Aylık arşiv 15 Aralık 2018

ileNurdan YILDIRIM

Ashwagandha; Meme ve Kolon Kanseri

Ashwagandha; Meme ve Kolon Kanseri

Ashwagandha en belgelenmiş nöroprotektif (sinir sistemini koruyucu) etkilerinin yanı sıra, heyecan verici bir son kanıt da  kanser hücrelerini durdurmak için potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.

Örneğin, son zamanlarda  ashwagandha özü insan göğüs, akciğer ve  kolon kanseri laboratuar hücre hattı büyümesini inhibe ettiğini göstermiştir. Bu inhibisyon yaygın kanser kemoterapi ilacı olan doksorubisin ile  karşılaştırılabilir düzeyde olduğu gösterilmiştir.

Aslında, araştırmacılar Etken maddesi withaferin A olan kış kirazının,  meme ve kolon kanseri hücre büyümesini inhibe edici etkisinin doksorubisinden daha etkili olduğu bildirilmiştir. (Kaynak : Jayaprakasam B, Zhang Y, Seeram NP, Nair MG. Withania SOMNIFERA gelen withanolides insan tümör hücre çizgilerinin büyüme inhibisyonu bırakır. Life Sci. Kasım 2003  )

ileNurdan YILDIRIM

Ashwagandha ve Bağışıklık fonksiyonu

Ashwagandha ve Bağışıklık fonksiyonu

Kanser tedavisinde potansiyelinin yanı sıra, araştırma Ashwagandha bağışıklık fonksiyonunu artırma yeteneğine sahip olduğunu göstermiştir.

Ashwagandha bir günlük doz verildiğinde farelerin bir patojene karşı bir artış fagositoz ve hücre içi makrofaj aktivitesi deneyimli bir çalışmada gösterilmiştir. Fareler üzerinde başka bir çalışmada, Ashwagandha’nın bilinen bir kanserojen ile ilgili olarak makrofajların tümör önleyici yeteneği iyileştirmesini göstermiştir. Bu da bağışıklık sistemini güçlendirerek ortaya çıkmaktadır.

Ashwagandha, immünsupresif ilaçlar ile tedavi edilen farelerde kullanılarak  miyelosupresyonu engelledi, ve bağışıklık sistemini uyarıcı etkinlik sağlamanın yanı sıra, hemoglobin miktarı, kırmızı kan hücre sayısı, beyaz kan hücresi sayımı, trombosit sayımı ve vücut ağırlığında önemli bir artış sağlamıştır (Kaynak: Dhuley JN, Immunopharmacol Immunotoxicol (1998), Dhuley JN, J Ethnopharmacol (1997), Ziauddin M, J Ethnopharmacol (1996) )

ileNurdan YILDIRIM

Ashwagandha ve Salgıların Üretimi

Ashwagandha ve Salgıların Üretimi

Ashwagandha tiroid, karaciğer ve pankreas işlevini de destekler. 20 gün için bir günlük dozda yürütülen çalışma sonunda farelerde tiroid hormonlarında (T3 ve T4) bir artış yaşanmıştır. Bu sa vücut için çok öenmli olan hormaon salgısının artmasını sağlaması yönünden çok değerlidir.

Aynı çalışmada, Ashwagandha da karaciğerde serbest radikal aktivitesi azalmıştır. Bir başka çalışmada, Ashwagandha ve diğer otlar (Tinospora cordifolia, Eclipta alba, Ocimum kutsal, Picrorrhiza kurroa ve shilajit) bir arada 28 gün boyunca günde bir kez uygulanan Diyabetik sıçanlarda kan şekeri düzeyleri ve pankreastaki serbest radikal aktivitesi azalmıştır.

Kan şekerinin azalması insülin üreten hücreleri korur, pankreas serbest radikal süpürücü aktivitesi çok önemli bir gelişmedir. Bu etkinlik vücut için çok önemlidir (Panda S, Kar A, J Pharm Pharmacol (1998))

ileNurdan YILDIRIM

Ashwagandha ve Alzheimer Hastalığı

 

Hindistan’da Paul Flechsig BeyinAraştırmaları Enstitüsü ve Leipzig Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada; Ashwagandha’nın beyinde asetilkolin reseptör aktivitesini artırır ve kısmen insanlarda etkilerini artırarak kendi algı ve bellek yollarını açtığını keşfetti. Ashwagandha içindeki  flavonoidler ve withanolide sınıfı etken maddelerine değinildi.

Ayrıca Ashwagandha diğer beyin sinir ve sinapsların kaybının önlenmesi yaşlanmanın beyin hasarlı nöronal devrelerin (beyin yolları) tamirinde  önemli birrol oynayabilir.

