Yazar arşivi Prof. Dr. Mustafa SAYGIN

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uykunun Fizyolojik Etkileri

Bu başlık altında uykunun bizim için önemine değinmek istiyorum. Gözlerimizi kapatıp açtığımız ve bu süreçte neler olduğunu bilmediğimiz bir süreç. Lakin beynimiz uyumuyor. Kendini ertesi güne hazırlıyor, yenilenme ve tazelenme süreci olarak bunu açıklayabiliriz. Peki neler oluyor;

  1. Uyku immün sistemi güçlendirir.
  2. Uyku  öğrenmede önemlidir.
  3. Uyku sayesinde nöronal merkezler arasındaki doğal iletişim ve denge korunur.
  4. Uykuda beyin glikojen depoları yenilenir.
  5. Uykuda; Gonadotropinler artar (FSH, LH)
  6. Uykuda Büyüme Hormonu salınımı artar.
  7. Metabolik fonksiyonlar bazal metabolizma düzeyine iner ve perifer organların enerji depoları yenilenir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Nasıl Sağlıklı Uyuruz

Sağlık uykunun sonuçları tüm sistemleri ilgilendireceği ve de bize aslında çok maliyeti de olmadığı için en başta düzenlememiz gereken fizyolojik olaylardan bir tanesi. Uykuyu düzenleyebilirsek aslında hayatımızda çoğu şeyi kontrol edebiliriz. Bunun içim ilk olarak yapmamız gereken diğer sayfalarımdam öğrenebileceğiniz sağlıklı beslenme. Sonrasında ilk olarak uyku hijyeni. Nedir acaba bu uyku hijyeni?

Sağlıklı bir uyku için uyku hijyenine dikkat etmeliyiz. Bunlar ise;
  1. Düzenli egzersiz
  2. Akşam yemeğinin ağır ve geç saatte olmaması
  3. Özellikle akşamları kafein ve alkol alınmaması
  4. Çevre (oda) şartları
  5. Sabah uyanınca yataktan oyalanmadan kalkma
  6. Gündüz uyumama
  7. Sabah hep aynı saatte kalkma
  8. Uyumak için çabalamama (uyku kaçmışsa 15-20 dk içinde yataktan çıkma)
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Wellness

Wellness Sektörü Nedir?

Yıllarca hastaneleri, eczaneleri ve ilaç firmalarını ’’Sağlık Endüstrisi’’ olarak tanımladık oysa bunlar gerçekte ’’hastalık endüstrisi’’ idi. İlaçlara harcadığımız 2,6 trilyon dolar. Bu harcamanın çok azı insanları hastalıklara karşı korumak veya kendilerini daha güçlü ve sağlıklı hissetmelerine yönelik. Diğer taraftan besin takviyeleri, süper gıdalar ve meyveler, kişisel antrenörler ve akupunktur gibi alternatif tedaviler tarzı ürün ve hizmetlerden oluşan Wellness Endüstrisi, hastalıklara cevap vermekten ziyade sağlığı destekler. Wellness sektörü 650 milyar dolarlık bir ciroya sahiptir. Bu wellness sektöründe tamamen doğal ürünlerle ‘takviye edici gıda’ ları alıp kullanmak durumundayız.

Özellikle son 50 yıl içerisinde endüstriyel tarım ve hayvancılık yaygınlaşmıştır. Ayrıca büyük şehirlerde yaşayan nüfusun artması nedeniyle gıdaların taşınma, depolanma ve saklanma süreleri çeşitli nedenler ile uzamaktadır. Merada serbest olarak beslenen hayvanlar ve doğal gübreleme yöntemleri kullanılarak zenginleştirilmiş topraklarda geleneksel tohumlar ile yapılan doğal tarım oransal olarak çok azalmıştır. Ayrıca birçok ürün henüz tam olgunlaşmadan toplanıp depolanmaktadır. Tüm bunların neticesinde tükettiğimiz gıdalarda bulunması gereken vitamin, mineral, antioksidanlar ve omega 3 gibi sağlığımız için elzem olan mikrobesinler yeterli düzeyde bulunmamaktadır. Bu mikrobesinlerin eksiklikleri kronik dönemde birçok hastalıklar açısından risk oluşturmakta ve toplumda artan hastalıkların önemli bir kısmında da rol oynamaktadır.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yaşam Molekülü; Nitrik Oksit=NO

Nitrik Oksit (NO); bir çok dokuda çeşitli fizyolojik ve hücresel süreçleri düzenleyen oldukça önemli bir yaşam molekülüdür. En temel özelliği damarlarımızı gevşetmesi, kanser hücrelerine karşı savunmada rol alması ve de beyinde bir haberci molekül olarak rol almasıdır. Bu üç özelliği organizma için birbirinden değerlidir ve bu yüzden yaşam molekülü olarak tanımlamak çok yerinde olur. Ayrıca yokluğunda yaşamın 5 sn gibi kısa bir sürede sonlanacağını bilmek bu moleküle olan hayranlığımı arttırıyor. Bu kadar iyi bir şey de biz o zaman mahrum kalmayalım dediğinizi duyar gibiyim. Doğuştan itibaren damarlarda, kan hücrelerinde ve beyinde üretiliyor ama ne yazık ki yaşla birlikte azalıyor.

