Yazar arşivi Prof. Dr. Mustafa SAYGIN

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mesleki Beceri ve İletişim Dersi

Dönem II 1. Kurul Mesleki Beceri Uygulama Dersi yönergesini buradan okuyabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uyku Neden Vazgeçilmez

İnsan yaşamının yaklaşık üçte birlik bir zaman periyodunu kapsayan uykunun gizemini çözmek için insanoğlu asırlar boyunca çaba harcamış ve henüz pozitif bilimlerin gelişmediği dönemlerde bile mitolojik olaylarla uyku anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Aristo, Hipokrat, Freud ve Pavlov gibi birçok büyük düşünür, uyku ve rüyanın psikolojik ve fizyolojik temellerini açıklamaya çalışmışlardır. Robert MacNish’ın 1834 yılında yayınladığı “The Philosophy of Sleep” kitabında, uyku“ölüm ile uyanıklık arasında bir dönem olarak” tanımlanmış; uzun süre bu görüşe inanılarak uykunun pasif bir süreç olduğu düşünülmüştür. Gerçek anlamda uykunun sırlarının anlaşılabilmesi, uyku sırasında vücut fonksiyonlarının kaydedilmesi ve incelenmesiyle başlamıştır.

Günümüzde uyku kayıtları sayesinde tanımlanan uykunun yaklaşık %20-25’lik bölümü REM, diğeri Non-REM döneminde geçmektedir.

1)  Yavaş dalga uykusu  (non REM uykusu, SWS = Slow Wave Sleep)

NREM Evre 1 ve 2 yüzeyel uyku  –Uyku uyanıklık geçiş dönemi –Kolaylıkla uyandırılabilir .

NREM evre 3 yavaş dalga uykusu veya derin uyku, delta uykusu –Uyandırılması zordur.

2) REM uykusu (Rapid Eye Movements = hızlı göz hareketleri)

REM dönemi (paradoks uyku) –Kaslarda tam bir atoni hali –EEG aktivitesi yüzeyel evre 1 uykusu ile benzerlik gösterir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Neden Besin Desteği Kullanmalıyız

Besin Destekleri ve Önemi

Özellikle son 50 yıl içerisinde endüstriyel tarım ve hayvancılık yaygınlaşmıştır ayrıca büyük şehirlerde yaşayan nüfusun artması nedeniyle gıdaların taşınma, depolanma ve saklanma süreleri çeşitli nedenler ile uzamaktadır.

Merada serbest olarak beslenen hayvanlar ve doğal gübreleme yöntemleri kullanılarak zenginleştirilmiş topraklarda geleneksel tohumlar ile yapılan doğal tarım oransal olarak çok azalmıştır.

Ayrıca birçok ürün henüz tam olgunlaşmadan toplanıp depolanmaktadır.

Tüm bunların neticesinde tükettiğimiz gıdalarda bulunması gereken vitamin, mineral, antioksidanlar ve omega 3 gibi sağlığımız için elzem olan mikrobesinler yeterli düzeyde bulunmamaktadır. Bu mikrobesinlerin eksiklikleri kronik dönemde birçok hastalıklar açısından risk oluşturmakta ve toplumda artan hastalıkların önemli bir kısmında da rol oynamaktadır.

Besin destekleri, gıdalarınızda zaten var olması gereken ancak gıdalardaki endüstrileşme nedeni ile ne yazık ki yeterli miktarda bulunmayan bu mikrobesinleri sadece doğal kaynakları kullanarak en sağlıklı şekilde size sunmaktadır.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sirkadiyen Ritim Bozukluğu

Sirkadiyen Ritim Kayması

Özellikle günümüzde şehir hayatının getirdiği problemlerin başında gelen faz kayması yani sirkadiyen ritim bozukluğu çok sık karşımıza çıkmaktadır.

Uyku şikayetleri olan bir kişinin öncelikle bu çevresel faktörler nedeni ile meydana gelen ritim bozukluğunun tanımlanması gerekmektedir.

Eğer bunu net olarak tanımlayabilirseniz ve bu çevresel etkenden uzaklaşırsanız uyku sorunumuza çözüm bulmuş olacağız.