Diğer araştırmacılar da Ashwagandha insan sinirhücrelerin içinde akson ve dendritler büyümesini uyardığını keşfetmişlerdir.

Ashwagandha sadecebeyin hasarı önlemede değil aynı zamanda hasarın tamir edilemez durumlarında etken maddesi sayesinde Withanolide-A ile olan yeniden nöronal ağları inşa etmek mümkün olmadığı hallerde, nörodejeneratif hastalıkların terapötik tedavisinde önemli bir adaydır.

Ashwagandha ayrıca sakinleştirici ve ruh hali arttırıcı ve aynı zamanda Alzheimer hastalığı veya demans gibi benzer sorunlarda, uyku ve davranış iyileştirilmesinde önemli bir rol oynayabilir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Aman Jet-Lag olmayın !!!

Aman Jet-Lag olmayın !!!

Günümüzde dünya bir köy haline geldi denilmekte ve pekte haksız sayılmazlar. Çünkü ulaşım araçlarının çeşitliliği ve hızı sayesinde artık her yere istediğimiz zaman kısa süre içerisinde ulaşabiliyoruz.İyi hoş ama dikkat etmezsek Jet-Lag olabiliriz. Peki bu Jet-Lag denilen şey ne o zaman.

ICSD-3 uyku bozuklukları sınıflamasına içerisinde Sirkadiyen ritim uyku-uyanıklık bozuklukları alt tipi Jet Lag Tipi Uyku Fazı Bozukluğu olarak tanımlanmaktadır.

Jet-lag ya da zaman dilimi değişikliği sendromu, genellikle uzun mesafeli kıtalar arası uçuşlardan sonra gelişir. Belirgin bir saat farkı olan bir bölgeden diğerine yolculuk yapıldığından endojen sirkadyen ritm ile çevresel koşullar arasında uyumsuzluklar meydana gelir ve vücut hızla değişen yeni zaman dilimine uyum sağlayamaz.

Gün ışığı melatonin salınımını inhibe eder ve Melatonin sentezi inhibe edildiğinde       uyku biyoritmi bozulmaktadır (Jet-Lag         hastalığı).

Sık ve ağır şekilde yaşlılarda görülür.

Yorgunluk ve gündüz aşırı uykululuk hali, gece uyku bozuklukları, duygu durum değişiklikleri, odaklanma güçlüğü ve gastrointestinal problemler sık görülen belirtilerdir ve semptomlar genellikle geçicidir.

Belirtilerin şiddeti, yolculuğun yönüne ve geçilen zaman dilimi sayısına göre değişiklik gösterebilir.

Batıya nazaran doğu yönüne yapılan seyahatlerde endojen sirkadiyen ritmin varılan bölgeye uyumu daha güçtür.

Çünkü endojen sirkadiyen ritmin 24 saatten biraz daha uzun olması nedeni ile uyku fazının geciktirilmesi erkene çekilmesinden daha kolaydır.

Doğuya yapılan seyahatlerde varış zaman dilimine göre kişinin endojen ritminde faz gecikmesi olur ve güncel koşullara uyum sağlanabilmesi için uyku fazının erkene kaydırılması gerekir

Tedavi şekli seyahat süresine ve yönüne bağlı olarak değişiklik gösterir. 3 günden kısa yolculukta bir şey yapılmaması gereklidir.

Tedavide amaç endojen sirkadyen ritmi çevre koşullarına uygun hale getirmek.

Doğuya doğru yapılacak seyahat öncesinde sabah saatlerinde ışığa maruz kalma sağlanırken, akşam saatlerinde ışığa maruz kalmaktan kaçınılır. Böylece seyahat öncesinde endojen faz erkene kaydırılarak yolculuk sonrası oluşacak faz gecikmesi önlenilmeye çalışılır. Seyahat sonrasında ilk 2-3 gün sabah erken saatlerde ışıktan kaçınma, öğleden sonra ise ışıklı ortamda bulunmak önerilir.

Batıya doğru yapılan seyahatlerde, seyahat öncesinden uyku saatlerinin geciktirilmesi ile endojen ritmin varış saat dilimine hazırlığı sağlanabilir. Ayrıca seyahat sonrasında, gidilen bölgedeki uyuma saatine kadar uyumamaya çalışılmalıdır .

Melatoninin varış sonrası dört gün boyunca uykudan önce 2-5 mg dozlarında alınması, jet lag semptomlarını önlediği ya da azalttığı ve yeni endojen sirkadiyen ritmin oluşmasına katkıda bulunduğu belirtilmektedir.

