir
solunum yolu hastalığıdır. Hastalık oldukça bulaşıcıdır ve ana klinik semptomları ateş, kuru öksürük, yorgunluk, kas ağrısı ve nefes darlığıdır. Çin’in Wuhan şehrinde 2019 ‘un sonunda ilk bildirilen COVID-19 vakasından bu yana, COVID- 19 hızla Çin’in her yerine ve ardından dünyanın tüm ülkelerine yayılmıştır.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan ve herkesin erişimine sunulan

“Ulusal Egemenliğimizin 100.yılında Milli Mücadelemizin Ölümsüz Kahramanlarının ve COVID‐19 ile Savaşırken Kaybettiğimiz Tüm Sağlık Çalışanlarının Anısına…”

e-kitabı indirmek ve okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19’un Mevcut Manifestasyonlarının Sınıflandırılması

COVID-19’UN MEVCUT MANİFESTASYONLARININ SINIFLANDIRILMASI: 375 OLGU İLE İSPANYA’DA HIZLI ULUSLARARASI KONSENSUSA YÖNELİK BİR ÇALIŞMA

 

İspanya’da 375 olguda gözlemlenen bulguların fotografik atlas haline getirildiği ve bulguların sınıflandırılarak uluslarası bir konsensus oluşması amacıyla hazırlanan bir çalışmadır.

British Journal of Dermatology 2020 sayısında yayımlanan çalışmadaki materyaller telif hakkına tabidir (19 Nisan 2020).

Hastalar araştırma çalışmalarında kullanılmak üzere izin vermiş bulunmaktadırlar ve başka herhangi bir şekilde kullanılması yasaktır.

Forografik atlası indirmek ve incelemek için tıklayınız.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Klorokin (Sıtma İlacı) ve Covid-19

Bir önceki yazımda  COVID-19’un profilaksisi için HCQ ve CQ’nun yanlış kullanımından kaçınmalıdırlar, çünkü bunu destekleyecek kesinlikle hiçbir veri olmadığını belirtmiştim. Bu çalışma ilk klinik verileri sunmaktadır.

Koronavirüs hastalığı 2019 için spesifik bir antiviral tedavi önerilmemektedir. (COVID-19). In vitro çalışmalar, klorokin difosfatın (CQ) antiviral etkisinin ilacın yüksek konsantrasyonunu gerektirir.

Hastalara yüksek doz CQ (yani 10 gün boyunca günde iki kez 600mg CQ) veya düşük doz CQ (yani 1. günde günde iki kez 450 mg ve 4 gün boyunca günde bir kez) verilmiştir.

Birincil sonuç, düşük doz grubuna kıyasla yüksek doz grubunda ölüm oranında en az % 50 azalma olmuştur. Burada sunulan veriler öncelikle 13. günde tedavi sırasındaki güvenlik ve ölümcül sonuçlara ilişkindir.  İkincil son noktalar katılımcı klinik durumu, laboratuvar muayenelerini ve elektrokardiyogram sonuçlarını içerir.  Viral solunum sekresyonu RNA tespiti 0 ve 4. günlerde gerçekleştirilmiştir.

COVID-19’lu 81 hastanın bu faz IIb randomize klinik çalışmasında, bağımsız bir veri güvenliği ve izleme kurulu tarafından önerilen planlanmamış bir ara analiz, 10 gün boyunca daha yüksek bir klorokin difosfat dozajının daha toksik etkiler ve ölümcüllük ile ilişkili olduğunu bulmuştur. Sınırlı örnek büyüklüğü, çalışmanın tedavi etkinliği konusunda daha etkin bir bil elde edilmesine olanak sağlamadığı belirtilmiştir.

CloroCovid-19 çalışmasından elde edilen ön bulgular; şiddetli COVID-19 tedavisi için özellikle güvenlik kaygıları QTc aralık uzaması ile ilgili azitromisin ve oseltamivir alan hastalarda daha yüksek klorokin dozu önerilmemelidir.

Bu çalışmanın ilk bulguları, COVID-19’lu kritik hastalara potansiyeli nedeniyle yüksek CQ dozunun önerilmemesi gerektiğini düşündürmektedir.

