Etiket arşivi Sağlık

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Red Raspberry; Ahududu

Red Raspberry; ahududu yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türüdür. Genelde ormanların açık verdiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektardır. Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden ürer. İçerisinde; B1, B2, B3, B5, B6, B9, E, C ve K vitaminleri, Kolin, Kalsiyum, Demir, Magnezyum, Manganez, Fosfor, Potasyum, Çinko bulunur. Vahşi ahududunun faydaları ise;  • Kan yapar. • Kadınlarda oluşan beyaz akıntıyı kesebilmektedir. • Kadınlarda adet dönemini düzene sokabilme özelliğine sahiptir. • Bu meyve, özellikle doğum yapmak üzere olan hamile kadınlarda oldukça faydalıdır. Doğum sancılarını azaltmada yardımcı olmaktadır. Yine doğum olayını kolaylaştırma etkisi de bulunmaktadır. Ahududu, doğum yapacak olan kadınlarda rahim kasılmalarının düzeltilmesinde oldukça etkilidir. • Mevcut kanı temizler. • Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. • Terletir ve idrar söktürür. • Kabızlığı giderir. • Vücuda dinçlik verir. • Ateş düşürücü etkisi nedeniyle ateşli hastalıklarda faydalıdır. • Romatizma, nıkris, kansızlık ve verem hastalıklarına karşı yararlıdır. • Dokuları sıkılaştırıcı ve güçlendirici etkisi vardır.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Tanrıların meyvesi; Mangosten

Dışımor içi beyaz renkte olan tanrıların meyvesi Mangosten  şifa deposu olarak bilinmektedir. Mandalina gibi dilimleri olan Mongosten meyvesi tropikal bir besindir. Endonezya mutfağında bolca tüketilen Mangosten meyvesi meyvelerin kraliçesi de olarak da biliniyor. Zararlı kanser hücrelerinin büyümesini engellemeye yardımcı, siyatik ağrılarını azaltmada önemli bir meyve. Mangosten meyvesinin anavatanı Malaya ve Sunda adalarıdır. Güney Asya kökenli bir meyve olan Mangosten, meyvelerin kraliçesi olarak adlandırılır.Ultra tropikal bir meyve olduğu için dünyada sınırlı sayıda ülkede yetiştirilir. Bu ülkeler Tayland, Malezya, Filipinler, Brezilya v eHindistandır. Sağlığa Faydaları  İçeriğinde bulunan Xanthone ‘ un (Çok güçlü bir antioksidan) bağışıklık sistemini güçlendirmesi bakımından C ve E vitaminlerinden daha etkili olduğu düşünülmektedir. Bu antioksidanlar; Vücuttaki hücreleri onarmasının yanında beyin, kalp ve ciğer gibi organların da düzenli çalışması yönünden de çok faydalıdır. Kanseri önleyici etkisi olduğu düşünüldüğünden dolayı son zamanlarda hakkında birçok bilimsel araştırma yapılmaya başlanmıştır ve çalışmaların birçoğundan , insan sağlığına sanılandan  daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Güney Asya’da sivilce gibi birçok cilt probleminde kullanılmaktadır. Alerji ve astımdan kurtulmaya yardımcı olduğu da görülmüştür. Hala araştırmalar sürmekte ve bu etkilerinin tıbbi olarak kanıtlanmaya ihtiyacı vardır. Fakat gerçek olan tek şey inanılmaz derecede yüksek bir antioksidan içeriğinin oluşudur. İçerdiği Demir sayesinde daha güçlü bir bünye sağlar. Özünde yer alan Fosfor sayesinde de doku tamirlerinde, büyüme için gerekli olan protein sentezinde, karbonhidrat ve yağların vücut tarafından kullanılmasında etkisi bulunmaktadır. C, B1, B2,Kalsiyum, Fosfor, Demir ve Karbonhidrat açısından zengin değerlere sahip bir meyvedir. Tiamin, niasin, folat gibi B grubu vitaminlerden zengin olan mangosten, vücudun karbonhidrat, protein ve yağ gibi besin ögelerini metabolize etmesine yardımcı olur. Faydalarına baktığımızda İyi miktarda bakır, mangan, magnezyum gibi mineralleri de içeren bu harika meyve, felç ve koroner kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar. Lezzetine hayran kalacağınız bu tropik meyvenin bir diğer özelliği ise kırmızı kan hücrelerinin oluşumunu destekleyerek vücudu anemiye karşı koruması.Kan damarlarını da genişleterek kan akışını arttıran bu benzersiz meyve sizi; ateroskleroz, yüksek kolesterol, kalp sıkışması, göğüs ağrısı gibi hastalıklara karşı korumaya da yardımcıdır. Çalışmalar düzenli olan mangosten tüketen kişilerin total kolesterollerinin ve trigliserit seviyelerinin önemli ölçüde düştüğünü gösteriyor. Mangostenin bir diğer yararı ise zararlı kanser hücrelerinin büyümesinin engellenmesinde yardımcı olmasıdır. Antioksidanlardan oldukça zengin olması sebebiyle yaşlanma karşıtı etkiye de sahip olan mangostenin bu özelliği, DNA’yı hasarlara veya olası mutasyonlara karşı korumada da etkili. Siyatik ağrılarından muzdaripseniz ve bu durum ilaçla kontrol edemediğiniz bir hale geldiyse mongosten size deva olabilir. Anti-enflamatuar özellikler içeren bu meyveyi düzenli olarak günde 2-3 kez tüketmeniz ağrılarınızı gidermenizde size yardımcı olacaktır. Mangostenin hamile veya hamile kalmak isteyen kadınlar üzerinde de oldukça fazla yararı mevcut. İçerdiği folat, doğum kusurlarını engellemede yardımcı olurken manganez ise annenin veya bebeğin vücudundaki hücrelerin hasar görmesini engelliyor. Özellikle hamilelikte oldukça sık görülen kabızlık sorununa da çare olan bu harika meyve, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) gibi hastalıkların semptomlarının azaltılmasında veya önlenmesinde de oldukça etkili. İçeriği oldukça zengin mangostenin, alzheimer hastalığına da iyi geldiği bilinmektedir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Aronia Meyvesi; Antikanserojen