Sabah uykululuğun giderilmesinde kafein etkili olabilir. 

Uzun uçak yolculuklarında    melatonin kullanımı tercih edilir. Yatmadan önce 0.5-5 mg, genellikle hedefe varış gününde alınır (2-3 gün önceden de olabilir), 2-5 gün devam edilir).

Daha uzun süreli yolculuklarda ise parlak ışık uygulanabilir. Melatonin kullanımı da etkilidir.

Doğuya yolculukta 4 gün 2-5 gram melatonin kullanılabilir.

Yada 10 mg zolpidem kullanılabilir.

Uyku hijyeni için kafein ve alkolden kaçınılmalı, bol sıvı alınmalı ve hafif egzersiz yapılmalıdır.

 

Doç. Dr. Mustafa SAYGIN

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazına Devam !!!

Ashwagandha ve Tip 2 Diyabet

 Ashwagandha 2008 yılında yayımlanan ön, hayvan tabanlı araştırmaya göre, yüksek kan şekeri normale ve insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir.

Ashwagandha ve Kanser

 2003 yılında yapılan çalışmada, insan tümör hücre hatları üzerinde testler ashwagandha akciğer, meme büyümesini yavaşlatır ve kolon kanseri hücrelerinin ortaya koymaktadır.
2007 yılında yayınlanan başka bir araştırma, insan hücreleri üzerine yapılan  çalışmada ashwagandha bitkisi normal hücrelere zarar vermeden tümör büyümesini durdurabileceğini göstermektedir.

Ashwagandhanın Kadınlar üzerindeki Kanıtlanmış Faydaları

Ashwagandha Kadınlar üzerinde sadece dört hafta içinde % 90 oranında anksiyete ve sinirlilik problemlerini azaltmıştır.

Maine İsveç Bitkisel EnstitüsüAshwagandha aynı zamanda enerji seviyesini iki katına çıkaracak testler gerçekleştirdi.

Ashwagandha bileşiklerin sinir sistemini yatıştırır ve böbreküstü bezleri üretim yaparken enerji verir.

Benzer çalışmalar Sewell, New Jersey Sağlık Enstitüsü’nde yapılmıştır. Ashwagandha’nın bir başka özelliği kadınlarda göbek yağına sebep olan, stres hormonu kortizol seviyelerini kontrol etmek için yardımcı olmasıdır.

Bu tam olarak ne anlama geliyor? Basitçe, daha az kortizol az karın yağ anlamına gelebilir. Düzenli alınan Ashwagandha her gün alınması gerekir ve faydalarını görmeye başlamadan önce genellikle iki ay kadar beklenmelidir.

 

Nurdan YILDIRIM

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazı ve Bilimsel Araştırmalar

Ashwagandha Bitkisi üzerinde yapılmış Bilimsel Araştırmalar

 Ashwagandha ile ilgili Araştırmalar sınırlıdır, ancak bazı çalışmalar, aşağıdaki sağlık sorunlarına yararlı olabileceğini göstermiştir.

Ashwagandha ve Osteoartrit

 2008’de yapılan çalışmada, bilim adamları, insan kıkırdak üzerine ashwagandha etkilerini test etmiş ve bitki enflamasyon ve osteoartrit ile ilişkili kıkırdak hasarına karşı korunmasına yardımcı olabileceği belirlendi.

Ashwagandha ve Anksiyete 

 2000 yılında yayınlanan bir hayvan tabanlı araştırma,  ashwagandha lorazepam (anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullanılan bir ilaç) benzer bir anti-anksiyete etkisi olduğu bulundu. Bu bitki aynı zamanda depresyon  etkilerini azaltır.

Anksiyete için Kanada da bir grup bilim adamının yaptığı bir araştırmada, 6 haftadan uzun süre şiddetli anksiyete yaşayan kişiler üzerinde yapılan araştırmada denekler iki gruba bölünerek bir gruba gizlice plasebo ile beraber standart psikoterapik müdahale diğerine ise ashwaganda ve naturapatik tedavi uygulanıyor.

Katılımcıların % 93 sekiz hafta ve üzeri deneyde devamlılık gösteriyor.

Nihai BAI (Beck Anxiety Inventory) neticelerine göre doğal tedavi uygulan grupda azalma % 56.5, diğer grupta ise %30.5.

Ayrıca rapor sonucuna göre gruplar arasında belirgin farklar var ve belirgin olarak zihin sağlığı, konsantrasyon, sosyal fonksiyonlar, dayanma gücü, sosyal fonksiyonlar ve genel olarak hayat kalitesinin artmasında doğal tedavi gören grup daha büyük klinik fayda gördü (Bakınız: Anksiyete ve Ashwagandha).