Klorokinin farklı dozlarda toksisitesinin değerlendirildiği çalışmada 600 mgr dozda kardiak toksisitenin arttığı gösterilmiş ve rutinde kullanılmaması önerilmiş.

Makalenin orjinalini indirmek veya okumak için tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Karantina Günlerinde Uyku

Karantina ve Uyku

Uykunun yemek ve su kadar temel bir ihtiyaç olduğunu yazılarımda belirtmiştim.

Covid-19 neden ile evlerimizden çıkamadığımız bu günlerde tüm TV kanalları ve internette oldukça vakit geçirebileceğiniz programlar bulunmakta.

Zaten sloganımız Hayat Eve Sığar!!!

Tabi ki hayat eve sığar, ama biz rutin yaptıklarımızın dışına çıktığımızdan tüm zamanı evde planlamamız gerektiğinden sanırım çok ta başarılı olamıyoruz.

Bu yüzden normal hayatınızda yaptığınız şekliyle yaşamaya devam etmemiz gerekiyor. Ta ki normalleşince tekrar uyum sorunu yaşamayalım.

Bu tabi bir yönü,  esas önemli olan geç saatlere kadar sosyal medya, TV ve internet gibi ortamlarda vakit geçirerek uyku saatimizi kaydırmak. Sanırım herkeste şu an ortak sorun bu.

Uyku saatinin gecikmesi tekrar ettikçe faz kayması dediğimiz sirkadiyen ritim bozukluğuna neden olacaktır.

Bu durumda da geç yatıp geç kalkmak şeklinde ortaya çıkarak maalesef bağışıklığımızın zayıflamasına neden olacaktır.

Covid-19 gibi daha henüz net bir tedavi yöntemi belirlenememiş olan ve aşı çalışmaları devam eden bir hastalıkla yüz yüze geldiğimiz bu günlerde sanırım en son yapmamız gereken şeylerden bir tanesi de budur.

Zaten yapılan aşı çalışmalarının amacıda var olan bağışıklık sistemine bu virüsü tanıtıp, karşılaştığımızda bizi hasta etmesini engellemek.

İşte burada kritik nokta uyku-bağışıklık sistemi ilişkisi ve bu ilişki eş zamanlı ve birbirini destekleyen süreçler.

Bu yüzden yapmamız gerek şey uyku hijyenine dikkat etmek ve hayatımızda uygulamak.

Uyku hijyeni;

  • Düzenli aerobik egzersiz
  • Akşam yemeğinin ağır ve geç saatte olmaması
  • Özellikle akşamları kafein ve alkol alınmaması
  • Çevre (oda) şartları
  • Sabah uyanınca yataktan oyalanmadan kalkma
  • Gündüz uyumama
  • Sabah hep aynı saatte kalkma
  • Uyumak için çabalamama (uyku kaçmışsa 15-20 dk içinde yataktan çıkma)
  • Yataktan önce rahatlatıcı bir rutin geliştirin (Dinlendirici müzik, ılık duş, ılık süt, 1 kase yoğurt)
  • Yatağınızda oturarak beklemeyin.
  • Yatağınızın yanında bulunan ve gözünüze takılan saatinizi göremeyeceğiniz bir yere kaldırın.
  • Bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi aşırı ışık veren aletlerin uykudan önceki kullanımlarını sınırlandırın. Bu durum; özellikle de sosyal medya kanallarında aşırı zaman tüketen ve uykusuzluktan yakınan bireylerin uykusuz kalmalarının sebeplerinden birisidir.
  • Eğer uyuyamıyorsanız (en fazla 30 dakika), yataktan kalkın ve rahatlatıcı birkaç aktivite yapın (Gevşem egzersizleri olabilir).
  • Kitap okuyun veya rahatsız bir sandalyede oturup televizyondaki en sıkıcı programı izleyin veya öğrenciyseniz sevmediğiniz derse çalışın; bu durum beyninize, yatağın uyanık kalınan ya da endişe duyulan yer değil uyunması gereken yer olduğu bilincini yerleştirecektir ve uykunuzun gelmesine sebep olacaktır, uykunuz geldiği anda da tekrar yatağınıza dönün.
  • Yatmadan önce omega-3 yağ asidi (balık yağı) kullanılması

Buradaki kuralları, çevresel şartlar ve sosyoekonomik duruma göre kendiniz için uygun hale getirebilirsiniz.

