Aylık arşiv 18 Kasım 2018

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Blue Berrie; Vahşi Alaska Yaban Mersini

Sağlıklı beslenme konusu ile ilgili bir araştırma yaptıysanız, antioksidan içeriği diğer bütün meyvelerden çok daha zengin olan yaban mersini (Blue Berrie) karşınıza çok sık çıkmıştır. Yararları saymakla bitmeyen bu ufak meyvenin çeşitli türleri bulunmakla birlikte, son zamanlarda karşımıza şimdiye kadar adını pek duymadığımız Vahşi Alaska Yaban Mersini çıkmaktadır.

Vahşi Alaska Yaban Mersini

Yerel alaska dilinde “Kyani” (Ky-äni) olarak  bilinmekte ve aynı zamanda “Güçlü şifa” anlamına da gelmektedir. Hikaye Alaska’da, Dick ve Gayle Powell adlı bir çiftin Alaska kabilesinde çalışmalar yapan ve kabilenin sağlık durumuna hayran kalan bir araştırmacı ile tanışmasıyla başlar. Araştırmacı kabilenin dilinde kalp hastalıkları, kanser, diyabet ve diğer yaygın hastalıklara karşılık gelen hiçbir kelime olmadığının farkına varmış ve kabile diyetinin beslenme zenginliğinin böyle zorlu bir ortamda kabilenin sağlığının korunmasına katkıda bulunduğuna ikna olmuştur. Araştırmacı kabilenin yabani “Sokeye Somonu”nun yanı sıra rutin olarak Vahşi Alaska Yaban Mersini tükettiğini kaydetmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda diğer türlere oranla daha kalın bir deriye sahip olan Vahşi Alaska Yaban Mersini mersininin sağlığı destekleyici birçok özelliğinin yanında yüksek miktarlarda antioksidan ihtiva ettiği kanıtlanmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yaptığı bir araştırmada normal yaban mersininin karşılaştırıldığı 24 farklı taze meyveden, 23 farklı taze sebzeden, 16 farklı ot ve baharattan ve 10 farklı sert kabuklu yemişten daha fazla antioksidan içeriğine sahip olduğu ortaya çıkmıştır.

Vahşi Alaska yaban mersininin ise yetiştiği sert doğa koşulları yüzünden diğer türlere oranla daha fazla besin değeri ihtiva ettiği ve yapılan testler sonucunda Vahşi Alaska Yaban Mersini diğerlerine oranla 10 kat daha fazla antioksidan içerdiği saptanmıştır. “Beyni koruma söz konusu olduğunda Yaban mersini gibisi yoktur, ona beyin mersini de diyebilirsiniz.”  Dr. James Joseph hayvanlar üzerinde yaptığı literatüre geçen araştırmalarında günlük olarak eser miktarda tüketilen yaban mersininin yaşlılığa bağlı gelişen hafıza gerilemelerini ve motor fonksiyonlarındaki aksamaları önemli miktarlarda yavaşlattığını göstermiştir. Yayımlanan başka bir çalışma Vahşi Alaska Yaban Mersini içerisindeki besinsel ihtivada keşif edilen antioksidanlar yaşa bağlı nöral,zihinsel ve motor fonksiyonları ile alakalı bozuklukları önlediği belirtilmiştir.

Araştırmacılar yaban mersininin aynı zamanda Amniyotrofik  Lateral Skleroz (ALS), Alzheimer veParkinson gibi yavaş seyreden hastalıklarda da nörodejenaratif süreci yavaşlatarak yarar sağlayabileceğini öne sürmüşlerdir.

Hayvanlar üzerinde yapılan diğer bir araştırma da ise yaban mersini tüketimi ile hayvanların beyin yapılarında öğrenme kapasitelerinin arttığı yönünde değişimler gösterdiği saptanmıştır.

Michigan Üniversitesi Kap ve Damar Sağlığı Merkezindeki bir araştırmaya göre yaban mersininin karın bölgesi yağlarını erittiği ve kalp damar hastalığı riskini azalttığı bunun nedeninin ise Yaban Mersininin ihtiva ettiği yüksek phytochemical (doğal oluşan antoksidan) seviyeleri olduğu rapor edilmiştir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yaşam Tarzımız ve Sağlık

Yaşam Tarzımız ve Sağlık

Yaşam tarzımız direk sağlığımız ve yaşam kalitemizi etkileyecektir. Bunun için bazı önerilerim olacak.