Teksas Üniversitesi’ndeki araştırmacılar Ashwaganda özleri besin GABA gibi beyin üzerine benzer etkiye sahip olduğunu buldu. GABA’da kaygıyı azalttığı için buna iyi bir neden olabilir.

 

Nurdan YILDIRIM

ileUzm. Dr. Sevilay ERİŞ

İnternet Doktor(cu)luğu !!!

Gerek konu komşudan, gerek kadın programlarından dinleyerek, gerekse de artık günümüzde olduğu gibi, emzik misali elinde zaten sürekli bulunan cep telefonundan internete girivererek, hızlıca okunuveren birkaç yazı ile olunan doktorluk şeklinin hepsine birden topluca  ‘doktorculuk’ diyebiliriz.

Elbette ki eğitim her şekliyle iyidir. Okumak her şekliyle faydalıdır, araştırmak her yönüyle geliştirir insanı.

Lakin birkaç sütun yazı okuyup, internette birkaç web sitesi dolaştıktan sonra eğer kendini  doktorcuk zannediyorsan, bilginin deneyim ile yoğrulduktan sonraki adının artık ‘ilim’ olduğunu bilmiyorsan, komşunun bir cümlesi hekiminin sözlerinden daha kıymetli ve öncelik taşıyorsa, işte o zaman kendine dön ve bir sor bakalım: Ben ne yapıyorum, ne yapmaya çalışıyorum?

Günümüzde sanki birçok kişi yemek yerken, otobüs durağında beklerken vs. cep telefonundan internet  aracılığıyla okuduğu birkaç  sayfa yazı ile birkaç dakika veya daha iyi ihtimalle saat  içerisinde, internet üniversitesinin tıp fakültesinden mezun olmakta gibi…

Hatta birkaç dakika daha okumayı ve araştırmayı sürdürüp üzerine  youtube dan birkaç video falan da izlerse, artık kendini ihtisas da yapmış farzetmekte gibi…

Hele de birkaç yakınına, onlarca gittiği doktorun bir türlü teşhis edemediği tanıları koymaya başlayınca yandı gülüm keten helva.

Artık üst ihtisas mı tamamladığını zanneder, akademik kariyerinin zirvesine tırmandığını mı onu bilemem…Bu da ulu google a sorulabilir:)

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

 

Uzm. Dr. Sevilay ERİŞ

ileUzm. Dr. Selçuk YAŞAR

Mor ve Minnak-8

Kaç gösteriyorum?

Düzenli yaban mersini tüketmek iç ve dıştan erken yaşlanmayı önler.

İlerleyen yaş, sağlıksız beslenme ve yaşam koşulları ne yazık ki, yaşlanmaya yol açmakta, bunun fiziksel görüntümüzdeki yansıması hiç de hoş olmamaktadır.

İşte yaban mersininin bizi yaşlandıran, hücrelerimize hasar veren serbest radikallerle savaştığı, onları yok ettiği düşünüldüğünde yaşlanma karşıtı bir besin olduğunu söylemek mümkündür.

Bu bakımdan tüm dünyadaki cilt bakımı ve yaşlanma karşıtı ürünlerin pek çoğunun içeriğinde yaban mersini bulunur. Zira cildin hormon ve renk dengesini korur.

Bu sayede ciltte sivilce, akne ve renk değişimleri, dengesizlikleri oluşumu önlenir. İçeriğinde bulunan antioksidanlar, başta C vitamini olmak üzere diğer vitaminler; vücudumuzda hücre yenilenmesinin hızlanmasına, yaşlılık lekelerinin, kırışıklıklarının, katarak, osteoporoz, demans gibi hastalıkların, saç dökülmesi sorunlarının önüne geçmeye yardımcıdır.

Cildin yağ seviyesini düzenleyerek sağlıklı cilt görünümüne kavuşmada önemli rol oynar. Cilt maskesi olarak kullanılabilinir.

Tarifi; yarım su bardağı su ile bir çorba kaşığı yaban mersini ve balla pürüzsüz olana kadar karıştırın. 20 dk cildinize tatbik edip ılık su ile yıkayın.

Ayrıca aloe vera jel ve yaban mersini karışımını göz altı morlukları için kullanabilirsiniz.

Hocam Yaban Mersini İyi Hoşta Zararları Neler?

Bugüne kadar yapılan araştırmalara göre yaban mersininin düzenli tüketilmesi durumunda ortaya çıkan ya da bilinen herhangi bir zararı yok.