Aronia meyvesine Amerika’da birçok hastalığa iyi geldiği için ”süper meyve” adı verilmiştir. Rusya’da da tıbbi meyve olarak kullanılır. Besin açısından çok zengin olan aronia meyvesinin bünyesinde sakkaritler, kaliteli şeker, selüloz, pektin, organik asitler ve antosiyanin bulunur. Aronia meyvesi ayrıca bakır, bor, iyot,kalsiyum, demir,mangan, molibden, kobalt, potasyum ile C, B2, B6, E vitaminleri ve A provitamini açısından zengindir. Bunlara dışında ve en önemli olarak aronia meyvesinde antosiyanin ile proantosiyanin bulunur. Bu maddeler en çok aronia meyvesi kabuğunda ve kabuğunun hemen altında bulunur. Aronia Meyvesinin Faydaları Aronia meyvesi içindeki antosiyanin; aktif olmayan karaciğer, kronik iltihaplar, kardiyovasküler hastalıklar,kronik iltihaplar, mide rahatsızlıkları  ve göz iltihabı gibi hastalıkları engeller. Aronia meyvesi faydaları arasında en çok dikkat çekici olanı kanserli hücreler üzerindeki etkisidir. Kanserli hastalardaki aronia faydalarının keşfedilmesi ile birçok ülkede aronia meyvesini tedavi amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Aronia meyvesi bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden dolayı iyi bir besin olurken aynı zamanda sporcular,çocuklar ve hastalar için de iyi bir ilaç olarak kabul edilmektedir. Aronia meyvesi, yüksek aktivitesi nedeniyle Rusya’da tıbbi bitki olarak kabul ediliyor. Aronia meyvesi soğuk algınlığı,mide hastalıkları, bağırsak, karaciğer, ve safra kesesi dahil olmak üzere çeşitli hastalıkların ve radyasyon zehirlenmesinin tedavisinde kullanılıyor. Aronia meyvesi doğadaki en güçlü antioksidan maddelerden biri, bitkinin içerdiği mineral ve vitaminlerin yanı sıra birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi mevcuttur. Bu meyve ile ilgili geçen 10 yıl içerisinde 13 önemli klinik çalışma yapılmıştır. Bu 13 çalışmanın 5 tanesi metabolik sendrom üzerine 3 tanesi diyabet, hipertansiyon üzerinedir. Polonya’da yapılan bir çalışmada antioksidan etkisi nedeniyle kan hücreleri üzerindeki koruyucu özeliği ortaya konulmuştur. Yine İngiltere’de yapılan bir çalışmada beyin tümörlü hücre kültürlerinde oldukça yararlı etkileri saptanmıştır. Aronia meyvesinin tıpta ilk ilgi çekici özelliği güçlü derecede iltihap giderici etkisi olmasıdır. Karaciğer koruyucu etkisi görülmüştür. Şeker hastalığına ve kan yağ tablosu üzerine olumlu etkileri yine tıp açısından önemlidir. Mide ülseri üzerine koruyucu etkileri vardır. İçeriğindeki antosiyaninler aynı zamanda meyveye rengini verir ve tıptaki birçok etkisinde sorumlu tutulmaktadır. Aronia meyvesi gripten korunmak amacıyla ve grip olduğumuzda bol miktarda tüketilmesi gerekli bir meyvedir. Ayrıca, karaciğer sağılığı açısından tüm antioksidan besinler gibi son derece önemlidir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Maqui Berry