1. Zaman yönetimi

Zamanı yönetmek ve etkin bir şekilde kullanmak sağlıklı bir yaşam tarzına ulaşmak isteyenlerin yapması gereken en önemli şeylerdendir. Günlük rutininizde yapacağınız küçük dokunuşlarla daha düzenli bir hayata ve bu saye de sağlıklı bir hayata da kavuşmanız mümkün.İnsanoğlu için yeryüzündeki en önemli kavramlardan birisi olan ve kesinlikle bedelini ödeyemediği bir kavramdır zaman. Bize günlük 24 altın (24 saat) veriliyor ve ertesi güne de aktaramıyoruz. Sadece yatırım yapma şansımız ve bunu da belirleyen tercihlerimiz.

2. Günlük en az 10000 adım

Metabolizmanızı aktive etmek ve günlük kalori dengenizi sağlamak için ihtiyacınız olan şeylerden biride günlük düzenli egzersiz yapmak. Bunu hayatınıza yerleştirmeniz ve yaşam tarzınız haline gelmesi gerekmekte. Sonuçta bedene hükmeden beyin olduğu için burada ilk adım karar vermekten geçiyor. Kişinin kendi sağlığı ve yaşam kalitesi için yapması gerektiğine kendini ikan etmesi gerekiyor. Sonrası zaten gelecektir.

3. Egzersiz sonrası ne yapalım

Egzersiz öncesi vesonrası tükettiğimiz besinler egzersizin vücudumuz için ne kadar yararlı olacağını belirleyecektir. Sanırım hiç kimse dolu bir mide ile bunu yapmaz.Peki sonrası ne olacak. Spor sonrası beyinden salınan endorfin ağrılarımızı azaltarak serotoninle mutlu oluruz. Tabi bu iyilik hali ve kas yorgunluğu ile ulaşabildiğimiz ne varsa her şeyi tüketiriz. Egzersiz sonrası en iyisi bu tepkiden uzak durmak ama nasıl. Burada şunu düşünebilirsiniz 1 saat koşunca yaklaşık 500 Cal harcarsınız ve yediğiniz 1 porsiyon tatlıda hemen hemen buna denk gelir. O zaman 1 porsiyon tatlıdan aldığınız kalori için 1 saat koşmanız gerekiyor.

4. Hedefe odaklanmak

Hayatta herkesin gerçekleştirmek istediği rüyaları vardır. Sanırım çoğu zaman hedefe giden yolda takılıp kalıyoruz ve mola vermek için bir istasyonda dinleniyoruz. Ve sonrasında ise çoğumuz devam edemiyor. En önemli sebep ise hedefimize ulaşamayacağımızı kabullenip geldiğimiz yerde kalmak ve durumu kabullenmek. Hâlbuki mükemmeliyetçi olmasak hayatımızda her zaman bir B planı olsa sanırım daha rahat ederiz. Bazende hedefi parçalara bölüp adım adım yaklaşabiliriz. Bu sayede de hayatta mutlu olabilir ve çağımızın hastalığı depresyondan uzak durabiliriz.

5.  Enerjisi olumlu olan insanlarla birlikte olun

Özellikle sağlık yaşam tarzı için hem emosyonel hem de fiziksel açıdan önemli bir kavram. Hayata baktığı pencerenin pozitif olduğu ve her olumsuz durumdan olumlu bir yan çıkarabilecek birileri yanınızda olsa nasıl olur. Ya da biraz sohbet ettiğiniz de herşeyinizi kaybetmiş gibi hissettiren biri. Tercih sizin ve bu tercihiniz yaşama bakış açınızı belirleyecektir. Hayattan ve hayata baktığınız pencereden sürekli her konuda şikayetler  Hayattan ve hayata baktığınız pencereden sürekli her konuda şikayetler yükseliyorsa biraz işiniz zor. Bu durumda yalnız kalmanız muhtemel, Çözüm çok basit hayata baktığınız gözlüğünüzü yenisi ile değiştirin. Alışkanlıklardan vazgeçmek çoğu zaman zordur ama imkansız değildir.

6. Geçmişe bakıp, geleceğe yelken açın

Hayatta her zaman her davranışımızda doğruyu yakalamıyoruz. Ama hayat sanırım inişli ve çıkışlı hali ile güzel. Önemli olan hatalarımıza takılmadan onlardan aldığımız güç ile geleceğe yönelik daha sağlam adımlar atmak. Bu şekilde yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz.