Bu şikayetlerin en az 3 aydır devam ediyor olması ve bunun için uyku günlüğünü  en az 1 hafta süre (2 hafta da olabilir) ile tutmanız gerekiyor.

Bu günlük verilerinin değerlendirilmesi ve şikayetlerinizle birlikte sirkadiyen riritm bozukluğunuzun olup olmadığına karar verilir.

Tedaviye gelince ilk başta uyku hijyeni, sonrasında kronoterapi (Uyku-uyanma saatleri kademeli olarak her iki günde bir 3 saat ileriye alınır), parlak ışık uygulaması ve farmakoterapi olarak sıralanmaktadır.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uyku Bozukluğum Var? Ne yapmam gerekiyor.

Öncelikle burada tanımlamamız gereken gerçekten uyku bozukluğunuzun olup olmadığı. Gnümüzde yaşam tarzı ile ilişkili olarak ilk bakmamız gereken sirkadiyen ritim bozukluğu ya da diğer adı ile faz kayması. Bunun için uyku günlüğü size yardımcı olacaktır. Sonrasında uyku ile ilgili şikayetleriniz var ve bunlar sizin günlük hayatınızı ciddi bir şekilde etkiliyorsa profesyonel yardım almanız gerekmektedir.  Şu ana kadar ICSD kodu ile tanımlanmış 85 adet uyku bozukluğu vardır. Bunlardan birisi de sizde olabilir. En yaygın olanı hangisi diye sorarsanız uyku apnesi. Bunun da 3 tane bulgusu vardır. 1. Horlama 2. Gecede nefes durması 3. Gündüz aşırı uykululuk. Bunlar sizde mevcut ise ve sabahları baş ağrısı, sinirlilik, bilişsel fonksiyonlarda azalmala rda buna ekleniyorsa uyku polikliniğine gitmeniz gerekiyor. Bunun için size en yakın Devlet Hastanesi, Üniversite Hastanesi, ya da Özel Hastanenin uyku polikliniğinden randevu almanız gerekiyor. Ülkemizde ağırlıklı olarak Göğüs Hastalıkları, sonrasında Nöroloji ve Pskiyatri ve Kulak Burun Boğaz polikliniklerinden hangisi uyku polikliniğine sahipse oradan randevu alabilisiniz. Öncelikle şikayetleriniz kaydedilecek ve gündüz uykululuk testi yapılacaktır. Sonrasında uyku hekimi gerekli görürse ki bu yukarıda saydığım semptomlara sahipseniz Polisomnografi (PSG) testi yapacaktır. Bu test için maalesef resmi kurumlarda en az 1 yıl beklemeniz gerekmektedir. Ama hekiminiz aciliyetinizin olduğuna karar verirse bu süre daha da erken olabilir. Bu test için uyku laboratuvarında tüm gece yatmanız gerekmektedir. Uyku testinin sağlıklı yapılabilmesi için evdeki şartların sağlanıp, rahat bir şekilde uyuyabileceğiniz bir ortam oluşturulur. Vücudunuza yerleştirilen elektrotlar eşliğinde sabah kadar uyku kaydınız alınır. Eğer etkin bir şekilde uyuyup testi başarabildiyseniz ertesi sabah taburcu edilirsiniz. Sonrasında hekiminiz uyku kayıtlarınızı inceleyip size 1 hafta sonra randevu verir ve tanınız konulur. Sonrası ise hastalığınıza göre tedavi seçenekleri değerlendirilir ve size en uygun olanı reçete edilir.