Maqui berry, yakın zamanda adını çok daha çok duyacağımıza inandığım yeni mükemmel  meyvelerden birisidir. Farkındaysanız, süper besinlerin birçoğu Güney Amerika ülkelerinden çıkmaktadır. Bunun, teknolojinin daha az olduğu ülkelerin yapay olmayan florasının korunması ile birebir ilişkili sanırım. Maqui berry Şili ve Arjantin’in Patagonya bölgesinde çalımsı maqui bitkisinin bezelye tanesi büyüklüğündeki patlıcan moru rengindeki meyveleridir. Güney Şili’de yaşayan Mapuche Kızılderililerinin gıda kaynağıdır. Mapuche Kızılderilileri bölgenin en uzun ömürlü insanları olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca yaygın en yüksek antioksidan kapasite bulunan meyve ve sebzelere göre %150 daha çok polifenoller içermektedir. Vitamin olarak; A ve C vitaminlerini içermektedir. Mineral olarak; Kalsiyum, Demir,Bakır , Magnezyum, Fosfor, Potasyum, Sodyum, Çinko bulunmaktadır. Maqui bery’nin sağlık üzerindeki etkileri 1.Antioksidan aktivite: Maqui berry, çok yüksek antioksidan aktiviteye sahip olan morpigmentler (antosiyaninler) açısından çok zengindir. Bu mor pigmentler en fazla yaban mersininde var diye bilinse de maqui berry yaban mersinine göre 15 kat daha zengindir. Maqui berry, polifenoller açısından çok zengin olup en yakın rakibi olan meyvelerden kat kat zengindir. 2. Kanser: Kanseri önlemek veya kanser tedavisi esnasında (kemotarepi) immun sistemin güçlü olması gerekmektedir. Sağlıklı, aktif bir immün sistem için besinlerden yeterince antioksidan almamız çok mühimdir ve maqui berry çok doğal bir kaynaktır. Maqui berry bileşenlerinin %36’sı diyet liflerinden oluşur. Maqui beryy, dünyadaki en zengin antosiyanin kaynağıdır. Antosiyaninler, kolonlarda oluşabilecek kanser hücrelerini engellediği gibi, oluşmuş kanser hücrelerinin büyümesini de engeller. Dünyanın bu en fazla antioksidan bulunan meyvesi ileride tüm kanser tedavileri için umut olabilir. 3. Diyabet ve kilo kontrolü: Çağımızın en fazla konuşulan rahatsızlığı obezite, tüm gelişmiş toplumların ironik bir sağlık problemi olmaya devam etmektedir. Fiziksel görünümü bozmasının yanı sıra, öncelikli diyabet, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi rahatsızlıklara da davetiye çıkarmaktadır. Maqui berry minimal ölçüde şeker içermekte olup tüketildiğinde insülin salgılanmasını sağlar. İnsülin, kandaki şekerin kandan ayrılarak hücre içine girmesini sağlar.Böylelikle kandaki şeker düzeyi de denetim altında tutulmuş olur. Ayrıca yemek sırasında ve hemen daha sonra maqui berry tüketmek kan şekerini denetim altına alarak yeni yağ hücrelerinin oluşumunu önleyecektir. 4. Göz sağlığı: Yüksek antioksidan bulunan besinler göz sağlığımız için çok mühimdir. Antioksidanlar yaşlanmayı yavaşlattığı için, bilhassa yaşlılığa bağlı leke ve katarakt gibi rahatsızlıklara karşı yeterince tüketilmelidir. 2014 yılında 13 kişi üzerinde yapılan ufak bir araştırmada, göz kuruluğu yaşayan gönüllülere 60 gün süresince maqui berry verilmiştir. 30 gün sonunda gönüllülerde göz kuruluğu problemi ortadan kalkmış, 60. günün sonunda ise göz sıvısı mikarında artış olmuştır. Bunun yanı sıra, görüş niteliği de artmıştır. 5. Cilt sağlığı : Antioksidanlar yaşlanmayı geciktirdiği için cilt sağlığımız yönünden çok mühimdir. Ayrıca cildin yaşlanmamasının önüne geçmek için en sağlıklı takviyelerden birisidir. Kırışıklık, cilt sarkması ve cilt lekeleri,yaşlanmış cilt hücrelerinin eseridir. Maqui berry’nin bolca tüketildiği ana vatanında yerel halkta cilt kanseri vakalarının dünya ortalamasının son derece altındadır. Ayrıca güneşlenmeyi sevenler için güneşin zararlı faktörlerinden koruma hedefiyle maqui berry kullanılması çok akılcı bir yol olacaktır. 6. Kolesterol, kalp ve damar sağlığı: Maqui berry’nin diğer bir sağlık faydayı da koroner rahatsızlıklara karşı koruyucu olmasıdır. Maqui berry’nin bileşenlerinde bulunan etkili antioksidanlar kan içindeki kolesterol oksidasyonu sürecini azaltarak damar sağlığımıza destek olur. Bu sayede, yüksek kolesterolden ötürü yaşanan damar tıkanıklığı, damar sertleşmesi ve dünyadaki en bilinen ölüm sebebi olan kalp krizi gibi önemli sağlık sıkıntılarının önüne geçmemize destek olabilir. 7. Romatoid artrit ve fibromiyalji: SAntioksaidan maddelerin en önemli etkilerinden biri de vücutta iltihabı engellemesidir. Başta iltihaplı eklem Romatizması hastaları olmak suretiyle tüm artrit hastalarının maqui berry kullandıklarında harika neticeler alınmış ve hastaların beslenme listelerindeciddi bir yeresahip olmuştur. Özellikle maqui berry çok iyi bir antienflamatuvar ve ağrı kesici benzeri göstermiştir. Bu nedenden ötürü artrit ve fibromiyalji hastalarının ağrılarını dindirmeye, esneklik ve hareket kabiliyetinin artmasına yapay olmayan yolla destek olabilmektedir. 8. Detoks: Maqui berry, diyet lifleri konusu ile ilgili en zengin süper besinlerden biridir. 100 gramında bulunan 36 gr suda çözülen ve çözülmeyen lifler bağırsak hareketlerini düzenler. Bağırsaklarda sindirilmiş besinlerin gerekenden fazla durması birçok sağlık sorununa neden olabilmektedir. Bu denli bol diyetlifi bulunan bir mükemmel gıda her gün tuvalete çıkmayı sağlar, bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin çoğalmasına katkı olarak toksinlerden görülecek zararı en aza indirger. Özellikle yüksek antioksidan kapasite dışarıdan almış olduğumuz toksinlerin ve serbest radikallerin hayati organlarımıza vermiş olduğu hasarı önler ve onarır.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Acai Berry; Acai Üzümü