7. Farklı gıdalar tüketin

Hayatımıza farklı besinleri ve damak tatlarını sokmamız gerekmekte. Bunun için günlük beslenme tarzımızda ufak değişiklikler yaparak çeşitlendirmemiz ve karbonhidrat ağırlıklı yaşamdan kurtulmamız gerekiyor. Protein ve en önemlisi de sebze ve meyvelerde bulunan diyetimizde bulunması gereken vitamin ve mineraller. Ancak bu şekilde sağlıklı bir yaşam ve yaşam tarzına sahip olabiliriz

8. Erteleme hastalığı

Şimdi başlayın ve ertelemeyin. Bunu kendimize slogan haline getirmemiz gerekiyor. Günümüz dünyasında bizi asıl hedeflerimizden uzaklaştıran o kadar malayani meşgaleler var ki. Bunlarda maalesef asıl hedeften alıkoyarak odak noktamızı dağıtıyor. Ve sonrası ise erteleme ve bir noktadan sonra bu bir hastalık haline geliyor. Her şeyin zamanında yapılması gerekiyor. Ertele ertele nereye kadar. Sanırım sonu yok.

Karar verin başlayın ve kendi hayatınıza bir dokunuş yapın.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Acai Berry; Acai üzümü

Acai Berry-Acai Üzümü (Euterpe oleracea) Euterpe familyasından, geniş ve büyük üzüm salkımları şeklinde yaban mersinine benzeyen, mor renkli meyveler veren bir tür palmiye ağacıdır. Acai üzümü Güney Amerika kıtasına özgü tropikal iklimlerde yetişen, son yıllarda tanınmaya ve popüler olmaya başlayan bir meyvedir. Henüz yeni yeni tanınmasının en büyük  nedeni bu ağacın Brezilya’nın kuzey bölgelerinde ve özellikle Amazon nehri ve diğer nehirlerin kıyılarında doğal olarak yetişmesidir. Brezilya’nın bu bölgelerinde yaşayan yerli halk tarafından çeşitli hastalıkların tedavisinde yüzyıllar öncesinden beri kullanılmakta olan Acai Üzümü adını da yerli halkın söylediği şekliyle dünyaya duyurmuştur. Acai üzümü, Kuşburnu ile birlikte en yüksek antioksidan içeriğine sahip  meyvedir. Yüksek antioksidan kapasitesi, diğer meyvelere oranla yüksek lif, düşük şeker ve düşük asit içeriği, doymamış yağ asidi içeriği (Omega 3), yüksek C vitamini içeriği, yüksek antosiyanin içeriği ile insan sağlığına sağlamış olduğu sayısız destek ve fayda nedeniyle bilimsel olarak “Süper Gıda” olarak kabul edilmiştir.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Vahşi Alaska Yaban Mersini

Bu meyveyi  diğerlerinden ayıran en temel özellik yüksek miktarlardaki antioksidan içeriğidir. Doğada yetişme şartları göz  önünde bulundurulduğunda diğer türlere oranla daha fazla besin değeri içerdiği klinik deneylerle ispatlanmıştır. 10 kata kadar daha fazla antioksidan değeri içermektedir.

Serbest radikaller, hücrelerde doğal veya doğal olmayan hasarlar meydana getirirler. Hücre oksidatif-stres altında diğer bir hücreden elektron alır ve o hücreyi eksiltir. Bu da bir kısır döngü oluşturur. Serbest radikallerin  hücreye verdikleri zararlar, erken yaşlanma, hastalıklar ve hasara uğramış sistemlerdir. Antioksidanlar, ihtiyacı olan moleküle kendi elektronunu vererek kısır döngüyü kırar. Böylece hücreler stresten uzak durarak hastalıklara neden olan hasarlardan korunur. Vahşi Alaska yaban mersini çok güçlü bir antioksidandır. Göz rahatsızlıklarını önleyici ve yavaşlatıcıdır. Kabızlık, bulantı, mide krampları, ülser önleyicidir. İltihaplanmaya karşı etkilidir. Kollajenin (collagen) stabilize edilmesini sağlar. Varis, basur (hemoroid) ‘e karşı iyileştiricidir. Yeni keşfedilen bir özelliği de somon balığı, yumurta, yulaf, barbunya, bezelye ve ay çekirdeği ile beraber zekayı geliştiren 7 besinden biri olduğu yönündedir.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Noni Meyvesi; Hint Dutu

Noni meyvesi (Hint Dutu) ile ilgili olarak 11 Nisan 2018’de yayımlanan metaanaliz sonucuna göre;  Noni meyve suyu Amerika Birleşik Devletleri’nde 106 milyon litreden fazla satılıyor.