       Doç. Dr. Mustafa SAYGIN

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Uyku

Sağlıklı uyku deyince genel olarak sağlımız yerinde olunca iyi uyuruz değil mi? Anlamı sadece bu olmasa gerek diye düşünüyorum. Burada sağlıklı uyku derken uykunun sağlıklı olanı, sağlımıza faydası olanı nasıl olmalı bunu konuşmamız gerekmekte. Organizma aslında yaradılışı itibari ile mükemmel bir makina ve kusursuz işlemekte. Tabi ihtiyacı olanları yeterli miktarda alabildiği sürece, hayatta her şey öyle değil mi? O zaman sağlıklı uyku için ihtiyaçlarımıza bir bakalım. Burada en önemlisi sağlıklı beslenmeden geçiyor. Bu yaşam tarzımız ile ilişkili. Yaşam tarzımızda uyku kalitemizi belirleyecek en önemli etkendir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Hayat

Sağlıklı bir hayatı sanırım herkes ister ama elde etmek için sanırım biraz yaşam tarzımızı, beslenme alışkanlıklarımızı ve özellikle uyku düzenimizi değiştirmemiz gerekecek. Bunun için yapılabilecekler çok basit ama nedense genel olarak bunu yapmayız ya da erteler dururuz. Şimdi karar vermeye ne dersiniz? Değişim ama kendimiz için, sağlıklı yaş almak ve yaşam kalitemizi arttırmak için.

Başlangıç noktamız öncelikle ne olmalı? Buna karar verdikten sonra da kendimiz için bunu yapmalıyız.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Makaleler

Uyku bozukluğu olan uyku apnesinin kardiyovasküler damar hastalığı olan hastalardaki enflamatuvar markırların tedavi ile ilişkisini araştırdığımız çalışmamız için buraya tıklayarak makaleyi okuyabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Detoks

Sağlıklı yaşam için seçimleriniz sizi istediğiniz yere ulaştıracaktır. Burada önemli olan sizsiniz ve güç sizde. Bunun için öncelikle toksinlerden kurtulmamız gerekiyor. Detoks ihtiyacı çağımızın ihtiyacı haline geldi. Günlük koşuşturmacada o kadar toksik etkene maruz kalıyoruz ki bunlardan kurtulmanın farklı yolları var. Ama bu konuda lütfen profesyonel destek alın. Kulaktan dolma bilgilerle iç dengenizi bozmayın. Bununla ilgili sağlıklı yaşam rehberlerine göz atabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Anti-Aging

Cildimiz çevresel unsurlara sürekli maruz kaldığı için daima bir onarma ve yenilenme süreci içerisindedir. Özellikle günümüzde o kadar toksik etkenlere maruz kalıyoruz ki farkında bile değiliz. Zamanla cilt susuz kalır, kolajen ve elastin parçalanır ve hücre yenilenmesi yavaşlar. Doğal oluşumlu bitkisel ürünlerin yaşlanma karşıtı güçlerinden faydalanarak cildinizi besleyip ona ihtiyaç duyduğu nemi kazandırarak ve cilt hücrelerinin yenilenmesini hızlandırarak daha aydınlık, daha genç bir görünüm sağlamak için en son bilimsel gelişmeler ışığında bunları kullanabiliriz.

BİTKİ KÖK HÜCRELERİ Yüzlerce yıldır ekinler, sadece daha yüksek verim sağladığı için değil aynı zamanda daha uzun süre depolanabilme özellikleri için tercih edilmiştir. Kolay bozulan yiyeceklerin korunmasına olanak sağlayan teknoloji henüz geliştirilmeden önce hem elverişsiz ortamlarda yetişebilen hem de uzun süre taze kalabilen ekinler rağbet görmekteydi. 300 yıl önce Uttwiler Spatlauber olarak adlandırılan bir elma, tam da böyle bir üründü. İlk olarak İsviçre’de yetiştirilen bu elma, diğer tüm çeşitlerden daha uzun süre taze kalabilmesiyle ünlüydü. O zamanlar bilim, elmanın neden bu kadar uzun süre taze kalabildiğini açıklayamıyordu. Bilim dünyası, bu elmanın çürümeye ve çevresel etkilere karşı gösterdiği direncin sırrının nadir bilinen bu türün hücresel yapısında yattığını yakın zaman önce keşfetmiştir. Elma kabuğunda doğal olarak bulunan bitkisel ürünler, meyveyi UV ışınlarına maruz kalmanın sonucunda oluşan oksidatif stres ve iltihaba karşı korumakta, ayrıca erken yaşlanma etkilerini tersine çevirmektedir.