Hatta kendiniz için bir rutin geliştirip uykuya hazırlık dönemi yapabilirsiniz. Önemli olan bu dönemde mümkün olduğu kadar uyaranlardan uzak durmak gerekmekte.

Bu şekilde uykuya hızlı bir geçiş sağlayabilirsiniz. Uyku latansı dediğimiz uykuya dalma süresi 30 dakikayı geçmemelidir. Geçtiği zaman da yataktan çıkıp yukarıdaki uyku hijyeni kurallarını gözden geçirmemiz lazım.

Sağlıklı uyku dileklerimle…

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Coronavirus (COVID-19) Güncel Rehber (14 Nisan 2020)

Coronavirus (COVID-19)

Coronavirus’lar (CoV), soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesidir.

Coronavirus’lar zoonotik olup hayvanlardan bulaşarak insanlarda hastalık yapabilir. Coronavirus’ların insanlarda dolaşımda olan alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV) çoğunlukla soğuk algınlığına sebep olan virüslerdir.

SARS-CoV, 21. yüzyılın ilk uluslararası sağlık acil durumu olarak 2003 yılında, daha önceden bilinmeyen bir virüs halinde ortaya çıkmış olup yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Yaklaşık 10 yıl sonra Coronavirus ailesinden, daha önce insan ya da hayvanlarda varlığı gösterilmemiş olan MERS-CoV (Middle East Respiratory Syndrome Coronavirus) Eylül 2012’de ilk defa insanlarda Suudi Arabistan’da tanımlanmış; ancak daha sonra aslında ilk vakaların Nisan 2012’de Ürdün Zarqa’daki bir hastanede görüldüğü ortaya çıkmıştır. SARS Coronavirus’u ile uzaktan bağlantılı olmasına rağmen, yaşanmış olan SARS tecrübesinden ötürü endişe oluşturmuştur.
31 Aralık 2019’da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Çin Ülke Ofisi, Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir Coronavirus (2019-nCoV) olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 olarak kabul edilmiş, virüs SARS CoV’e yakın benzerliğinden dolayı SARS-CoV-2 olarak isimlendirilmiştir.

Bu rehber, COVID-19, etkeni, bulaşma yolları, vaka tanımları ve tanı yöntemleri hakkında bilgi vermek; COVID-19 vakası veya temaslısı ile karşılaşıldığında izlenmesi gereken strateji ve uygulama şekilleri hakkında yol göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu doküman ağırlıklı olarak DSÖ önerileri doğrultusunda oluşturulmuştur. COVID-19’a yönelik olarak hazırlanmış olan “COVID-19 (2019-nCoV Hastalığı) Rehberi” güncel DSÖ önerileri ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda güncellenmektedir. Güncellenen rehber dokümanı ve rehber sunumları, afiş, broşürler ile sık sorulan sorular ve cevapları Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü web sayfasında (www.hsgm.saglik.gov.tr) düzenli olarak yayımlanmaktadır.

SON GÜNCELLEME ILE NELER DEĞIŞTI?
» Numune Alınması
» Temaslı takibi
» Ambulansla hasta nakli
» Evde hasta izlemi
» Belirlenen COVID-19 polikliniğinde erişkin hasta yönetimi
» COVID-19 erişkin hasta tedavisi
» COVID-19 hastalarında destek tedavisi
» COVID-19 çocuk hasta yönetimi ve tedavisi
» Temasi olan sağlik çalışanlarının değerlendirilmesi
» Morg ve defin hizmetler

 

CORONAVİRÜS (COVID-19) GÜNCEL REHBERİNİ (14.04.2020) BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ.

ileArş. Gör. Mesut Ergan

Evde Yapabileceğimiz Egzersizler

COVİD 19’la Mücadelede Evde Egzersizin Önemi

Hepimizin bildiği gibi COVİD-19 pandemisi tüm dünya üzerinde olduğu gibi ülkemizde de etkisini göstermektedir. Henüz bir aşı veya tedavi geliştirilmediği için bu pandemi ile mücadelede en etkili yolun ‘’Korunma’’ olduğu bildirmiştir. Virüsten korunmak ve vücudun savunma mekanizmasını güçlendirmek için;

  • Evde kalmak ve sosyal mesafeyi korumak,
  • Elleri sık sık sabunla yıkamak
  • Sağlıklı beslenmek (sıvı, protein ve vitamin içeren besinlerden zengin),
  • İyi ve kaliteli uyumak
  • Hareketsiz kalmaktan kaçınmak; fiziksel aktivite ve egzersiz yapmak çok önemlidir.