Avrupa Birliğinde’ de 1997’de onay alan Noni meye suyu, Çin’de de bağışıklığı arttıran güvenli fonksiyonel gıda olarak onaylandı.

Literatürde yayınlanmış potansiyel sağlıkyararları ise; antioksidan; sigara içenlerde serbest oksijen radikallerini %47azalttığı saptanmıştır. Sigara içenlerde aromatik DNA üretimini %57 azaltarak kanserolma riskini azaltır. 132 gönüllüde yapılan randomize plasebo çift körçalışmada noni meyve suyu ağır sigara içenlerde hs-CRP ve homosistein düzeyindeönemli azalma, HDL de önemli artış sağladı. Kolesterol, LDL ve trigliseritlerdeazalma sağladı.

Noni meyve suyu eklemler üzerine anti-nosiseptif (ağrı kesici) ve anti-enflamatuar etkili; Ağrı şiddeti ve süresini azalttığı gösterilmiştir. Atletlerde dayanıklılığı arttırmış; serbest radikal üretimi ve enflamasyonu baskıladığı kanıtlanmıştır.

Kişisel deneyimlerde, dudakta uçukçıktığında, gözde konjiktivit olduğunda ve ağız içi ülserlere çok iyi geliyor.

Japonya’da 2790 Noni içen ile 1123 içmeyenin cildi cilt otofloresans ile karşılaştırılmış; Noni içenlerin cildi 3.52 yıl daha genç bulunmuş. Noni meyve suyunun, kilo verme için diyet yapanlarda kas kitle kaybını önlediği gösterilmiştir. Osteoporosis, iletim tipi işitme kaybı, hipertansiyon ve gingivit üzerine olumlu etkileri rapor edilmiş.

Faz 1 noni ekstraktı çalışmaları çok önemli toksisite yapmıyor.

Noni ekstraktı fiziksel fonksiyonlar, ağrı ve yorgunluğu doz bağımlı olarak gideriyor. Ekstraktı gastrokinetik aktiviteyi arttırarak reflü, gaz gibi şikayetleri gideriyor. Noni meyve suyu ve Noni ekstraktı akneye iyi geliyor.

Hem topikal hem oral yoldan Noni meyvesi ekstraktı ve meyve suyunun insanlarda ciltte anti-inflamatuar, anti-akne, ve anti-aging etkileri gösterilmiştir.

Dünyaca ünlü Dr. Mehmet ÖZ tarafından Noni Meyvesi ve Faydalarını anlattığı videoyu buradan izleyebilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Uyku Bozuklukları Sınıflaması

Uyku bozukluklarının sınıflandırılması için ilk olarak 1965’te PAris’te toplana bilim adamları ancak 1979’da   4 ana grup olarak uyku bozukluklarını sınıflandırmışlardır.

1991 ICSD (International Classification of Sleep Disorders).

2005’te ICSD-2 Uyku Bozuklukları Uluslararası Sınıflaması (2. versiyon) 8 kategori 85 hastalık.

2014 yılında yayımlanan ICSD-3’e göre 7 ana başlık 85 tane hastalık olarak sınıflandırılmıştır.

UluslararasıUyku Bozuklukları Sınıflaması (International Classification of Sleep Disorders) – 3. Versiyonu (ICSD-3) Yayımlandı (2014)

1-    İnsomni

2-    Uykuda Solunum Bozuklukları

3-    Hipersomnolansın Merkezi Bozuklukları

4-    Sirkadiyen ritim uyku-uyanıklık Bozuklukları

5-    Parasomnialar

6-    Uyku İlişkili Hareket Bozuklukları

7-   Diğer Uyku Bozuklukları

Uyku bozukluklarının içerisinde en sık karşılaştığımız grup; Uykuda solunum bozukluklarıdır ve bu da 5 alt başlıktan oluşur.

Uykuda Solunum Bozuklukları

1-Obstrüktif Uyku Apne Bozuklukları

2- Santral uyku Apne Sendromu

3- Uyku İlilişkili Hipoventilasyon Bozuklukları

4- Uyku İlişkili Hipoksemi Bozukluğu

5- İzole semptomlar ve normal varyantlar

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Alternatif Detoks Yöntemi; Tıbbi Sülük

Diğer bir alternatif detoks yöntemi Tıbbi Sülük’tür.  Kan aldırma yöntemleri bilhassa hacamat yöntemi zaten eskilerden beri var idi. Hacamatın tedavide kuvvetli bir sünnet olarak yaygınlaşması Sülük tedavisine verilmiş olan değeri azaltmış olabilir. Sülüğe yalnız bir yüzeysel etki atıf edilmiştir. Genelde yaygın olan sülüğün bilhassa cilt hastalıklarında kullanılmasıdır. Salerno Tıp Okulunun Hocalarından Afrikalı Konstantinus – 11. YY’da Hipokrat, Galenus ve Ali bin el-Abbas’ın eserlerini çevirmiş asıl eğitiminin büyük kısmını İslam beldelerinde almıştır.  Sülük tedavisinin burada yoğun olarak uygulandığını biliyoruz. Buradan yayılan ilim Avrupa’nın çeşitli beldelerinde kabul görmüştür. Sülük terapisinin pratik uygulamaları üzerinde birleşik bir tutum bulunmamaktadır. Sülük tedavisi genelde baş kısmında ve hemoroid’lere takılırdı. Sülük Terapisi Osmanlıda da devam etmiştir. Halbuki şimdi, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tıp araştırmacılarının, sülüklerle yeniden araştırma yapmaya başladıklarını hayretle görüyoruz. Belirli şartlar altında bu hayvan, faydalı bir tedavi vasıtası kabul edilmektedir. Günümüzde alternatif tıp yöntemleri arasında yerini almakla birlikte ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından bir yönetmelik çıkarılarak hangi şartlar altında nerede ve nasıl yapılacağına dair belirli düzenlemeler yapılmıştır.
ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Alternatif Detoks Yöntemi; Hacamat

Hacamat; iki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından, çene altından, baştaki secde noktasından, dizlerden veyahut vücudun herhangi bir yerinden tedavi maksadıyla bardak, şişe veya boynuzla kan aldırma. Peygamberimiz (ASM)’in sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerindendir.

Hacamat, sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade mikrodolaşımdaki sorunları gidermek için kullanılan ve uygulanan bölgedeki kapiller kanı vücudun dışına alarak toksinlerin uzaklaştırılması esasına dayanan genel bir tedavi usûlüdür. Hz. Peygamber (ASM) hacamatın, hem hastalıklardan korunma hem de tedavi amaçlı uygulandığını, bizzat kendisinin de hacamat yaptırdığını buyuruyor ve hacamatı tavsiye ediyor. İbn Abbas, Resulullah’ın Miraç gecesinde, meleklerden oluşan bir cemaate her uğrayışında,  meleklerin kendisine, “Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!” dediklerini nakleder. (Tirmizi, Tıb, 12; İbn Mâce, Tıb, 20; Ahmed b. Hanbel, I, 354). Peygamber efendimiz (ASM) tarafından üzerinde çok durulan ve ümmetine tavsiye ettiği bir detoks yöntemidir.

Vücudun çok farklı bölgelerinden kişinin şikayetlerine göre ya da detoks yapılması amacıyla uygulanabilir. Bu bölgeleri Hekimlerin Piri İbn-i Sina’dan öğrendiğimize göre:

  • Boynun arkası:  Bu bölgeden hacamat yapmanın faydası, ‘medyan cubital venden’ kan almayla aynıdır. Göz ve alnın ağrılar,  göz enfeksiyonları, çeşitli boğaz hastalıklarında ve ağızda kötü koku olduğunda yararlıdır.
  • Alın:  Birçoklarına göre , bu yer idrak ve hafızanın bozulma tehlikesinden uzak olmalıdır.
  • Omuz başları arasında:  Bu alanda hacamat yapmanın yararı, basilik venden kan alma gibidir. Boyun ve omuzdaki ağrıları giderir.
  • Boyun tarafı: Boyun tarafından hacamat yapmanın yararı sefalık venden kan alma gibidir. O, baş titremelerini, yüz, dişler, kulak, burun ve boğazın çeşitli hastalıklarında yararlıdır.
  • Ense üzerinde hacamat: Bu yerden hacamat yapmak hafızanın bozulmasına sebep olur.
  • Omuz başlarından hacamat yapmak: Kan tükürmenin ve kanamalı bronşitin tedavisinde faydalıdır.
  • Baldırlar Üzerinden hacamat: Kanı temizleyerek ve menstrüasyonu artırır. İişman, kanları yoğun kadınlarda, bacaklar üzerinden hacamat yapmak, safen venden kan almaktan daha yararlıdır. Başın tepesinin veya occipital kemik üzerinden yapılan hacamatın, zihinsel rahatsızlıklar ve baş dönmesine iyi geldiği tahmin edilir. Bazılarına göre bu hacamat bunamayı geciktirir.
  • Çene altından hacamat: Yüz, dişler ve gırtlak hastalıklarında yararlıdır. O, başı ve alt ve üst çeneleri temizler.
  • Kalçalardan hacamat: Kalça apselerinde, gutta, basurda, fil hastalığında ve uterus ve mesane gazlarında ve sırt kaşıntısında faydalıdır. Kalçalara uygulanan hacamat, testis iltihaplarında ve kalça ve bacaklardaki çıbanlarda faydalı olur.
  • Dizlerde hacamat:  Dizlerin arka tarafından kan alma kalçaların iltihablı durumlarında yararlı olur. Birlikte hacamat yapma, amenorrehoea , siyatik ve gutta yararlı olur. (Kaynak: El-Kanun Fi’t-Tıb)

