Aylık arşiv Nisan 2020

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Klorokin (Sıtma İlacı) ve Covid-19

Bir önceki yazımda  COVID-19’un profilaksisi için HCQ ve CQ’nun yanlış kullanımından kaçınmalıdırlar, çünkü bunu destekleyecek kesinlikle hiçbir veri olmadığını belirtmiştim. Bu çalışma ilk klinik verileri sunmaktadır.

Koronavirüs hastalığı 2019 için spesifik bir antiviral tedavi önerilmemektedir. (COVID-19). In vitro çalışmalar, klorokin difosfatın (CQ) antiviral etkisinin ilacın yüksek konsantrasyonunu gerektirir.

Hastalara yüksek doz CQ (yani 10 gün boyunca günde iki kez 600mg CQ) veya düşük doz CQ (yani 1. günde günde iki kez 450 mg ve 4 gün boyunca günde bir kez) verilmiştir.

Birincil sonuç, düşük doz grubuna kıyasla yüksek doz grubunda ölüm oranında en az % 50 azalma olmuştur. Burada sunulan veriler öncelikle 13. günde tedavi sırasındaki güvenlik ve ölümcül sonuçlara ilişkindir.  İkincil son noktalar katılımcı klinik durumu, laboratuvar muayenelerini ve elektrokardiyogram sonuçlarını içerir.  Viral solunum sekresyonu RNA tespiti 0 ve 4. günlerde gerçekleştirilmiştir.

COVID-19’lu 81 hastanın bu faz IIb randomize klinik çalışmasında, bağımsız bir veri güvenliği ve izleme kurulu tarafından önerilen planlanmamış bir ara analiz, 10 gün boyunca daha yüksek bir klorokin difosfat dozajının daha toksik etkiler ve ölümcüllük ile ilişkili olduğunu bulmuştur. Sınırlı örnek büyüklüğü, çalışmanın tedavi etkinliği konusunda daha etkin bir bil elde edilmesine olanak sağlamadığı belirtilmiştir.

CloroCovid-19 çalışmasından elde edilen ön bulgular; şiddetli COVID-19 tedavisi için özellikle güvenlik kaygıları QTc aralık uzaması ile ilgili azitromisin ve oseltamivir alan hastalarda daha yüksek klorokin dozu önerilmemelidir.

Bu çalışmanın ilk bulguları, COVID-19’lu kritik hastalara potansiyeli nedeniyle yüksek CQ dozunun önerilmemesi gerektiğini düşündürmektedir.

Klorokinin farklı dozlarda toksisitesinin değerlendirildiği çalışmada 600 mgr dozda kardiak toksisitenin arttığı gösterilmiş ve rutinde kullanılmaması önerilmiş.

Makalenin orjinalini indirmek veya okumak için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

N95/FFP2 Maskelerin Uzun Süre Kullanımı

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan N95/FFP2 maske kullanımı rehberi

COVID-19’dan korunmak için sağlık çalışanlarının kullanacağı maskeler N95/FFP2 ve tıbbi maskelerdir. N95/FFP2 maskeler sadece aerosol içeren işlemler sırasında kullanılmalıdır. Bu işlemler daha önce hazırlanmış afiş ve broşürlerde belirtilmiştir. COVID-19’da maskelerin etkinliğini araştıran bir meta analize* göre; tıbbi maskelerin
aerosol içeren işlemler dışında yeterli olduğu, N95/FFP2 maskelerin sadece aerosol içeren işlemlerde gerekli olduğu gösterilmiştir. N95/FFP2 maskelerin birden fazla kullanım ve uzamış kullanımı aşağıdaki şekilde yapılabilir.

Rehberi indirmek ve okumak için tıklayınız.

 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Karantina ve Ramazan Ayı

Covid-19 salgını nedeni ile yaklaşık 1 aydır evlerimizdeyiz. Nedense hep elimiz yiyecek ve içeceğe gidiyor. Ramazan ayının gelmesi ile bu durumda bir düzenleme yapmamız gerekiyor. Çünkü beslenme ve yaşam şeklinin değiştiği bir ay içerisindeyiz.

Özellikle öğün ve beslenme şeklimiz, besin türü (ramazanda sanki daha çok çeşit oluyor), sıvı tüketimi ve en önemlisi de uyku düzenimiz değişiyor. Bağışıklık sistemimiz içinde beslenme, egzersiz ve uyku üç saç ayağı gibi temel unsurlar. Özellikle ramazan ayında bu üç unsurda fazlasıyla etkilenecektir.