Aktivite azlığı veya hareketsizliğin, tüm yaş grubu bireylerde, özellikle yaşlılarda kronik hastalıkların ortaya çıkmasında en önemli risk faktörlerinden biri olduğu belirtilmiştir. Yapılan araştırmalar, fiziksel aktivite düzeyi ile sağlıklı olma arasında çok yakın ilişki olduğunu göstermiştir. Yaşlılıkta fonksiyonlarda azalma ve yetersizlik meydana geldiği için, yaşam boyu düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz alışkanlığı, sağlıklı yaşlanmanın temelini teşkil eder.

Özellikle evde kaldığımız ve hareket alanımızın daraldığı bu günlerde hem fiziksel, hem mental, hem de psikolojik olarak sağlıklı olmanın yolu, egzersiz yapmaktan geçmektedir.
Egzersizin kas kuvvetini, dayanıklılığını, esnekliğini arttırma, kiloyu azaltma ve koruma yanı sıra kardiyovasküler hastalık ve tromboz riskini azaltma, kan yağ ve glikoz düzeylerini düşürme, psikolojik durumu ve uyku kalitesini düzeltme, kemik mineral yoğunluğunu arttırma, bazı kanser tiplerini ve kronik ağrıyı azaltma gibi birçok olumlu etkileri vardır.

Egzersizin faydaları yanında bazı riskleri de bulunmaktadır. Yaştan bağımsız olarak tüm yaş gruplarında kişinin aşırı ve ani yüklenmelerle başlayan hızlı, kontrolsüz egzersiz programları sonrasında oluşabilecek yumuşak doku ve eklem yaralanmaları yanında düşük enerjili veya yüksek enerjili kırıklar olabilir. Ancak bunlar önlenebilir.

Egzersizlere basit seviyeden başlayıp alıştıkça ve egzersiz performansınız geliştikçe, egzersizlerin sayılarını yavaş yavaş artırarak devam etmelisiniz.

Başlangıç seviye egzersizleri çok basit egzersizler olduğu için kalp hastalığı, diyabet veya artrit gibi problemleriniz olsa dahi, güvenle yapılabilir ve herhangi bir probleme yol açmaz.

Egzersizin faydalarını görmek için haftada 3 ila 5 gün ve günde 1-3 kez yapılması yeterli olacaktır. Her ne amaçla olursa olsun egzersizler, sağlık için oldukça faydalıdır.

Sağlınızı korumanız için için kısa süre dahi olsa sürekli egzersiz yapmanın yollarını aramalısınız. Linkini verdiğimiz bu egzersiz programını resimli slayt sunumu ile veya video ile takip edebilirsiniz.

Evde Kalın, Sağlıcakla Kalın…

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Psikiyatrik Destek hattı

Sağlık Çalışanları İçin Destek Hattı

Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), COVID-19 salgınıyla birlikte yaşanan zorlu süreç dolayısıyla, sağlık çalışanları için destek hattı oluşturdu.

Sağlık çalışanlarının gerek duydukları kişisel koruyucu donanımın sağlanması ve bedensel iyilik hallerinin sürdürülmesi kadar, yaşadıkları ruhsal zorluklarla ilgili olarak da desteklenmesi gerektiğinden hareket eden TPD’nin, tüm sağlık çalışanlarına yönelik olarak oluşturduğu ruhsal destek hattına 0850 532 66 76 numaralı telefondan, 7/24 ulaşılabilecek.

TPD’nin konuyla ilişkin duyurusuna https://psikiyatri.org.tr/2174/turkiye-psikiyatri-dernegi-saglik-calisanlarina-destek-hatti-acildi linkinden ulaşabilirsiniz.

