Aylık arşiv 28 Şubat 2019

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

2. Uyku Fizyolojisi

Uyku Nedir?

  • Karşı konulmaz cazibe midir?
  • İnsanı şarj ediyor mudur?
  • Gün içinde öğrenilen şeylerden unutulması gerekenlerle, yüzleşilmesi gerekenlerin sahne aldığı süreçtir midir?
  • İnsan vücudunun normal ve sağlıklı işlemesi için uyku gerekli midir?
  • İnsan ömrünün 1/3’ i uykuda mı? Geçmektedir.
  • Bilinçsizlik hali midir?
  • Dışarıdan gelen uyarılara kapalı mıdır?
  • Beyin aktif midir?
  • Diğer bilinçsizlik durumlarından ayrıldığı noktalar var mıdır?
  • Siklik döngü müdür?
  • Dışarıdan gelen uyarılara yanıtsızlığın geri dönebilir olması özelliği midir?
  • Ve daha fazlasını okumak için  tıklayınız.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Çabuk Yoruluyor musunuz?

Demir depomuz;  Ferritin

Ferritin, kan hücrelerinde demir depolayan bir proteindir.

Bir kişinin kanındaki demir seviyelerini kontrol etmek ve birçok sağlık drumunun teşhisine yardımcı olmak için ferritin kan testlerini kullanır. Bunlar;

Demir eksikliği anemisi veya düşük kırmızı kan hücresi sayımı

Hemokromatoz (vücutta çok fazla demir bulunan bir durum)

Huzursuz bacak sendromu

Ayrıca bir kişinin demir depoları hakkında daha fazla şey elde etmek için;

  • Kan demir seviyesi
  • Kırmızı kan hücresi sayılarını kontrol etmek için hemoglobin düzeyi
  • Kemokromatoz’u belirten HFE geni
  • Vücutta ferritin taşıyan bir protein olan transferrin seviyelerini ölçen toplam demir bağlama kapasitesi de değerlendirmede kullanılır.

Kandaki ferritin düzeyi için normal aralıklar aşağıdaki gibidir:

  • Grup                     ng / ml
  • Yetişkin erkekler 20-250
  • Yetişkin dişiler 10–120
  • 40 yaş üstü dişiler
  • Yeni doğanlar 25-200
  • 1 ay 200–600 yaş arası bebekler
  • 2-5 ay arası bebekler 50–200
  • 6-25 yaş arası çocuklar 7-140

 

Düşük ferritin seviyesi ve neden olduğu durumlar

Düşük ferritin seviyeleri baş ağrısına ve soluk cilde neden olabilir.

Düşük ferritin sonucu, demir eksikliğinin güçlü bir kanıtıdır. Vücudun kırmızı kan hücrelerinde bir protein olan ve oksijeni hücrelere kadar taşıyan hemoglobini yapmak demir gereklidir.

Yeterli demir olmadan, bir kişi anemi gelişebilir.

Demir ayrıca; büyüme ve gelişme, normal metabolizma, hormon üretimi içinde gereklidir.

Demir eksikliği anemisi olan bir kişide;

Baş dönmesi

Yorgunluk

Baş ağrısı

Düzensiz kalp atışı

Soluk ten

Nefes darlığı

Zayıflık görülebilir.

 

Düşük ferritin seviyeleri nasıl arttırılır?

Düşük ferritin seviyeleri ağızdan demir takviyeleri ile tedavi edilir. Şiddetli anemi durumlarında kişi intravenöz demir ile tedavi edilebilir.

Tedavide en iyi sonucu almak için; demir emilimini artıran C vitamini kaynağıyla oral demir takviyesi alınmalıdır.

Demir takviyesi alındıktan sonraki 2 saat içinde anti-asitler, kalsiyum takviyeleri ve çay veya kahve içilmemelidir.

Demir takviyesi sonrasında ferritin ve kan demiri seviyeleri normale dönmezse, eksikliğin nedenini belirlemek ve buna göre tedavi etmek için ek testler yapıbilir.

Demir eksikliğinin olası nedenleri arasında şunlar vardır; Fibroidler veya polipler, ağır adet dönemleri ve peptik ülserler sayılabilir.

Yüksek ferritin seviyeleri

Normalden daha yüksek ferritin seviyeleri şu sebeplerden dolayı olabilir.

Hemokromatoz

Romatoid artrit gibi kronik enflamatuar hastalıklar.