Acai Berry; Acai Üzümü yüzyıllar öncesinde Brezilya’nın yerli halkı tarafından gıda olarak tüketilmeye başlanan ve daha sonraları sayısız faydasının olduğu görülerek çeşitli hastalıkların ve rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Brezilya yerli halkı tarafından geleneksel tıp alanında; ishal tedavisinde, yüksek ateşli hastalıklarda ateşin düşürülmesinde, yüksek kanamaların durdurulmasında, ülser tedavisinde, parazit  enfeksiyonlarının önlenmesinde kullanılagelmiştir.  Acai üzümünün bilimsel olarak kanıtlanmış en önemli faydaları şunlardır: Antioksidan Özellik Acaiüzümü meyveler arasında kuşburnu ile birikte en yüksek ORAC değerine yaniantioksidan kapasitesine sahip meyvedir. Acai üzümünün ORAC değeri 99.700,Kuşburnu’nun ORAC değeri 96.150’dir. Bu iki meyveyi takip eden ve en yükseküçüncü ORAC değerine sahip meyve Siyah Ahududu’dur ve ORAC değeri yalnızca 19.220’dir. ORAC değerleri göz önüne alındığında Acai üzümü ve Kuşburnu diğer meyveler ile mukayese edilemeyecek kadar yüksek antioksidan madde kapasitesine sahiptir. Antioksidan özelliğinin yüksek olması; soğuk algınlığından kansere kadar birçok hastalığın önlenmesinde ve karaciğer sağlığının korunmasında çok büyük destekçi ve yardımcı anlamına gelmektedir.  Başka bir ifade ile vücudumuza detoks yapmamıza imkan sağlayan besinlerdir ve Acai üzümü en iyi detoks yapma imkanı sağlayan meyvedir. Kalp ve Damar Sağlığını Korur Acai üzümü içeriğinde bulunan antioksidan maddeler (antosiyaninler, flavonoidler vd.) sayesinde damar çeperlerinde meydana gelen tıkanıkların ve kanın pıhtılaşmasının önlenmesinde oldukça etkilidir. Damar sağlığı üzerine göstermiş olduğu bu olumlu etki ile kalbin sağlıklı bir şekilde tüm vücuda kan pompalamasına yardımcı olurken kalp ritminin ve kalp kapakçıklarının da korunmasına büyük yardımcıdır. Kilo Vermeye Yardımcıdır, Obeziteyi Önler Yapılan bilimsel çalışmalarda, metabolik bozuklukları nedeniyle kilo almaya eğilimli kişilerin düzenli şekilde Acai üzümü tüketmesi durumunda, Acai üzümünün metabolik bozuklukların düzeltilmesine yardımcı olduğu ve kilo almayayatkınlığı ve obezite riskini düşürdüğü görülmüştür. Acai üzümü yüksek lif içeriğine sahiptir. Yüksek lif içerikli gıdaların sindirimi barsaklarda uzun sürdükleri için tokluk hissi verirler. Böylece sık yemek yeme alışkanlığının önüne geçilebilmektedir. Bu özelliği nedeniyle de son yıllarda dünyada kilo vermek isteyen kişiler arasında oldukça popüler bir gıda maddesi olmuştur. Kanseri Önler Acai üzümü birçok bilimsel araştırmaya konu olmuş bir meyvedir. Bu araştımalar arasında kanser de bulunmaktadır. Deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmalarda Acai üzümünün mesane kanserine neden olan kanserli hücrelerin gelişimini engellediği ispatlanmıştır. Kanserli hücrelerin gelişimini büyük bir olasılıkla yüksek antioksidan özelliği sayesinde gerçekleştirdiği düşünülmektedir. Mesane kanserinin yanı sıra yüksek antioksidan kapasitesi ve yüksek lif içeriği ile kolon kanserinin ve löseminin önlenmesinde de etkilidir. 2006 yılında Florida Üniversitesinde Acai üzümü ektraktı ile yapılan bir çalışmada içerisinde bulunan antioksidan maddelerin (C3G) lösemili hücrelerin apoptotik ölümünü tetiklediği görülmüştür. Enerji Verici Özelliği  Acai üzümü,yapısında bulunan antioksidan maddeler (antosiyaninler, flavonoidler vd.) sayesinde birçok enerji içeceklerinin vücudumuzda yaratmış olduğu etkiden çok daha iyisini ve daha sağlıklısını tek başına sağlayabilmektedir. Acai üzümü vücuda enerji sağlamasına karşın şeker oranı düşük bir gıda maddesidir ve vücuda vermiş olduğu enerji şekerden gelmez. Kalbin, vücudun tamamına sağlıklı ve düzenli bir şekilde kan pompalamasına yardımcı olan Acai üzümü vücudun tüm hücrelerinin zararlı toksin maddelerden temizlenmesinde etkin rol oynar.Böylece vücut yorgunluğunun giderilmesine, bireyin yorgunluk halinin ortadan kalkmasına ve bireyin kendini