Covid-19 salgını gerçeğini de hesaba katarsak bu durum daha da ciddi bir hal almaktadır. Özellikle bu üç temel unsuru yaşam  tarzımız haline getirip herkes kendi şahsi hayatında bunları ritüel haline getirmezse çok başarılı olunabileceğini sanmıyorum.

İlk olarak beslenmeyi ele alırsak; yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az 2 öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahuru yatmadan geç saate yiyerek ve sıvı alarak yatmanın çokta uykunuzun bölünmemesi açısından faydası olmayacaktır. Çünkü iftar sonrası en az ki burada hareketsiz olduğumuzu da hesaba katarsak 4-5 saat gibi bir süre sindirim için gerekmektedir. O yüzden gece 01:00 gibi sahur yapıp yattığınızda yeteri kadar yemek yiyemeyeceğiniz gibi sindirim tamamlanmadığı için ve fazla miktarda alacağınız sıvı için gece uyku kaliteniz düşecek ve sık uyanmalar olacaktır. O yüzden sahuru vakit çıkmadan önce yapmak sağlık açısından daha uygundur. Ayrıca kan şekerinin de uzun açlık döneminde daha fazla düşeceği unutulmamalıdır. Sahura hiç kalkılmadığı durumda ise kan şekerinin regülasyonu tamamen bozulacaktır. Bu da günlük performansınızı çok etkileyecektir. Özellikle yorgunluk, halsizlik ve baş ağrısı ile mücadele etmek durumunda kalabilirsiniz.

Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilebilir. Gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması uygun olacaktır.Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır.

İftar sofraları için hazırlanan yiyecekler ve bunların tüketim miktarları bir diğer konumuz. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Burada ritüel demiştim, çorba içip ara verirseniz sofraya tekrar oturduğunuzda daha az yediğinizi göreceksiniz.

Sıvı tüketimi ise genelde dikkat etmediğimiz bir diğer husus. 

Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir.

Günde ortalama en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda vb. sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir.

Oruç tutanlar için beslenme önerileri

  • Oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.
  • Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklarla ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenin.
  • Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.
  • Sahur öğününüzü atlamayın, mutlaka yapın.
  • Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi yiyeceklerden oluşan hafif bir kahvaltı yapabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edebilirsiniz.
  • İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlayıp 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini dengeli bir şekilde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna vb.) tercih edin.
  • İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edin.
  • Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.
  • Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin.
  • Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden uzak durun.
  • İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olacaktır.
  • Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için sıvı tüketiminize dikkat edin. Ek olarak, yemeklerde lif oranı yüksek yiyecekler (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, hoşaf ve kompostolar, hurma, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edebilirsiniz.

Gelelim Egzersiz kısmına.

Bununla ilgili karantina günlerinde çok fazla alternatifimiz olmadığı için bundan önce sizler için hazırladığımız evde yapılabilecek egzersizlere bir göz atmalısınız.

Son olarak ta uyku düzenimize bir bakalım

Ramazan ayında sahur olduğu için yaklaşık 1 saat uyku bölünmesi meydana gelecektir. Aktif çalışanların sabah mesai kavramını da göz önüne alarak, biraz daha erken saatte uyumaları gerekmektedir. Bu şekilde sahur sonrası da 1-2 saatlik uyuma ile günlük yeterli miktarda uyku alınabilir. Tabi burada yukarıda bahsettiğim iftar ve sahurda çok fazla besine ve sıvı tüketimi uyku kalitesini olumsuz etkileyecektir. Bunun için önce sizler için hazırladığım karantina günlerinde uyku ve uyku hijyeni yazıma bir göz atmalısınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Uyku Günlüğü Formu (Ara Sınav Ödevi)

Uyku Fizyolojisi ve Uyku Bozuklukları dersi için ara sınav ödevi

Arkadaşlar

Ara sınav,

Yıl sonu sınavı ve

Bütünleme sınavı için obs.sdu.edu.tr adresinde ders notlarının içerisinde sınavlarla ilgili detaylı bilgilendirme dosyası mevcut oradan bakabilirsiniz.

Sirkadiyen Ritim Bozuklukları için Uyku Günlüğü Formu

19 Nisan 2020 Pazar gününden başlamak üzere 15 gün boyunca sabah kalktığınızda bir önceki gece için bu formu site üzerinden günde 1 defa doldurup göndermeniz yeterli olacaktır.

Bu konuda lütfen dikkatli olalım, günde bir defa toplam 15 gün için 15 defa olacak.

