Aylık arşiv 2 Aralık 2018

ilerahimerana

Almak Zorundayız; Ama Nasıl ve Nereden?

Omega-3 Nasıl ve Nereden?

Yetişkin bir insanın günlük Omega-3 gereksinimi 1-1,5 gr’dır.

Alfa-Linolenik asit;  Eikozapentaenoik asite  (EPA)  daha sonra ise Docosahexaenoic asite  (DHA) dönüşür.

Alfa-Linolenik asidin kaynakları; ceviz, kolza, keten tohumu yağı, kanola yağı, kuş üzümü yağı ve yeşil yapraklardır.

Bitkisel olan bu  kaynaklardan alınan Alfa-Linolenik asitin  %15’i EPA’ % 5’i DHA’ya dönüşebilmektedir.

EPA ve DHA’nın başlıca kaynakları ise su ürünleridir. Bu nedenle bitkisel kaynaklar DHA ve EPA içeren su ürünleri  kadar iyi omega-3  kaynağı değillerdir.

Somon balığı, orkinos (ton) balığı, uskumru, sardalya, hamsi gibi soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar omega-3 den zengin olduğu için tavsiye edilir.

Peki yeteri kadar bunlardan tüketirsek günlük ihtiyacımızı karşılayabilir miyiz?

Organik tohum kullanılmaması, yapay tarım ve artan çevre kirliliği bitkisel kaynaklı gıdaların; kapalı mekan, yapay ışık, suni yem hayvansal kaynaklı gıdaların besin değerlerinde ciddi düşüşlere sebep olmuştur.

Gıdaları doğal ortamında yetişmiş olarak bulup tüketmek oldukça zor hale gelmiştir.

Denizlerdeki kirlilik nedeniyle özellikle soğuk sularda yaşayan balıklarda ağır metal birikimi fazladır. Besinlerden yeteri kadar omega-3 gereksinimimizi karşılamamız mümkün değildir.

Omega-3 desteği kullanmanın gerekliliği kaçınılmazdır.

Dyt. Rahime Rana SAYGIN

ileUzm. Dr. Selçuk YAŞAR

Mor ve Minnak-5

Yanıyor Doktor Bey

Yaban mersini mesane enfeksiyonları ve idrar yolu enfeksiyonları için en şifalı bitkilerden biridir. İçinde bulunan hidrokinon ve arbutin böbrek yetmezliğine ilaç olur. .İdrar yolları enfeksiyonlarıyla mücadelede etkilidir. Yaban mersini de antosiyanin bileşiğini içermesi sebebi ile mesane duvarlarına yapışıp inflamasyon (iltihap) ve yanmaya neden olan, enfeksiyon oluşturan bakterilerin oluşumunu engeller. Yüksek oranda C vitamini de idrar yollarında bakteri oluşumunu engeller.

Ben yemiyeyim kolesterolüm var     

Yüksek lif, antioksidan kapasite ve kötü kolesterolü azaltıcı özelliği ile kalp sağlığını koruyucu özelliktedir. 2012’de 93 bin kadın üzerinde yapılan bir çalışmada haftada 3 veya daha fazla porsiyon yaban mersini ve çilek tüketen kadınlar bu meyveleri ayda 1 veya daha az tüketenlerle karşılaştırıldığında kalp krizi oluşum riski yüzde 32 daha az olarak saptanmıştır.

 Göz sağlığını iyileştirici özelliktedir. Yaban mersini içeriğindeki antioksidan özellikteki karotenoidler ve flavonoidlerin yanı sıra A, C ve E vitamini, selenyum, çinko ve fosfor ile göz sağlığı için gerekli olan tüm öğeleri içerir.

Yetişkinler üzerinde yapılan bir çalışmada günde 3 ve üzerinde meyve tüketenler günde 1,5 porsiyon ve altında tüketenlerle kıyaslandığında ilerleyen yaşlarda görme kaybı ile sonuçlanan makula(sarı nokta)  dejenerasyonu oluşum riskini yüzde 36 oranında azalttığı saptanmıştır.”

Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar yaba nmersini ekstresinin retinayı koruduğunu göstermiştir. Çift kör yöntemiyle ve plasebo kontrollü olarak yapılmış iki küçük çaplı çalışmada deneklerin körlüğe kadar ilerleyebilen ciddi bir rahatsızlık olan retinopati rahatsızlıklarında iyileşme görülmüştür.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR

ilerahimerana

Almak Zorundayız

ESANSİYEL YAĞ ASİDİ NE DEMEKTİR

Vücudumuzda sentezlenemedikleri için dışardan alınması zorunlu olan yağ asitlerine  “esansiyel yağ asitleri”  denir.

Bunlar omega-6 yağ asidi türevi olan linoleik asit (LA) ve bir omega-3 yağ asidi türevi olan alfa-linolenik asit (ALA) dir.

Esansiyel yağ asitleri vitamin benzeri maddelerdendir  ve F vitamini olarak da adlandırılır.

Bu iki yağ asidinden daha uzun zincirli yağ asitleri sentezlenebilmektedir. Bu sentez sınırlı olduğundan  γ-linolenik asit,  araşidonik asit (AA) , eikozapentaenoik asit  (EPA)ile dokozahekzaenoik asit  (DHA)   “şartlı esansiyel yağ asidi” olarak nitelendirilmektedir .

OMEGA 6 /OMEGA 3 ORANININ ÖNEMİ NEDİR?

Omega 3 ve omega 6 yağ asitleri farklı grup eikozanoidlerin  ana malzemesidir. Bu  eikozanoidlerin birbirlerine zıt fonksiyonları vardır.

Aynı enzimlere gerek duymaları sebebiyle omega-3 ve omega-6 yağ asitleri arasında rekabet vardır.

Birinin aşırılığı diğerinin metabolizmasına müdahale etmektedir.

Dolayısıyla omega 3 ve omega 6 vücuda belirli bir denge içinde alınmalıdır. İdeal beslenmede omega6/ omega 3 oranı 5:1 ile 10:1 arasında olmalıdır.

Günümüzdeki diyetlerde yaklaşık olarak n-6 yağ asitleri, n-3 yağ asitlerinden 15- 20 kez daha fazla bulunmaktadır.

Bu oranın bozulması; Kalp hastalığı, Hipertansiyon, Diyabet, Obezite, Alzheimer, Romatoid Artirit, Kronik Akciğer Hastalıkları, Depresyon, Kanser, Öğrenme güçlüğü gibi hastalıkların artışıyla ilişkilidir.

Dyt. Rahime Rana SAYGIN

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Kaliteli Yaşam=Egzersiz

Eğer düzenli egzersizi hayatımıza sokabilirsek hayatımızda ne gibi değişiklikler olacaktır, bir bakalım.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite yaşlı yetişkinler de dahil olmak üzere neredeyse herkesin fiziksel ve zihinsel sağlığı için önemlidir. Önceki yazımda farklarını anlatmıştım.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, insanların yaşlanma sürecinde bazı hastalık ve sakatlıkların gelişme riskini azaltabileceği hatta ilaç olarak kabul edilebileceği fikri benimsenmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın sonbahar aylarında her yıl başlattığı obeziteye karşı mücadele programında düzenli olarak her gün 10 000 adım yürüyüş önerilmektedir.

Egzersiz; yaşam kalitemiz ya da yaşam konforumuzu direk etkileyen ama nedense hep hayalini kurduğumuz bir sosyal etkinliktir. Bu sayede birçok kasımızı ve organımızı çalıştırmanın yanı sıra sosyal çevremizi de geliştirmiş oluruz. Peki, düzenli olarak egzersiz yaparsak kendimiz adına neler yapmış oluruz.

Egzersiz; diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalık gibi beyindeki işlev bozukluğuna ve nörodejenerasyona neden olan çevresel risk faktörlerini azaltarak egzersiz, başarılı bir beyin fonksiyonu sağlar.