daha enerjik hissetmesine neden olur. Cinsel Performansı Arttırır Acaiüzümü yüksek antioksidan içeriği ile damar sağlığını korurken, kalbin de sağlıklı bir şekilde kan pompalamasına dolayısıyla erkek bireylerde ereksiyon bozukluğunun (empotans) düzeltilmesine yardımcı olmaktadır. Acai üzümünün vücuda sağlamış olduğu doğal enerji de cinsel performansın artmasına ve uzamasına olanak sağlamaktadır. Acai üzümü İçeriğinde bulunan E vitamini ile erkek bireylerde sperm kalitesinin yükselmesine, hem erkek bireylerde hem de kadın bireylerde kısırlığın önlenmesine ve doğurganlığın artmasına yardımcı olur. Soğuk algınlığı, Grip, Nezle için bir kalkan Acai üzümü yüksek antioksidan madde kapasitesi ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine ciddi katkı sağlamaktadır. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ile özellikle kış aylarında ortaya çıkan solunum yolu rahatsızlıklarının önlenmesinde Acai üzümü oldukça etkilidir. Soğuk algınlıkların hafif atlatılmasına ve bu hastalıklardan dolayı boğazda ve akciğerlerde oluşabilecek hasarın en aza indirilmesinde oldukça etkilidir. Hücre metabolizmasını güçlendirerek yaşlanmayı geciktirir Acai üzümü yapısında bulunan antioksidanlar vücudumuzun yapı taşları olan hücrelerin genel sağlığının korunmasına ve geliştirilmesine yardımcı olur. Hücre yapısının içine giren toksik maddelerin hücreden atılmasını sağlar. Kalbin vücudun tamamına sağlıklı bir şekilde kan pompalanmasına yardımcı olan Acai üzümü böylece tüm hücrelerin sağlıklı bir şekilde oksijen temin etmesine de yardımcı olur. Vücut hücrelerimizin sağlıklı bir şekilde oksijen tedarik edebilmesi ve yapısına giren toksik maddelerin hücre dışına düzenli bir şekilde atılması hücrelerin daha uzun yaşamasına ve hücrelerin kendini sağlıklı bir şekilde yenilemesine olanak sağlar. Bu özelliği ile Acai üzümü yaşlanma karşıtı harika bir meyvedir. Hücre Genetiği İnsanoğlunun soyunu sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi için kalıtımsal yapı taşı olan DNA’nın nesiller boyunca korunması gerekmektedir. Mutasyon, DNA üzerinde meydana gelen genetik değişiklikler için kullanılan bir terimdir. İnsan DNA’sı değiştirmeye yani mutasyona uğratmaya yatkın maddelerden bazıları radyasyon(ağır metaller), serbest radikaller, UV ışınlarıdır. Mutasyona sebep olan bu maddelerle mücadele edebilen nadide maddelerden biri antosiyoninlerdir. Bilim adamları tarafından bugüne kadar tespit edilebilen 600 çeşit antosiyanin bulunmaktadır. Bu antosiyaninler arasında ki en önemli DNA koruyucu ise C3G (Cyanidin 3-Glucoside) antosiyaninidir.  C3G aynı zamanda bir antioksidan maddedir ve genel olarak mor, kırmızı, pembe renkli meyvelerde ve gıdalarda bulunur. Yapılan son araştırmalarda Acai üzümünün en yüksek C3G antosiyonin içeren gıda maddesi olduğu tespit edilmiştir. Alerjik durumlarda koruyucudur Japon bilim adamları tarafından 2011 yılında yapılan bir bilimsel çalışmada Acai üzümünün, İmmunoglobulin E (IgE) antikorunun sebep olduğu alerjik reaksiyonları önleyebilme kapasitesinin olduğu ispatlanmıştır. Acai üzümü gıda alerjisini tedavi etmek için kullanılabilecek çok özel bir gıda maddesi olabilir. Kolesterolü Düşürür  Acai üzümü Omega-3 yağ asidi içeren tek meyve olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Omega-3 doymamış bir yağ asididir ve kalp ve damar sağlığının korunması için çok önemlidir. Acai üzümünün düzenli tüketimi ile kandaki kolesterol seviyeside düzenli bir seviyeye inecektir. Cilt Sağlığı  Acai üzümünün yüksek antioksidan içeriği son yıllarda kozmetik sektörü tarafından da fark edilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır. Yüksek antioksidan içeriği ile Acai üzümü cildin ve cilt hücrelerinin sağlığının gelişimine katkı sağlar ve hücrelerin dolayısıyla cildin geç yaşlanmasına katkıda bulunur.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Blue Berrie; Vahşi Alaska Yaban Mersini