Aynı gün içerisinde birden fazla form göndermeyin, ben de formu görebildiğim geçersiz sayacağım.

15 günde her bir gün için ayrı ayrı olmak üzere uyku günlüğü formu site üzerinden gönderilmesi durumunda ara sınav ödevi yerine geçecektir.

Ayrıca formu sabah kalktığınızda doldurun. Öğleden sonra ya da akşam doldurulan formları kabul etmeyeceğim. Çünkü formun güvenilirliği için böyle yapılması gerekiyor. 

Doldurduğunuz formun sonuçları sizin mail adresinize geleceği için lütfen mail adresinizi kontrol ederek yazın.

Size gelen maildeki sonuçları bir excel dosyasına kaydederek 15 gün tamamlandığında pdf formatına çevirerek (dosyadan farklı kaydet seçeneğinden pdf yapabilirsiniz) obs.sdu.edu.tr adresinde dersin ilgili yerine yüklediğinizde vize ödevi tamamlanacaktır.

Uyku günlüğü formu ile herkes  uyku kalitesi hakkında bilgi sahibi olacaktır. Sirkadiyen ritim bozukluğu ve uyku kalitesinin değerlendirilmesinde kullanılan bir formdur. İsminden de anlaşılacağı üzere uyku kalitemiz hakkında günlük tutmuş olacağız.

Formal ilgili Anlamadığınız bir yer olursa formun atındaki yorum ekle kısmından mesaj bırakabilirsiniz.  

Teşekkürler…

Sirkadiyen Ritim Bozuklukları için uyku günlüğü formuna  buradan ulaşabilirsiniz.

Forma ulaşabilmek için siteye üye olmanız gerekmektedir.

Üyelik basit bir kaç adımda tamamlanmaktadır.

 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Karantina Günlerinde Uyku

Karantina ve Uyku

Uykunun yemek ve su kadar temel bir ihtiyaç olduğunu yazılarımda belirtmiştim.

Covid-19 neden ile evlerimizden çıkamadığımız bu günlerde tüm TV kanalları ve internette oldukça vakit geçirebileceğiniz programlar bulunmakta.

Zaten sloganımız Hayat Eve Sığar!!!

Tabi ki hayat eve sığar, ama biz rutin yaptıklarımızın dışına çıktığımızdan tüm zamanı evde planlamamız gerektiğinden sanırım çok ta başarılı olamıyoruz.

Bu yüzden normal hayatınızda yaptığınız şekliyle yaşamaya devam etmemiz gerekiyor. Ta ki normalleşince tekrar uyum sorunu yaşamayalım.

Bu tabi bir yönü,  esas önemli olan geç saatlere kadar sosyal medya, TV ve internet gibi ortamlarda vakit geçirerek uyku saatimizi kaydırmak. Sanırım herkeste şu an ortak sorun bu.

Uyku saatinin gecikmesi tekrar ettikçe faz kayması dediğimiz sirkadiyen ritim bozukluğuna neden olacaktır.

Bu durumda da geç yatıp geç kalkmak şeklinde ortaya çıkarak maalesef bağışıklığımızın zayıflamasına neden olacaktır.

Covid-19 gibi daha henüz net bir tedavi yöntemi belirlenememiş olan ve aşı çalışmaları devam eden bir hastalıkla yüz yüze geldiğimiz bu günlerde sanırım en son yapmamız gereken şeylerden bir tanesi de budur.

Zaten yapılan aşı çalışmalarının amacıda var olan bağışıklık sistemine bu virüsü tanıtıp, karşılaştığımızda bizi hasta etmesini engellemek.

İşte burada kritik nokta uyku-bağışıklık sistemi ilişkisi ve bu ilişki eş zamanlı ve birbirini destekleyen süreçler.

Bu yüzden yapmamız gerek şey uyku hijyenine dikkat etmek ve hayatımızda uygulamak.

Uyku hijyeni;

  • Düzenli aerobik egzersiz
  • Akşam yemeğinin ağır ve geç saatte olmaması
  • Özellikle akşamları kafein ve alkol alınmaması
  • Çevre (oda) şartları
  • Sabah uyanınca yataktan oyalanmadan kalkma
  • Gündüz uyumama
  • Sabah hep aynı saatte kalkma
  • Uyumak için çabalamama (uyku kaçmışsa 15-20 dk içinde yataktan çıkma)
  • Yataktan önce rahatlatıcı bir rutin geliştirin (Dinlendirici müzik, ılık duş, ılık süt, 1 kase yoğurt)
  • Yatağınızda oturarak beklemeyin.
  • Yatağınızın yanında bulunan ve gözünüze takılan saatinizi göremeyeceğiniz bir yere kaldırın.
  • Bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi aşırı ışık veren aletlerin uykudan önceki kullanımlarını sınırlandırın. Bu durum; özellikle de sosyal medya kanallarında aşırı zaman tüketen ve uykusuzluktan yakınan bireylerin uykusuz kalmalarının sebeplerinden birisidir.
  • Eğer uyuyamıyorsanız (en fazla 30 dakika), yataktan kalkın ve rahatlatıcı birkaç aktivite yapın (Gevşem egzersizleri olabilir).
  • Kitap okuyun veya rahatsız bir sandalyede oturup televizyondaki en sıkıcı programı izleyin veya öğrenciyseniz sevmediğiniz derse çalışın; bu durum beyninize, yatağın uyanık kalınan ya da endişe duyulan yer değil uyunması gereken yer olduğu bilincini yerleştirecektir ve uykunuzun gelmesine sebep olacaktır, uykunuz geldiği anda da tekrar yatağınıza dönün.
  • Yatmadan önce omega-3 yağ asidi (balık yağı) kullanılması

Buradaki kuralları, çevresel şartlar ve sosyoekonomik duruma göre kendiniz için uygun hale getirebilirsiniz.

Hatta kendiniz için bir rutin geliştirip uykuya hazırlık dönemi yapabilirsiniz. Önemli olan bu dönemde mümkün olduğu kadar uyaranlardan uzak durmak gerekmekte.

Bu şekilde uykuya hızlı bir geçiş sağlayabilirsiniz. Uyku latansı dediğimiz uykuya dalma süresi 30 dakikayı geçmemelidir. Geçtiği zaman da yataktan çıkıp yukarıdaki uyku hijyeni kurallarını gözden geçirmemiz lazım.

Sağlıklı uyku dileklerimle…

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Covid-19 Testlerinin Tanısal Değeri

Covid-19 Laboratuvar Testleri

Yeni koronavirüs SARS-CoV-2 yeni ortaya çıkan bir virüstür. Enfekte hastada antikor yanıtı büyük ölçüde bilinmemektedir ve antikor testinin klinik değerleri tam olarak kanıtlanmamıştır.

SARS-CoV-2 enfeksiyonu olan toplam 173 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaneye yatış sırasında toplanan seri plazma örnekleri (n = 535), SARS-CoV-2’ye karşı toplam antikorlar (Ab), IgM ve IgG açısından test edildi. Antikorların hastalık ilerlemesi ile dinamikleri analiz edildi.

173 hastadan Ab, IgM ve IgG serokonversiyon oranı sırasıyla% 93.1,% 82.7 ve% 64.7 idi. 12 hastada negatif antikor bulgularının nedeni, hastalığın sonraki aşamasında kan örneklerinin eksikliğinden kaynaklanabilir. Ab, IgM ve daha sonra IgG için medyan serokonversiyon süresi ayrı olarak gün-11, gün-12 ve gün-14 idi.

Antikorların varlığı, başlangıcından itibaren 1 hafta içinde hastalar arasında <% 40 idi ve başlangıçtan sonraki 15. günden bu yana hızla % 100.0 (Ab), % 94.3 (IgM) ve % 79.8’e (IgG) yükseldi.

Buna karşılık, RNA saptanabilirliği, 7. günden önce toplanan numunelerde% 66.7’den (58/87) 15-39. Gün boyunca% 45.5’e (25/55) düştü.

RNA ve antikor bulgularının birleştirilmesi, başlangıçtan beri 1 haftalık erken evrede bile (p = 0.007) COVID-19 için patojenik tanı duyarlılığını önemli ölçüde geliştirdi (p <0.001). Ayrıca, daha yüksek bir Ab titresi bağımsız olarak daha kötü bir klinik sınıflandırma ile ilişkilendirilmiştir (p = 0.006).

 Semptomlar Başladıktan Sonra Tanı Testleri Duyarlılığı
 Semptom başladıktan günler sonra
SARS CoV-2 Testleri1-78-1415-39
RT-PCR ile RNA düzeyi% 67% 54% 45
Total Antikor% 38% 90% 100
Immünglobulin M% 29% 73% 94
Immünglobulin G% 19% 54%80

 

Makalenin orjinal halini okumak ve indirmek için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Coronavirus (COVID-19) Güncel Rehber (14 Nisan 2020)

Coronavirus (COVID-19)

Coronavirus’lar (CoV), soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesidir.