Egzersiz; inflamasyonun azaltılmasının, egzersizin kognitif düşüş ve nörodejenerasyon için periferik risk faktörlerini azalttığı ortak bir yöntem olduğunu önerilmektedir .

Egzersiz; nöronlarda LTP’yi ve ilave büyüme faktörlerinin üretimini artırabilir. Büyüme faktörlerine ek olarak birçok proteinin metabolizmaya, inflamasyona ve sinaptik plastisiteye karışanlar dahil birçok sınıfının egzersizle düzenlendiğini göstermiştir.

Egzersiz;  yaşlı insanlarda bilişsel performans üzerinde koruyucu etkileri vardır. Bu da demanstan uzak durmamıza yardımcı olur.

Egzersiz; sinaptik yapı oluşturma, beyin plastisite mekanizmalarını aktive etme, nöron gelişimi ve damarlanmayı arttırma gibi beyin fonksiyonları üzerinde çok boyutlu etkilere sahip olmakla beraber; beyin metabolizma kapasitesinde artış ve antioksidan savunmasında da söz sahibi diyebiliriz.

Egzersiz ilişkili uyumlar özellikle kardiyorespiratuvar, kas iskelet sistemi, vücut kompozisyonu ve metabolizmasında açıkça görünmektedir.

Egzersiz; Depresyon ve anksiyete durumlarının azaltılmasında vücut kas geriminde azalma ve endojen opiatların etkileri ile depresyondan uykuya kadar merkezi sinir sisteminde birçok alanda egzersizin orta dereceli ve düzenli yapılmak şartı ile pozitif yönlü yardımcı olduğu gösterilmiştir.

Egzersiz; Ruh halini ve genel refahı iyileştirdiği, ayrıca ruh durum değişikliği ve egzersize bağlı öfori dahil olmak üzere çeşitli ağrı ve psikolojik değişimlerle ilişkili olabileceği bilinmektedir.

Egzersiz; Görevler arasında hızlı geçiş yapma, bir aktiviteyi planlama ve alakasız bilgileri görmezden gelme gibi bilişsel işlev yeteneklerin bazı yönlerini de geliştirebileceği veya koruyabileceği ön görülmektedir.

ileUzm. Dr. Selçuk YAŞAR

Mor ve Minnak-4

Korktuğum başıma gelmesin dersem?

İçeriğinde bulunan vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve ellagic asit gibi maddeler sayesinde tüm vücutta hücre onarımını ve yenilenmesini hızlandırdığından kanserli hücre oluşumunun da önüne geçer.

Kolon(kalın barsak) ve yumurtalık kanseri oluşum riskini azaltır.

Yapılan bir çalışmada yaban mersininde bulunan pterostilben adlı bir bileşiğin kolon kanserine karşı koruma sağladığı saptanmıştır.

İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’ne bağlı bilim insanlarının yaptığı çalışmada kolon kanseri olan hastalara 7 gün boyunca yaban mersini ekstresi verilmiş ve tümördeki hücre artışı oranında % 7 oranında azalma görülmüştür. Kadınlar üzerinde yapılan bir başka çalışmada da yüksek oranda yaban mersini flavonoidleri alımının yumurtalık kanseri oluşum riskinde % 34 oranında azalma sağladığı saptanmıştır.

Yaban mersini içerisindeki folik asit nedeniyle DNA’nın onarılması ve sentezlenmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

Böylelikle hücre mutasyonu sonucu oluşabilecek kanserlere karşı iyi bir koruyucudur yaban mersini.

Meme kanseri hücresinin büyümesi ve yayılmasını inhibe ettiği araştırmalar mevcuttur.

Lousville Üniversitesinde Brown Kanser Merkezinin bir çalışmasında yaban mersini tozu kullanılarak meme kanserli farelerin tedavi sürecinde tümör hacminde % 40 azalma görülmüştür.