Ağır alkol kullanımı

Hodgkin lenfoma (lenfatik sistemi etkileyen bir kanserdir)

Hipertiroidi (tiroid bezi çok fazla tiroid hormonu üretir)

Lösemi (kemik iliğinin kanseri)

Karaciğer hastalığı

Porfiri (cildi ve sinir sistemini etkileyen bir bozukluklar grubudur)

Birkaç kan transfüzyonu geçirmiş insanlar da yüksek ferritin seviyeleri gözlemlenebilir.

Yüksek ferritin seviyeleri nasıl düşürülür

Yüksek ferritin seviyelerini tedavi etmek için flebotomi (kan aldırma, hacamat) önerilebilir.

Yüksek ferritin seviyeleri için tedavi, altta yatan primer nedene bağlıdır.

Kalıtsal hemokromatoz için tipik olarak bir kişinin düzenli olarak flebotomi yaptırması önerilmektedir.

Alınan kan miktarı ve onu ne sıklıkta alındığı, bir kişinin yaşına, sağlığına ve ferritin seviyelerine bağlı olarak değişebilir. İlk başta, kişi ferritin seviyeleri normale dönene kadar haftada yaklaşık 500 ml kan alınabilir.

Bu kişilerin normal kan ferritin seviyelerini korumak için sürekli olarak tedaviye ihtiyacı olacaktır.

Ferritin seviyesinin yükselmesine neden olan diğer koşulları olanlar, nedene bağlı olarak, ilaç veya ek tedaviler alabilirler.

  • Yapılan bir araştırmada; Aşırı demir yüklenmesi, insülin direnci ve tip 2 diyabet riskini arttırır; Bununla birlikte, ikisini birbirine bağlayan kesin mekanizmalar hala bilinmemektedir.
  • Serum ferritin düzeylerinin insanlarda metabolik sendromun varlığını veya yokluğunu tahmin edebileceğini ve kan glikozu düzenleyici olan adiponektin (yağ hücrelerinin ürettiği protein) ifadesiyle ters ilişkili olduğunu bildirdi
  • Adipositlerin demir ile tedavisi adiponektin seviyelerini düşürerek, adipositlerin besin ve demir saptamada merkezi bir rol oynadığını gösterir. Ayrıca, insan hastalarda serum ferritin seviyelerinin azaltılması insülin duyarlılığını ve glukoz toleransını arttırdı. Bu çalışma, adipositlerin metabolik hastalıklarda önemini vurgulamakta ve diyabet için olası bir tedavi olarak demirin azaltılmasına işaret etmektedir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

1. Uyku Biliminin Tarihçesi

  • İlk olarak 1834’te Robert Macnish «ölüm ile uyanıklık arası bir dönem» olarak tanımlamıştır.

 

  • Son 60 yılda, geçtiğimiz 6000 yıldan daha fazla bilgi birikimi olmuştur.

 

  • İlk bilimsel deneyler 1907’de Legendre ve Pieron tarafından uykusuz bıraklmış köpekten alınan kanın, yeni uyanmış köpeklere verilmesiyle bu köpeklerin yeniden uyudukları gözlenmiştir. «Hipnotoksin Teorisi»

 

  • 1930’larda Elektroensefalogram (EEG) kayıtlarının yapılmaya başlanması ile uyku ve uyanıklık EEG kayıtlarındaki farklılıklar ortaya çıkarılmıştır.

 

  • Alma Bilim Adamı Habs Berger tarafından uyuyan insan da (kendi oğlundan) ilk EEG kaydı yapılmıştır.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Deneysel Overektomi (Uygulamalı Gösterim)!!!

Menopoz

Menopoz kadın yaşam döngüsünde üreme yeteneğinin sona ermesi olarak tanımlanabilen ve aslında bir tür östrojen yoksunluk sendromu olarak ta tanımlanabilen bir fizyolojik süreçtir. Bu durum kişiyi özellikle sağlık sorunları yönünden temel olarak etkiler. Birlikte yaşamaya alıştığınız biri (östrojen) bir anda sizi terkediyor diye düşünebilirsiniz.

Kadınlarda, menopozdan sonra kardiyovasküler hastalıkların görülme riski belirgin olarak artmaktadır. Bu hastalıklara bağlı ölümler, jinekolojik kanserlere bağlı ölümlerden daha fazladır. Sigara içme, hipertansiyon ve kolesterol düzeyinin yükselmesi, kardiyovasküler hastalıklar açısından önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Bunların başında gelen en önemli sağlık sorunu ise Osteoporozdur. Osteoporoz, düşük kemik kitlesi ve kemiğin
mikroyapısal bozulması ile karakterize, kemik kırılganlığında artış ve buna bağlı olarak kırığa yatkınlıkla sonuçlanan sistemik bir iskelet hastalığıdır.