Coronavirus’lar zoonotik olup hayvanlardan bulaşarak insanlarda hastalık yapabilir. Coronavirus’ların insanlarda dolaşımda olan alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV) çoğunlukla soğuk algınlığına sebep olan virüslerdir.

SARS-CoV, 21. yüzyılın ilk uluslararası sağlık acil durumu olarak 2003 yılında, daha önceden bilinmeyen bir virüs halinde ortaya çıkmış olup yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Yaklaşık 10 yıl sonra Coronavirus ailesinden, daha önce insan ya da hayvanlarda varlığı gösterilmemiş olan MERS-CoV (Middle East Respiratory Syndrome Coronavirus) Eylül 2012’de ilk defa insanlarda Suudi Arabistan’da tanımlanmış; ancak daha sonra aslında ilk vakaların Nisan 2012’de Ürdün Zarqa’daki bir hastanede görüldüğü ortaya çıkmıştır. SARS Coronavirus’u ile uzaktan bağlantılı olmasına rağmen, yaşanmış olan SARS tecrübesinden ötürü endişe oluşturmuştur.
31 Aralık 2019’da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Çin Ülke Ofisi, Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir Coronavirus (2019-nCoV) olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 olarak kabul edilmiş, virüs SARS CoV’e yakın benzerliğinden dolayı SARS-CoV-2 olarak isimlendirilmiştir.

Bu rehber, COVID-19, etkeni, bulaşma yolları, vaka tanımları ve tanı yöntemleri hakkında bilgi vermek; COVID-19 vakası veya temaslısı ile karşılaşıldığında izlenmesi gereken strateji ve uygulama şekilleri hakkında yol göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu doküman ağırlıklı olarak DSÖ önerileri doğrultusunda oluşturulmuştur. COVID-19’a yönelik olarak hazırlanmış olan “COVID-19 (2019-nCoV Hastalığı) Rehberi” güncel DSÖ önerileri ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda güncellenmektedir. Güncellenen rehber dokümanı ve rehber sunumları, afiş, broşürler ile sık sorulan sorular ve cevapları Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü web sayfasında (www.hsgm.saglik.gov.tr) düzenli olarak yayımlanmaktadır.

SON GÜNCELLEME ILE NELER DEĞIŞTI?
» Numune Alınması
» Temaslı takibi
» Ambulansla hasta nakli
» Evde hasta izlemi
» Belirlenen COVID-19 polikliniğinde erişkin hasta yönetimi
» COVID-19 erişkin hasta tedavisi
» COVID-19 hastalarında destek tedavisi
» COVID-19 çocuk hasta yönetimi ve tedavisi
» Temasi olan sağlik çalışanlarının değerlendirilmesi
» Morg ve defin hizmetler

 

CORONAVİRÜS (COVID-19) GÜNCEL REHBERİNİ (14.04.2020) BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ.

ileArş. Gör. Mesut Ergan

Evde Yapabileceğimiz Egzersizler

COVİD 19’la Mücadelede Evde Egzersizin Önemi

Hepimizin bildiği gibi COVİD-19 pandemisi tüm dünya üzerinde olduğu gibi ülkemizde de etkisini göstermektedir. Henüz bir aşı veya tedavi geliştirilmediği için bu pandemi ile mücadelede en etkili yolun ‘’Korunma’’ olduğu bildirmiştir. Virüsten korunmak ve vücudun savunma mekanizmasını güçlendirmek için;

  • Evde kalmak ve sosyal mesafeyi korumak,
  • Elleri sık sık sabunla yıkamak
  • Sağlıklı beslenmek (sıvı, protein ve vitamin içeren besinlerden zengin),
  • İyi ve kaliteli uyumak
  • Hareketsiz kalmaktan kaçınmak; fiziksel aktivite ve egzersiz yapmak çok önemlidir.

Aktivite azlığı veya hareketsizliğin, tüm yaş grubu bireylerde, özellikle yaşlılarda kronik hastalıkların ortaya çıkmasında en önemli risk faktörlerinden biri olduğu belirtilmiştir. Yapılan araştırmalar, fiziksel aktivite düzeyi ile sağlıklı olma arasında çok yakın ilişki olduğunu göstermiştir. Yaşlılıkta fonksiyonlarda azalma ve yetersizlik meydana geldiği için, yaşam boyu düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz alışkanlığı, sağlıklı yaşlanmanın temelini teşkil eder.