Sağlıklı beslenme konusu ile ilgili bir araştırma yaptıysanız, antioksidan içeriği diğer bütün meyvelerden çok daha zengin olan yaban mersini (Blue Berrie) karşınıza çok sık çıkmıştır. Yararları saymakla bitmeyen bu ufak meyvenin çeşitli türleri bulunmakla birlikte, son zamanlarda karşımıza şimdiye kadar adını pek duymadığımız Vahşi Alaska Yaban Mersini çıkmaktadır.

Vahşi Alaska Yaban Mersini

Yerel alaska dilinde “Kyani” (Ky-äni) olarak  bilinmekte ve aynı zamanda “Güçlü şifa” anlamına da gelmektedir. Hikaye Alaska’da, Dick ve Gayle Powell adlı bir çiftin Alaska kabilesinde çalışmalar yapan ve kabilenin sağlık durumuna hayran kalan bir araştırmacı ile tanışmasıyla başlar. Araştırmacı kabilenin dilinde kalp hastalıkları, kanser, diyabet ve diğer yaygın hastalıklara karşılık gelen hiçbir kelime olmadığının farkına varmış ve kabile diyetinin beslenme zenginliğinin böyle zorlu bir ortamda kabilenin sağlığının korunmasına katkıda bulunduğuna ikna olmuştur. Araştırmacı kabilenin yabani “Sokeye Somonu”nun yanı sıra rutin olarak Vahşi Alaska Yaban Mersini tükettiğini kaydetmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda diğer türlere oranla daha kalın bir deriye sahip olan Vahşi Alaska Yaban Mersini mersininin sağlığı destekleyici birçok özelliğinin yanında yüksek miktarlarda antioksidan ihtiva ettiği kanıtlanmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yaptığı bir araştırmada normal yaban mersininin karşılaştırıldığı 24 farklı taze meyveden, 23 farklı taze sebzeden, 16 farklı ot ve baharattan ve 10 farklı sert kabuklu yemişten daha fazla antioksidan içeriğine sahip olduğu ortaya çıkmıştır.

Vahşi Alaska yaban mersininin ise yetiştiği sert doğa koşulları yüzünden diğer türlere oranla daha fazla besin değeri ihtiva ettiği ve yapılan testler sonucunda Vahşi Alaska Yaban Mersini diğerlerine oranla 10 kat daha fazla antioksidan içerdiği saptanmıştır. “Beyni koruma söz konusu olduğunda Yaban mersini gibisi yoktur, ona beyin mersini de diyebilirsiniz.”  Dr. James Joseph hayvanlar üzerinde yaptığı literatüre geçen araştırmalarında günlük olarak eser miktarda tüketilen yaban mersininin yaşlılığa bağlı gelişen hafıza gerilemelerini ve motor fonksiyonlarındaki aksamaları önemli miktarlarda yavaşlattığını göstermiştir. Yayımlanan başka bir çalışma Vahşi Alaska Yaban Mersini içerisindeki besinsel ihtivada keşif edilen antioksidanlar yaşa bağlı nöral,zihinsel ve motor fonksiyonları ile alakalı bozuklukları önlediği belirtilmiştir.

Araştırmacılar yaban mersininin aynı zamanda Amniyotrofik  Lateral Skleroz (ALS), Alzheimer veParkinson gibi yavaş seyreden hastalıklarda da nörodejenaratif süreci yavaşlatarak yarar sağlayabileceğini öne sürmüşlerdir.

Hayvanlar üzerinde yapılan diğer bir araştırma da ise yaban mersini tüketimi ile hayvanların beyin yapılarında öğrenme kapasitelerinin arttığı yönünde değişimler gösterdiği saptanmıştır.

Michigan Üniversitesi Kap ve Damar Sağlığı Merkezindeki bir araştırmaya göre yaban mersininin karın bölgesi yağlarını erittiği ve kalp damar hastalığı riskini azalttığı bunun nedeninin ise Yaban Mersininin ihtiva ettiği yüksek phytochemical (doğal oluşan antoksidan) seviyeleri olduğu rapor edilmiştir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Alternatif Detoks Yöntemi; Tıbbi Sülük

Diğer bir alternatif detoks yöntemi Tıbbi Sülük’tür.  Kan aldırma yöntemleri bilhassa hacamat yöntemi zaten eskilerden beri var idi. Hacamatın tedavide kuvvetli bir sünnet olarak yaygınlaşması Sülük tedavisine verilmiş olan değeri azaltmış olabilir. Sülüğe yalnız bir yüzeysel etki atıf edilmiştir. Genelde yaygın olan sülüğün bilhassa cilt hastalıklarında kullanılmasıdır. Salerno Tıp Okulunun Hocalarından Afrikalı Konstantinus – 11. YY’da Hipokrat, Galenus ve Ali bin el-Abbas’ın eserlerini çevirmiş asıl eğitiminin büyük kısmını İslam beldelerinde almıştır.  Sülük tedavisinin burada yoğun olarak uygulandığını biliyoruz. Buradan yayılan ilim Avrupa’nın çeşitli beldelerinde kabul görmüştür. Sülük terapisinin pratik uygulamaları üzerinde birleşik bir tutum bulunmamaktadır. Sülük tedavisi genelde baş kısmında ve hemoroid’lere takılırdı. Sülük Terapisi Osmanlıda da devam etmiştir. Halbuki şimdi, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tıp araştırmacılarının, sülüklerle yeniden araştırma yapmaya başladıklarını hayretle görüyoruz. Belirli şartlar altında bu hayvan, faydalı bir tedavi vasıtası kabul edilmektedir. Günümüzde alternatif tıp yöntemleri arasında yerini almakla birlikte ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından bir yönetmelik çıkarılarak hangi şartlar altında nerede ve nasıl yapılacağına dair belirli düzenlemeler yapılmıştır.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Alternatif Detoks Yöntemi; Hacamat

Hacamat; iki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından, çene altından, baştaki secde noktasından, dizlerden veyahut vücudun herhangi bir yerinden tedavi maksadıyla bardak, şişe veya boynuzla kan aldırma. Peygamberimiz (ASM)’in sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerindendir.

Hacamat, sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade mikrodolaşımdaki sorunları gidermek için kullanılan ve uygulanan bölgedeki kapiller kanı vücudun dışına alarak toksinlerin uzaklaştırılması esasına dayanan genel bir tedavi usûlüdür. Hz. Peygamber (ASM) hacamatın, hem hastalıklardan korunma hem de tedavi amaçlı uygulandığını, bizzat kendisinin de hacamat yaptırdığını buyuruyor ve hacamatı tavsiye ediyor. İbn Abbas, Resulullah’ın Miraç gecesinde, meleklerden oluşan bir cemaate her uğrayışında,  meleklerin kendisine, “Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!” dediklerini nakleder. (Tirmizi, Tıb, 12; İbn Mâce, Tıb, 20; Ahmed b. Hanbel, I, 354). Peygamber efendimiz (ASM) tarafından üzerinde çok durulan ve ümmetine tavsiye ettiği bir detoks yöntemidir.

Vücudun çok farklı bölgelerinden kişinin şikayetlerine göre ya da detoks yapılması amacıyla uygulanabilir. Bu bölgeleri Hekimlerin Piri İbn-i Sina’dan öğrendiğimize göre:

  • Boynun arkası:  Bu bölgeden hacamat yapmanın faydası, ‘medyan cubital venden’ kan almayla aynıdır. Göz ve alnın ağrılar,  göz enfeksiyonları, çeşitli boğaz hastalıklarında ve ağızda kötü koku olduğunda yararlıdır.
  • Alın:  Birçoklarına göre , bu yer idrak ve hafızanın bozulma tehlikesinden uzak olmalıdır.
  • Omuz başları arasında:  Bu alanda hacamat yapmanın yararı, basilik venden kan alma gibidir. Boyun ve omuzdaki ağrıları giderir.
  • Boyun tarafı: Boyun tarafından hacamat yapmanın yararı sefalık venden kan alma gibidir. O, baş titremelerini, yüz, dişler, kulak, burun ve boğazın çeşitli hastalıklarında yararlıdır.
  • Ense üzerinde hacamat: Bu yerden hacamat yapmak hafızanın bozulmasına sebep olur.
  • Omuz başlarından hacamat yapmak: Kan tükürmenin ve kanamalı bronşitin tedavisinde faydalıdır.
  • Baldırlar Üzerinden hacamat: Kanı temizleyerek ve menstrüasyonu artırır. İişman, kanları yoğun kadınlarda, bacaklar üzerinden hacamat yapmak, safen venden kan almaktan daha yararlıdır. Başın tepesinin veya occipital kemik üzerinden yapılan hacamatın, zihinsel rahatsızlıklar ve baş dönmesine iyi geldiği tahmin edilir. Bazılarına göre bu hacamat bunamayı geciktirir.
  • Çene altından hacamat: Yüz, dişler ve gırtlak hastalıklarında yararlıdır. O, başı ve alt ve üst çeneleri temizler.
  • Kalçalardan hacamat: Kalça apselerinde, gutta, basurda, fil hastalığında ve uterus ve mesane gazlarında ve sırt kaşıntısında faydalıdır. Kalçalara uygulanan hacamat, testis iltihaplarında ve kalça ve bacaklardaki çıbanlarda faydalı olur.
  • Dizlerde hacamat:  Dizlerin arka tarafından kan alma kalçaların iltihablı durumlarında yararlı olur. Birlikte hacamat yapma, amenorrehoea , siyatik ve gutta yararlı olur. (Kaynak: El-Kanun Fi’t-Tıb)