 

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR

ileNurdan YILDIRIM

Kış Kirazı’nın Marifetleri !!!

  • Ashwagandha içindeki kimyasal bileşenler Ginsenge oldukça benzer. Fakat kıyaslandığında stres giderici yeteneklerini üstünlüğünü göstermiştir.
  • Ashwagandha, Antienflamatuarmaddeler gibi şişlik ve kan temini düzeltilmesine yardımcı olur. Ashwagandha anti-enflamatuar etkiye sahiptir ve genellikle romatoid artrit tedavisi için alınır. Hidrokortizon benzer olan bu bitki, doğal bir steroidtir.
  • Ağrı gidericide aspirin kadar etkilidir.
  • Bir aylık çalışmada, Ashwagandha, Boswellia serrata, Tumeric ve çinko kombinasyonu osteoartrit olan 42 hastaya verildi. Çalışmanın sonunda, sakatlık ve ağrı şiddetinde önemli bir azalma vardı. (Kulkarni RR, et al, J Ethnopharmacol (1991) 33 (1-2) :91-5)
  • Ashwagandha,sakinleştirici özelliği Sinirsel bozuklar tedavisinde yardımcı olabilir. Adoptojendir. Ashwagandha almak, daha iyi daha dinlendirici bir uyku teşvik, zihin sakin olabilir. Sinirleri yatıştırıcı ve fiziksel ve duygusal stresle baş ederek kişinin yeteneğini geliştirir.
  • Ashwagandha, Vücut geliştirenler ve sporcular için iyi bir enerji kaynağıdır. Egzersiz sırasında güç ve dayanıklılık artırmaya yardımcı, kaslarda hücrelere daha iyi oksijen akışını teşvik edebilirsiniz. Bu sporcunun normalde mümkün olandan daha fazla yağsız kas kazanmasını sağlayabilir. Aynı zamanda stres hormonlarının etkisini azaltmak ve laktik asit birikmesi azaltabilir.
  • Ashwagandha bitkisi, gençleştirici özelliği ile Anti Aging özelliği vardır.
  • Ashwagandha,iyileşmeyen yaralar ve yaralanmalarda büyük etkileri vardır. İyileştirici olabilir.
  • Ashwagandha,örneğin IT elemanları gibi beyin gücü çalışmalarında, daha iyi fonksiyon ve çalışmak için daha fazla yetenek için beyne besin sağlayarak yardımcı olur.
  • Ashwagandha, Zihinsel yeteneğinigeliştirir, istinat gücü kazanmada yardımcı olur ve zihinsel konsantrasyonu artırır.
  • Hindistanda, Ashwaganda genellikle bu tür hafıza kaybı gibi serebral hastalıkların tedavisi için yaşlı hastalar için tavsiye edilmektedir.
  • Bazı araştırmalar bu bitkinin kısmen beyne yararı açıklayan, asetilkolin reseptör aktivitesini artırabilirliği düşünülmüştür.
  • Ashwagandha  Antioksidandır.Vücutta herhangi bir yabancı işgalinde beyaz kan hücrelerinin sayısını artırır ve çeşitli enfeksiyonlara ve alerjiye karşı antijenleri üretmek için vücut hazırlar. Ashwaganda gibi katalaz, glutatyon ve süperoksit dismutaz gibiantioksidan bakımından zengindir.Bunların hepsi güçlü serbest radikal savaşçılarını ve hücreleri oksidasyona karşı korunmasına yardımcı olur. Bu antioksidanlar anti-aging için bu bitkinin geniş kullanımını açıklayabilir.
  • Ashwagandha, Düzenli kullanımında  kan basıncını kontrol eder ve düzenler, kalp atışı gibi aynı zamanda kalp ve akciğerler için bir tonik olarak kabul edilmiştir.
  • Ashwagandha, çok güçlü bir afrodizyaktır.Cinsel güç ve uzun süreli dayanıklılık artırmada yardımcı olur. Ayrıca sperm sayısı ve sperm kalitesi artırmaya yardımcı olur.
  • Yaşlanma sürecindeki 100’ün üzerinde erkeklerde yapılan aashwagandhalı  bir klinik çalışması, erkeklerin% 71.4 cinsel performansı kendi kapasitesinde iyileşme bildirilmiştir. Bu tepkiler bir afrodizyak olarak bitkinin geleneksel kullanımını destekler görünmektedir.
  • Ashwagandha,üst solunum yolu enfeksiyonu ve astım koşullarında etkilidir.
  • Ashwagandha, kemoterapiye bağlı nötropeni önlemeye yardımcı olabilir  ama kanserli hastalarda incelenmemiştir.

Nurdan YILDIRIM