Sağlıklı günler dileklerimle…

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 İlk Otopsi Sonuçları

Covid-19’da Akciğer ve Kardiyak Patoloji: New Orleans’dan İlk Otopsi Serisi

SARS-CoV-2, Amerika Birleşik Devletleri’nde hızla yayılmıştır ve ciddi morbidite ve mortaliteye neden olmakla birlikte, ciddi hastalık vakalarının histopatolojik temeli henüz ayrıntılı olarak incelenmemiştir.

Geçen yüzyıl boyunca, otopsi çok sayıda hastalık sürecini anlamamıza önemli katkıda bulunmuştur, ancak çeşitli nedenlerden ötürü, SARS CoV-2 ile ilgili ölümleri takiben otopsi raporları şimdiye kadar dünya çapında sınırlı kalmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk otopsi serisindeki ilgili kardiyopulmoner bulguları rapor edilmekte, ölüm nedeni SARS-CoV-2 enfeksiyonu.

Bu vakalar, bu hastalarda ciddi hastalığa ve dekompansasyona potansiyel olarak katkıda bulunan anahtar patolojik durumları tanımlar.

Akciğer ve Kalpte Kaba İnceleme

Otopsi sırasında akciğerlerin kaba incelemesi trakeaların normal kalibreli ve hafif eritemli olduğunu ortaya koydu.

Tüm akciğerler ağırdı, sol 680g ila 1030g arasında değişiyordu, normal (583 +/- 216); sağ 800 g ila 1050 g arasında, normal (663 +/- 239).

Sağ tarafta önceden parsiyel lobektomisi olan bir kişi dışında, olağan loblar ve çatlaklar vardı.

Akciğerlerin her birinin hilumundaki pulmoner arterlerde tromboemboli yoktu.

Akciğerlerin her birinin parankiması ARDS’nin klinik tanısı ile uyumlu olarak yaygın bir şekilde ödemli ve sağlamdı.

Özellikle, fokal sınırlama ile koyu renkli kanama bölgeleri, ölenlerden biri dışındaki tüm akciğerlerde periferik parankim boyunca tanımlanabilir.

Bazı durumlarda, periferik parankim bölümlerinde küçük, sağlam trombüs mevcuttu.

Sadece immünosupresyondaki hastada fokal konsolidasyon vardı – akciğerlerin geri kalanı lober infiltrat, apse veya kesin brüt inflamatuar süreç kanıtı göstermedi.

Kalbin muayenesi,

Kalplerin boyutu 430g ila 550g arasında değişmektedir (normal: 365g +/- 71).

En önemli brüt bulgular kardiyomegali ve sağ ventrikül dilatasyonu idi.

Bir durumda, sağ ventrikül boşluğunun çapı 3.6 cm, sol ventrikül en büyük çapta 3.4 cm ölçüldüğü masif dilatasyon görülebilir.
Miyokardın kesik yüzeyi sağlam, kırmızı-kahverengiydi ve tüm olgularda önemli lezyonlar içermedi ve koroner arterlerde belirgin darlık veya akut trombüs oluşumu görülmedi.

 

Makalenin orjinalini indirmek ve okumak için tıklayınız.

 

ileArş. Gör. Tahir KESKİN

Covid-19’a Karşı Akciğer Kapasitenizi Geliştirin

Akciğer Kapasitenizi Egzersizle Geliştirin

Çin’de ortaya çıkan ve bütün Dünyayı etkisi altına alan korona pandemisinin en büyük zararı akciğerlere verdiğini hepimiz bilmekteyiz. Bu pandemiye karşı korunmanın en önemli yolu sosyal izolasyondur. Ancak herhangi bir sebeple bu virüsle enfekte olan kişilerde akciğerlerin sağlıklı olması, solunum kapasitelerinin yüksek olması büyük önem arz etmektedir. Nitekim uzmanlar sigara kullanıcılarının yani akciğer kapasitesi kötü olanların bu hastalıktan 2-3 kat daha fazla etkilendiklerini belirtmektedir. Bu nedenle hastalanmadan önce bir tedbir olarak; hastalandıktan sonra ise akciğerlerimizin işlevlerini düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için göğüs fizyoterapisi uygulanması gerekmektedir.