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yeni Bir Yöntem; Göreceli Yağ Kitle İndeksi

Yeni Bir Yöntem; Göreceli Yağ Kitle İndeksi

Yeni geliştirilen “göreceli yağ kitleindeksi”, bel çevrenizin boyunuza oranını kullanıyor. Yapılan araştırmada, bu yöntemin vücut kitle indeksine göre daha iyi sonuçlar verdiğini gösteriyor. 

Body mass index (BMI) veya vücut kitle indeksi (VKİ), Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen bir kişinin kilolu olup olmadığını anlamak için kullanılan en yaygın ve basit uygulanabilen bir yöntemdir. Fakat bilim insanları yeni ve geliştirilmiş bir alternatif bulduklarını düşünüyor; 

Relative Fat Mass index (RFM), yani göreceli yağ kitlesi indeksi. 

RFM’yi tasarlayan araştırmacılar, BMI yönteminden daha doğru sonuçlar verdiğini söylüyor. Üstelik ölçmek için sadece bir mezura yeterli. Yani BMI’deki gibi tartıya çıkmak gerekmiyor.  BMI seviyenizi görmek için yapmanız gereken, kilonuzu metre cinsinden boyunuzun karesine bölmek. BMI Kilo/(Boy (metre))2    olarak hesaplanırken, RFM’de bel çevrenizin boyunuza oranı kullanılıyor.

Araştırmacılar, bu yöntemle vücut yağ oranının sağlıklı bir seviyede olup olmadığını belirlemenin daha kolay ve daha güvenilir olduğunu belirtiyor.

VKİ’de sınıflama 18.5 ve 25 arasındaki BMI değerleri sağlıklı kabul ediliyor.

26-30 arası kilolu,

31-35 arası I. derece Obez,

36-40 arası II. derece Obez,

40 ve üzeri ise Morbit Obez olarak sınıflandırılıyor.

VKİ’de Cinsiyet farkları dikkate alınmıyor, kas kitlesini her zaman doğru göstermiyor, çocuklarda ve yaşlılarda sonuçlar değişken olabiliyor. Buna rağmen, farklı toplumlarda obezite gibi sorunları takip etmek için veya bireylerde kiloya bağlı oluşabilecek sağlık sorunlarını öngörmek için yeterli, pratik bir yöntem.

RFM sisteminde hesaplama şöyle yapılıyor: Erkeklerde: 64 – (20 x boy/bel çevresi) = RFM Kadınlarda: 76 – (20 x boy/bel çevresi) = RFM

Yeni sistemin, kilo kaynaklı sağlık sorunları olan kişilere, vücut yağ oranlarını daha kolay takip etmelerini sağlayacağı ortadadır.

Vücut yağ oranları tüm vücut analizi denilen bir sistemle (TANİTA veye BİA) ile ölçülmektedir.

Yağ oranının bu şekilde bir mezür yardımı ile en azından fikir verici olarak tanımlanması oldukça yararlı olacaktır.

RFM’nin düşünüldüğü kadar doğru sonuçlar verdiğinden emin olmak için daha geniş çaplı araştırmalar gereklidir. Belki bu sayede VKİ yerine alternatif pratik bir yöntem kullanıma girmiş olacaktır.

 

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Uyku

Sağlıklı uyku deyince genel olarak sağlımız yerinde olunca iyi uyuruz değil mi? Anlamı sadece bu olmasa gerek diye düşünüyorum. Burada sağlıklı uyku derken uykunun sağlıklı olanı, sağlımıza faydası olanı nasıl olmalı bunu konuşmamız gerekmekte. Organizma aslında yaradılışı itibari ile mükemmel bir makina ve kusursuz işlemekte. Tabi ihtiyacı olanları yeterli miktarda alabildiği sürece, hayatta her şey öyle değil mi? O zaman sağlıklı uyku için ihtiyaçlarımıza bir bakalım. Burada en önemlisi sağlıklı beslenmeden geçiyor. Bu yaşam tarzımız ile ilişkili. Yaşam tarzımızda uyku kalitemizi belirleyecek en önemli etkendir.