 

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Mesleki Beceri ve İletişim Dersi

2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem II 1. Kurul Mesleki Beceri Uygulama Dersi yönergesini buradan okuyabilirsiniz.

ileProf. Dr. Mustafa SAYGIN

Yeni Bir Yöntem; Göreceli Yağ Kitle İndeksi

Yeni Bir Yöntem; Göreceli Yağ Kitle İndeksi

Yeni geliştirilen “göreceli yağ kitleindeksi”, bel çevrenizin boyunuza oranını kullanıyor. Yapılan araştırmada, bu yöntemin vücut kitle indeksine göre daha iyi sonuçlar verdiğini gösteriyor. 

Body mass index (BMI) veya vücut kitle indeksi (VKİ), Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen bir kişinin kilolu olup olmadığını anlamak için kullanılan en yaygın ve basit uygulanabilen bir yöntemdir. Fakat bilim insanları yeni ve geliştirilmiş bir alternatif bulduklarını düşünüyor; 

Relative Fat Mass index (RFM), yani göreceli yağ kitlesi indeksi. 

RFM’yi tasarlayan araştırmacılar, BMI yönteminden daha doğru sonuçlar verdiğini söylüyor. Üstelik ölçmek için sadece bir mezura yeterli. Yani BMI’deki gibi tartıya çıkmak gerekmiyor.  BMI seviyenizi görmek için yapmanız gereken, kilonuzu metre cinsinden boyunuzun karesine bölmek. BMI Kilo/(Boy (metre))2    olarak hesaplanırken, RFM’de bel çevrenizin boyunuza oranı kullanılıyor.

Araştırmacılar, bu yöntemle vücut yağ oranının sağlıklı bir seviyede olup olmadığını belirlemenin daha kolay ve daha güvenilir olduğunu belirtiyor.

VKİ’de sınıflama 18.5 ve 25 arasındaki BMI değerleri sağlıklı kabul ediliyor.

26-30 arası kilolu,

31-35 arası I. derece Obez,

36-40 arası II. derece Obez,

40 ve üzeri ise Morbit Obez olarak sınıflandırılıyor.

VKİ’de Cinsiyet farkları dikkate alınmıyor, kas kitlesini her zaman doğru göstermiyor, çocuklarda ve yaşlılarda sonuçlar değişken olabiliyor. Buna rağmen, farklı toplumlarda obezite gibi sorunları takip etmek için veya bireylerde kiloya bağlı oluşabilecek sağlık sorunlarını öngörmek için yeterli, pratik bir yöntem.

RFM sisteminde hesaplama şöyle yapılıyor: Erkeklerde: 64 – (20 x boy/bel çevresi) = RFM Kadınlarda: 76 – (20 x boy/bel çevresi) = RFM

Yeni sistemin, kilo kaynaklı sağlık sorunları olan kişilere, vücut yağ oranlarını daha kolay takip etmelerini sağlayacağı ortadadır.

Vücut yağ oranları tüm vücut analizi denilen bir sistemle (TANİTA veye BİA) ile ölçülmektedir.

Yağ oranının bu şekilde bir mezür yardımı ile en azından fikir verici olarak tanımlanması oldukça yararlı olacaktır.

RFM’nin düşünüldüğü kadar doğru sonuçlar verdiğinden emin olmak için daha geniş çaplı araştırmalar gereklidir. Belki bu sayede VKİ yerine alternatif pratik bir yöntem kullanıma girmiş olacaktır.