Esas konumuza dönersek, kadınlarda menopoz modelini oluşturabilmek ve sonrasında (östrojen yokluğunda) meydana gelen patolojileri araştırabilmek için bu deneysel yöntem kullanılmaktadır.

Bunun için fertil dönemdeki sıçanların overleri çıkarılarak  90 günlük iyileşme sürecinde menopoz tablosunun oturması beklenir.

Artık elinizde menopoza girmiş sıçanlar vardır. Bu sıçanlar üzerinde insanların yaşadıkları menopoz komplikasyonlarından hangisini isterseniz tanı ya da tedavi amaçlı uygulamanızı yapabilirsiniz.

Bu işlemle ilgili uygulamalı videomuzu izlemek için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Olmazsa Olmazlarımızdan Biri!!!

Neden Esansiyel?

Geçen haftaki yazımda esansiyelkavramı üzerinde durmuştuk.Esansiyelolmasının  önemi ise çok geniş organ doku ve sistemler üzerinde olan etkilerinin bulunmasıdır.

Omega-3 (alfa-linolenik asit), Omega-6 (linoleik asit) ve Omega-9 (oleik asit)’dan oluşan omega yağ asitlerinin beyin gelişimi (özellikle bebekler için), bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kalp-damar hastalıklarının önlenmesi, Diyabet, Hipertansiyon ve sinir sistemi hastalıklarından korunma gibi önemli fonksiyonları bulunmaktadır.

Balık tüketiminin yaygın olduğu toplumlarda;kalp krizi, felç ve diğer dolaşım sistemi hastalıkları azalmaktadır.

Esansiyel yağ asitleri doğal kan inceltici özelliğe sahip olup, kalp krizine yol açabilen kan pıhtılaşmasını önleyebilmekte ve ayrıca kılcal damarlarla beslenen dokuların oksijenlenmesini kolaylaştırmaktadır.

Omega-3 yağ asitleri kandaki kolesterol ve trigliserit seviyelerini düzenlemede önemli rol oynamaktadır.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

İhtiyaçlardan Devam!!!

Günlük Almamız Gereken Olmazsa Olmazlarımız!!!

İnsan makinası öyle mükemmel ve intizamlı yaratılmış ki zerre miktar şaşmadan belli kalıplar çerçevesinde (Genetik Kod) saat gibi çalışıyor.

O zaman bu makinanın kusursuz çalışması için gerekli olan maddelerin hergün eksiksiz temin edilmesi gerekiyor ki çalışsın. İşte burada esansiyel olan yağ asitlerinden bahsedeceğim.

Esansiyel demek vücut makinasının sentezleyemeyip diyetle alması gereken olmazsa olmazları anlamına gelmektedir.

Bunlar ω-6 yağ asidi türevi olan linoleik asit (LA) ve bir omega-3 yağ asidi türevi olan alfa-linolenik asit (ALA) dir. Esansiyel yağ asitleri vitamin benzeri maddelerdendir.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mesleki Beceri ve İletişim Dersi

Dönem II 4. Kurul Mesleki Beceri Uygulama Dersi yönergesini buradan okuyabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Oxford Üniversitesi Bilimsel Omega-3 Deneyi

Bilimsel Omega-3 Deneyi

Oxford Üniversitesi tarafından yapılan esansiyel yağ astilerinden biri olan omega-3 yağ asidi hakkında yapılan araştırmada

özellikle çocuklarda öğrenme konusundaki olumlu etkileri vurgulanmaktadır. Çalışmada seçilen bir grup çocuğa günlük 6 tablet omega-3 yağ asidi verilmiştir. 2-3 ay sonrasında çocuklarda dikkate değer gelişmeler gözlemlenmiştir.

Çocukların televizyon izleme süresi kısalıp, okuma hatırlama ve dikkatini verme konularında dikkate değer bir fark gözlemlenmiştir.

Omega-3’ün öğrenmeyi çabuklaştırdığı, hemen herkesin hafıza ve dikkat yeteneğini  geliştirdiği ortaya konulmuştur.

Araştırmanın videosunu izlemek için tıklayınız.