Kategori arşivi Akademik

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

2. Uyku Fizyolojisi

Uyku Nedir?

  • Karşı konulmaz cazibe midir?
  • İnsanı şarj ediyor mudur?
  • Gün içinde öğrenilen şeylerden unutulması gerekenlerle, yüzleşilmesi gerekenlerin sahne aldığı süreçtir midir?
  • İnsan vücudunun normal ve sağlıklı işlemesi için uyku gerekli midir?
  • İnsan ömrünün 1/3’ i uykuda mı? Geçmektedir.
  • Bilinçsizlik hali midir?
  • Dışarıdan gelen uyarılara kapalı mıdır?
  • Beyin aktif midir?
  • Diğer bilinçsizlik durumlarından ayrıldığı noktalar var mıdır?
  • Siklik döngü müdür?
  • Dışarıdan gelen uyarılara yanıtsızlığın geri dönebilir olması özelliği midir?
  • Ve daha fazlasını okumak için  tıklayınız.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

1. Uyku Biliminin Tarihçesi

  • İlk olarak 1834’te Robert Macnish «ölüm ile uyanıklık arası bir dönem» olarak tanımlamıştır.

 

  • Son 60 yılda, geçtiğimiz 6000 yıldan daha fazla bilgi birikimi olmuştur.

 

  • İlk bilimsel deneyler 1907’de Legendre ve Pieron tarafından uykusuz bıraklmış köpekten alınan kanın, yeni uyanmış köpeklere verilmesiyle bu köpeklerin yeniden uyudukları gözlenmiştir. «Hipnotoksin Teorisi»

 

  • 1930’larda Elektroensefalogram (EEG) kayıtlarının yapılmaya başlanması ile uyku ve uyanıklık EEG kayıtlarındaki farklılıklar ortaya çıkarılmıştır.

 

  • Alma Bilim Adamı Habs Berger tarafından uyuyan insan da (kendi oğlundan) ilk EEG kaydı yapılmıştır.

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Deneysel Overektomi (Uygulamalı Gösterim)!!!

Menopoz

Menopoz kadın yaşam döngüsünde üreme yeteneğinin sona ermesi olarak tanımlanabilen ve aslında bir tür östrojen yoksunluk sendromu olarak ta tanımlanabilen bir fizyolojik süreçtir. Bu durum kişiyi özellikle sağlık sorunları yönünden temel olarak etkiler. Birlikte yaşamaya alıştığınız biri (östrojen) bir anda sizi terkediyor diye düşünebilirsiniz.

Kadınlarda, menopozdan sonra kardiyovasküler hastalıkların görülme riski belirgin olarak artmaktadır. Bu hastalıklara bağlı ölümler, jinekolojik kanserlere bağlı ölümlerden daha fazladır. Sigara içme, hipertansiyon ve kolesterol düzeyinin yükselmesi, kardiyovasküler hastalıklar açısından önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Bunların başında gelen en önemli sağlık sorunu ise Osteoporozdur. Osteoporoz, düşük kemik kitlesi ve kemiğin
mikroyapısal bozulması ile karakterize, kemik kırılganlığında artış ve buna bağlı olarak kırığa yatkınlıkla sonuçlanan sistemik bir iskelet hastalığıdır.

Esas konumuza dönersek, kadınlarda menopoz modelini oluşturabilmek ve sonrasında (östrojen yokluğunda) meydana gelen patolojileri araştırabilmek için bu deneysel yöntem kullanılmaktadır.

Bunun için fertil dönemdeki sıçanların overleri çıkarılarak  90 günlük iyileşme sürecinde menopoz tablosunun oturması beklenir.

Artık elinizde menopoza girmiş sıçanlar vardır. Bu sıçanlar üzerinde insanların yaşadıkları menopoz komplikasyonlarından hangisini isterseniz tanı ya da tedavi amaçlı uygulamanızı yapabilirsiniz.

Bu işlemle ilgili uygulamalı videomuzu izlemek için lütfen tıklayınız.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mesleki Beceri ve İletişim Dersi

Dönem II 4. Kurul Mesleki Beceri Uygulama Dersi yönergesini buradan okuyabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Elektrik Alan ve Sağlığımız

Elektrik Alan ve Sağlığımız

Elektriksel olaylar çevredeki canlılara ve cansızlara (örneğin; elektriksel cihazlara) etki etmektedirler.  Elektriksel alanlar;

  • Elektrik alan,
  • Manyetik alan
  • Elektromanyetik alan diye üçe ayrılır.

Bu elektriksel alanlar; elektrik enerjisi üretildiğinde, enerji iletim hatlarından veya kablolardan veya havadan gönderildiğinde veya dağıtıldığında veya elektriksel aletlerde kullanıldığında oluşurlar. Elektrik enerjisinin kullanımı, modern yaşantımızın tamamlayan bir parçası olduğundan bu alanlar her yerde vardır.

Bu konuda deneysel bir araştırma yürüttüğümüz çalışmayı ekibimiz ile sonlandırdık.

Çalışma sonunda elde edeceğimiz verileri sizinle paylaşacağım.

Lakin şimdiden söylemekte yarar var ve sonuçlar üzerinde çok konuşup tartışacağımız kesin gibi.

Görüşmek üzere…

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mesleki Beceri ve İletişim Dersi

Dönem II 3. Kurul Mesleki Beceri Uygulama Dersi yönergesini buradan okuyabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Nasıl Öğrenmeliyim!!!

Nasıl Öğrenmeliyim!!!

Nasıl öğrenmeliyim, ah bir bilsem…
Öğrenci olun ya da olmayın öğrenmek istediğinizi ne zaman ve ne şekilde öğrenebilirsiniz.

Burada yaşınız ne olursa olsun sakın bir şey öğrenmede ezberleme tekniğini kullanmayın.

İnsanlarda sürelerine göre 4 tip bellekten bahsederiz.

Genelde sekonder bellekte geziyoruz ve burada sakladığımız bilgilerin %80’i 2 hafta sonra puf uçup gidiyor ve genellikle sınavlar için odaklandığımızda bu belleği kullanıyoruz.

Ama teorik olarak hastalıkların bile (Demans) en son etkilediği tersiyer bellek önemli olan. Bu bellek içinse en önemli mekanizma tekrardır.

Küçükken hepimiz kum tepesinde oynamışızdır. Oyun oynarken yukarıdan aşağıya su döktüğünüzde ilk olarak su yol bulup gidemez ama siz aynı eylemi tekrarladığınızda birkaç defa tekrardan sonra artık su akıp hedefe hızlı bir şekilde ulaşacaktır.

Beynimizdeki olayda buna benzer. Nöronlarımız arasındaki sinaptik bağlantılar bu tekrarlar sayesinde (suyu döktükçe) güçlenir.

Bu şekilde belleğe aldığımız bir bilgiyi hatırlama, geri çağırma ve kullanma hızımız artarak hata oranımız azalır. Çünkü biz artık o bilgiyi tersiyer (uzun süreli) bellekte saklıyoruz.

Peki bilgiyi burada saklamak için neler yapmalıyız bunlara bakalım.

  1. Öncelikle öğrenmek istediğiniz bilgi ile varsa görseller gözden geçirilmeli. Toplumun çoğunluğunun öğrenme stili görsel içeriklidir.
  2. Öğrenmek istediğimiz bilgiyi ezberlemeye çalışmayalım. Çünkü bu durum bilgiyi değersizleştirecektir. Lütfen ezberlemeyelim.
  3. Konuyu öncesinde bir defa okumak gerek. Bu şekilde konuyu hocanızdan dinlediğinizde ya da videodan izlediğinizde konuyla ilgili yeni sinaptik bağlantılar yaparsanız, bu bağlantıların güçlendirilmesi ise sizin tekrar etmenize bağlıdır.
  4. Eğitim sonunda ve aynı gün içerisinde mutlaka tekrar edilmeli ki LTP (Long Term Potantiation)’yi çalıştıralım. Bu mekanizmayı bir döngü gibi düşünürseniz tekrar ettikçe öğrenmeniz kolaylaşacaktır.
  5. Öğrenmenin temel fizyolojik mekanizması LTP olduğu için aynı gün tekrar çok önemli. Daha sonra tekrar zamanının periyodunun arası açılabilir.
  6. Bir bilgiyi belleğe almak için en az 10-15 dakika tekrar gereklidir. Eğer kalıcı belleğe alınmak isteniyorsa 1 saat ve üzeri tekrar gerekmektedir.
  7. Öğrenme ve sonrası tekrar ile istenen bir bilgiyi belleğe almada kişinin kendine özgü öğrenme stili geçerlidir. Yani genel olarak bedensel, görsel ve işitsel ya da bu stillerin kombinasyonları içeren yöntemle olur. Araştırmamıza göre Tıp Fakültesi öğrencilerinin çoğunluğu görsel tarzda öğrenme stiline sahiptir.
  8. Bu bağlamda görsel öğrenme stiline sahip olanlar daha çok görsel materyal (Slayt, Şekil, Video, Resim vb), işitsel olanlar ön planda dinleyerek, bedensel olanlar maket vb öğrenim materyalleri ile dokunarak öğrenebilir. Burada önemli olan kendinizin hangi öğrenme stiline sahip olduğunuzdur.
  9. Konunun anlatımına aktif katılım gereklidir. Çünkü anlatımda bazen bir anahtar kelime çok şeyi anlamanıza yardımcı olur.
  10. Öğrenmek istediğiniz bilgi için kısa ders sunumlarından çalışmanız anlayıp öğrenmeniz için yeterli değildir. Bunun için ek kaynak kullanmanız gerekmektedir. Bununla ilgili olarak konuyla ilgili en güncel ve sade kaynak kitapları okumalısınız.
  11. Bir konuyu çalışırken konu ile ilgili olan bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını notlarınızın üzerine kaydedin.
  12. Çalışma stratejinizde mutlaka düzenli olmalı. Burada en temeli uyku düzenidir
  13. Sonrasında ise düzenli beslenme gereklidir. Lütfen protein ağırlıklı beslenelim ve fazla karbonhidrattan uzak duralım. Omega-3’ü unutmayalım.
  14. Yaşam tarzımızı düzene sokmamız gerekmektedir. Sağlıklı bir uyku ve sağlıklı bilişsel fonksiyonlar için bu olmazsa olmaz.
  15. Unutmamamız gereken bir şey daha, günlük egzersiz. Nasılki egzersizle kaslar çalışır, aynı şekilde beyinde bir takım hormonlar sayesinde çalışır.
  16. Sabahları saat 06:00-10:00 arası kortizol hormonunun sirkadiyen ritmi nedeni ile öğrenmeye daha yatkın oluruz. Genellikle gece öğrendiğimizi sanarız ama fizyolojik değil. Yarardan çok zararı vardır.
  17. Ve tekrar, tekrar, tekrar…

İyi öğrenmeler: )

 

Doç. Dr. Mustafa SAYGIN

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

SOLUNUM OKULU (SİGARA VE KOAH)

Alınan tüm önlemler ve bilgilendirmelere rağmen sigaraya başlama yaşı giderek düşmektedir. Sigara tiryakiliği, en öldürücü toplumsal zehirlenme olayıdır. Ölüm, sigara yüzünden oluşan hastalıklar sonucu meydana gelir. İnsanları sigaraya bağımlı hale getiren madde ise nikotindir. Nikotin, kalp atışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır.

Sigara dumanındaki karbon monoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokular yeterince oksijen alamadığından egzersizde çabuk yorulma ortaya çıkar. Her sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4000’den fazla kimyasal madde bulunmaktadır. Sigara dumanına maruz kalmak kalp hastalığı riskini % 25-30’a kadar, akciğer kanseri riskini % 20-30’a kadar artırmaktadır. Sigara; Akciğer kanseri ölümlerinin % 90’ından, tüm kanser ölümlerinin % 30’undan sorumludur. Sigara içmeyen ancak dumanına maruz kalanlarda akciğer kanseri riski 3 kat artmıştır. Sigara içenlerde akciğer kanseri dışında ağız, dil, dudak, gırtlak, yemek borusu, pankreas,  mesane, bobrek, prostat ve rahim ağzı kanseri riski 30 kat artmıştır. Sigara içilmesinin vücuttaki zararlı etkileri ise; mide kanseri ve mide ülseri, kemiklerde erime, damarlarda tıkanma, ciltte kırışıklıklar, parmaklarda sararma, kısırlık, çocuk düşürme, sağlıksız bebek doğurma, cinsel güç kaybı, kronik baş ağrısı ve diş eti hastalıklarına neden olmaktadır. Neden sigara içiyoruzun cevabı ise; tütün içerisindeki nikotin psikositümülan bir maddedir ve keyif verici etki de nikotine bağlıdır. Bağımlılık ortaya çıkarma özelliği açısından eroin, kokain ve alkolden hiç farkı yoktur. Sigarayı ilk kez deneyen her üç kişiden biri tek bir sigara ile bağımlı hale gelmektedir. İçilen ilk sigara henüz nikotinin etkileri bilinmediği için bu davranış nikotinin etkilerinden değil tamamen sosyal değerlerden dolayıdır. Dünyada toplam olarak 1.3 milyar kişi sigara içmektedir. Bu sayının en büyük bölümü Çin, Hindistan ve Endonezya’da bulunmaktadır. Dünyada sigara içenlerin üçte ikisi, Türkiye’nin de aralarında olduğu 10 ülkede yaşamaktadır. Türkiye’de 18 yaş ve üzeri sigara içme sıklığı %32,1’dir. Meslek grupları arasında öğretmenlerin sigara içme sıklığı ülke genelinde yapılan araştırmalara göre %32 ile %42.7 arasındadır. Adolesanlar arasında sigara kullanımı konusunda yapılan çeşitli çalışmalarda değişik yaşlarda sigara kullanım sıklığı erkeklerde %1.1 ile 52.4 arasında, kızlarda ise % 0.7 ile 21.1 arasında bulunmuştur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; Dünya’da en büyük sağlık sorunu sigaradır. Sigara bağımlılığı bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Önlenebilir en önemli hastalık ve ölüm etkeni sigaradır. Bu nedenle toplumsal bilinci öncelikle öğretmenlerimize ve rol model olarak onların öğrencilerine katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Projemiz kapsamında milli eğitime bağlı okullarda ortaokul ve lise seviyesinde görevli 5 grupta toplam 250  öğretmene solunum okulunda eğitim verilmiştir. Proje sonunda katılan öğretmenlerimize sertifika verilerek, sigara konusundaki farkındalıklarını öğrencilerine aktarmaları istenmiştir.

Proje kapsamında bir çok disiplinden Öğretim Üyesi arkadaşlarım destek vermiştir. Burada hepsine tekrar teşekkür ediyorum.

Projemiz medya da da geniş yer bulmuştur. Bununla ilgili haberleri buradan okuyabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Çağımızın gerçeği; Elektromanyetik Radyasyon

Günümüzdeki tüm teknolojik gelişmeler insanoğlunun son 100 yılına dayanmaktadır. Birçok görüntüleme ve analiz yöntemlerinin hayatımıza girmesi ile artık makrodan mikro düzeye inebildik. Bu da gün geçmiyor ki yeni buluşlara kapı aralamasın. Burada uzun yıllardır araştırma yaptığım elektromanyetik radyasyon ve etkilerini paylaşmak istiyorum. Çünkü yapılan araştırmalar insan sağılığı üzerindeki etkilerinin hiçte iyi olmadığı yönünde.

Günümüzde herkes elektrikli ev aletleri, cep telefonu, kablosuz internet kullanıyor ve bunlar hayatımızın merkezine yerleşmiş durumda. Kullanım konusuna itirazım yok ama nasıl güvenli kullanabiliriz sormamız gereken soru bu bence. SAR (Bağıl Soğurulma Hızı) değerini duymuş muydunuz? İnsan vücudu soğurulma karakteristiği dikkate alındığında, EM frekans bandı üç alt bölgeye ayrılabilir. 1. 30 MHz’den daha küçük alt rezonans bölgesinde insan gövdesi için yüzey soğurma belirgindir, fakat boyun ve bacaklarda enerji soğurulması hızla artar. 2. Tüm vücut için 30–300 MHz rezonans bölgesinde ve hatta vücudun bir kısmının rezonansı için daha yüksek frekanslarda, özellikle kafa için, çok dikkatli olunmalıdır. 3. 400 MHz’den 3 GHz’e kadar olan aralıkta ısı etkisi mevcuttur. Bu bölgede özellikle 100 W/m2’lik güç yoğunluğunda bölgesel enerji soğurulması beklenebilir. Frekans arttıkça soğurulan enerji azalır ve ısıtma etkisi artar, örneğin 915 MHz’de çalışırken birkaç kaç santimetre ve 2.45 GHz’de ise birkaç milimetre olmaktadır. Burada asıl olan etki genellikle oksidatif stres ve ısı artışı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu da maruz kalınan süre ve uzaklığa bağlı olarak ta değişmektedir. Bunun için yapılabilecek bazı önlemleri hayatımıza sokabiliriz.
  1. Cep telefonlarını kullanmadığınız zamanlarda üzerinizde taşımak yerine sesini duyabileceğiniz bir uzaklığa bırakın.
  2. Evinizde kablosuz ağ kullanıyorsanız yatarken mutlaka modemi kapatın.
  3. Evinizdeki modem en az kullandığınız ve yatak odası ile çocuk odasına en uzak olan yere yerleştirin.
  4. Cep telefonlarınızın çalıştığı 90 MHz veya 1800 MHz bandında sürekli sinyal alışverişi olduğu için yatarken lütfen kapatın veya uçak moduna alın.
  5. Cep telefonlarında bulunan 3G/4G ağları da cep telefonu sinyallerine ek olarak 2100 MHz bandında veri alışverişi sağladığı için lütfen uyurken uçak moduna alın.
  6. Ayrıca özellikle erkek ve dişi cinsiyet için dizüstü bilgisayarları diz üzerinde üreme organlarına yakın olarak kablosuz ağa bağlanıp uzun saatler çalışmayın.
Bütün bu verilerle ilgili bilimsel çalışmalarıma göz atmak isterseniz buradan okuyabilirsiniz.  
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mesleki Beceri ve İletişim Dersi

2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem II 1. Kurul Mesleki Beceri Uygulama Dersi yönergesini buradan okuyabilirsiniz.