Özellikle evde kaldığımız ve hareket alanımızın daraldığı bu günlerde hem fiziksel, hem mental, hem de psikolojik olarak sağlıklı olmanın yolu, egzersiz yapmaktan geçmektedir.
Egzersizin kas kuvvetini, dayanıklılığını, esnekliğini arttırma, kiloyu azaltma ve koruma yanı sıra kardiyovasküler hastalık ve tromboz riskini azaltma, kan yağ ve glikoz düzeylerini düşürme, psikolojik durumu ve uyku kalitesini düzeltme, kemik mineral yoğunluğunu arttırma, bazı kanser tiplerini ve kronik ağrıyı azaltma gibi birçok olumlu etkileri vardır.

Egzersizin faydaları yanında bazı riskleri de bulunmaktadır. Yaştan bağımsız olarak tüm yaş gruplarında kişinin aşırı ve ani yüklenmelerle başlayan hızlı, kontrolsüz egzersiz programları sonrasında oluşabilecek yumuşak doku ve eklem yaralanmaları yanında düşük enerjili veya yüksek enerjili kırıklar olabilir. Ancak bunlar önlenebilir.

Egzersizlere basit seviyeden başlayıp alıştıkça ve egzersiz performansınız geliştikçe, egzersizlerin sayılarını yavaş yavaş artırarak devam etmelisiniz.

Başlangıç seviye egzersizleri çok basit egzersizler olduğu için kalp hastalığı, diyabet veya artrit gibi problemleriniz olsa dahi, güvenle yapılabilir ve herhangi bir probleme yol açmaz.

Egzersizin faydalarını görmek için haftada 3 ila 5 gün ve günde 1-3 kez yapılması yeterli olacaktır. Her ne amaçla olursa olsun egzersizler, sağlık için oldukça faydalıdır.

Sağlınızı korumanız için için kısa süre dahi olsa sürekli egzersiz yapmanın yollarını aramalısınız. Linkini verdiğimiz bu egzersiz programını resimli slayt sunumu ile veya video ile takip edebilirsiniz.

Evde Kalın, Sağlıcakla Kalın…

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Pandemi Değerlendirmesi

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) tarafından hazırlanan 28. günde Pandemi değerlendirme kitabında

“Türkiye’de Pandeminin İlk 14 Gün Değerlendirmesi” raporunun devamı niteliğinde ve kapsamı bir öncekine göre genişletilmiş olan bu çalışma ile; ülkemizde ilk COVID-19 olgusunun görülmesinden (10 Mart 2020) sonra geçen 28 gün içindeki pandemi sürecini değerlendirmek, sürecin yöneticileri için eleştirel okuma ve tartışma zemini oluşturmak, bilim ve toplumsal hafıza için kayıt üretmek amaçlanmıştır.

Bu çalışmada, kabul gören 14 günlük kuluçka süresi temel alınarak ülkemizdeki hazırlıklılık ve yanıt iki kuluçka süresince (28 gün) değerlendirilmiştir.

Sağlık Bakanlığı kamuoyu paylaşımları, DSÖ durum raporları, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) ile diğer açık kaynaklı veriler ve medya haberleri gözönüne alınarak ülkemizdeki salgın yönetim süreci DSÖ Hazırlıklılık ve Yanıt Kılavuzu’na göre değerlendirilmiştir.

Hazırlanan kitapçığı indirmek ve okumak için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Psikiyatrik Destek hattı

Sağlık Çalışanları İçin Destek Hattı

Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), COVID-19 salgınıyla birlikte yaşanan zorlu süreç dolayısıyla, sağlık çalışanları için destek hattı oluşturdu.

Sağlık çalışanlarının gerek duydukları kişisel koruyucu donanımın sağlanması ve bedensel iyilik hallerinin sürdürülmesi kadar, yaşadıkları ruhsal zorluklarla ilgili olarak da desteklenmesi gerektiğinden hareket eden TPD’nin, tüm sağlık çalışanlarına yönelik olarak oluşturduğu ruhsal destek hattına 0850 532 66 76 numaralı telefondan, 7/24 ulaşılabilecek.

TPD’nin konuyla ilişkin duyurusuna https://psikiyatri.org.tr/2174/turkiye-psikiyatri-dernegi-saglik-calisanlarina-destek-hatti-acildi linkinden ulaşabilirsiniz.

Sağlıklı günler dileklerimle…