Pre-NO-1
NO öncesi
Post-NO
NO sonrası
Noni Nedir? Doğal şekilde yetişen tropikal bir meyve olan noni ya da hint dutu ((morinda citrifolia))  asırlardır koruyucu ve iyileştirici bir bitkisel tedavi geleneği olarak kullanılmaktadır. Noninin bu etkisi içeriğindeki vitamin, mineral ve enzimlerden kaynaklanmaktadır. Sadece Pasifik adalarında yetişen bu eşsiz meyve, yerli halk tarafından vücut fonksiyonlarını düzene sokmak için çoğunlukla içecek olarak tüketiliyor. Polinezya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde 2 bin yıldan fazla zamandır kullanılan bu bitki, halk arasında “eskilerin aspirini” olarak biliniyor. Peki NO ile ilişkisi nedir? Yaşla birlike vücudumuzda azalan yaşam molekülünün üretilmesini sağlıyor.
Noni kullanımı
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Omega-3

Omega-3’ün sağlık üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bir çalışmayı buradan izleyebilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yağ Asitleri

Doymamış yağ asitleri olarak sınıflandırılan omega-3, 6 ve-9 elzem yağ asitlerindendir. Yani olmazsa olmazımız ve vücutta yeterli miktarda bulunmadığı için diyetle almamız gerekmektedir. Zaten hemen aklımıza balık geliyor değil mi? Lakin balık yiyerek (günümüzde ne kadar güvenli olduğu tartışılıyor) bunu sağlama olasılığımız var mı? Sanırım çok düşük. O zaman ne yapmamız gerekiyor. Öncelikle öneminden biraz daha bahsetsek daha yerinde olacak sanırım.

Omega 3
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Antioksidan Besinler

Elimizi uzattığımızda antioksidan içeriği yüksek o kadar besin var ki? Bunları bilirsek ve tercihimizi onlardan yana kullanırsak, vücudumuzun savunmasına en büyük katkıyı yapmış oluruz, bir de vücutta karanlığın gücü olarak ifade edilen ve endojen en güçlü antioksidan hormon olan Melatonini de sağlıklı bir uyku ile yeteri kadar salınmasını sağlarsak ve de egzersizle de bunu desteklersek hastalıklar bizden korksun. O zaman yaşam konforumuzu arttırmak için bunların gücünden faydalanalım, hadi yapalım.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

ORAC Değeri

ORAC (Oxygen radical absorbance capacity)

Serbest radikaller olarak adlandırılan ve başta kanser olmak üzere birçok hastalığa yol açan maddelerin emilim değerini belirten ve besinler için kullanılan bir ölçektir. ORAC değerinin yüksek olması besinin daha fazla antioksidan olduğunu gösterir. Yani bir besini tüketirken ORAC değeri yüksek olanı tercih etmeliyiz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Oksidatif Stres

Canlı dokularda sürekli kontrollü bir şekilde serbest oksijen radikalleri üretilir. Bunları nötralize edip zararlı etkilerinden korunmak için antioksidan besinleri tüketmemiz gerekmektedir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mor ve Minnak (Yaban Mersini)

Yaban Mersini
Yaban mersini, Vaccinium cinsinin genellikle Kuzey Yarı kürenin soğuk iklimlerinde bulunan 140 civarındaki türünden biridir. Çay üzümünün amcasının oğlu olan yaban mersini, nadiren diz üstü boya ulaşabilen çalılık bir bitkinin koyu mor ve tatlı meyvesidir. Olgunlaşmış yaban mersini kuşlar için tam bir ziyafet ve ormanda yürüyüş yapanlar için eşsiz bir ikramdır. Yaban mersini genellikle yabani olarak yetişir, çünkü yetiştirilmesi çok zordur. Yaklaşık 100 gramında 57 kalori bulunan yaban mersini, A, C, E ve K vitaminleriyle kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gibi vücudumuz için gerekli birçok minerali de içinde barındırıyor. Eskiden sadece diyetisyenlerin yemek listesindeyken günümüzde birçok insan tarafından tercih edilir oldu. Muazzam çiçeklerine baktığınızda yaban mersininin, reçel, turta ve meyve püresi, likör ve şaraba, mutfak zevkleriyle ilgili birçok alanda kullanılması şaşırtıcı gelmez. Bir şifalı bitki olarak yaban mersini yüzyıllar boyunca ishal tedavisinde ve dolaşımı güçlendirmek için kullanılmıştır. Yaban mersininin şifalı bir bitki olarak kullanımı Orta Çağ’ın ilk zamanlarında başlamıştır. Yaban mersini yapraklarından demlenen çay, diyabet tedavisinde kullanılan bir halk ilacıydı. Taze, kurutulmuş ya da ilaç haline getirilmiş meyveler özellikle çocuklarda ishali tedavi etmekte; bulantı, kusma ve mide kramplarında ve bağırsak yolu için tonik olarak kullanılırdı. 1500’lü yıllarda Avrupalı, özellikle Alman bitki uzmanları idrar yolları enfeksiyonu, mide şikayetleri ve başka rahatsızlıklar için tavsiye ediyorlardı. 18. yüzyılın ve 19. yüzyılın ilk yarısında yaşayan bitki uzmanları yaban mersinini özellikle dizanteri ve ishal tedavisinde kullandılar. İkinci Dünya Savaşı boyunca İngiliz savaş pilotları yaban mersini reçeli yedikten sonra görüş güçlerinde gelişme olduğunu bildirmişlerdi. Bu bilgi araştırmacıların dikkatlerini bu alana yöneltmiştir.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR