Aylık arşiv 8 Aralık 2018

ileNurdan YILDIRIM

Biri Stres mi Dedi?

“Stres”, çevresel toksinler ve kötü beslenme ile oluşur, tüm sinir sistemi üzerinde zararlı bir etkisi vardır.

Ashwagandha Şifa Bitkisi, 2500 yıldır canlandırıcı olarak kullanılmaktadır. Yenileyici güçlendirici dengeleyici ve sinir sistemi rahatlayıcısıdır.

Sinir Sistemi aşırı yorgunluğunda ve unutkanlıkta yararlıdır.

Ashwagandha, egzotik Hint bitkisi, depresyon ve anksiyete tedavisinde kullanılan güçlü ilaçlarla kıyaslanabilir olağanüstü stres giderici özellikleri vardır.

Sinir sistemi üzerindeki mükemmel bir koruyucu etkilerine ek olarak, Ashwagandha, Alzheimer ve Parkinson hastalığı gibi dejeneratif çeşitli için gelecek vaat eden bir tedavi seçeneği olabilir.

Ashwagandha, yaşlanma ve çeşitli hastalık durumlarında suçlanmıştır. Fakat serbest radikalleri yok  eden güçlü antioksidan özelliklere sahiptir.

Araştırmalara göre yüzyılların bitkisi hakkında ortaya çıkan kanıtlar yanı sıra,ashwagandha  anti-kanserojen faydaları da düşündürmektedir.

Ashwagandha bilimsel çalışmalarda  kullanıcılarının  stres atmasında yeterli etkiye sahip olup, aynı zamanda modern yaşamın zararlı etkilerine karşı beyin hücreleri korumak için de faydalı olduğu önerilmektedir.

Örneğin, anksiyete ve depresyon durumlarında ana sinirsel  modellerinde, Ashwagandhanın bazı sakinleştirici ve antidepresan ilaçlar kadar etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Özellikle beş gün boyunca Ashwagandha oral reçeteli antidepresan ilaç imipramin benzer anti-anksiyete ilacı lorazepam ve antidepresan etkisi ile elde edilenlere benzer anksiyete giderici etkiler gösterdi ( Aynı anda kullanılmadığını özellikle belirtelim!).

Geçtiğimiz beş yıl içinde Ashwagandha ile ilgili önemli bir çalışma, Toyama Medikal ve Japonya’da İlaç Üniversitesi Doğal Tıp Enstitüsü tarafından gerçekleştirildi

Amaç Ashwagandha’nın beyin üzerindeki faydalarıydı. Enstitünün bilim adamları, insan beyninin ana modellerinde akson ve dendrit olarak adlandırılan sinir hücre bileşenlerinin rejenerasyon oluşumu yollarını arıyorlardı.

Bu önemli araştırma bir gün fiziksel travmaya bağlı beyin hasarı oluşan olanların yanı sıra, demans yani bunama ve Alzheimer gibi hastalıklarda sinir hücresi ağlarının yıkımına bağlı bilişsel gerilemede olumlu iyileşmeler gözlemlendi.

Ashwagandha Bitkisi en güzel özelliği ise stresin oluşturduğu şişkinlik yani yağlanmanın sebebi olan kortizol hormonun düzenlenmesini sağlamaktır.

Araştırmacılar stres hormonu kortizolün yüksek seviyeleri de dahil olmak üzere stresin olumsuz etkileri üzerinde Ashwagandha bitkisinin standardize ekstresi etkilerini inceledi. Stresin olumsuz etkileri çoğu kortizol seviyelerini yükseltir .

Katılımcılardaki  subjektif enerji artışı, yorgunluk azalımı, daha iyi uyku alımları en belirgin özellikti.

Katılımcıların % 26’sında kortizol düzeyinde azalma, açlık kan şekeri düzeylerinde bir düşüş ve gelişmiş lipid profili dahil olmak üzere birçok ölçülebilir parametrede gelişmeler gözlemlendi.

 

Nurdan YILDIRIM

ileUzm. Dr. Selçuk YAŞAR

Mor ve Minnak-7

Benim Kemiklerim İri

K vitamini, kemik sağlığımız açısından en önemli vitaminlerin başında gelir. İşte yaban mersini de K vitamini açısından zengin olduğundan düzenli olarak tüketilmesi durumunda kemikleri güçlendirir, korur. Özellikle de kemik erimesi riskinin yüksek olduğu kadınlar ve ileri yaştaki erkeklerin beslenmelerinde yaban mersinini eksik etmemeleri gerekiyor. Kalsiyum ve D vitamininin emilimini iyileştirmek için de kullanılmaktadır.

Benimki Şekersiz Olsun Lütfen     

Yaban mersininin şeker hastalığını önlenmesi ve iyileştirilmesi için etkinliği erken dönemlerden beri takdir görmüştür. Kan şekeri hızla yükselenlerin de yanında yer alıyor, düzenli tüketildiğinde tip 2 diyabeti olanlara olumlu etkilerde bulunuyor.Yapılan araştırmalar yabanmersini özlerinin vücudun C vitamini içermesi nedeni ile  karaciğer sağlığı açısından oldukça önemlidir.

Yaban mersininin bir başka antioksidan etkisi de böbrek hasarına karşı savunmasıdır. Bilimsel  araştırmalar, yaban mersini özlerinin kreatin, , üre, nitrojen düzeylerini içeren çoklu kritik faktörleri normalleştirmede yardımcı olduğunu göstermiştir.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR

ileUzm. Dr. Sevilay ERİŞ

Bedenin Efendisi; Bilinçaltı

Duygular, tepkiler, düşünceler, sorumluluklar, anılar, alışkanlıklar, hedefler, değerler, inançlar, kalıplar, deneyimler, ağrılar, bağımlılıklar, sezgiler, hastalıklar, bedensel işlevler vs vs gibi milyonlarca verinin depolandığı kutsal alan: Bilinçaltı.

Bilinçaltı dediğimiz, beyinde bir oluşum, bir oda demek değildir. Zihin modelinde, zihin işlevinin %10’u bilinç, %90’ı ise bilinçaltı tarafından yürütülür. Bir buz dağı gibi düşünülürse, daha net anlaşılabilir.

Hani o çok mantıklı davrandığınız anlar var ya, hani çok adil kararlar verdiğiniz zamanlar… Hani o çok iyi işlettiğiniz süreç yönetimi… Gibi gibi gibi birçok durumun biricik yöneticisi ve sorumlusu %90 ihtimalle bilinçaltıdır. Yani buz dağının o meçhul su altındaki kısmı…

Hatıraların depolanma ve düzenlenme yeridir de aynı zamanda. Anıları kaydederken, acı-tatlı olarak ayırırken, bunu duygulara göre yapar.  Duygular, dilidir bilinçaltının. Hatırayı, hayatın herhangi bir döneminde, ama çok daha önce hissettiği aynı duygu ile beraber eşleştirir ve depolar.

Yazının devamını  okumak için tıklayınız.

ileUzm. Dr. Sevilay ERİŞ

Tanışalım mı Şekerim?

Rengarenk şekerlemeler, bisküviler, çikolatalar, tatlılar, kurabiyeler, kekler, dondurmalar, reçel, kola, gazoz, meyve suları, aromalı içecekler, aromalı maden suları, vs vs nin gerçek yüzleri ile tanışalım mı?

Nasıl da sinsi ama masum şekilde hayatımızın orta yerinde vakur bir kraliçe gibi duruvermekteler… Kimisi cancanlı paketleri ile, kimisi iç gıcıklayan reklamlarla, kimisi paketlerinin üzerinde kocaman harflerle ‘katkısızdır’ yazısı ile güven vererekten, kimisi de kola gibi, yıllar önce ilk üretimindeki şişesinin kıvrımlarının bir kadın vücuduna benzetilerek, bilinçaltına subliminal bir mesaj olarak girivererekten…

Yüz yıl önce bir kişi bir yılda ortalama 2.5kg şeker tüketirken, şimdilerde akıllara ziyan bir şekilde 75kg’a yükselmesi pek de hayra alamet görünmüyor.

Bir çakma star gibi adeta. Peşinde milyonları sürüklüyor namert…

Ama bugün ‘tanışma günü’. Yeni tanışan iki insan gibi yapacağız. Karşı tarafı daha yakından tanımak için şöyle bir süzmek yeterli değildir ya hani. Meziyetlerini, marifetlerini, nelerle uğraştığını anlamaya çalışırız yeni tanıştıklarımızın değil mi? Şekerin de özgeçmişi ile birlikte başka ne maharetleri varmış görelim bakalım.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

Uzm. Dr. Sevilay ERİŞ

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazında Ne yok ki?

Ashwagandha, Ana aktif bileşenleri  alkaloidler ve steroidal laktonlardır. Bunlar tropine ve cuscohygrine.

Yapraklarında steroidal laktonlarında, withanolides içerir Çeşitli alkaloidler arasında, withanine ana bileşenidir.

Özellikle bir withaferin için, temel bileşeni withanolide, ashwagandha bitkisinden  izole edilmiştir. Withanolides altı üyeli bir halka olması lakton, C9 yan zincirli C28 steroidal çekirdeği sahiptir.

Ashwagandha bitki içeriğinde, Anaferine (alkaloid), anahygrine (alkaloid), beta-sisterol, klorojenik asit (sadece Ashwagandha yapragında), sistein (Ashwagandha meyvesinde ), cuscohygrine (alkaloid), demir, pseudotropine (alkaloid), skopoletin, somniferinine (alkaloid), somniferiene (alkaloid), tropanol (alkaloid), withaferin A (steroid lakton), withanine (alkaloid), withananine (alkaloid) ve withanolides AY (steroid laktonlar) maddeler bulunmaktadır.

Ashwagandha bitkisinin köklerinde, diğer alkaloidleri  somniferine, somnine, somniferinine, withananine, sözde withanine, tropine, sözde tropine, 3-a-gloyloxytropane, kolin, cuscohygrine, isopelletierine, anaferine ve anahydrine vardır. İki asil steryl glucoside olan, sitoindoside VII ve VIII sitoindoside bitkinin köklerinden izole edilmiştir.

Ashwagandha Şifa Bitkisinin yetiştiği yerler; Hindistanın alt topikal bölgeleri Pencap, Madya Pradeş, Gujarat ve Rajasthan Ayrıca Nepal , Güney Afrika, Kongo, Mısır, Fas, Ürdün ve Afganistan’da yoğun bir şekilde bulunur.

Nurdan YILDIRIM

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersiz de Antioksidan mıdır?

Egzersiz Antioksidan

Antioksidanların fonksiyonları koruma, durdurma ve tamir olmak üzere üç başlıkta toplanabilir.

Koruma fonksiyonuna sahip olan antioksidanlar, glutatyon peroksidaz (GPx), Süperoksit dismutaz (SOD) ve metallerle (kompleks yapıcı proteinler) radikallerin oluşumunu engellerler.

Durdurma rolü olan antioksidanlar, radikal yakalayıcılar olarak bilinen antioksidanlar tarafından (albümin, ürat ve vitamin C zincir başlamasını önleyerek; ubikinon, vitamin E, flavonoidler ve karotenoidler zincir ilerlemesini durdurarak) tutularak radikal etkinliği durdurulur.

Onarıcı rolü olan antioksidanlar; metabolizma sırasında oluşan radikaller hücreye vermiş oldukları zarar; proteaz, lipaz, transferazlar ve DNA onarıcı enzimler  devreye girerek zarar görmüş hücreyi onarır veya yenilerler.

Egzersiz sırasında oksijen tüketimi artmakta ve oksijen tüketimindeki bu artış serbest radikal üretiminde de artmaya neden olmaktadır.

Egzersiz sırasında oluşan serbest radikaller enzimatik ve nonenzimatik antioksidan savunma mekanizmalarınca nötralize edilir.

Düzenli yapılan egzersizin SOD, GPx gibi antioksidan enzimlerin aktivitelerinde bir artmaya neden olarak oksidatif stresin oluşturmuş olduğu zararlı etkilerini ortadan kaldırabildiği ve egzersize cevaben oluşan faydalı etkilerin oksidatif stres ve artan antioksidan kapasite arasında bir bağlantı olduğu anlamına gelir.

Sağlık açısından düzenli antrenmanların birçok sayıda faydası bulunurken, şiddetli fiziksel egzersizler serbest radikal üretimindeki artıştan dolayı oksidatif hasarı artırabilir.

Kronik egzersizin ise oksidatif stresle ilişkili hastalıklara karşı organizmayı koruduğu ve lipid peroksidasyon aktivitesini, oksidatif protein ve DNA hasarını azalttığı tespit edilmiştir.