Yeni Koronavirüs kaynaklı COVID-19 enfeksiyonunun hastalarda farklı klinik görünümleri bulunmaktadır. Hafif seyreden olgular % 80’ini oluşturmaktadır. Hastaların % 15’inde hastaneye yatışı gerektiren viral pnömoni (zatürre) gelişmektedir. % 5’inde ise ağır viral pnömoni, akut solunum sıkıntısı sendromu, sepsis, septik şok ve çoklu organ yetmezliği nedeni ile yoğun bakıma yatışı, entubasyonu ve mekanik ventilasyon uygulamasını gerektirmektedir. Burada en önemli olan nokta, Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin de önerdiği üzere hafif, orta veya şiddetli COVID-19 enfeksiyonu olan olgularda solunum fizyoterapisi (solunum işini artırdığından ve kan gazlarında bozulmaya neden olduğundan) önerilmemektedir. Bu dönemlerde solunumla ilgili en etkili uygulama hastalara hastalıkla ilgili eğitim ve sigara bırakma eğitimi verilmesi olabilir.

Yukarıda da belirtildiği üzere hastalanmadan önce bir tedbir olarak; hastalandıktan sonra ise akciğerlerimizin işlevlerini düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için göğüs fizyoterapisi ve solunum egzersizleri uygulanmalıdır. Göğüs fizyoterapisinin bu dönemlerdeki amacı; solunum kapasitesini arttırmak, solunum kaslarını güçlendirmek ve akciğerlerde biriken balgamı uzaklaştırarak daha rahat nefes alınmasını sağlamaktır.

Bu bağlamda yapılacak olan egzersizler aşağıda özetlenmiştir;

  1. Diyafram solunumu: otururken ya da ayakta iken (omuz ve boyun kasları gevşetmeli);
  • Bir elinizi göğsünüzün üzerine, diğer elinizi kaburgaların hemen altında, karında tutun.
  • Karnınızın üzerine yerleştirdiğiniz eliniz hafifçe yükselecek şekilde burnunuzdan yavaş ve derin bir nefes alın (göğsünüzün üzerinde yer alan eliniz hareket etmemelidir).
  • Ardından yavaşça ağızdan nefesinizi verin.
  • Bunu 3-4 kez tekrar edin (anormal derin ve hızlı soluk alma yapmayın)
  1. Torakal ekspansiyon egzersizi;
  • Otururken her iki elinizi alt kaburgalarınızın üzerine yerleştirin (sağ ve sol)
  • Diyafram solunumunda anlatıldığı gibi nefesinizi karnınıza doğru alın
  • Hemen nefesinizi vermeyin, kaburgalarınızın yanlara doğru iyice açıldığını hissettikten sonra birkaç saniye bekleyin
  • Ardından yavaşça ağızdan nefesinizi verin.
  1. Aktif solunum teknikleri döngüsü;
  • 20 sn. boyunca Diyafram solunumu yapın (1. madde)
  • 3-4 kez torakal ekspansiyon egzersizi yapın (2. madde)
  • Tekrar 20 sn. boyunca Diyafram solunumu yapın (1. madde)
  • Ardından normal bir nefes alıp ağzınızı mümkün oldukça çok açarak ve hızlı ve zorlu şekilde tek seferde (camı buğulandırmaya çalışıyor gibi) nefes verin (2 defa).
  • Bu 4 madde bir döngüyü oluşturur ve daha sonra tekrar diyafram solunumu ile döngü başlatılır. Bu döngü 10 dakika boyunca uygulanabilir.

 

COVID-19 enfeksiyonu sonrası akciğerlerinde sıvı biriken hastalarda ise bu sıvıları ve balgamı akciğerlerden uzaklaştırmak için bu egzersizlere ek olarak postüral drenaj ve bazı fizyoterapi cihazları da kullanılabilmektedir.

Ayrıca bu hastalara fizyoterapist tarafından aerobik ve dirençli egzersizlerden oluşan egzersiz eğitimi verilmesi gerekmektedir.