Egzersiz ve oksidatif stres arasındaki ilişki egzersizin moduna, yoğunluğuna ve süresine bağlı olarak son derece karmaşıktır.

Bununla birlikte, egzersiz artan oksidatif strese yol açsa da, endojen antioksidan savunmaları güçlendirerek bunu ortadan kaldırmaktadır.

Hadi yapalım ve antioksidan besinlerle de destekleyerek hastalıklara karşı dimdik ayakta duralım.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersizle Yaşam Kalitemizi Nasıl Arttırabiliriz?

İskelet kası, egzersiz eğitiminin temel hedefidir. İskelet kasında değişiklikler, dayanıklılık ve metabolik etkinliği arttırmak için çok önemlidir.

Dayanıklılık egzersizi mitokondriyojenezinde bir artışa, glikolitik ila oksidatiften lif dağılımında bir kayma ve sonuçta aerobik kapasitede bir artışa yol açan ve obezite, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi hastalıkları yavaşlatan yağlı asit oksidasyonunda bir artışa neden olur.

Kas kılcal damar yoğunluğunun arttırılması kasın iyileştirilmiş glukoz iletimi ile sonuçlanır.

Egzersiz; insülin duyarlılığını arttırır, kan basıncını azaltır, otonomik tonusu geliştirir, sistemik inflamasyonu azaltır; kan pıhtılaşmasını azaltır, koroner kan akışını artırıcı etki ile kardiyak fonksiyonu geliştirir ve endotel fonksiyonunu iyileştirir.

Egzersiz, kanser oranlarında da (özellikle kolon ve meme kanseri) önemli bir azalmaya neden olabilir. Olası açıklamalar arasında yağ depolarında azalma, yüksek yağ içeren bir diyetin enerji harcaması ile dengelenmesinin artırılması, artan cinsel hormon seviyelerinde değişiklikler, bağışıklık fonksiyonu, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörleri, serbest radikal oluşumu ve tümör hücresi biyolojisi üzerindeki doğrudan etkiler sayılabilir.

Egzersizin, enfeksiyona olan yatkınlığı azaltmasında rol alan mekanizmalar; organizmanın immün sistem aracılı stres cevabında ve nöroendokrin hormonların salınmasında, egzersiz ile denge oluşturulması, vücut yağında egzersizle indüklenen azalma, immün sistemin kendi içindeki düzenli olan değişiklikleri beraberinde getirmesidir.

Egzersiz, hipotalamus-hipofiz-adrenal bez (HPA) yolağını aktive eder ve böylece kortizol salınımını arttırarak makrofaj fonksiyonlarını etkiler.

Tüm bunlar immün sistemin, sinir sistemi ve endokrin sistem arasındaki iletişimi sağlayan yolakların varlığını göstermektedir.

Yani egzersizle enfeksiyonlara karşı direncimiz artar. Kış geldi, evlere tıkılıp kalmayalım, hadi yapalım.

ileNurdan YILDIRIM

Kış Geldi; Kış Kirazına Ne Dersiniz?

Kış Kirazı; Ashwagandha,

Latince Withania SOMNIFERA, Fitoterapistler Hint ginsengi olarak adlandırdığı, Ayurveda yani eski Hint Tıbbının kabul ettiği şifalı bitkidir.

Biyoloji sınıflandırılmasında Domates gibi Solanaceae ailesinin üyesidir. AshwagandhaSanskritçede “at kokusu” (ashwa-at, Gandha-koku), muhtemelen atın terli kokusuna benzer bir kokusu olduğundan bu adı almıştır. Latince adı SOMNIFERA türündeki “uyku indükleyici” anlamına gelir.

Ashwagandha Bitkisi, yıldız deseni gibi büyüyen, çalı gibi kısa boylu kök gövde ve oval yapraklardan oluşan bir bitkidir. Ortalama 35-75 cm büyüyen tüylü  bir gövdesi vardır. Olgun meyveleri turuncu-kırmızı, çiçekli hali yeşildir. Bitkinin  tıbbi amaçlar için kullanılan uzun kahverengi yumrulu kökler vardır.

Ashwagandha sıcak, güneşli, kuru kumlu topraklarda büyür ve çok fazla sulu ortamları sevmez.

Ashwagandha, özellikle stres ve sakinleştirici bir tonik olarak kullanılan bir adaptogen olarak kabul edilir. Bir adaptogen olduğu için, aynı zamanda tüm vücut üzerinde genel bir yenileme yada tazeleme  etkiye sahiptir.

 

Nurdan YILDIRIM

ileUzm. Dr. Selçuk YAŞAR

Mor ve Minnak-6

Paçalarımdan akıyor yardım edin

Almanya’daki sağlık uzmanları kurutulmuş olgun yaban mersini meyvelerini akut ishalin tedavisi için önermektedir. Yaban mersini,   ishal, hazımsızlık ve mide bulantısı gibi mide rahatsızlıklarını tedavi etmek için de kullanılır.  Anti-inflamatuar ve büzücü özellikleri, dokuları sıkılaştırmaya ve ishal semptomlarını azaltmaya yardımcı olur. Besin lifleri sayesinde sindirimi düzenlediğinden kabızlık gibi sorunların da üstesinden gelmenizi sağlıyor.

Su içsem yarıyor

Besin lifi açısından zengin olmasından dolayı diyettekilerden de desteğini esirgemeyen yaban mersini, kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayarak zayıflamanızda önemli  bir rol oynayabiliyor.

Kalorisi çok düşük.

100 gram yaban mersininde yaklaşık 57 kalori bulunuyor. Bu sebeple diyet listeleri için vazgeçilmez bir ara öğün.

Hızlı kilo kontrolü sağlamak açısından en önemli yardımcılardan biridir.

Yaban mersini içeriği lifler bakımından zengin olduğu için hem sindirim sistemini iyi çalıştırarak hem de kişiyi daha uzun süre tok tutarak kilo vermeyi kolaylaştırır.

Ayrıca glisemik indeksi, karbonhidrat oranı ve kalorisi de düşük olduğu için diyet yapanlar gönül rahatlığıyla yaban mersini tüketebilirler. Çeşitli hayvan deneylerinde kilo kaybını sağladığı doğrulanmıştır.

Ancak diyet programı ve fiziksel aktivitenin önemi yadsınamaz.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR

ilerahimerana

Hangi Omega-3 Desteğini Tercih Etmeliyiz?

Tercih edeceğimiz omega-3 besin destekleri aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır.

  • International Fish Oil Standart (IFOS) – 5 yıldız sertifikası olanı tercih etmeliyiz. (IFOS ürüne Konsantrasyon, PCB (poliklorinebifeniller) ve Dioksin Seviyesi, Oksidasyon Seviyesi, Ağır Metal ve Cıva Seviyesi ve son olarak diğer 4 kriterden onay aldığında  5 yıldız vermektedir.) Bu sertifika hem kimyasal atık, ağır metal ve civadan korunmamızı hem içeriği kaliteli omega 3 almamızı sağlayacaktır
  • Trigliserit formunda olması emilimini arttıran en önemli özelliktir ve bu yüzden Trigliserit formu tercih edilmelidir. Malesef bu form ağıza balık tadı gelmesine ve reflüye yol açabilmektedir. Bu sorunu engelleyen ilki midede ikincisi bağırsaklarda çözünenerek maksimum emilimi de sağlayan ‘çift kapsül teknolojisine’ sahip omega 3 tercih edilmelidir.
  • Omega-3 hava ile temas ettiğinde kolay okside olur. Parmaklarınızla sıkıştırdığınızda yumuşak olan kapsüller çabuk hava alır. E vitamini özellikle tokotrionel formu çok güçlü bir antioksidandır. Tokotrionel ilaveli omega-3 tercih edilmelidir.
  • EPA+ DHA miktarı yüksek olan omega-3 tecih etmeliyiz. Kullanacağımız yaş grubuna EPA ve DHA oranına dikkat edilmelidir.. EPA kalp damar sağlığını korurken, DHA beyin ve retinayı güçlendirir.  Bu yüzden çocuklar ve gebelerde DHA oranının yüksek olmasına, yetişkinlerde ise EPA oranının yüksek olmasına özen göstermeliyiz.
  • Domuz ya da sığır jelatini içeren kapsüller yerine balık kıkırdağından elde edilmiş kapsül içine konulmuş helal sertifikası olan omega-3 tercih edilmelidir.

Dyt. Rahime Rana SAYGIN